Trump'ı Kızdıran Red: Bin Salman, Filistin Devleti Şartında Israrcı

İsrail medyasının sızdırdığı bilgilere göre, Trump'ın Suudi Arabistan’dan Abraham Anlaşmalarına imza baskısı, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın “Filistin devleti olmadan normalleşme yok” restine takıldı. Kapalı kapılar ardında geçen gergin görüşme, Gazze savaşı sonrası bölgedeki dengelerin kökten değiştiğini ortaya koydu. İşte detaylar...
Redhwan Al-khutabi
Trump'ı Kızdıran Red Bin Salman, Filistin Devleti Şartında Israrcı

26.11.2025 - 17:43  |  Son Güncellenme:  26.11.2025 - 17:59

Axios ve İsrail medyasının sızdırdığı bilgilere göre, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki son görüşme iki farklı yüz taşıyordu: Kameralar karşısında gülümsemeler, kapılar kapandığında ise sert bir gerginlik…

Zira Beyaz Saray’ın Orta Doğu barışında dönüm noktası diye pazarladığı bu ziyaret, Amerikalı yetkililerin ifadesiyle son yılların en zor diplomatik temasına dönüştü. Çünkü Trump’ın, Suudi Arabistan’dan Abraham Anlaşmalarına imza koparma isteği, Prens’in net ve değişmeyen şartlarına çarptı: Filistin devleti olmadan, geri dönüşü olmayan bir siyasi süreç kurulmadan normalleşme yok.

Bu ayrışma, Washington’un istediği tabloyla Riyad’ın durduğu çizgi arasındaki farkı açığa çıkarırken, Gazze savaşının ardından bölgedeki güç dengelerini de yeniden okutan kritik bir dönemeç oldu.

ABD’den baskı, Suudi’den kesin ret


Amerikalı kaynaklara göre Trump, normalleşme dosyasını bizzat ve ısrarla gündeme getirdi. Hedefi netti: Gazze savaşı sona ererken Suudi Arabistan’ı Abraham Anlaşmalarının büyük ödülü yapmak ve bunu yeni bir siyasi zafer olarak duyurmak.

Ancak Axios ve Kanal 12’nin aktardığına göre görüşme bir anda sert bir çekişme sahnesine döndü.

Tarihi duyuru yapmak isteyen Tru


mp, karşısında bugüne kadar normalleşme konusunda hiç olmadığı kadar kararlı ve sert bir Veliaht Prens buldu. Üstelik sadece söylem düzeyinde değil, siyasi şartların özünde…

Bin Salman, Trump’a açık bir dille şunları söyledi: Suudi kamuoyu Gazze savaşından sonra İsrail’e son derece tepkili, Toplum normalleşmeye hazır değil,
Filistinliler için gerçek bir siyasi çözüm olmadan normalleşme mümkün değil ve herhangi bir anlaşma, geri dönüşü olmayan, takvimi belirli bir süreçle Filistin devletini garanti altına almalı.

Bu açıklık –ki Riyad’ın bu kadar net konuştuğu ender anlardır– Amerikan heyetini şaşırttı. Zira savaş sonrası bir ilerleme bekliyorlardı.

Veliaht Prens Bin Selman.

Trump masadan hayal kırıklığıyla kalktı 


Amerikalı yetkililer görüşmede yaşananları açıkça aktardı: Trump toplantıdan hayal kırıklığı ve öfkeyle çıktı.
Abraham Anlaşmalarının mimarı olmakla övünen Trump, Suudi tavrını kendi planlarının önünde bir engel olarak yorumladı.

Yine de ABD’li yetkililer Veliaht Prens’i kararlı, güçlü ve geri adım atmayan bir lider olarak tarif etti. Görüşme saygılı geçti, ancak aynı zamanda son derece açık, zor ve gerilimli oldu.

Riyad’ın tutumu: Normalleşme bedava değil


Suudi Arabistan, Washington ve Tel Aviv’in önüne aslında yıllardır tekrar ettiği ama bu kez daha sertleştirdiği bir ilke koydu: Bağımsız Filistin devleti olmadan İsrail’le barış yok.

1981’de Kral Fahd’ın, 2002’de Kral Abdullah’ın başlattığı çizgi bugün bin Salman tarafından şu üç yeni şartla güncellendi: Sürecin geri dönüşü olmayacak şekilde tasarlanması, Zaman garantisi verilmesi ve sadece İsrail değil, ABD’nin bizzat taahhütte bulunması.

Riyad, böylece Arap Barış Girişimi’ni geçmişte akamete uğratan boşlukları kapatmayı ve İsrail’in bedelsiz normalleşme kazanmasını engellemeyi hedefliyor.

İsrail tarafında rahatsızlık büyüyor


İsrail medyası bu gelişmeden memnun değil. Yediot Ahronot’un ise ifadesi açık: “İsrail, ABD desteklese bile Filistin devletine giden bir süreci kabul edilebilir görmüyor.” Çünkü iki devletli çözümü reddeden mevcut hükümet, Suudi şartını gerçekçi olmayan talep olarak okuyor.

Hele ki sağcı koalisyon içinde Filistin devletine giden her siyasi adım kırmızı çizgi sayılıyor.

Bu da Riyad–Tel Aviv hattındaki farkın taktik değil, kimlik, vizyon ve stratejik çıkar farkı olduğunu gösteriyor.

Gazze savaşı oyunun kurallarını değiştirdi


Gazze savaşında on binlerce Filistinlinin hayatını kaybetmesi, Arap ve Müslüman dünyasında derin bir sarsıntı yarattı. Özellikle Suudi Arabistan’da normalleşme 2020’deki gibi ekonomik vaatlerle sunulan pozitif bir adım olmaktan çıktı. Artık siyasi, etik ve toplumsal bir yük haline geldi.

Bin Salman da toplumun nabzını yakından tutan bir lider olarak görüyor ki: Filistinlilere gerçek bir karşılık verilmeden atılacak her normalleşme adımı, hem iç hem de bölgesel olarak Suudi Arabistan’ın çıkarlarına ters düşer.