İFM Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem: “Finansın Geleceği Teknolojide Şekilleniyor”

İstanbul Finans Merkezi (İFM) Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem; küresel sermaye ekseninin Doğu’ya kaydığı bir dönemde İFM'nin kuruluş vizyonunu, uluslararası yatırımcılara sunulan operasyonel-hukuki avantajları ve finansal teknolojilerin merkez üssü olma hedeflerini Fokus+ için değerlendirdi.
roportaj-istanbul-finans-merkezi-ceo-su-ahmet-ihsan-erdem-gelecegin-finans-merkezi-teknoloji.jpg

13.07.2026 - 14:13  |  Son Güncellenme:  05.08.2026 - 15:55

Küresel ekonomide güç dengeleri değişirken, finans merkezleri de yeniden şekilleniyor. Uzun yıllar boyunca Londra, New York, Hong Kong ve Singapur gibi şehirler sermayenin yönünü belirleyen başlıca merkezler oldu. Ancak üretim, ticaret ve yatırım eksenlerinin Asya, Orta Doğu ve Avrasya'ya doğru genişlemesiyle birlikte yeni finans merkezleri de uluslararası rekabette daha görünür hâle geliyor. 

Bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olmayı hedefleyen İstanbul Finans Merkezi (İFM), Türkiye'nin finans sektörünü tek bir çatı altında buluştururken, İstanbul'un tarihsel ticaret mirasını çağın finansal ihtiyaçlarıyla buluşturmayı amaçlıyor. Finansal teknolojilerden uluslararası yatırım ortamına, genç yeteneklerden bölgesel finans vizyonuna kadar uzanan bu yeni yapılanma, İstanbul'u küresel sermaye ağlarının daha güçlü bir parçası hâline getirmeyi hedefliyor. 

İFM Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, kurumun kuruluş vizyonunu, uluslararası yatırımcılara sunduğu imkânları, finans teknolojilerindeki dönüşümü ve İstanbul'un gelecekteki rolünü Fokus+’a anlattı.

İFM Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem

İstanbul’un tarihsel olarak ticaretin, üretimin ve finans akışlarının kesişim noktası olduğunu biliyoruz. Bugün ise bu mirasın İFM ile birlikte yeniden tanımlandığı bir süreçten söz ediyoruz. Siz bu dönüşümü nasıl değerlendiriyorsunuz? 

İstanbul tarih boyunca kara ve deniz ticaret yollarının kesiştiği, farklı kültürleri, sermayeyi ve fikirleri bir araya getirmiş bir şehir. Doğu ile Batı arasında kurduğu köprüyle, yüzyıllar boyunca ticaretin olduğu kadar, finansal hareketliliğin de merkezlerinden biri oldu. Bugünse bu tarihsel birikim, küresel finansın yeni dinamikleriyle buluşarak, İstanbul'u bölgesel ve uluslararası ölçekte güçlü bir çekim merkezi hâline getiriyor. 

Günümüzde sermaye güçlü altyapıya, erişim imkânlarına ve entegre ekosistemlere yöneliyor. İstanbul da stratejik konumu, genç insan kaynağı, gelişmiş ulaşım altyapısı ve bölgesel erişim gücüyle önemli avantajlar sunuyor. İFM de bu mirasın üzerine inşa edilmiş, finans sektörünün tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturan yeni nesil bir finans merkezi. Farklı noktalara yayılmış finansal yapıyı tek bir merkezde bir araya getiriyoruz. Kamu kurumlarından bankalara, portföy yönetim şirketlerinden teknoloji girişimlerine kadar çok geniş bir ekosistemi İFM’de buluşturuyoruz. Hedefimiz İstanbul'u sadece Türkiye'nin değil, öncelikle bulunduğu bölgenin, ardından da küresel finans sisteminin önemli merkezlerinden biri hâline getirmek. 


İFM'yi sadece fiziksel bir yatırım alanı ya da kurumsal yapı olarak değil, Türkiye’nin ekonomik ve stratejik vizyonunun bir yansıması olarak düşündüğümüzde; bu merkezin ortaya çıkışını gerekli kılan temel ihtiyaçlar nelerdi? Bu proje hangi boşluğu doldurmayı hedefliyor? 

Öncelikle İFM’yi bir yerleşke projesi olarak değil, Türkiye'nin finansal rekabet gücünü artıracak stratejik bir merkez olarak değerlendiriyoruz. Çünkü ülkelerin küresel ekonomideki ağırlığını sadece üretim kapasiteleri değil, finansal ekosistemlerinin gücü de belirliyor. Ülkemiz son yıllarda üretimde, ihracatta ve uluslararası ticarette önemli bir ivme yakaladı. Bölgesinde ekonomik ağırlığını artıran, yatırım çeken ve ticaret hacmini büyüten bir ülke olarak, finans alanında da daha güçlü bir yapıya ihtiyaç duyuyordu. İFM de bu ihtiyacın bir sonucu olarak hayata geçirildi.  

İstanbul Finans Merkezi (İFM)

İFM'nin uluslararası yatırımcılara sunduğu avantajlar nelerdir? 

Yatırımcıların kararlarını tek bir faktöre bağlamadığını, özellikle üç ana eksende değerlendirme yaptıklarını söyleyebiliriz. İlk olarak operasyonel ve hukuki altyapı öne çıkıyor. Yatırımcılar kendi iş yapma standartlarını burada ne kadar rahat uygulayabileceklerine bakıyor. İFM Kanunu ile sağlanan sözleşmelerde hukuk seçimi yapabilme ve yabancı para birimiyle defter tutabilme gibi imkânlar bu açıdan önemli kolaylıklar sunuyor. İkinci önemli alan: teşvik yapısı ve yetenek erişimi. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan yeni düzenlemeler, İFM'nin uluslararası finans ve ticaret ekosistemindeki konumunu güçlendirdi. Aynı zamanda Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu, finans sektörünün ihtiyaç duyduğu insan kaynağı açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Yurt dışından gelen veya geri dönen profesyonellere yönelik gelir vergisi teşvikleriyle bu yetenek havuzunu daha da destekliyoruz. Üçüncü başlıksa erişim ve operasyonel süreklilik. İstanbul’dan dört saatlik uçuş mesafesiyle 1,3 milyar kişilik nüfusa ve 30 trilyon dolarlık bir pazara ulaşılabiliyor. Bu da kurumlar için yalnızca maliyet avantajı değil, aynı zamanda geniş bir operasyon alanı anlamına geliyor. Tüm bu avantajlarla birlikte İstanbul'u farklılaştıran en önemli unsurun, coğrafi avantajını güçlü bir finans, yetenek ve teşvik ekosistemiyle birleştirebilmesi olduğunu düşünüyorum. 


Finans sektörü bugün yapay zekâdan blokzincire, dijital varlıklardan yeni nesil fintech çözümlerine kadar çok hızlı bir dönüşüm içinde. Bu değişim sadece araçları değil, finans merkezlerinin doğasını da değiştiriyor. Sizce önümüzdeki 10 yılda bir finans merkezini “merkez” yapan şey ne olacak? 

Önümüzdeki dönemde finans merkezlerini birbirinden ayıracak unsurun bina sayısı ya da fiziksel büyüklük değil, teknoloji üretme ve yeniliği ölçeklendirme kapasitesi olacağını düşünüyorum. Yapay zekâ, blokzincir, dijital varlıklar, açık bankacılık ve yeni nesil ödeme sistemleri, finans sektörünü kökten dönüştürüyor. Bu dönüşümde başarılı olacak merkezlerse teknoloji şirketlerini, girişimcileri, yatırımcıları, düzenleyici kurumları ve akademiyi aynı ekosistemde buluşturabilenler olacak. Biz de finansal teknolojileri stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. İFM bünyesinde hayata geçirdiğimiz Fintech Zone İstanbul ile girişimlerin doğrudan finans sektörüyle temas kurabildiği, ürün geliştirebildiği ve uluslararası ölçekte büyüyebildiği bir yapı sunuyoruz. Geleceğin finans merkezleri; teknolojinin üretildiği, test edildiği ve küresel ölçekte ihraç edildiği merkezler olacak. Biz de İstanbul'u bu dönüşümün önemli oyuncularından biri hâline getirmeyi hedefliyoruz. 

İFM Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem

Türkiye’de kariyerini finans, ekonomi ve teknoloji ekseninde şekillendirmek isteyen gençler için İFM nasıl bir anlam taşıyor? Burada oluşan ekosistem, genç profesyoneller için nasıl bir fırsat ve aynı zamanda nasıl bir sorumluluk alanı yaratıyor? 

Bence İFM’nin gençlere sunduğu en önemli avantaj, farklı disiplinleri aynı ekosistemde buluşturması. Finans dünyası artık sadece bankacılığı değil, veri analitiğinden yapay zekâya, siber güvenlikten fintech çözümlerine kadar çok geniş bir alanı kapsıyor. İFM'de gençler hem geleneksel finans kurumlarıyla hem de yeni nesil teknoloji girişimleriyle aynı ortamda çalışma ve öğrenme fırsatı bulabiliyor. Özellikle Fintech Zone İstanbul sayesinde girişimciler için önemli bir gelişim alanı var.

Burada hem teşviklerden yararlanıp hem de yatırımcılarla, finans kuruluşlarıyla ve kamu kurumlarıyla doğrudan temas kurabilmek de büyük bir avantaj sağlıyor. Diğer taraftan dünyanın farklı bölgelerindeki finans merkezleriyle geliştirdiğimiz uluslararası iş birlikleri sayesinde, eğitim, bilgi paylaşımı ve profesyonel gelişim alanlarında yeni fırsatlar ortaya çıkıyor. Bu sayede gençlerimiz bölgesel ve küresel finans ekosistemlerini de daha yakından tanıma imkânı buluyor. Ben gençlerimizin önümüzdeki dönemde finans ve teknolojinin kesişim noktasında çok güçlü başarı hikâyeleri yazacağına inanıyorum. İFM bu yolculukta onların kendilerini geliştirebilecekleri önemli bir platform olacak. 


Son olarak, biraz geleceğe bakalım: 20 yıl sonra İFM geriye dönüp anlatıldığında, sizce bu projenin en çok hangi yönü konuşulmalı? İnsanların hafızasında nasıl bir iz bırakmalı? 

İstanbul'un hikâyesi yüzyıllardır ticaretin, yatırımın ve kültürlerin buluşma hikâyesi oldu. İFM'nin de bu hikâyenin yeni dönemini temsil eden, Türkiye'nin finansal ekosistemini güçlendiren, uluslararası yatırımlar için güçlü bir çekim merkezi oluşturan, ekonomik büyümeyi destekleyen bir proje olarak anılmasını temenni ediyoruz.