Suriye’de Yeni Dönem: Türkiye ve Katar Desteğiyle Enerji Sektörü Yeniden Canlanıyor
07.11.2025 - 17:55 | Son Güncellenme: 07.11.2025 - 18:05
Suriye Enerji Bakanlığı, toplam 5000 megavat kapasiteye sahip sekiz elektrik santralinin kurulması ve işletilmesi için nihai anlaşmaları imzaladı.
Projede, Katarlı Orbacon Holding liderliğinde, Türk şirketleri Kalyon ve Cengiz, ayrıca Amerikan Power International firması yer alıyor.
Yaklaşık 7 milyar dolar değerindeki yatırım, son on yılda ülkeye giren en büyük yabancı sermaye olarak dikkat çekiyor. Bu adım, savaş ve yıkım yıllarının ardından altyapının yeniden inşasında kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Geçiş hükümeti için enerji güvenliği ilk sırada
Bu gelişme, 2025 başında göreve gelen Başbakan Ahmed Şara yönetimindeki geçiş hükümetinin politikalarıyla örtüşüyor.
Yeni yönetim, ulusal enerji güvenliğini ekonomik toparlanmanın temel taşı olarak belirledi.
Gözden Kaçmasın
Son yirmi yılda neredeyse çöken enerji sektörü, 2011 öncesine kıyasla üretim kapasitesinin yalnızca yüzde 30’unu koruyabildi. Bu nedenle enerji altyapısının yeniden kurulması, ülke ekonomisinin yeniden canlanması için kritik bir hamle olarak görülüyor.
Yeni projeyle birlikte sanayi, tarım ve kamu hizmetleri için istikrarlı enerji sağlanması hedefleniyor; böylece kalkınma çarkı yeniden dönmeye başlayacak.
Bölgesel ve uluslararası işbirliği mesajı
Projede yer alan ülkeler ve şirketler, sadece ekonomik değil siyasi anlamda da güçlü mesajlar veriyor.

Katar, Türkiye ve ABD şirketlerinin aynı masada buluşması, 2024 sonunda Esad rejiminin düşmesinin ardından uluslararası yatırım çevrelerinin Şam’a yeniden güvenmeye başladığını gösteriyor.
Öte yandan, Katar ve Türkiye’nin rolü, yıllarca siyasi değişimi destekleyen bu iki ülkenin artık ekonomik yeniden inşada da öncü rol üstlendiğini ortaya koyuyor.
Amerikan katılımı ise projeye hem siyasi hem de yatırım güvenliği kazandırarak Şam’ın Batı ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açıyor.
Enerji anlaşmaları hayata dönüşü simgeliyor
Anlaşmalar, dört doğal gaz çevrim santrali (Kuzey Halep, Deyr ez-Zor, Zizun ve Muharde) ile dört güneş enerjisi santralini (Şam, Deyr ez-Zor, Halep ve Humus) kapsıyor.
Gaz santrallerinin üç buçuk yıl içinde tamamlanması, güneş santrallerinin ise iki yıldan kısa sürede devreye alınması planlanıyor.
Projelerin, doğrudan ve dolaylı olarak 250 binden fazla kişiye istihdam sağlaması bekleniyor. Ayrıca yerli kadroların teknik bilgi ve tecrübe kazanması, uzun vadede ülkenin enerji bağımsızlığına katkı sağlayacak.
Yabancı güven artıyor, ekonomi canlanıyor
Gözlemcilere göre bu proje, uluslararası çevrelerin Suriye ekonomisine yeniden güven duyduğunun güçlü bir göstergesi.
Kamu-özel ortaklığı modelinin tercih edilmesi, merkeziyetçi devlet tekeli anlayışından uzaklaşıldığının da sinyali olarak değerlendiriliyor.
Böylece Suriye, rekabete ve üretkenliğe dayalı kontrollü serbest piyasa ekonomisine geçiş için önemli bir adım atmış oluyor.
Savaştan kalkınmaya
Bu proje, Esad rejiminin düşüşünden sonra imzalanan ilk büyük stratejik anlaşma olması nedeniyle sembolik bir anlam taşıyor.
Savaşın en çok tahrip ettiği sektörlerden biri olan elektrik altyapısının yeniden canlanması, ulusal toparlanmanın ve istikrarın simgesi haline geliyor.
Analistlere göre, bu adım aynı zamanda hem iç kamuoyuna hem de dış dünyaya verilmiş bir mesaj niteliğinde:
Yeni Suriye, tüm taraflarla işbirliğine açık; yeter ki bu işbirliği ülkenin çıkarlarına ve ekonomik bağımsızlığına hizmet etsin.
Bu yönüyle proje, yalnızca elektrik üretimini değil; aynı zamanda güveni, istikrarı ve kalkınmayı da üretmeyi amaçlıyor. Çünkü bugünün Suriye’sinin en çok ihtiyaç duyduğu enerji, siyasi enerji.
Enerjide çeşitlilik ve sürdürülebilir gelecek
Yeni enerji politikası, doğal gaz ve güneş enerjisini bir arada kullanarak üretim kaynaklarını çeşitlendirmeyi hedefliyor.
Ayrıca fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılmasıyla, Suriye’nin küresel temiz enerji trendine uyum sağlaması amaçlanıyor.
Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, bu projelerin sadece enerji değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal büyümenin temeli olacağını belirtiyor.
Bakan Beşir’e göre bu adım, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecek ve üretim ile hizmet sektörlerinin verimliliğini önemli ölçüde artıracak.