Eski Pakistanlı Subay: Hindistan’ı İsrail Desteklerken Bizi Türkiye ve Çin Destekliyor
13.05.2025 - 14:56 | Son Güncellenme: 29.08.2025 - 15:17
Geçtiğimiz günlerde dünyanın gözü, Hindistan ve Pakistan arasında yaşanan çatışmalara çevrildi. Hindistan, iki ülke arasındaki en önemli çatışma alanı olan Keşmir'e doğru bir dizi füze fırlatırken. Pakistan, Hindistan'ın saldırısını püskürtmeyi başardı.
Gerilimin tırmanması büyük bir savaşın patlak vermesi ihtimalini düşündürürken Amerika, tarafların bir ateşkes anlaşmasına vardığını açıkladı. Fakat bu ateşkesin uzun süreli olmayacağı, Hindistan'ın ateşkese birkaç kez ihlalde bulunması ve iki ülke arasındaki gerilimin devam etmesi nedeniyle bekleniyor.
Bu çatışmanın detaylarını ise Fokus+ olarak Eski Pakistan Hava Kuvvetleri Subayı Sultan Mehmood Haliyle ile konuştuk. Hali, yönelttiğimiz sorulara şu şekilde cevapladı:
6 Mayıs 2025'te Hindistan "Sindoor Operasyonu" adlı bir operasyon başlattı ve Pakistan'da çeşitli hedefleri vurdu. Bu operasyonun arkasındaki stratejik hedefleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hindistan'ın sahte bayrak operasyonları düzenleme ve ardından Pakistan'ı bundan sorumlu tutma alışkanlığı vardır. Pakistan'a önemli bir yetkili her ziyaret ettiğinde bunu yapmıştır. Başkan Clinton ziyaretinde, Madeleine Albright ziyaretinde ve son olarak Başkan Yardımcısı J.D. Vance ziyaretinde, Hindistan bu sahte bayrak operasyonlarını gerçekleştirdi ve Pakistan'ı suçladı.
Stratejik amaçlara gelince, bunlar öncelikle Pakistan'ı istikrarsızlaştırmaktır çünkü Hindistan Keşmirlileri sadece bugün değil, son 75 yıldır baskı altında tutmuştur.
Bu olay 22 Nisan'da Pahalgam'da gerçekleşti. Herhangi bir soruşturma beklemeden, sadece 10 dakika içinde suçlama Pakistan'a yöneltildi. Pakistan ise "Eğer kanıtınız varsa bize verin, ya da soruşturmamıza izin verin, veya Türkiye, Çin veya Rusya gibi güvendiğiniz üçüncü bir ülkenin soruşturma yapmasına izin verin" diyerek karşılık verdi.
Hindistan dinlemeyi reddetti ve silahlı kuvvetlerini güçlendirmeye çalışmaya ve şovenizme kapılmaya devam etti, böylece bir savaş havası yaratıldı. 2019 Şubat'ta da tam olarak aynı şeyi yapmış ve bize saldırmaya çalışmıştı. 26 Şubat 2019'da Balakot'ta sözde cerrahi operasyonunu gerçekleştirdi. Ancak 27'sinde biz karşılık verdik, iki uçaklarını düşürdük ve pilotlarından birini canlı ele geçirdik.
Pakistan, Hindistan'ın saldırılarına yanıt olarak beş Hint savaş uçağını düşürdüğünü bildirdi. Pakistan'ın bunu başarmasını sağlayan teknolojik yetenekler hakkında bilgi verebilir misiniz?
Pakistan Hava Kuvvetleri, Hindistan Hava Kuvvetleri'nin üçte birinden daha küçüktür. Hindistan'ın daha fazla savaş uçağı ve daha gelişmiş uçakları var. 2019'da onlara uygun bir cevap verdiğimizde, Hindistan Başbakanı Modi, Fransız Rafale uçaklarına sahip olsaydı bize ders verirdi demişti. Şimdi Hindistan Fransız Rafale'leri temin ettiğine göre, bize ders verebileceğini gösterecek. Hindistan'ın bilmediği veya halkından gizlemeye çalıştığı şey, Pakistan Hava Kuvvetleri'nin sayıca az olmasına rağmen çevik olduğu ve daha iyi eğitim sayesinde dezavantajlı durumlara karşı savaşabildiğidir.

JAS10'u edindik. JF-17 Thunder ve F-16'larımızı modernize ettik ve Çin'den PL-15 görüş menzili ötesi füzeleri edindik. JF-17 Thunder'larımızı bunlarla donattık. Hindistan'a bu füzelerin uzaktan kontrol kapasitesine sahip olduğu söylendi. Sınırımızda kalarak 300 kilometre mesafeden Hint uçaklarını hedef alabiliriz.
Dün gece, daha doğrusu bu sabah Hindistan uçaklarını havalandırdı, ama biz onları düşürdük. Siz beş diyorsunuz, şu anda aldığım bilgilere göre altı tane var. Üçü Rafale, onları düşürdük çünkü sadece sinyallerini karıştırmakla kalmadık, aynı zamanda onları parçaladık. Ayrıca bir Su-30 ve bir MiG-29 da düşürdük. Altıncısı hakkında henüz raporum yok.
Çin üretimi sistemlerin, özellikle HQ-9B yüzeyden havaya füzelerin, bu engellemelerde rol oynadığına dair raporlar var. Çin'in Pakistan'ın hava savunma kapasitesini geliştirmedeki rolü ne kadar önemli?
Çin'in rolüne gelince- öncelikle, bizim bir İngiliz sömürgesi olduğumuzu anlamanız gerekir. Bağımsızlığımızı kazandığımızda, İngiltere'den bazı ikinci el ekipmanlar aldık. Daha sonra, SEATO ve CENTO savunma anlaşmalarını imzaladığımız için Amerika Birleşik Devletleri ile dost olduk. Rusya tamamen Hindistan'ı donatırken, biz çok miktarda Amerikan ekipmanı aldık.
Ancak 1965 savaşında Amerikalılar, ABD'den silah tedariki üzerine ambargo uyguladılar. Hindistan etkilenmedi çünkü tüm silahları Rusya'dan geliyordu. O zamanlar Çin teknolojisi çok gelişmiş değildi, ama bize MiG-19 gibi saldırı silahlarının yanı sıra hava savunma ekipmanları verdiler.
Zaman içinde Çin teknolojisi dünya standartlarında gelişti. JF-17 Thunder gibi ortak girişimlerimiz oldu. JF, Çinliler ve Pakistanlıların birlikte geliştirdiği "Joint Fighter" (Ortak Savaşçı) anlamına gelir. Çinliler bize Rafale ile karşılaştırılabilir JC-10 savaş uçağını verdiler. Sonra bize, Rafale'lerin taşıdığı Meteor füzesinden üstün olan PL-15 füzesini verdiler. Meteor füzesinin menzili sadece 200 kilometredir ve sinyal karıştırmaya karşı hassastır.
Pakistan'da geliştirdiğimiz teknolojilerde Çinliler bize yardım etti ve ayrıca Türk dostlarımızdan da destek aldık. Türkiye ve Çin'in yardımıyla kendi dronelarımızı ve İHA'larımızı geliştirdik. Bunlar gökyüzünden böcekler gibi düşen Hint Heron'larından çok daha üstündür.
Hindistan'ın bu operasyonda SCALP füzeleri ve AASM Hammer bombalarıyla donatılmış Rafale jetleri kullandığı bildiriliyor. Bu durum bölgedeki hava savaşının gelişen doğası hakkında neler gösteriyor?
Hindistan Rus teknolojisinin yanı sıra İsrail teknolojisine güvenmiştir. Şu anda Amerikalılara da çok yakınlar, bu yüzden Amerikan teknolojisini de alıyorlar. Ancak İsrail özellikle onlara çok fazla ekipman sağlıyor.
2019'da Pakistan'ın Balakot bölgesinde sözde cerrahi operasyon gerçekleştirdiklerinde, İsrail'in Popeye füzeleriyle donatılmış 12 Mirage 2000 uçağı kullandılar. Hintliler İsrail ekipmanına çok güveniyorlar.

Programdan önce bana Pakistan'da, Pakistan'ın nükleer testler gerçekleştirdiği 1998'de bulunduğunuzu söylediniz. O dönemde, İsrailli pilotların Hindistan'da, Srinagar'da olduğu ve uçaklara Hint bayrakları çizildiği istihbaratına sahibiz. Nükleer tesislerimize saldırmaya çalışıyorlardı.
Hindistan şimdi Fransız Rafale jetlerini temin etti. 2019'daki karşılaşmamızda, Modi 'Fransız Rafale'lere sahip olsaydık, Pakistan'a ders verirdik' demişti. Şimdi bu jetlere sahipler ama yine de karşımızda başarısız oldular. Biz de JF-17 Thunder ve modernize edilmiş F-16'larımızla onlara karşı koyabildik. Artık hava savaşları teknoloji ve elektronik savaş kabiliyetleri etrafında şekilleniyor. Pilotlarımızın eğitimi ve çevikliği her zaman olduğu gibi kritik öneme sahip olmaya devam ediyor.
Her iki tarafın da gelişmiş teknolojileri kullandığı göz önüne alındığında, Güney Asya'da hava muharebe ve savunma stratejilerinin geleceğini nasıl öngörüyorsunuz?
Ne kadar gelişmiş ekipman edinirseniz edinin, günün sonunda önemli olan silahın arkasındaki insan, o silah sistemini kullanan kişidir. Pilotlarımızın sadece Allah'a değil, eğitime ve sayısal dezavantaja karşı savaşma çevikliğine inandıkları bir atmosfer yarattık.
F-16 gibi benzer uçaklara sahip olduğumuz, çok saygı duyduğumuz Türk dostlarımızla, özellikle pilotlarıyla tatbikatlara katıldım. Birbirimizden çok şey öğrendiğimiz ortak tatbikatlar gerçekleştirdik.
Gelecekte, elektronik savaş kapasiteleri ve uzun menzilli füzeler gibi teknolojiler hava savunmasında daha da önemli hale gelecektir. Hindistan daha fazla sayıda savaş uçağına sahip olabilir, ancak bizim elektronik savaş yeteneklerimiz ve pilot eğitimimiz bu dezavantajı telafi ediyor. PL-15 füzeleri gibi 300 km menzilli silahlar, geleneksel hava savaşı doktrinlerini değiştiriyor.
Ayrıca, drone ve İHA teknolojileri giderek daha önemli hale gelecek. Türkiye ve Çin'in yardımıyla geliştirdiğimiz kendi drone teknolojimiz, İsrail'in Hindistan'a sağladığı Heron'lardan daha üstün. Bu teknolojik gelişmeler, bölgedeki güç dengelerini değiştirmeye devam edecek.