Esed Rejimine Sadakatten İsrail İşbirlikçiliğine: Dürzi Lider Hikmet Hicri Kimdir?
23.07.2025 - 15:55 | Son Güncellenme: 29.08.2025 - 15:12
Suriye’nin Süveyda şehri ilk kez içeriden kan kaybederken, son günlerde hükümete bağlı güvenlik güçleri ile yerel Dürzi militanlar arasında şiddetli çatışmalar patlak verdi.
İsrail bu “fırsatı değerlendirmekte” gecikmedi ve her sömürgeci gibi “bir işgalci değil, koruyucu” edasıyla olaya müdahale etti.
Eski moda sömürgeci bir söylemle, azınlık bir grubu savunma bahanesiyle nüfuzunu güçlendirmek için kaostan yararlanmaya çalıştı.
Gözden Kaçmasın
Dürzi azınlığı koruma bahanesiyle başkent Şam’ı bombalayan İsrail, Suriye Savunma Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı gibi hassas noktaları hedef aldı. Bu saldırıları birçok ülke tarafından kınandı.
Ancak İsrail’in bu pervasız saldırının, Dürzi cemaatinin en önde gelen şeyhlerinden Şeyh Hikmet el-Hicri’nin çağrılarının ardından gerçekleşmesi şüpheli görüldü.
Hicri son zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu gibi yabancı liderleri “Dürzileri korumak adına” Suriye’ye müdahale etmeye çağıran açıklamalar yaptı.
Ruhani bir otoriteden siyasi bir aktöre dönüşen din adamı, Suriye sahnesinde değişen roller oynadı.
Hicri, geçtiğimiz on yıllık süreçte devrim sırasında ilan edilen tarafsızlıktan Esed rejimine destek vermeye, daha sonra sivil hareketle aynı çizgiye gelmeye ve en sonunda Ahmed Şara liderliğindeki hükümete muhalefet etmeye kadar oldukça çelişkili bir yol izledi.
Bugün Hicri’nin ismi, hem Dürzi toplumu, hem de ülke içinde bölücü bir dini otoriteden çok daha fazlası olarak görülüyor.
Eğitimi
Hikmet Selman Hicri, 9 Haziran 1965’te babasının görev yaptığı Venezuela’da doğdu. Ardından ilk ve orta öğrenimini tamamlamak için ailesi ile birlikte Suriye’ye döndü.
Muhafazakar bir dindar çevrede, Dürzi inancının ilke ve öğretilerine bağlı kalarak yetişti. Tarikat okullarında eğitim gördü ve burada Dürzi fıkhı ve inançları hakkında derin bir bilgi edindi.
Bu geçmişi ona toplumunda önemli bir yer kazandırdı, geniş çapta saygı gördü. Dürzi toplumun en etkili isimlerinden biri haline gelerek onları yönlendirmede aktif rol oynadı.
Hicri, 1993 yılında çalışmak üzere memleketine yerleşti ve 1998 yılında Süveyda ilinin kuzeydoğusunda bulunan Kanavat’a döndü.
Üniversite eğitimine Şam Üniversitesi’nde devam etti ve 1985 yılında Hukuk Fakültesi’ne girdi ve 1990 yılında mezun oldu.
Dini liderliği
2012 yılında Hicri, kardeşi Ahmed’in bir trafik kazasında hayatını kaybetmesinin ardından Dürzi cemaatinin ruhani lideri oldu. 19. yüzyıldan beri ailede devam eden bu görevi, kardeşi Ahmed 1989 yılında devralmıştı.
Cebel el-Arab'da grubun liderliği ve dini-siyasi sahnedeki hakimiyeti konusunda yaşanan anlaşmazlıklar sonucunda Süveyda’daki Dürzi cemaatinin manevi yapısı ikiye bölündü.
Bunlardan ilkine Kanavat kasabasında Hicri, ikincisine ise Suriye’deki Dürzi toplumunun ilk ibadet yeri sayılan “Ayn El-Zaman" türbesinin bulunduğu bölgede Şeyh Yusuf Carbu ve Şeyh Hamud El-Hanavi başkanlık etti.
Öte yandan, Suriye eski Devlet Başkanı Beşşar Esed, 2012’de ülkedeki Dürzi toplumunun ilk büyük Şeyhi olan Şeyh Ahmed Salman Hicri’nin vefatı üzerine taziyelerini sunmak üzere Süveyda'daki Kanavat kasabasını ziyaret etti.
Bu ziyaret sırasında Hikmet Hicri, Esed’e hitaben yaptığı konuşmada rejime olan bağlılığını açıkça dile getirerek şunları söyledi:
“Bu durum (taziye) sevince dönüştü. Sen umut ve vatanın Beşşar’ısın. Araplığın ve Arapların Beşşar’ısın. Allah ömrünü uzun etsin ve elinden tutsun.”
Hicri, Süveyda’da protestoların giderek arttığı, Beşşar ve babası Hafız Esed’in heykellerinin yıkılması gibi önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde, özellikle rejim güçlerinin sivil göstericileri öldürmesi sonrasında sessiz kalması nedeniyle Dürzi aktivistlerin eleştirileriyle karşı karşıya kaldı.
Esed’i desteklemekten ona sırt çevirmeye
Hikmet Hicri, Esed rejimine karşı tavır alınması yönündeki defalarca çağrıya rağmen, 2021 yılında Süveyda’dan bir tutuklunun akıbeti için yaptığı bir telefon görüşmesi sırasında, Askeri İstihbarat Şube Müdürü Luay el Ali tarafından aşağılanana kadar geri adım atmadı.
Bu telefon görüşmesi, Esed rejimiyle uzun süredir devam eden ittifakı sona erdirdi ve Süveyda’daki önde gelen güvenlik görevlisinin Hicri’ye yönelik muamelesini kınayan halk protestolarını tetikledi.
Bundan sonra Hicri, istihbarat servisleri ve rejimin eylemlerine karşı bir söylem benimsedi.
10 Haziran 2022’de ise, rejimin güvenlik birimlerinin başkanlarını toplum içinde kaos ve bölünme tohumları ekmekle suçlayarak, Süveyda’daki görevlerinden alınmaları çağrısında bulundu.
Süveyda, devrim yılları boyunca rejimin kontrolü altında olmasına ve diğer bölgelerde görülen şiddet olaylarından nispeten uzak kalmış olmasına rağmen, zaman zaman Esed’in eylemlerine karşı düzenlenen gösterilere sahne oldu.
Örneğin şehirde, Ağustos 2023’te yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması ve ardından gelen yüksek hayat pahalılığı protesto edildi, bir dönem de Esed’in istifası talebiyle gösteriler düzenlendi.
Esed’in düşüşünün ardından
Hicri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından, Ahmed Şara başkanlığındaki yeni Suriye hükümetine karşı uzlaşmadan muhalefete ve düpedüz reddetmeye kadar farklı tutumlar takındı ve hatta hükümeti “terörle” suçladı.
İlk başta ulusal ordu kurulana kadar Süveyda’daki hassas noktaların yönetiminde geçiş hükümetiyle “işbirliği” yapma niyetini ifade eden Hicri, yeni siyasi yönetimle görüş birliği içinde olduğunu gösterdi.
Ancak daha sonra yeni hükümete ve onun devlet kurumlarını yeniden kurma ve Süveyda’da iç güvenliği sağlama girişimlerine karşı sert bir tavır aldı.
Hicri’nin adı, Suriye hükümet güçleri ile Süveyda’daki askeri konseye bağlı silahlı gruplar arasındaki çatışmalarla daha da öne çıktı.
Mart ayında ise, Suriye hükümetine karşı doğrudan suçlamalarda bulunarak, “aşırılık yanlısı bir hükümet” olarak tanımladı.
Hicri, “sivil bir devlete” ulaşmak için yabancı ülkelerin Suriye’ye müdahale etmesi için çağrıda bile bulundu.
Ancak bu açıklamaları, dış müdahale çağrılarını reddeden ve bu tür çağrıların bölünme taleplerine yol açabileceğini savunan Suriyeliler arasında eleştirilere yol açtı.
Aynı bağlamda, Dürzi toplumunun önde gelen şeyhlerinden Hamud Hanavi ve Yusuf Carbu, Hicri’nin başka ülkelerin müdahale talebini reddetti.
İsrail ile yakınlaşma
AFP’nin haberine göre, 60 Suriyeli Dürzi din adamı, 14 Mart’ta işgal altındaki Golan Tepeleri’ndeki ateşkes hattını geçerek, 50 yıl aradan sonra ilk kez İsrail’e bir ziyaret gerçekleştirdi.
Bu adımın Şeyh Hikmet Hicri ile İsrail’deki Dürzi toplumunun lideri Şeyh Muvaffak Tarif arasındaki koordinasyon çerçevesinde atıldığı belirtildi ve bu olay dini-siyasi yakınlaşmanın zamanlaması ve sınırları konusunda geniş bir tartışmaya yol açtı.
Süveyda’daki mevcut kriz ışığında Hicri’nin, uluslararası koruma talepleri ve Suriye hükümetine karşı kamuoyunda yaptığı kışkırtmaları da dahil olmak üzere tutumlarını daha da sertleştirdiği görülüyor.
Hicri bu bağlamda, Trump ve Netanyahu başta olmak üzere yabancı ülkelerin Suriye’nin içişlerine müdahale etmesi yönündeki çağrılarına devam ediyor.
Bu durum, özellikle İsrail’in Şam’daki Genelkurmay Binası, Savunma Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresini hedef alan bir dizi hava saldırısının ardından, Suriye içinde öfkeli tepkilere ve endişeye yol açtı.
Hicri, başlangıçta İçişleri ve Savunma Bakanlıklarına bağlı güçlerin Süveyda’ya girmesini memnuniyetle karşılarken, daha sonra televizyonda yaptığı bir açıklamada geri adım attı.
Önceki açıklamasının, Şam yönetiminin dış güçlerin baskısı altında dayattığı bir açıklama olduğunu iddia eden Hicri, hükümetle yapılan müzakerelerin somut bir sonuç vermediğini ve yapılanların “evlatlarının kanını bağışlamak” için olduğunu vurguladı.
Hicri daha sonra güvenlik ve askeri kurumların Süveyda vilayetine girmesine verdiği desteği geri çektiğini açıklayarak, vilayet sakinlerini Suriye ordusuna karşı koymaya çağırdı.
Ayrıca hükümeti “verdiği sözlerini tutmamakla” ve “silahsız sivilleri hedef almakla” suçladı.
Dürzi liderler ile Suriye hükümeti arasında ateşkes ilan edilmesinin ardından, Süveyda’daki üç önemli Dürzi yetkiliden biri olan Şeyh Yusuf Carbu, anlaşmayı hızla onayladı.
Ancak Hicri, Facebook sayfasından yaptığı açıklamada, Şam ile herhangi bir anlaşma veya müzakerenin olmadığını, çatışmaların devam ettiğini vurguladı.
Kaynak: Arabic Post