Cibran Halil Cibran: Edebiyat ve Sanat Rönesansının Simgesi Olan Göçmen Bir Yazar
09.08.2024 - 13:00 | Son Güncellenme: 09.08.2024 - 13:01
Lübnanlı şair, yazar ve ressam Cibran Halil Cibran, edebi ve sanatsal rönesansın öncülerinden biri olarak biliniyor.
Ayrıca Arap diasporası şair ve yazarlarının bir nevi liderlik pozisyonunu üstlenen Cibran, William Shakespeare ve Lao Tzu’dan sonra dünyada eserleri en çok satan üçüncü şair olarak kabul ediliyor.
İlk yılları
6 Ocak 1883’te Lübnan’ın kuzeyindeki Bişerri kasabasında fakir bir ailede dünyaya gelen Cibran, 13 yaşına kadar ülkesinde büyüdü.
Aile daha sonra Lübnan’dan göç ederek, ABD’nin Boston şehrine yerleşti.
Çalışma ve eğitim hayatı
Cibran beş yaşındayken Bişerri kasabasında bulunan Elisha Okulu’na kaydoldu ve burada Süryanice, Fransızca ve Arapça dillerini öğrendi.
Daha sonra 1895’te ailesiyle birlikte göç ettiği Boston’da aldığı eğitim ile İngilizceyi daha iyi öğrendi. Ayrıca, aynı dönemde resim tekniklerini de öğrendi.
Üç yıl sonra ise eğitim görmek için Lübnan’a geri dönen Cibran, başkent Beyrut’taki El Hikme Enstitüsü’nde Arapçasını geliştirdi ve üç yıl sonra yeniden Boston’a gitti.
1908’de resim alanında eğitim almak için Fransa’nın başkenti Paris’e giden Cibran, yaklaşık iki yılını orada geçirdi.
Burada Fransız Henri Matisse gibi büyük ressamların mezun olduğu Julian Akademisi’nde ağitim alan Cibran, aynı zamanda Güzel Bilimler Fakültesi’ndeki derslere dinleyici olarak katıldı.
Versailles Sarayı’nı ziyaret ederek, burada sergilenen Mona Lisa tablosuna hayran kalan Cibran, yeni yolculuğu olan resim sanatına başladı.
Cibran bu süreçte ünlülerin resimlerini yaptı, İngiliz, Fransız ve Alman yazarları okudu, sanatsal tekniklerini geliştirdi ve 1910’un sonunda resim alanında diploma aldı.
Farklı deneyimler
Ailesiyle birlikte Lübnan ve ABD arasında sürekli hareket halinde olan Cibran, Arapça ve İngilizce öğrendi ve bu dillerde yazı, edebiyat, tarih, felsefe ve resim gibi sanat konularında uzmanlaştı.
1900’lü yılların başında sanatçı Youssef Al-Howayek ile birlikte Lübnan’da “Al-Manara” dergisini çıkaran Cibran, iki yıl boyunca Howayek ile derginin editörlüğünü yaptı.
Cibran ayrıca Boston, New York veya dönemin entelektüel ve kültürel rönesans merkezlerinden biri olarak kabul edilen Paris’te (1908-1911) entelektüel ve kültürel elit çevrelere girmeyi başardı.
Başarıları
20. yüzyılın en etkili Arap yazar ve şairlerinden biri olarak kabul edilen Cibran’ın Türkçe dahil birçok dile çevrilen eserleri dünyadaki birçok kişiye ilham kaynağı olmaya devam ediyor.
Edebiyat
Modern Arap edebiyatı, yeni bir retorik ekolü başlatan Cibran’ın edebiyatından etkilendi.
Cibran, özellikle düzyazı şiirinde, modern Arap edebiyatının rönesans döneminin sembollerinden biri olarak kabul ediliyor.
Cibran’ın Arapça yazılmış en ünlü kitapları arasında şunlar yer alıyor;
- Vadinin Perileri (1906)
- Kırık Kanatlar (1912)
- Bir Gözyaşı ve Bir Tebessüm (1914)
- Fırtınalar (1920)
İngilizce yazılmış en ünlü kitapları ise şunlar;
- Peygamber (1923) isimli kitabı yaklaşık 110 dile çevrildi.
- Deli (1918)
- İnsanoğlu İsa (1928)
Tiyatro
Cibran, ölümünden sonra basılan, 3’ü tamamlanmamış 11 oyun yazdı. 6’sı İngilizce, 5’i ise Arapça olan oyunları şunlar;
- Lazarus ve Sevgilisi (1973-İngilizce)
- Kör (1981-İngilizce)
- Geceyle Sabah Arasında (1993-Arapça)
- Devrimin Başlangıcı (1993-Arapça)
- Ülkenin Kralı ve Koyunların Çobanı (1993-Arapça)
Şiir
Cibran, entelektüel ve felsefi yönelimlerini yansıtan çeşitli konularda binden fazla şiirden oluşan büyük bir edebi miras bıraktı.
Onun şiirsel deneyimini farklılaştıran en önemli şey, şiirin klasik biçimine bağlı kalmayarak ifade renginde yarattığı devrimdi.
Eserlerinde şiirsel imgeler ve gündelik hayatın dilinden yararlanan Cibran’ın en ünlü şiirleri şunlar;
- Selam olsun Kudüs-ü Şerif’e ve orada bulunanlara
- Senin indiğin mezarın başında durdum
- Kinana Mahallesi bağımsızlığının ertesi günü
Sanatsal deneyimleri
Cibran birçok sanat okulunda eğitimler aldı ve sanat sergilerini gezdi.
Ardından kendi sanatsal tarzını yarattı ve sergilerde satılmak üzere tablolar yaptı veya kitap kapakları çizdi.
Cibran’ın resimleri pek çok sergide yer aldı. Bunlardan en dikkat çekeni Paris’te her yıl düzenlenen en ünlü sergilerden olan Bahar Sergisi’ydi. Cibran burada Sonbahar adlı tablosunu sergilemeyi başardı.
Ayrıca resimlerini, Paris’teki Uluslararası Güzel Sanatlar Fuarı’nda sergilemek üzere resmi olarak davet edildi.
Cibran, çizimlerden sulu boya tablolara kadar yaklaşık 700 eser üretti ve bunların çoğu ölümünden sonra Lübnan’a iade edildi.
Mezarının da bulunduğu Cibran Halil Cibran Müzesi’nde, orijinal çizimler ve el yazmalarının yanı sıra 400 tablosu yer alıyor.
Bilinen sözleri
- “Susmayı gevezeden, hoşgörüyü bağnazdan, nezaketi kaba insanlardan öğrendim. Daha da garibi, bu hocalarımın kadrini hala takdir etmiş değilim.”
- “Yalnızca ışığın ortaya çıkardığını görebiliyor, yalnızca sesin duyurduğunu duyabiliyorsanız, o zaman bu ne görüyor, ne de işitebiliyorsunuz.”
- “Şiir yüreği büyüleyen bilgeliktir. Bilgelik ise akılda şarkı söyleyen bir şiirdir.”
Kalem Birliği
Edebiyat ve resim dünyasında yıldızı parlayan Cibran’ın 1912’de New York’a geri dönmesiyle yaratıcılığı da devam etti.
Cibran’ın 1920’de kurduğu “Kalem Birliği”, Mikhail Naima, Elia Abu Madi ve Nadra Haddad gibi diaspora yazarlarının uğrak noktası haline geldi.
Birlik, bağlantıları ve hayran kitlesi aracılığıyla Cibran’a büyük ölçüde yardımcı oldu.
Ayrıca Cibran, 1932’de ölümünden hemen sonra dağılana kadar birliğin en aktif üyelerinden biriydi.
Sanat yolcuğuna “yoksul” bir şekilde, destek ve yardım arayarak başlayan Cibran, zengin bir edebiyat ve resim koleksiyonu ile entelektüel ve ahlaki açıdan saygın bir sosyal statüye sahip oldu.
Cibran ayrıca eserlerinden elde ettiği, mahkemelerde mirasçıları arasında anlaşmazlığa konu olan büyük bir servete de sahip oldu.
Vefatı
Cibran, ilerlemiş siroz ve tüberküloz hastalıkları nedeniyle 10 Nisan 1931’de New York’ta dünyaya gözlerini yumdu.
Geçici olarak Boston’daki Mount Benedict Cemetery mezarlığına gömüldü ve ardından vasiyeti üzerine cenazesi 23 Temmuz 1932’de Lübnan’a nakledildi.
Cibran’ın mezar taşında vasiyet ettiği gibi “Ben de senin gibi hayattayım. Şimdi yanında duruyorum. Kapa gözlerini ve etrafa bir bak. Beni hemen önünde göreceksin” yazıyor.