Trump’ın Hindistan’a Rus Petrolü Baskısı Devam Ediyor
11.08.2025 - 14:13 | Son Güncellenme: 11.08.2025 - 14:17
ABD Başkanı Donald Trump, 30 Temmuz 2025’te Hindistan’a %25’lik ek gümrük vergisi getirdiğini duyurarak uluslararası ticaret sahnesine yeni bir kriz ekledi. Truth Social üzerinden yaptığı açıklamalarda, Hindistan’ın Rus petrolünü yüksek karla yeniden sattığını, Ukrayna’daki savaşta etik bir duruş sergilemediğini belirten Trump, bu ülkenin “cezalandırılması” gerektiğini söyledi. “Hindistan, Rus petrolünü yüksek karla satıyor, Ukrayna’da kim ölmüş umurlarında değil” ifadeleriyle sert bir mesaj veren Trump, Rusya’ya ekonomik baskıyı artırmayı hedefliyor. Ayrıca Trump’ın, Batı ve Kiev’in sık kullandığı ‘Rus savaş makinesi’ ifadesini ilk kez kullanması bir dikkat çekici nokta olarak karşımıza çıkıyor.
Hindistan, Rus petrolünü 2022 yılı Şubat ayında başlayan Ukrayna savaşının ardından almaya başladı. Batı yaptırımları nedeniyle Avrupa pazarından büyük ölçüde dışlanan Rusya, ham petrolünü ciddi indirimlerle Hindistan ve Çin'e yönlendirdi. 2021’de Hindistan’ın Rusya’dan neredeyse hiç petrol almadığı bilinirken, 2023’te bu oran hızla artarak toplam ithalatın yaklaşık %40’ına ulaştı. Rus Ural petrolü, Brent’e kıyasla varil başına 15-20 dolar daha ucuz satıldı. Bu sayede Hindistan, hem iç piyasada maliyeti düşürdü hem de bazı partileri işleyip üçüncü ülkelere satarak ticari kazanç elde etti. Bu durum, hem Batı'nın yaptırımlarını deldiği gerekçesiyle eleştirildi hem de ABD’nin ikincil yaptırım tehditlerine zemin hazırladı.
Ekonomik milliyetçilik ve petrol bağımlılığı
Trump’ın sert mesajları Hindistan iç siyasetinde de etkili oldu. Başbakan Narendra Modi, doğrudan bir karşı açıklama yapmasa da uzun süredir kullandığı “Vocal for Local” ve “Atmanirbhar Bharat” sloganlarını yeniden ön plana çıkardı. Bu söylemlerle halkı yerli ürün almaya çağıran Modi, ABD’nin ekonomik baskılarına karşı iç kamuoyunu konsolide etmeye çalışıyor. Ancak bu çağrının hayata geçmesi kolay değil, zira Hindistan hala büyük ölçüde Çin’den ithalata bağımlı durumda.
Öte yandan Hindistan’ın Rusya’dan enerji alımına olan bağımlılığı da tartışmalı. 2022 öncesinde Hindistan, Rusya’dan neredeyse hiç petrol almıyordu. Suudi Arabistan, BAE ve Irak gibi geleneksel tedarikçiler, yeniden devreye girerek Hindistan’ın ihtiyacını karşılayabilir. Ancak bu geçişin Hindistan’a maliyeti yüksek olabilir. Rus petrolünün indirimli satılması sayesinde rafineriler son yıllarda ciddi kazançlar elde etti. Bu indirim ortadan kalktığında enerji ve teknoloji sektörlerinde maliyet artışları kaçınılmaz olabilir.
Yeni dönemde diplomasi: Baskı mı, pazarlık mı?
Trump yönetimi, Hindistan’ın Rusya ile sadece enerji değil; LNG, gübre, nükleer yakıt ve diğer stratejik ürünleri de içeren daha kapsamlı bir ticari ilişki kurduğunu öne sürüyor. Bu durum, ABD'nin Çin’e benzer baskı uygulamamasıyla birleştiğinde “çifte standart” eleştirilerini doğuruyor. Çin, Hindistan’dan daha fazla Rus petrolü almasına rağmen aynı yaptırımlarla karşı karşıya değil. Uzmanlar, Trump’ın Çin’in vereceği tepkiden çekindiğini, bu nedenle Hindistan üzerinden bir gövde gösterisi yaptığını öne sürüyor.
ABD Senatosu’nda Kiev’e yakınlığıyla bilinen isimler, Trump’ın Hindistan’a yönelik sert tutumunu destekliyor. Cumhuriyetçi Lindsey Graham ile Demokrat Richard Blumenthal başta olmak üzere birçok senatör, Hindistan’ın Rusya’dan ucuz petrol alarak Ukrayna’daki savaşı dolaylı yoldan finanse ettiğini savunuyor ve sert aksiyonlar talep ediyor. Her iki isim de, Hindistan’a yönelik daha kararlı ekonomik baskılar uygulanması gerektiğini vurgularken, "stratejik ortaklık" söylemlerinin bu tür temel meselelerde taviz vermeye gerekçe olmaması gerektiğini dile getiriyor.
Gözden Kaçmasın
Trump ise tarifeleri %50’ye çıkarabileceği sinyalini verirken, Kremlin’den gelen tepkiler “Rus ekonomisi yaptırımlara bağışıklık kazandığını” belirten panik içinde olmadıkları yönünde gözüküyor. Ancak işin ticari boyutu henüz tam olarak kapanmış değil. ABD’den 25 Ağustos’ta bir ticaret heyeti Yeni Delhi’yi ziyaret edecek. Bu görüşmelerde, tarifelerin kalıcı olup olmayacağı ve “tanımlanmamış cezaların” ne anlama geleceği netleşecek.
Yeni Delhi ise denge politikası izliyor. Ne Trump’la doğrudan çatışmak istiyor, ne de Moskova’yla bozulan ilişkiler riskini almak. Bu gerilim, Trump’ın ikinci döneminde dış politikada ekonomik baskı araçlarını ne ölçüde kullanacağına dair önemli bir test niteliği taşıyor. Bu gelişmeler, Trump’ın Moskova’ya son haftalarda yaptığı baskılar ve sertleşen havanın içinde yer buldular. Trump’ın Hindistan’a yaptığı bu baskı stratejisinin ise Ukrayna savaşını durdurmaya mı, yoksa küresel ticareti daha da karmaşık hale getirmeye mi hizmet edeceği endişesi devam edecek.