Nazi Subaylığı Yapmış Türk Kökenli CIA Ajanı: Ruzi Nazar

Araştırmacı Mehmed Mazlum Çelik, Nazi subaylığı yapmış Türk asıllı CIA ajanı Ruzi Nazar’ın Sovyet karşıtı faaliyetlerini ve Türkiye ile İran’daki istihbarat operasyonlarını Fokus+ için inceledi.
Nazi Subaylığı Yapmış Türk Kökenli CIA Ajanı Ruzi Nazar

13.03.2026 - 15:18  |  Son Güncellenme:  09.04.2026 - 15:30

Bizim literatürümüzde Casusiye geleneği neredeyse yoktur. Yani tarihimizi etkilemiş önemli casuslarlar ve casusluk sistemleri ile alakalı ciddi çalışmalarımız bulunmaz. 

Oysa tarihimiz casuslarla ve casusluk faaliyetleri ile doludur.  

Öyle ki çok eskilerde Fatih Sultan Mehmet, Avrupa’nın kalbinde Medicileri casus olarak kullanırken Sultan İkinci Abdülhamit ülkedeki güvercinleri dahi bu faaliyetlerde kullandığını belgelerden biliyoruz. 

Öte taraftan günümüzde İngiliz Kemal ve Arabistanlı Lawrence’ın ötesine ufkumuz erişmiyor. Bunda şüphesiz ciddi eser ve kaynakların olmaması etkilidir. Gerçi son dönemlerde “Güvenlik Uzmanı” title’yla birçok isim uzun uzun casusluk meselelerini anlatıyor; ama çoğu kendi uydurmaları olan komplo teorilerinin ötesine geçmiyor.  

Son yıllarda istihbaratın her şeyden daha değerli hale geldiği bir dönemde bu konuda ciddi bir literatürümüzün olmaması son derece tuhaftır. Hele her şeyde bir bit yeniği arayan bir millet olduğumuzu düşününce tezat daha da keskin hale gelmektedir. 

Bu kaygıların içinde bugün ilginç bir karakteri takdim edeceğiz: Ruzi Nazar… 

Sovyetlere karşı her cephede 

Ruzi Nazar

Ruzi Nazar Özbek asıllı bir isim.  

Ruzi Nazar’ın olmadığı neredeyse tek bir cephe yok. Tahran’dan Kabil’e Ankara’dan Berlin’e varıncaya kadar her cephede izine rastlıyoruz. 

Üstelik Türkiye’de Side’de huzurlu bir ölümü tadana kadar kendisini ziyaret etmeye dünyanın dört bir yanından istihbaratçılar ve önemli devlet adamları gelmeye devam ediyordu. 

Ruzi’nin askeri hayatı Kızıl Ordu’da başladı; ama Moskova’nın Türk mezalimine şahit olduktan sonra kim Moskova’nın karşısındaysa Ruzi orada olacaktı. 

Bu bağlamda bir Türk olmasına rağmen en seçkin Nazi Subayları arasına dahil olacak ve Türkistan’da Ruslara sorun çıkartmaya çalışacaktı. 1941 senesinde katıldığı Alman saflarında 1944 yılına kadar aktif bir biçimde savaştı. 1944’te ise nefret ettiği Ruslar tarafından yaralanınca cephede dövüşemez hale geldi. 

Sonrasında güçlü bir Alman bürokratının kızıyla evlenen Ruzi, Münih’e yerleşecekti. Savaş sonrası Batı Bloku, Türk asıllı Alman destekçileri Sovyetlere karşı kullanma arzusu sayesinde Ruzi’de Sovyetlerin eline düşmekten kurtulmuştu. 

Sovyetlerin, Batı’nın petrol bahçesi olan İran’ı işgal etmek için Azerilere ve Kürtlere devlet kurdurtup isyan ettirme teşebbüsleri sonrası Ruzi Nazar gibi cepheyi iyi bilen isimler Rus yayılmacılığı karşısında Batı dünyasının tutunacağı dala dönüşecekti. Özellikle ters ajanlık faaliyeti ile Batı’nın kolunu kanadını kıran Philby gibi casuslar fink atarken Ruzi’nin önemi daha da artacaktı. 

ABD istihbaratının Ankara İstasyon Şefi Archibald Roosevelt 

Archibald Roosevelt sıradan bir isim değildi. ABD Başkanlarından Franklin D. Roosevelt’in kuzeniydi.  

Lakin asıl görevi ABD istihbaratının Ankara İstasyon Şefi olmasıydı. Bu isim Ruslara karşı saha görevlerini yöneten isimdi. Resmiyette görevi elçilikte basit bir bürokratlık olsa da perde arkasında tüm operasyonlar ona bağlıydı. 

Yaptırdığı uzun araştırmalar sonucu ise Ruslara karşı sahada kullanılacak en iyi isim olan Ruzi Nazar’ı da keşfedip CIA’ye kazandıra kişi de Archibald Roosevelt’ti. 

Ruzi kendisini Nazi subaylığından biranda New York’un ışıltılı sokaklarında bulacaktı hem Almanlar hem de Amerikalılar ona tek bir sebeple destek veriyordu: Rusları durdurmak! 

Direnişi Kabe’de başlatmak 

Ruzi, New York’ta uzun süre barınamadı. Nihayet bir arkadaşıyla Mekke’ye gelip Türkistan davasını buradaki Müslümanlara anlatmaya ve bir gazete çıkarmaya karar verdi. 1949 yılında uçağı önce Mısır’a indiğinde Devlet Başkanı General Necip idi. Bu isim Alman saflarında savaştığı yıllarda tanıdığı bir isimdi ve kendisini iyi karşılayarak mücadelesine destek verdi. Ruzi ardından Kabe’ye geçmiş ve buradaki Türkistanlılarla irtibat kurmuştu. 

Kabe’de bulunduğu sırada Hac görevi için şehirde bulunan Arap Kahramanı Cemal Abdülnasır ile de tanışacaktı. Ruzi buradan ayrıldıktan sonraki durağı Ankara olacaktı. 

Sözde Türkistan fedaisi Ruzi CIA içerisinde sıyrılırken tam 11 sene boyunca Türkiye’de görev alacaktı. Ülkemizde meydana gelen neredeyse her darbe ve darbe teşebbüsünde parmağı olacaktı. Türkistan bağımsızlığı için çıktığı yolda Türkiye ve İran gibi ülkelerin iç siyasetini terbiye eden bir ABD ajanına dönüşecekti. 

CIA’nin Türkiye eylemleri 

Ruzi Nazar zikrettiğimiz üzere Ruslarla mücadele adı altında kısa süre içerisinde CIA’nin en etkin ajanlarından biri olmuştu. Bilhassa ülkemizde Komünizmi engelleme faaliyetleri adı altında birçok kirli olayın arkasında Ruzi Nazar ismi ve izi olacaktı.  

1959 yılından 1971 senesine kadar Türkiye’de aktif olarak görev yapan Nazar, bu tarihten sonra da hem Türkiye hem de İran’daki hadiseler onun biçtiği deli gömleği çerçevesinde cereyan edecekti. 

1972 yılı CIA’nin Türkiye müdahaleleri için kritik bir yıldır. Ülkenin giderek Komünizm tehlikesi altına girdiği iddiasıyla Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, hükümeti şu sözlerle uyaracaktı:  

“Öğrenciler aşırı sola yöneldi, öğretmenler sol sendikalara kaydı. Öyle bir hava var ki memlekette, bundan ordu da etkileniyor. Ordunun içinde de bir hareketlilik var, buna bir çözüm bulmak lâzım.” 

Bu Ruzi’nin ve sonrasında gelen CIA ajanlarının operasyonlarına meşruiyet sağlayacak önemli bir gelişmeydi. Bu milat kabul edilen tarihin ardından doğrudan CIA müdahalesi ile ülkemizde hayata geçirilen bazı hadiseler şöyleydi; 

Ülkemizde legal hükümet kumpaslarla devrildi. Halk dış istihbarat servislerinin dokunuşu her yerinden belli olan sözde muhtıraya tepki olarak Erbakan-Ecevit koalisyonunu iktidara taşıdı. 

Protestolardan bir görüntü.

1 Mayıs 1977 senesinde “Kanlı 1 Mayıs” gerçekleşti. Bir yıl sonra İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde elim olayı Bahçelievler katliamı izledi. Aynı yıl Maraş olayını Malatya hadisesi izlerken hemen ardından Sivas hadisesi gelmişti. Ülkemiz bu olayların şokunu atlatamadan Çorum katliamları travmasını yaşadı. Tüm bu süreçleri ilmek ilmek işleyen kişi ülkesinden Rusları durdurmak ve Türkistan davası için çıkmış Türk asıllı bir ajan gerçekleştiriyordu: Ruzi Nazar… 

Kabe’de Müslümanlardan Türkistanlılar için dua isteyen bir adam Türkiye ve İran gibi ülkelerde en kanlı olayların toplum mühendisine dönüşmüştü. Bu korkunç ajanın Türkiye’deki en önemli operasyonlarından birisi de Fetullah Gülen adında bir vaiz olacaktı.  

Bu vaiz; ABD çıkarlarına göre oluşturulmak istenen Müslüman prototipine en uygun söylemleri geliştiren kişiydi. Buna göre Kudüs iddiası olmayan; her şartta Batının ve NATO’nun yanında bulunacak, işgal altındaki Müslüman beldelerindeki insanları dahi terörist olarak damgalamaktan çekinmeyecek bir zihniyet üretimi gerekiyordu. Nitekim hatırlarsanız Türkiye’de Hamas’ı terörist ilan eden ilk kanal Samanyolu TV olmuştu.  

Velhasıl bu belayı da başımıza saran kişi Ruzi Nazar olacaktı. Elbette FETÖ deşifre olmuş örgüttür ama tek değildir. Ruzi’nin dindar grup ve cemaatlerin yanı sıra milliyetçi grupları talim ve terbiye etmek için de sayısız projesi bulunuyordu.  

Ruzi, yalnızca ülkemiz için değil; İran’da bilhassa Şah döneminde gerçekleşen pek çok sayısız oyunun da başaktörü olarak öne çıkar. 

Ülkemizde neredeyse her kirli işin içinde olan bu adam, yola sözde Türkistan davası için çıkmıştı. Sebep olduğu bunca acıya rağmen çok uzun bir ömür yaşadı. Sovyetler dağıldıktan sonra da ülkesine dönmemiş ve adeta çiftliği olarak gördüğü Türkiye’de huzur içinde ölmüştür. Ailesi mezarını kimsenin bilmediği bir yere gömmüştür. 

Seyit Kutup’un dediği gibi;“Aşağılık bir yöntem kullanılarak, şerefli bir hedefe varılmaz..!” 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.