Şara Körfez Turunda: Yeni Denge Arayışı

Şam’ın Körfez’e yönelmesi, bölgede yeni bir denge arayışına işaret ediyor. Şara’nın temasları, diplomatik ziyaretin ötesinde ekonomik ve jeopolitik dönüşümün habercisi. 
Şara Körfez Turunda Yeni Denge Arayışı

24.04.2026 - 16:57  |  Son Güncellenme:  27.04.2026 - 09:41

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Suudi Arabistan’dan başlattığı Körfez turu, yıllar süren savaş ve izolasyonun ardından Şam’ın hem bölgesel hem de uluslararası sistemde yeniden konumlanma arayışında kritik bir dönüm noktasına işaret ediyor. Kısa sürede Katar’a uzanan bu ziyaretler, sadece diplomatik bir temas trafiği olarak değil; siyasi, ekonomik ve jeopolitik başlıkların iç içe geçtiği daha derin bir dönüşümün göstergesi olarak okunuyor.

Körfez’in Suriye yaklaşımı değişiyor: Mesafe’den kademeli ortaklığa

Cidde’de Veliaht Prens Mohammed bin Salman ile gerçekleşen görüşme, Riyad’ın Şam politikasında belirgin bir değişime işaret ediyor. Bir dönem savaş sonrası süreci şartlara bağlayan ve temkinli bir çizgi izleyen Suudi Arabistan, artık daha çok kademeli ortaklık yaklaşımına yönelmiş durumda.

Öte yandan bu değişimde, Suriye içinde özellikle İran etkisinin gerilemesi önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Riyad’ın bu yeni yaklaşımı, yalnızca Şam’la ilişkileri normalleştirme isteğinden değil; aynı zamanda bölgedeki güç dengelerini yeniden kurma ihtiyacından kaynaklanıyor. ABD güvenlik şemsiyesine olan bağımlılığın azalması ve rekabet eden bölgesel aktörlerin güç kazanması, Suudi Arabistan’ı daha esnek ve çok yönlü bir stratejiye itiyor.

Bu tabloda Suriye, adeta denge belirleyici bir aktör olarak öne çıkıyor. Özellikle Türkiye, Pakistan, Mısır ve bazı Körfez ülkeleriyle kurulabilecek olası işbirlikleri, bölgedeki güç dengelerini doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip.

Siyasetin kapısını ekonomi açıyor

Her ne kadar gündemin merkezinde siyasi ve güvenlik dosyaları bulunsa da, bu ziyaretlerin en somut ayağını ekonomi oluşturuyor. Uzun süredir ciddi ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya olan Şam yönetimi, toparlanmanın yolunun Körfez yatırımlarından geçtiğinin farkında.

Öte yandan Riyad da Suriye’yi, yeniden inşa süreci ve yatırım fırsatları açısından önemli bir pazar olarak görüyor.

Veriler de bu yönelimi destekliyor. Suriye’nin Suudi Arabistan’daki yatırımları, buna karşılık Suudi sermayesinin Suriye’ye giriş beklentisi ve artan ticaret hacmi, iki ülke arasında daha derin bir ekonomik ortaklığın zeminini oluşturuyor.

Bu süreç sadece klasik ticaretle sınırlı değil. Bölgesel ulaşım ağları, enerji hatları ve büyük altyapı projeleri gibi stratejik alanlar da gündemde. Bu tür projeler hayata geçerse, bölgedeki ticaret haritasının yeniden çizilmesi gündeme gelebilir.

Şam, yeni ekonomik haritanın merkezine oynamak istiyor

Suriye, sahip olduğu coğrafi avantajı yeniden öne çıkararak bölgesel ve uluslararası ticaret ağlarının merkezinde yer alma hedefi güdüyor. Hicaz Demiryolu’nun yeniden canlandırılması ve Türkiye’den Ürdün ile Körfez’e uzanan bağlantı hatlarının Suriye üzerinden kurulması gibi projeler bu vizyonun parçası.

Öte yandan son dönemde Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz çevresinde yaşanan gerilimler, alternatif ticaret ve enerji güzergâhlarını daha da kritik hale getirmiş durumda. Bu da Suriye’yi potansiyel bir “alternatif koridor” haline getiriyor.

Bu tabloya Avrupa da kayıtsız değil. 

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen.

Avrupa Birliği’nin 1978 tarihli işbirliği anlaşmasını yeniden gündeme alma sinyalleri ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in barışçıl geçişe destek vurgusu, Avrupa’nın da Şam’la yeniden temas kurmaya hazırlandığını gösteriyor. Bu yaklaşımda istikrar, göç ve enerji güvenliği gibi başlıklar belirleyici rol oynuyor.

Pozitif tarafsızlık arayışı ve zor denge

Suriye, bu yeni dönemde pozitif tarafsızlık olarak tanımlanabilecek bir politika izlemeye çalışıyor. Yani farklı aktörlerle ilişkileri geliştirirken, keskin bloklaşmaların dışında kalma hedefi öne çıkıyor.

Bu yaklaşım, Suudi Arabistan’ın da doğrudan çatışmalardan kaçınan çizgisiyle örtüşüyor. Özellikle İran’la yaşanan gerilim ve İsrail’le ilişkilerdeki hassas dengeler, bölgedeki tüm aktörleri daha temkinli davranmaya zorluyor.

Ancak bu dengeyi korumak kolay değil. Körfez’le yakınlaşırken İran’la mesafeyi ayarlamak, aynı anda uluslararası baskılarla baş etmek ciddi bir diplomatik beceri gerektiriyor. Öte yandan bölgede yaşanabilecek yeni bir gerilim, Şam’ın hesaplarını hızla değiştirmesine neden olabilir.

Yeni dönemin sınavı

Sonuç olarak Ahmed Şara’nın Körfez turu, Suriye için yeni dönemin en önemli testlerinden biri olarak görülüyor. Bu ziyaretler, yalnızca izolasyonu kırma çabası değil; aynı zamanda Suriye’nin bölgedeki rolünü yeniden tanımlama girişimi olarak öne çıkıyor.

Şam, bir yandan yükselen bir ekonomik aktör olmayı hedeflerken, diğer yandan bölgesel dengelerde siyasi bir ortak olma arayışında.

Ancak bu hedeflerin gerçekleşmesi, atılan diplomatik adımların somut ekonomik kazanımlara dönüşmesine bağlı. Aynı şekilde, değişken ve kırılgan bölgesel dengeler içinde dikkatli bir dış politika yürütmek de kritik önem taşıyor.

Kısacası Suriye, tarihi bir fırsatla karşı karşıya. Ancak bu fırsat kadar büyük riskleri de aynı anda yönetmek zorunda.