Muhammed Emin Yıldırım: “Gemiler Gazze’ye Ulaşırsa, Akdeniz Gazze’ye Ulaşacak Bir Koridor Olacak”

Küresel Sumud Filosu, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail ablukasını kırmak amacıyla Akdeniz’e açıldı. Araştırmacı yazar Muhammed Emin Yıldırım, Fokus+’a özel açıklamasında, İsrail’in sert müdahalesiyle birçok gemiye el konulduğunu, gönüllüler gözaltına alındığını ancak filonun taşıdığı en önemli şeyin “umut” olduğunu ifade etti. Yıldırım, farklı ülkelerden yüzlerce kişinin katıldığı bu hareketi çağdaş bir “Hilfül-Fudül” olarak nitelendirilirken, küresel bir dayanışma dili doğurduğunu vurguladı.
251002ZK_R%C3%B6portaj_Kapak_-_Muhammed_Emin_Y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m-__Gemiler_Gazze%E2%80%99ye_Ula%C5%9F%C4%B1rsa%2C_Akdeniz_Gazze%E2%80%99ye_Ula%C5%9Facak_Bir_Koridor_Olacak_-Naman_Baka%C3%A7_(R%C3%96PO.jpg

02.10.2025 - 12:34  |  Son Güncellenme:  02.10.2025 - 12:45

Küresel Sumud Filosu, ağustos başından bu yana Gazze ablukasını kırmak için Akdeniz sularını yararak ilerlerken, 1 Ekim gecesi barbar İsrail’in saldırısına maruz kaldı. Barbarların saldırısında birçok filo gönüllüsü gözaltına alındı, gemilere el konuldu. Ancak bu röportajın yazıldığı saatlerde ablukayı kıran filo içindeki Mikeno gemisinin Gazze’ye ulaştığı haberi alındı. 

Fair Lady gemisi ile Mikeno isimli filo içindeki bu gemilerden kimi kaynaklar ise haber alınamadığını geçtiler. Bir tür direniş ve bekleyiş sürüyor. Her ne olursa olsun Sumud Filosu, İsrail’e korku, barbarların saldırısına uğrayanlara kararlılık yani “sumud” aşılarken, dünyaya ve insanlığa da umut oldu. 

Filodaki aktivist ve gönüllülerin canlı yayın yaptıkları kamera görüntülerini izlerken, o canlı yayın esnasında güvertelerde her bekleyişlerini gördüğümde Nobel ödülü sahibi J. M. Coetzee’nin “Barbarları Beklerken” romanı aklıma geliveriyor. Evet bu bekleyiş araştırmacı yazar Muhammed Emin Yıldırım’ın dediği gibi İsrail’den kaynaklı bir korku değil tüm dünyaya aslında barbarların kötücüllüğünü de kameraya yansıtarak, insanlığın canlı bir şekilde bu kötülük galerisini izlemesine vesile oluyorlar.

Barbarların kötücüllüğünü dünyaya gösteren filo katılımcılarından biri de Siyer Vakfı’nın kurucusu, araştırmacı yazar Muhammed Emin Yıldırım. Kendisi barbarlar tarafından Florida gemisindeyken gözaltına alındı. Muhammed Emin Yıldırım ile gözaltına alınmadan önce Küresel Sumud Filosu’na olası askeri müdahaleyi, yaptıkları hazırlıkları, neyi hedeflediklerini ve barbarları beklerken ne hissettiğini sorduk. 


“İsrail filoya saldırabilir, gemileri ele geçirebilir ancak katılımcılarda gördüğüm Gazze’ye ulaşma hasretinden başka bir şey yok”

İsrail, Küresel Sumud Filosu’na Gazze’ye yaklaşmasın diye sizlere uyarıda bulunacak. Siz de kararlılıkla yola devam edeceksiniz. İsrail’in Sumud Filosu’na yönelik tavrının ne olacağını öngörüyorsunuz? Öngörülerinize göre ne tür hazırlıklar ve planlamalar yaptınız?

Evet, bununla alakalı onlarca senaryo konuşuluyor. Yani İsrail'in bundan önceki gemilere yaptığı müdahaleler zaten malum. Hiçbir gemiyi Gazze'ye ulaştırmadı. Hatta Gazze'ye yaklaştırmadan müdahale ettiği bir alan var ki biz o alana doğru şu anda yaklaşıyoruz. Yarın sabah saatlerinde oraya varmış olacağız. Gemilere saldırabilir, gemileri ele geçirebilir, gemileri batırabilir. Tehditler savuruyor çünkü bu manada. Başka şeyler de yapabilir. Katılımcıları tutuklayabilir, gözaltına alınabilir. Hatta daha ötesini bile yapabilir. Çünkü karşımızdaki gücün İsrail'in hiçbir sınırı yok, hiçbir ahlakı yok, hiçbir merhameti yok. Kanun tanınmaz bir güç ve dünyanın küresel güçleri tarafından şımarık bir çocuk gibi büyütülmüş ve halen de şımarık bir çocuk gibi arkası sıvazlanmakta. 

Ne yaparsa yapsın kimse de hesap sormayacağı için bu manada pervasızca davranıyor. Böyle olmasına rağmen buraya katılan bütün katılımcılar bunu biliyorlar. İsrail'in nasıl bir güç olduğunu bilmeyen yok. Ama buna rağmen Gazze'deki insanların çektiklerinden dolayı görebileceğimiz ya da yaşayabileceğimiz hiçbir şeyi şu anda inanın ki düşünmüyoruz. Evet, birtakım şeyleri konuşuyoruz ve tedbir adına bazı şeyler de alıyoruz. Ama bunların hepsinin yanında bütün katılımcılarda en azından benim görebildiğim Gazze'ye ulaşma hasretinden başka bir şey yok. Oraya ulaşalım ve ablukayı kıralım. Ondan sonrasını düşünmüyor bile katılımcılar. Yani şu anda Allah bir sükunet, sekinet indirmiş kalplerimize. Yüreklerimizden korkuları almış adeta. Gayet sakin bir şekilde hedefimize kilitlenmiş bir vaziyette adım adım Gazze'mize yaklaşıyoruz. Olabileceklerin hepsine de rıza gösteriyoruz. Takdirden öte yok. Allah ne takdir etmişse o takdir ettiğini yaşayacağız. Ve o takdir ettiği de bizim için tabii ki hayır olacak. Yeter ki bu hayır Gazze'nin hayrına olacak bir adım olmuş olsun. Ondan gayrı başka düşündüğümüz herhangi bir şey yok. 

“Bu filo sivil bir filo, askeri bir filo değil. Umarız ki israil buna göre davranır ancak karşımızda ahlak tanımayan bir güç olduğunu da biliyoruz”

Bildiğiniz gibi Gazze’ye giden birkaç filo oldu geçmişte. Mavi Marmara bunların başında geliyor. Şayet dana önce Mavi Marmara, Madleen ve Hanzala Gemisi’nde yaşandığı gibi askeri bir saldırı, ya da tekneleri gasp etme gibi durumlar söz konusu olursa filo olarak ne yapmayı düşünüyorsunuz? 

Öncelikle bu filo sivil bir filo yani askeri bir filo değil. Biz sivil insanlarız. Yanımızda şiddet içeren herhangi bir şey yok. Tamamen insani bir yardımı ulaştırma noktasında harekete geçtiğimiz için bu sivil bir hareket. Dolayısıyla umuyoruz ki İsrail buna uygun davransın ama biraz önce dediğimiz gibi sınır ve ahlak tanınmayan bir güçle de karşı karşıya olduğumuzun bilincindeyiz. Biz elimizden geldiğince yani işin son noktasına kadar gemilerimizin Gazze'ye ulaşmasının mücadelesini vereceğiz. Artık şartlar neyi gösterecek, nasıl bu mücadeleyi vereceksek, nasıl direneceksek o anki duruma göre. Çünkü neyle karşılaşabileceğimizi inanın ki kestirebilmek mümkün değil. Onun için biz istiyoruz ki herhangi bir şiddetvari olay yaşanmadan, insani ve vicdani olarak yola çıkan bu gemilerimiz bir şekliyle Gazze'deki o insanlara ulaşabilsin ve Gazze'nin sahillerine varabilsin. Ama önümüzde şartların ne göstereceğini de ancak yaşayarak görmüş olacağız. Dediğim gibi bizim filomuzun genel anlamdaki kanaati yola çıkan bu gemilerin hiçbir engellemeye takılmadan, Gazze'ye ulaşabilmesi. İnşallah da bu hedefimize ulaşacağız. 


“Sumud Filosu’nun taşıdığı en önemli şey umut”

Küresel Sumud Filosunda bulunan biri olarak Gazze’ye ve insanlığa ne taşıyorsunuz?

Taşınan en önemli şey inanın ki umut. Başka bir şey değil. Çünkü bizim taşıdığımız yardımlar öyle üst düzey şeyler değil. Bugün iki milyona yakın Gazzeli, açlığın silah olarak kullanıldığı bir süreci yaşıyor. Bu gemilerin tamamı insani yardım taşısa bile yine de Gazzelilere bir iki gün yetecek kadardır. Bu manada taşınan azıkların sembolik anlamda bir değeri var ama asıl burada amaçlanan şey iki yıldır oradaki çok ciddi bir zulme ve soykırıma dönüşen ambargoyu kırabilmek, ablukayı delebilmek. Dolayısıyla bu umudu taşıyor bu gemiler ve dünyaya Gazze'lilerin yaşadıkları bu trajedi, bu acı, bu ızdırap karşısında hiçbir hukuk, ahlak, sınır, merhamet tanımayan zalim bir gücün varlığını bir daha dünyanın gündemine taşımak istiyor. 

Eğer bu gemiler Gazze’ye ulaşırsa yepyeni bir sürecin başlangıcı olacak ve bu başlangıçla beraber başka filolar Akdeniz’in yolunu tutacak. Akdeniz Gazze'ye ulaşacak bir koridor olacak ve dünyanın vicdan sahibi insanları bundan sonra Gazze'deki mazlumlara sürekli buradan yani denizlerden bir umudu taşımanın gayretini verecekler. Onun için de Sumud Filosu çok önemli fonksiyonu icra ediyor. 

Araştırmacı Yazar Muhammed Emin Yıldırım

Eğer bu umut yarı yollarda kalmaz ve neticeye ulaşırsa Allah'ın izniyle bundan sonraki süreç bambaşka olacak. Ama ne olursa olsun önemli olan yola çıkmaktı. Yola çıkmak bile bir umuttur. Şu anda umut taşıyan bu gemilerimiz aslında bundan sonraki süreçte de bu umudun taşınabileceğine dair bir yol açıyorlar. Dolayısıyla bundan dolayı çok önemli bir adım atılmış oluyor. Bakalım Mevla bu işin nihayetini nereye vardıracak?

“Küresel Sumud Filosu, çağdaş bir Hilfül-fudül hareketi”

Küresel Sumud Filosu'na katıldıktan sonra hayatınızda ne tür değişiklikler oldu? Gazze'ye beraber yol aldığınız farklı ülke, etnik ve inanıştan insanlarla olan beraberliğiniz sizde hayata ve dünyaya dair ne tür bir deneyim oluşturdu? Ne tür bir değişim geçirdiniz? 

Şimdi tabii bir insan kendi hayatının çemberi içerisinde yaşadığında, hayatı sadece kendinden ibaret zannediyor. Salt kendi ve çemberindeki o hayat yani bir nevi zindanı, birçok şeyi yaşamasına, daha doğrusu algılamasına ve hissetmesine bazen engel oluyor. Ama Filo'ya katıldığımız daha ilk gün, Tunus'a geldiğimizde orada 1000'e yakın insan o gün vardı. O kalabalığı ve manzarayı gördüğümüzde benim aklıma ilk gelen çağdaş bir Hilfül-Fudül’un yaşandığıydı. Yani erdemliler hareketi... 

Hilfül-Fudül malum siyerde, zalime karşı mazlumdan yana olma noktasında bilinir. Zalime karşı mazlumdan yana olma adına Hz. Muhammed’in gençliğinde dahil olduğu bir erdemliler hareketiydi. Bu filo da aynen böyleydi ve böyle bir tabloyu yansıtıyordu. Şu an 600’e yakın katılımcı var ancak ilk günlerde elenmeyenlerle beraber bu sayı bine yakındı. 

Katılımcılar dünyanın birçok farklı coğrafyasından, farklı dininden, farklı renginden ama ortak bir davayla bir araya gelmişlerdi. O da zalime karşı mazlumdan yana olma meselesiydi. Dolayısıyla insan bunu bizatihi yaşadığı zaman, umut adına şey yeniden yeşermiş oluyor. Demek ki dünya hep kötülerden müteşekkil değil. Dünyanın iyi insanları da var. Dünyanın aydınlık ve vicdan sahipleri var. Gazze için ağlayan, Gazze için yüreği yanan, sadece Müslümanlar değil Müslüman olmayanlar da var. Gazze’ye ağlamak için Müslüman olmak şart değil. Yani dolayısıyla bir insan, insanlığını kaybetmemişse, temiz bir fıtratı varsa, vicdanı aydınlıksa, Gazze için bu manada bir şeyler yapabilir. Bu filoda bir kez daha bunu görebildik. 

“Siyonizm denen hastalıkla Müslümanlar tek başına değil, dünyanın aydınlık insanlarıyla beraber mücadele etmeli”

İkinci bir husus daha var. Arkamızda ve önümüzde küresel bir kötülük var aslında. Organize ve küresel bir kötülük. Çok güçlü, çok yönlü bir şekilde dünyayı ifsad etmeyi kendisine hedef olarak edinmiş bir kötülük bu. Siyonizm denilen bu kanser hücresi, adeta insanlığın başına bela olmuş bir hastalık. Bu hastalıkla Müslümanlar olarak bizim tek başımıza çıkabilmemiz mümkün değil. Bütün dünyanın aydınlık insanlarıyla beraber hareket etmemiz gerekiyor. İşte bu filoda bunu da bir kez daha gözlemleme imkanı bulduk. Demek ki dünyanın iyi insanları, vicdanı aydınlık insanlar bir araya geldiğinde organize bir kötülüğün karşısında bile ses ortaya çıkarabiliyor. Sessizliğe mahkum edilen Gazze için ortaya gür bir seda koyabilecek bir adım atılabilirmiş duygusu oluşuyor insanda. Bunu da bir kez daha gözlemleme imkanı bulduk. 

Daha çok şey var ama son bir şey daha söyleyeyim o da şu ki küresel anlamda bundan sonra bir direniş dilinin geliştirilebileceğine dair umutlarımız arttı bu filo ile. Demek ki gerçekten yapılabilirse dünyanın farklı yerlerindeki iyi insanlar organize olabilir.  Devletlerin sessiz kaldığı hatta halkı Müslüman olan 57 tane ülkenin bile sessiz kaldığı, Gazze'yi yalnızlığa mahkum ettiği ve iki yıldır ambargoyu yaşattığı bir ortamda, bu süreç gösterdi ki demek ki bir yol bulunabilirmiş. Yani iyi insanlar bir araya gelip gemilere binince, Akdeniz'i yol edinebilirmiş. Netice ne olacak önemli değil ama somut bir adım atılabilirmiş. Somut bir adımın atılabileceğine dair de bir umudun ortaya çıkması bu manada çok çok kıymetli. İnşallah bundan sonra da bu organize faaliyetlerin ve bu düzenli çalışmaların devamı gelir ve nihayetinde inşallah dünyanın bütün zalimlerinin birer birer devrildiğini, mazlumların da güldüğü günlere erişmiş oluruz. En yakın zamanda da Gazze'mize kavuşup, Gazze'mizdeki o kardeşlerimizle hasret gidermeyi Rabbimiz bizlere nasip etsin diye dua ediyorum.

“İsrail’in gemileri bize yaklaşmış, Allah ise bize daha yakın”

İsrail askerleri ve botları sizlere yaklaşıyor. Ne hissediyorsunuz?

Onların gemileri bize yaklaşmış, Allah (cc) bize daha yakın… Hasbünallahu ve Ni'mel Vekil… Korkuyoruz ama İsrail’den değil, Gazze’nin kıyılarında bekleyen çocuklara ulaşamamaktan korkuyoruz... Sumud Filosu, denize bırakılmış bir dua, insanlığa yazılmış bir mektup, susturulmuş mazlumların haykırışı olduğu için bizler pes etmeden yolumuza devam edeceğiz. Gazze’ye kalan mesafe çok az artık. Dillerimiz de ise şu ayet var: “Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler. (Yasin 9)