Ahmed eş-Şara: İdlib’den Şam’a Uzanan Siyasi Dönüşüm
21.07.2026 - 14:36 | Son Güncellenme: 21.07.2026 - 14:45
Ebu Muhammed el-Culani adıyla Irak ve Suriye’deki silahlı mücadele sahalarında tanınan Ahmed eş-Şara, Heyet Tahrir eş-Şam liderliğinden Suriye Cumhurbaşkanlığına uzanan sıra dışı bir siyasi yol izledi. Esed yönetiminin devrilmesine öncülük eden eş-Şara’nın asıl sınavı ise savaşı kazanmaktan çok, parçalanmış bir ülkede kapsayıcı ve meşru bir devlet kurmak olacak.
Riyad’da başlayan, Şam’da şekillenen hayat
Tam adı Ahmed Hüseyin eş-Şara olan Suriye Cumhurbaşkanı, 29 Ekim 1982’de Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da dünyaya geldi. Babasının petrol sektöründe çalışması nedeniyle bir süre Suudi Arabistan’da yaşayan aile, 1989’da Suriye’ye dönerek Şam’ın Mezze semtine yerleşti. Ailenin kökleri, İsrail’in 1967’de işgal ettiği Golan Tepeleri’ne dayanıyordu. Eş-Şara’nın uzun yıllar kullandığı “el-Culani” mahlası da Arapçada “Golanlı” anlamına gelen bu coğrafi aidiyetten doğdu.
Eş-Şara’nın gençlik yıllarına ilişkin bilgiler sınırlı ve zaman zaman birbiriyle çelişkilidir. Bununla birlikte farklı kaynaklar, 2003’te ABD’nin Irak’ı işgal etmesinin ardından bu ülkeye geçtiği ve Irak el-Kaidesi saflarında Amerikan güçlerine karşı savaştığı konusunda birleşmektedir. ABD güçleri tarafından 2006’da yakalandı ve yaklaşık beş yıl Irak’taki cezaevlerinde tutuldu. Tutulduğu cezaevleri ve örgüt içindeki konumu konusunda farklı anlatımlar bulunsa da bu dönem, onun sonraki askerî ve örgütsel kariyerinin belirleyici aşaması oldu.

Nusra Cephesi’nin kuruluşu
Suriye’de Mart 2011’de başlayan halk ayaklanmasının kısa sürede silahlı çatışmaya dönüşmesi, eş-Şara’nın ülkesine dönmesinin önünü açtı. Irak’taki yapılanmanın liderliği tarafından Suriye’ye gönderilen eş-Şara, 2012’de Nusra Cephesi’nin kuruluşunu ilan etti. Örgüt, Esed yönetimine karşı savaşan en etkili silahlı yapılardan biri hâline gelirken el-Kaide’nin Suriye kolu olarak faaliyet gösterdi.
Ebu Bekir el-Bağdadi, 2013’te Irak’taki örgütü ile Nusra Cephesi’ni birleştirerek Irak ve Şam İslam Devleti’ni kurduğunu açıkladı. Eş-Şara bu birleşmeyi reddetti ve bağlılığını dönemin el-Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri’ye bildirdi. Bu ayrışma, Nusra Cephesi ile DEAŞ arasında yıllarca devam edecek kanlı çatışmaların da başlangıcı oldu.
Gözden Kaçmasın
Eş-Şara’nın sonraki yıllardaki dönüşümü, bir anda gerçekleşen ideolojik kopuştan ziyade aşamalı bir yerelleşme stratejisi olarak gelişti. Nusra Cephesi, 2016’da el-Kaide ile bağlarını kestiğini açıklayarak Şam’ın Fethi Cephesi adını aldı. 2017’de ise başka gruplarla birleşerek Heyet Tahrirü’ş-Şam’ı (HTŞ) kurdu. Eş-Şara, bu tarihten itibaren küresel bir silahlı mücadele söylemi yerine Suriye sınırlarına odaklanan, Esed yönetimini devirmeyi hedefleyen millî bir çizgi benimsediğini savundu.
İdlib, devlet yönetiminin laboratuvarı oldu
HTŞ’nin İdlib’de hâkimiyet kurması, eş-Şara’ya yalnızca askerî liderlik değil, fiilî yönetim tecrübesi de kazandırdı. 2017’de oluşturulan Suriye Kurtuluş Hükûmeti; eğitim, sağlık, yargı, vergi toplama, yerel yönetim ve altyapı gibi alanlarda faaliyet gösterdi. İdlib, bu yönüyle eş-Şara’nın daha sonra ülke genelinde uygulamak istediği merkezî yönetim modelinin laboratuvarı hâline geldi.
Ancak bu yönetim tecrübesi tartışmasız değildi. Yerel aktivistler ve insan hakları kuruluşları, HTŞ’yi muhalif sesleri bastırmak, keyfî tutuklamalar yapmak ve siyasal alanı tekeline almakla suçladı. Dolayısıyla İdlib dönemi, eş-Şara’nın devlet kurma kapasitesini gösterdiği kadar yönetiminin çoğulculuk ve temel özgürlükler bakımından taşıdığı sınırları da ortaya koydu.

On bir günlük harekât ve Esed yönetiminin çöküşü
HTŞ öncülüğündeki Askerî Operasyonlar İdaresi, 27 Kasım 2024’te “Saldırganlığı Caydırma” adı verilen harekâtı başlattı. Esed ordusunun hızla çözülmesi üzerine muhalif güçler sırasıyla Halep, Hama ve Humus’un kontrolünü ele aldı. Başkent Şam’a 8 Aralık’ta girilmesiyle Beşşar Esed Rusya’ya kaçtı ve ailesinin ülkeyi yarım asırdan uzun süre yönettiği rejim sona erdi.
Bu sonuç yalnızca HTŞ’nin askerî başarısıyla açıklanamaz. Esed ordusundaki kurumsal çürüme, Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle kaynaklarını başka alanlara yöneltmesi, İran ve Hizbullah’ın bölgesel çatışmalarda yıpranması ve Suriye halkının yönetime verdiği desteğin büyük ölçüde tükenmesi de çöküşü hızlandırdı. Bununla birlikte sahadaki harekâtın planlanması ve farklı muhalif grupların ortak hedef etrafında toplanmasında eş-Şara belirleyici bir rol oynadı.
Ebu Muhammed el-Culani’den Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya
Eş-Şara, Şam’ın kontrolünün ele alınmasından sonra kamuoyunun karşısına artık askerî mahlasıyla değil, gerçek adıyla çıkmaya başladı. Üniformanın yerini takım elbise, örgütsel söylemin yerini devlet kurumları, egemenlik ve diplomasi vurgusu aldı. Bu değişim yalnızca görünüşe ilişkin değildi; yeni liderlik, dış dünyaya Suriye’nin başka ülkelere tehdit oluşturmayacağı ve dinî ya da etnik gruplara karşı intikam politikası izlenmeyeceği mesajını verdi.
29 Ocak 2025’te Şam’da düzenlenen Zafer Konferansı’nda eş-Şara, geçiş döneminin cumhurbaşkanı ilan edildi. Aynı kararla 2012 Anayasası, Halk Meclisi, eski rejimin ordusu ve güvenlik kurumları feshedildi; Baas Partisi kapatıldı ve silahlı grupların devlet kurumlarına entegre edilmesi kararlaştırıldı.
Mart 2025’te kabul edilen geçici anayasal bildirge, beş yıllık bir geçiş dönemi öngördü. Temmuz 2026’da ilk oturumunu yapan 210 üyeli Halk Meclisinin üçte ikisi dolaylı seçimle belirlendi, üçte biri ise eş-Şara tarafından atandı. Meclisin kurulması yasama faaliyetlerinin yeniden başlaması açısından önemli olsa da cumhurbaşkanına tanınan geniş yetkiler, siyasi gücün tek merkezde toplanabileceği yönündeki eleştirileri ortadan kaldırmadı.

Uluslararası meşruiyet arayışı
Eş-Şara’nın dönüşümünün en görünür boyutu dış politikada yaşandı. ABD, Aralık 2024’te başına konulan 10 milyon dolarlık ödülü kaldırdı. Temmuz 2025’te HTŞ’nin ABD’nin yabancı terör örgütleri listesindeki kaydı iptal edildi. Kasım 2025’te ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, eş-Şara’yı yaptırım listesinden çıkardı. Bu adımlar, geçmişin tamamen unutulduğu anlamına gelmese de yeni Suriye yönetiminin uluslararası sistemde muhatap kabul edildiğini gösterdi.
Türkiye, bu süreçte eş-Şara yönetiminin en önemli bölgesel ortaklarından biri oldu. Ankara açısından Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, PKK/YPG terör örgütünün Suriye kolunun merkezî yönetime entegre edilmesi, gönüllü geri dönüşlerin sağlanması ve ülkenin yeniden inşa edilmesi öncelikli başlıkları oluşturuyor. Eş-Şara da Türkiye ile ilişkileri tarihî ve coğrafi bağlar üzerinden tanımlayarak Ankara’nın Suriye devrimine verdiği desteği vurguluyor.
Dönüşümün gerçek ölçüsü
Ahmed eş-Şara’nın geçmişi ile bugünkü siyasi dili arasındaki değişim açıktır. Ancak bu dönüşümün kalıcı olup olmadığı, dış dünyaya verilen mesajlardan çok Suriye’de kurulacak düzenin niteliğiyle anlaşılacaktır. Silahlı grupların gerçek anlamda tek bir ulusal orduya dönüştürülmesi, mezhep ve etnik kimlikler arasında güvenin sağlanması, siyasi tutuklamaların önlenmesi, bağımsız yargının kurulması ve Esed döneminin suçlarıyla hesaplaşılması bu sürecin temel sınavlarıdır.
İsrail’in Suriye topraklarındaki işgalini genişletmesi, ülkenin kuzeydoğusunda PKK/YPG ağırlıklı yapıyla entegrasyon sorununun devam etmesi ve ekonomik yıkım da eş-Şara yönetiminin hareket alanını sınırlıyor. Bunlara geçiş dönemi kurumlarının cumhurbaşkanlığı etrafında merkezîleşmesi eklendiğinde, yeni yönetimin önündeki temel mesele daha açık hâle geliyor: Esed ailesinin otoriter düzenini yıkmak, aynı yönetim alışkanlıklarının başka bir siyasi kimlikle yeniden üretilmesini tek başına engellemiyor.
Eş-Şara’yı çağdaş Suriye tarihinde önemli kılan, yalnızca Esed yönetimini deviren harekâtın başında bulunması değildir. Onu kritik bir portreye dönüştüren, silahlı bir hareketin liderliğinden devlet başkanlığına geçerken kendi geçmişiyle, Suriye toplumunun çoğulcu yapısıyla ve uluslararası sistemin beklentileriyle aynı anda yüzleşmek zorunda kalmasıdır. Bu nedenle eş-Şara’nın başarısı, Şam’a girmesiyle değil; Suriyelilerin tamamının kendisini ait hissedebileceği bir devlet kurup kuramamasıyla ölçülecektir.