BM Uzmanı Siyam: "Avrupa'nın Filistin’i Tanıması Vicdan Temizliği mi?

Avrupa’nın Filistin’i tanıma kararları, çoğu çevrede sembolik bir “vicdan temizliği” olarak görülüyor. Fokus+’a özel açıklamalarda bulunan BM Uzmanı Abdelhamid Siyam ise İsrail’in Filistin’in varlığını inkar eden politikalarının sürdüğünü ve BM İnsan Hakları Konseyi’nin soykırım raporunun uluslararası toplumu harekete geçirebilecek kritik bir döneme işaret ettiğini vurguluyor.
Fokus+
BM-Uzman%C4%B1-Siyam--_Avrupa_n%C4%B1n-Filistin_i-Tan%C4%B1mas%C4%B1-Vicdan-Temizli%C4%9Fi-mi-_ (1).jpg

25.09.2025 - 15:56  |  Son Güncellenme:  25.09.2025 - 16:09

Son dönemde birçok Avrupa ülkesinin Filistin devletini tanıma kararları alması, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Ancak bu kararların sembolik mi yoksa gerçek bir değişimin habercisi mi olduğu tartışma konusu. Özellikle İsrail'in Gazze'deki operasyonları ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri sürerken, bu tanımaların pratik etkisi sorgulanıyor.

BM İnsan Hakları Konseyi'nin yayınladığı rapor, işgal altındaki Filistin topraklarındaki durumu soykırım suçu olarak nitelendirirken, uluslararası toplumun somut adımlar atması bekleniyor. Bu kritik süreçte Avrupa ülkelerinin tutumu ve BM raporunun etkileri büyük önem taşıyor.

Bu gelişmelerin analizi ve Filistin sorununun geleceği hakkında daha fazla bilgi edinmek için Fokus+ olarak BM Uzmanı Gazeteci ve Analist Abdelhamid Siyam ile bir röportaj gerçekleştirdik. Siyam, yönelttiğimiz sorulara şu şekilde cevap verdi:


Avrupa ülkelerinin Filistin devletini tanıması konusundaki endişeleriniz neler?

Gerçek şu ki bağımsız komite tarafından yayınlanan rapor, işgal altındaki Filistin topraklarındaki insan hakları ihlalleri hakkında bir şey, Filistin devletinin tanınması ise tamamen başka bir şey.

Ancak asıl korktuğum şu ki özellikle Avrupalılar bu Filistin devletini tanımayı bir araç olarak kullanıyorlar. Bu tanıma aslında sadece sembolik ve gerçekleşmeyecek. Bir devlet ancak BM Güvenlik Konseyi'nin kararıyla kurulabilir ve bu da Amerikan vetosuna takılı durumda.

Filistin Yönetimi defalarca Güvenlik Konseyi'nden Filistin devletini tanıyacak bir karar çıkarmasını istedi ve vetoyla karşılaştı. Bu yüzden korkuyorum ki Avrupa ülkeleri bunu bir tür vicdan temizliği olarak kullanıyor.


Bu "vicdan temizliği" ifadesiyle neyi kastetmek istiyorsunuz?

Çünkü onlar İsrail'e yasal gerekçe vererek, İsrail'in yaptığının meşru müdafaa hakkı olduğunu söyleyerek soykırım suçuna ortak oldular. Sonra anladılar ki bu meşru müdafaa meselesi değil.

Tam olarak bir toplumu yok etme meselesi: binalarını, hastanelerini, üniversitelerini, okullarını, öğrencilerini, hocalarını ve doktorlarını.

Durumu anlayınca bazı pozisyonlarını değiştirmeye çalıştılar ama aslında temel duruşları değişmedi. Çünkü İsrail suçlarına devam ediyor.


Hangi ülkeler somut adımlar atıyor bu konuda?

İspanya hariç bu katliamı durdurmak için pratik adımlar atan tek bir ülke göremedik. "Filistin devletini tanıyoruz" diye tatlı sözler söylüyorlar ama katliam sürüyor.

 İspanya Başbakanı Pedro Sánchez

 

Öte yandan İsrail, Filistin devleti diyebileceğimiz şeyi ya da Filistin'in dayandığı toprakları yok ediyor. Bir yandan Gazze'yi yıkıyor, diğer yandan Batı Şeria'da yerleşim yerleri kuruyor. Peki, nerede bu tanıyacakları devlet?


İsrail'in bu tanımalara tepkisi nasıl?

İsrail her şeyden rahatsız oluyor. Çünkü politikası Filistin halkının varlığını inkâr etmek. Filistinlilerle muhatap olduğunda onları bireyler olarak ya da hakları olmayan hizmetçiler, işçiler gibi görüyor. İsrail'in duruşu budur.

İzleyicilere hatırlatmak istiyorum: 24 Eylül 2023'te Netanyahu, BM Genel Kurul'un önünde konuşma yaptı ve katılımcılara Orta Doğu haritası gösterdi. Ancak o haritada ne Filistin ne de Batı Şeria yazıyordu. Yani Filistin diye bir şeyin varlığını tamamen silmişti.


Mevcut İsrail hükümeti için neler söyleyebilirsiniz?

İşte bu faşist hükûmetin şu anki politikası da bu. Netanyahu, Ben Gvir ve Smotrich üçlüsünün yönettiği bu hükûmet, Filistin halkının varlığını tamamen inkâr ediyor.

Tüm Batı Şeria'yı kendilerinin sayıyor, Kudüs'ü kendilerinin sayıyor, Gazze'nin işgal altına alınıp İsrail'e katılması gerektiğini düşünüyor. Bu üçlünün duruşu budur.

Aynı zamanda ardı ardına gelen İsrail yönetimlerinin de duruşu budur: Filistin halkının varlığını inkâr etmek, kendi kaderini tayin etme hakkının olduğunu inkâr etmek, bağımsız devletini kurma hakkının olduğunu inkar etmek.


Uluslararası yaptırımlar etkili oluyor mu?

İspanya gibi bir ülke İsrail'e yaptırım uyguladığında rahatsız oluyor. İrlanda'dan, Norveç'ten, Malta'dan, Kolombiya'dan, Brezilya gibi ülkelerden rahatsız oluyor.

Ancak sonuçta bu rahatsızlık, davranışlarını değiştirmiyor. Biz İsrail'i rotasını değiştirmeye zorlayacak adımlar istiyoruz. Eğer rota değişmezse bu tanımaların ne faydası var?


BM İnsan Hakları Konseyi'nin raporunun önemi nedir?

Bu raporun önemi şurada: BM'nin İnsan Hakları Konseyi'nden soykırım suçu olduğunu kabul eden ilk raporu. Bu rapor, Uluslararası Adalet Divanı'nın görüşünü beklemiyor.

İşte raporun önemi bu: Genel Sekreter'in ve üst düzey yetkililerin iddia ettiği "yetkimiz yok" savını çürüttü. Hep şöyle söyleniyordu: "Uluslararası Adalet Divanı'nın görüşü bekleniyor."

Ama bu rapor şöyle diyor: "Uluslararası Adalet Divanı'ndan danışma görüşü çıkana kadar beklememize gerek yok, ki bu uzun yıllar alabilir." Şu anda Myanmar'da, Rakhine Eyaleti'nde işlenen suçlardan 8 yıl geçti, fakat mahkeme hâlâ yaşananları soykırım olarak tanımlamadı.


Bu rapor hangi alanlarda etkili olacak?

Raporun önemi ve etkisini birkaç yerde gösteriyor:

Birincisi, BM ve Genel Sekreter üzerinde baskı oluşturuyor. İkincisi, Uluslararası Adalet Divanı üzerinde etkili oluyor. Üçüncüsü, bu suçları işleyen ve "Kimse beni soykırımla suçlamaz" diye düşünen Siyonist rejime baskı oluşturabilir.