Yemen'i Bölmeye Çalışan Adam: Aydarus Zübeydi Kimdir?
06.01.2026 - 15:44 | Son Güncellenme: 06.01.2026 - 18:13
Aydarus Kasım Abdülaziz ez-Zübeydi, son on yılda Yemen’in en tartışmalı isimlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Güney Geçiş Konseyi’nin lideri olan Zübeydi, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) doğrudan desteğiyle Güney Yemen’in ayrılmasını savunan projenin en görünür yüzlerinden biri haline geldi. Askeri ve siyasi alanlar arasında gidip gelen, muhalefet ile iktidar arasında konum değiştiren Zübeydi, zamanla uluslararası alanda tanınan yönetim yapısının bir parçası oldu. Öte yandan, bölgesel nüfuz mücadeleleriyle kesişen paralel bir gündemi de elinde tutmayı sürdürdü.
Kökeni ve yetişme süreci
Aydarus Zübeydi, 1967 yılında Güney hareketinin güçlü olduğu bölgelerden Dali vilayetinin Zübeyd köyünde doğdu. İlk öğrenimini Dali’de tamamladıktan sonra Aden’e geçti ve Hava Kuvvetleri Askeri Okulu’na girdi. 1988 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu.
Gözden Kaçmasın
Mezuniyetinin ardından hava savunmada subay olarak görevlendirildi; daha sonra İçişleri Bakanlığı’na geçti ve çevik kuvvetler ile özel birliklerde görev yaptı. Ancak kariyeri, 1994 yazında patlak veren savaşla birlikte köklü biçimde değişti.
1994 Savaşı ve ayrılıkçı çizginin başlangıcı
Zübeydi, 1994’teki ayrılık savaşında, birleşme öncesi Güney Yemen devletinin yeniden kurulmasını isteyen güçler safında yer aldı. Bu güçlerin yenilgiye uğraması ve hükümet birliklerinin Aden’e girmesinin ardından ülkeyi terk ederek Cibuti’ye gitti.
1996 yılında gizlice Yemen’e dönen Zübeydi, HATEM (Kendi Kaderini Tayin Hakkı) adlı hareketi kurdu. Bu yapı, savaş sonrası dönemde Yemen devletine karşı silahlı mücadeleyi benimseyen ilk güneyli örgüt olarak biliniyor.
1997–1998 yılları arasında hareket, devlet kurumları ve resmi figürleri hedef alan silahlı eylemler gerçekleştirdi. Bu süreçte Zübeydi hakkında güvenlik soruşturması açıldı, askeri mahkemede yargılandı ve gıyabında idama mahkum edildi. Ancak 2000 yılında, bazı güneyli liderleri kapsayan cumhurbaşkanlığı affıyla bu hüküm düşürüldü ve Zübeydi açık siyasi faaliyete yöneldi.
Barışçıl hareketten silahlı yapıya
2007’de Güney Hareketi’nin kurulmasıyla birlikte Zübeydi, hem siyasi söylemi hem de silahlı varlığı bir arada yürüten etkili isimlerden biri olarak öne çıktı. Haziran 2011’de HATEM’in askeri faaliyetlerine yeniden başladığını duyurdu ve Güney’in 1994’ten bu yana “işgal altında” olduğunu savundu.
Ocak 2014’te ise Güney Direnişi olarak bilinen yapının içinde yer aldı. Bu güçler, özellikle Dali’de Husilere ve Ali Abdullah Salih’e bağlı birliklere karşı yürütülen çatışmalarda belirleyici rol oynadı. Bu süreç, Arap Koalisyonu’nun ve özellikle BAE’nin doğrudan desteğiyle ilerledi.
Aden Valiliği ve görevden alınma
7 Aralık 2015’te Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, suikast sonucu hayatını kaybeden Cafer Muhammed Saad’ın yerine Zübeydi’yi Aden Valisi olarak atadı. Ancak iki isim arasındaki ilişkiler kısa sürede gerildi.
Zübeydi, devletin kontrolü dışında silahlı güçler oluşturmakla ve meşru otorite yerine BAE’ye sadakat göstermekle suçlandı.
Bu gerilimin ardından Hadi, 27 Nisan 2017’de Zübeydi’yi görevden aldı. Bu karar, yeni bir siyasi dönemin de kapısını araladı.
Güney Geçiş Konseyi’nin kuruluşu
Görevden alınmasından yalnızca bir hafta sonra, 11 Mayıs 2017’de Güney Geçiş Konseyi’nin kurulduğu ilan edildi. Konseyin başına geçen Zübeydi, BAE’nin açık siyasi, askeri ve medya desteğini arkasına aldı. Yapı, güneyin temsil edilmesi ve yönetilmesi iddiasıyla ortaya çıktı; öte yandan Husiler ve terörle mücadele başlıklarında Arap Koalisyonu ile ortaklık vurgusu yaptı.
Yemen hükümeti konseyi kesin bir dille reddederek devlete paralel bir yapı olarak nitelendirdi. Buna rağmen konsey, Aden ve bazı güney vilayetlerinde güvenlik kuşakları ve elit birlikler gibi silahlı yapılanmalar aracılığıyla fiili bir güç haline geldi. Bu süreçte BAE’nin desteği belirleyici oldu.
İsyandan iktidar ortaklığına
Ocak 2018’de Zübeydi, Aden’de olağanüstü hâl ilan etti ve hükümet güçleriyle çatışmalar başladı. Nisan 2020’de ise Güney Yemen’de “özerk yönetim” ilan edildi.
Ancak bölgesel dengelerdeki değişim, Zübeydi’nin siyasi olarak sisteme entegre edilmesini beraberinde getirdi. Nisan 2022’de, Suudi Arabistan ve BAE’nin arabuluculuğunda yürütülen bir uzlaşı kapsamında, Zübeydi Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı olarak atandı. Bu adım, çatışmayı sona erdirmekten ziyade gücün yeniden dağıtılmasını hedefleyen bir formül olarak öne çıktı.
Güney’in ayrılması ve İsrail’le normalleşme sürecinde BAE’nin sahadaki temsilcisi
Zübeydi’nin adı en çok BAE ile olan yakın ilişkisiyle anılıyor. BAE, onun siyasi ve askeri projesinin başlıca destekçisi konumunda. Buna karşılık, 1994 savaşı sonrasındaki döneme uzanan İran bağlantıları olduğu yönünde iddialar da gündemde.
Son dönemde ise, bölgedeki normalleşme süreçleri çerçevesinde İsrail ile temas kurmaya çalıştığı öne sürülüyor. Zübeydi, Güney Yemen’de bir devlet kurulması halinde İsrail ile ilişkileri normalleştireceklerini açıkça dile getirdi.
Öte yandan Suudi Arabistan, Zübeydi’nin BAE yönlendirmesiyle Hadramut ve Mehri vilayetlerini kontrol altına almaya yönelik adımlarını, Yemen’de kendisi için stratejik derinlik oluşturan bu bölgeler açısından ulusal güvenliğe tehdit olarak değerlendirdi. Bu durum, Suudi Arabistan ile BAE arasındaki gerilimin tırmanmasına da yol açtı.
Aydarus Kasım ez-Zübeydi, Yemen’de sıradan bir siyasi figür olmanın çok ötesinde bir isim. O, Yemen devletinin parçalandığı ve yerel aktörlerin dış güçlerin nüfuz haritalarına göre yeniden konumlandırıldığı çalkantılı bir bölgesel dönemin ürünü olarak öne çıkıyor. Güney Yemen’de temel bir aktör haline geldiği andan itibaren Zübeydi, ülkedeki Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) projesiyle organik bir bağ kurdu. Bu bağ yalnızca siyasi ve askeri destekle sınırlı kalmadı; aynı zamanda vizyon, işlev ve rol düzeyinde de kendini gösterdi.
Zübeydi deneyimini daha da kritik kılan nokta ise, bu yapının yalnızca BAE ile kurduğu bağlarla sınırlı kalmaması. Aksine, bölgedeki daha geniş normalleşme ve koordinasyon süreçleriyle doğrudan kesişmesi. Abu Dabi ile Tel Aviv arasındaki giderek güçlenen ilişki, doğrudan ya da dolaylı biçimde yerel müttefiklere de yansıyor. Bu çerçevede Güney Geçiş Konseyi’nin, İsrail’in bölgede meşrulaştırılmasını hedefleyen yeni söylemle siyasi ve medya düzeyinde uyumlu bir çizgiye yaklaştığı artık gizlenmiyor. Bu uyum kimi zaman bilinçli bir sessizlikle, kimi zaman dolaylı olumlu mesajlarla, kimi zaman da bu sürece hizmet eden ilişki ağlarına dahil olarak kendini gösteriyor.