Şara’nın Berlin Ziyareti: Avrupa’nın Şam’a Açılımında Yeni Sınav
30.03.2026 - 17:23 | Son Güncellenme: 01.04.2026 - 08:51
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, göreve gelmesinin ardından Almanya’ya yaptığı ilk ziyarette başkent Berlin’e ulaştı. Bu ziyaret, uzun yıllar süren siyasi kopuşun ardından Şam ile Avrupa başkentleri arasındaki ilişkilerde dikkat çekici bir değişime işaret ediyor.
Friedrich Merz’in davetiyle gerçekleşen temaslar, sıradan bir diplomatik görüşmenin ötesinde görülüyor. Ziyaret, hem Suriye’nin uluslararası sistemde yeniden konumlanma arayışının bir parçası hem de Avrupa’nın yeni Suriye yönetimine ne ölçüde açılabileceğini test ettiği kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Bu gelişme, 2024’ün sonlarında Beşşar Esed yönetiminin devrilmesiyle başlayan geçiş sürecinin devamı niteliğinde. Söz konusu dönüm noktası, özellikle savaş yıllarında Şam’a uygulanan siyasi ve ekonomik izolasyonun başlıca destekçilerinden olan Avrupa ile ilişkilerin yeniden şekillenmesinin önünü açtı.
Avrupa Şam’la yeniden temas kuruyor
Şara’nın Almanya ziyareti, iki ülke ilişkilerinin ötesinde daha geniş bir Avrupa politikasındaki değişimi yansıtıyor. On yılı aşkın diplomatik kopuşun ardından Avrupa başkentleri, güvenlik, ekonomi ve insani nedenlerle Şam politikasını yeniden gözden geçirmeye başladı.
Bu dönüşümün ilk somut adımlarından biri, Almanya’nın 2025’te Şam’daki büyükelçiliğini yeniden açması oldu. Bu hamle, özellikle ülkedeki askeri çatışmaların azalması ve yeniden inşa sürecine uluslararası katkı ihtiyacının artmasıyla birlikte Avrupa’nın yeniden sahaya dönme isteğini ortaya koydu.
Gözden Kaçmasın
Öte yandan Şara’nın daha önce Paris’e, Emmanuel Macron’un davetiyle yaptığı ziyaret, bazı Avrupa ülkelerinin yeni Suriye yönetimiyle doğrudan siyasi temas kurmaya hazır olduğunun ilk sinyali olarak görülmüştü.
Berlin ziyareti de bu çerçevede, Avrupa’nın Şam’la yeni bir işbirliği zemini oluşturma arayışının parçası olarak öne çıkıyor. Bu çerçevenin; ekonomik destek, güvenlik çıkarları ve buna karşılık iç istikrar, azınlıkların korunması ve geçiş sürecinin yönetimi gibi siyasi taahhütlere dayanması bekleniyor.
Ekonomi ve yeniden inşa masanın merkezinde
Ziyaretin siyasi boyutu kadar ekonomik yönü de dikkat çekiyor. Şam yönetimi, savaşın ardından milyarlarca dolarlık yeniden inşa projeleri için Avrupa yatırımlarını çekmeyi ve uluslararası finans kanallarını açmayı hedefliyor.
Bu noktada Almanya, güçlü ekonomisi ve sanayi altyapısı nedeniyle Suriye için en önemli potansiyel ortaklardan biri olarak görülüyor. Özellikle enerji ve altyapı sektörleri öne çıkarken, savaşta büyük zarar gören elektrik altyapısı en acil başlıkların başında geliyor.
Bu kapsamda Siemens Energy ve GE Vernova gibi firmaların, gaz türbinleri tedariki ve yeni enerji santrallerinin kurulması gibi projelerde kilit rol oynayabileceği değerlendiriliyor. Söz konusu projelerin toplam değerinin milyarlarca doları bulabileceği belirtiliyor.
Şam açısından bu projeler yalnızca enerji krizini çözmekle sınırlı değil. Aynı zamanda ekonomiyi canlandıracak, yatırım ortamını iyileştirecek ve mültecilerin geri dönüşü için gerekli zemini oluşturacak kritik bir adım olarak görülüyor.
Almanya için öncelik: Mülteciler
Ekonomi Şam’ın önceliği olurken, Berlin açısından en hassas başlık mülteciler. Almanya, Avrupa’daki en büyük Suriyeli topluluğa ev sahipliği yapıyor. Sayıları yaklaşık 1 milyona ulaşan bu nüfusun büyük bölümü 2015–2016 yıllarındaki göç dalgasında ülkeye geldi.
Son yıllarda göç politikaları Almanya’da iç siyasetin en tartışmalı konularından biri haline geldi. Özellikle sağ partilerin yükselişiyle birlikte sığınma politikalarının sıkılaştırılması yönündeki baskı arttı.
Bu çerçevede Şansölye Merz, Şam ile işbirliği yaparak Suriyeli mültecilerin bir kısmının geri dönüşünü sağlayacak bir mekanizma oluşturmayı hedefliyor. Bu dönüşlerin gönüllü ya da başvurusu reddedilenlerin iadesi şeklinde olması gündemde.
Ancak uluslararası raporlar ve insan hakları kuruluşları, Suriye’deki ekonomik ve altyapı koşullarının henüz geniş çaplı geri dönüşler için uygun olmadığını vurguluyor. Öte yandan Şam yönetimi, mültecilerin dönüşünü doğrudan yeniden inşa süreciyle ilişkilendiriyor ve iş imkanları ile temel hizmetlerin sağlanmasının belirleyici olduğunu savunuyor.
Güvenlik işbirliği ve Avrupa’nın kaygıları
Görüşmelerde öne çıkan bir diğer başlık ise güvenlik. Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Suriye’de istikrarın kıta güvenliği açısından kritik olduğuna inanıyor.
Bu kapsamda terörle mücadele, özellikle DEAŞ ile mücadele, insan kaçakçılığı ve organize suç ağlarının engellenmesi gibi konular masada yer alıyor.
Bunun yanı sıra mayın temizleme ve afet yönetimi gibi alanlarda da Almanya’nın Suriye’ye teknik destek sağladığı ve bu işbirliğinin genişletilmesinin planlandığı ifade ediliyor. Bu yaklaşım, Avrupa’nın Suriye’de iç istikrarı güçlendirmeyi hedefleyen daha geniş stratejisinin parçası olarak görülüyor.
Ziyaret tartışmaları da beraberinde getirdi
Resmi temaslara rağmen ziyaret Almanya’da tartışmalara da yol açtı. Bazı siyasi çevreler ve sivil toplum kuruluşları, Şam’a yönelik açılımın henüz erken olduğu görüşünde.
Bu kesimler, insan hakları dosyaları ve siyasi sürecin geleceğine dair belirsizlikler nedeniyle Avrupa’nın temkinli olması gerektiğini savunuyor. Ayrıca ekonomik ve siyasi işbirliğinin açık reform şartlarına bağlanması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Buna karşılık Alman hükümeti ise bu adımı, Suriye’de istikrarı sağlama, göç baskısını azaltma ve Avrupa şirketleri için yeni ekonomik fırsatlar yaratma hedefiyle atılmış gerçekçi bir politika olarak savunuyor.
Şam uluslararası meşruiyet arayışında
Sonuç olarak Şara’nın Berlin ziyareti, yalnızca bir diplomatik temas değil, Avrupa’nın Suriye’ye yönelik yaklaşımında yeni bir dönemin eşiği olarak görülüyor.
Aynı zamanda bu ziyaret, Şam yönetiminin uluslararası alandaki varlığını güçlendirme stratejisinin bir parçası. Daha önce Paris, Washington ve Moskova’ya yapılan ziyaretlerle başlayan bu süreç, şimdi Avrupa’nın büyük başkentleri üzerinden devam ediyor.
Gözler Berlin’deki temasların sonuçlarına çevrilmiş durumda. Asıl soru ise şu: Avrupa’nın siyasi açılımı, Suriye’nin yeniden inşasına somut katkı sağlayacak gerçek ekonomik ortaklıklara dönüşebilecek mi?