Riyad’dan Sert Uyarı: Hadramut ve Mehra’da Tek Taraflı Adımlara Geçit Yok!
26.12.2025 - 17:58 | Son Güncellenme: 26.12.2025 - 18:02
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın Hadramut ve Mehra’daki Güney Geçiş Konseyi’nin askeri hamlelerine ilişkin son açıklaması, sıradan bir diplomatik tutum olmanın ötesine geçti. Aksine bu açıklama, Riyad’ın dilinde dikkat çekici bir değişimi ve sessiz dengeleme politikasından, Yemen’deki meşruiyet yapısını ve karar birliğini tehdit eden tek taraflı adımlara açık bir ret ilanına geçişi temsil etti.
Söz konusu açıklamada, Geçiş Konseyi’nin hamlelerinin Başkanlık Konseyi’nin onayı ya da koalisyonla herhangi bir koordinasyon olmadan gerçekleştirildiği vurgulandı. Böylece sadece Geçiş Konseyi’ne değil, Yemen devletinin anayasal ve kurumsal çerçevesi dışında askeri fiili durum yaratmaya çalışan tüm aktörlere karşı net kırmızı çizgiler çekildi. Üstelik bu mesaj, bölgesel dengelerin son derece hassas olduğu bir dönemde verildi.
Hadramut ve Mehra: Dengeleri bozan coğrafya
Hadramut ve Mehra, Yemen’in doğusunda yer alan iki vilayetten ibaret değil. Bu bölgeler, hem jeopolitik hem de ekonomik açıdan son derece stratejik bir derinlik sunuyor; Yemen’in Arap Denizi’ne açılan kapısı olma özelliği taşıyor ve aynı zamanda Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliği açısından hayati bir alan olarak görülüyor. Bu nedenle Geçiş Konseyi’nin bu vilayetler üzerindeki kontrol hamleleri Riyad’da yerel bir adım olarak değil, Suudi Arabistan’ın uzun süredir korumaya çalıştığı hassas dengelere doğrudan bir müdahale olarak okundu.
Gözden Kaçmasın
Dikkat çeken bir diğer nokta ise bu hamlelerin, hükümette ve Başkanlık Konseyi’nde yer alan bir siyasi yapı tarafından yapılmış olması. Bu durum, Riyad’ın gözünde yaşananları sıradan bir taraflar arası anlaşmazlık olmaktan çıkarıp, meşruiyet cephesinin kendi içinde gerçekleşen bir darbe olarak değerlendirilmesine yol açtı.
Uyarıdan baskıya
Suudi açıklama iki temel mesaj taşıyor. İlki siyasi, Kurtarılmış bölgelerde askeri ve güvenlik dosyalarının, Başkanlık Konseyi ve koalisyon şemsiyesi dışında yönetilemeyeceği net ve yoruma kapalı biçimde vurgulanıyor. İkinci mesaj ise caydırıcı nitelikte. Açıklamada yer alan ve Suudi diplomatik metinlerinde nadiren kullanılan sonuçları ağır olur uyarısı, Riyad’ın iç çatışma riskine dair duyduğu ciddi kaygıyı ortaya koyuyor.
Öte yandan Hadramut’ta Geçiş Konseyi güçlerine ait bazı noktalara Suudi hava müdahalesi yapıldığına dair haberler bu mesajı daha da güçlendirdi. Bu gelişme, Riyad’ın yalnızca siyasi arabuluculukla yetinmeyip sahadaki baskı araçlarını da devreye sokmaya hazır olduğuna işaret ediyor.
BAE ve karmaşık koordinasyon
Suudi açıklamada Birleşik Arap Emirlikleri ile koordinasyona özellikle vurgu yapılması dikkat çekti. Bu vurgu, Abu Dabi’nin Güney Geçiş Konseyi’nin en önemli destekçisi olduğu gerçeğinin farkında olunduğunu gösteriyor. Riyad bu yolla, yerel bir aktör olarak Geçiş Konseyi ile yaşanan gerilim ile BAE ile sürdürülen stratejik ortaklığı birbirinden ayırmaya çalışıyor ve Yemen krizinin koalisyon içinde bir çatlağa dönüşmesini engellemeyi hedefliyor.
Ancak sahadaki tablo, bu koordinasyonun ciddi sınavlardan geçtiğine işaret ediyor. Zira Geçiş Konseyi, askeri güçle desteklenen siyasi projesini sürdürme konusunda ısrarcı görünüyor.
Öte yandan bazı gözlemcilere göre Suudi Arabistan ile BAE arasında Sudan gibi farklı dosyalarda yaşanan soğuk rekabet, Yemen sahasına da yansımış durumda. Bu değerlendirmeye göre, Geçiş Konseyi’nin böylesi bir adımı BAE’den yeşil ışık almadan atmasının gerçekçi olmadığı, dolayısıyla Abu Dabi’nin Yemen’deki müttefiklerini Riyad ve onun müttefiklerine karşı hareketlendirmeye başladığı iddia ediliyor.
Güney meselesi: Şartlı tanıma
Suudi açıklama, Güney Yemen meselesinin adil olduğunu ve tarihsel ile toplumsal boyutlar taşıdığını bir kez daha kabul etti. Ancak çözümün yalnızca kapsamlı bir siyasi diyalogla mümkün olabileceği, fiili durum dayatmalarıyla bunun sağlanamayacağı açıkça belirtildi. Bu yaklaşım, Riyad’ın değişmeyen tutumunu yansıtıyor, Güneydeki mağduriyetin tanınması, devletin parçalanmasına ya da meşruiyetin içeriden zayıflatılmasına onay verildiği anlamına gelmiyor.
Bu çerçevede Suudi mesaj net: Güç, geçici bir kontrol sağlayabilir; ancak kalıcı meşruiyet üretmez ve sürdürülebilir bir siyasi çözüm inşa edemez.
İç ve dış yansımalar
İçeride Suudi tutum, Yemen hükümeti, Şura Meclisi ile çok sayıda siyasi, parti ve aşiret yapısının geniş desteğini aldı. Bu kesimler açıklamayı, tırmanmayı durdurmak ve devletin hukuki merkezini korumak için bir yol haritası olarak değerlendirdi. Buna karşılık Güney Geçiş Konseyi zor bir tercihle karşı karşıya kaldı, Ya bölgesel baskılara uyacak ya da kendisini siyasi olarak yalnızlaştıracak ve iktidar ortağından bir yüke dönüştürecek bir yola girecek.
Bölgesel düzeyde ise Suudi tutumuna, Arap Birliği’nden Körfez ülkelerine, Mısır’dan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne kadar uzanan geniş bir çevreden destek geldi. Tüm bu aktörler Yemen’in birliğine vurgu yaparken, tek taraflı maceralara siyasi kalkan sağlanmayacağı mesajını verdi.
Kriz nereye gidiyor?
Hadramut ve Mehra’daki tablo bugün bir yol ayrımında duruyor. Ya Suudi Arabistan’ın siyasi ve muhtemelen askeri baskısı, sahadaki durumu geri döndürüp yeni bir diyalog kapısı aralayacak ya da tırmanma, meşru hükümet cephesinde daha derin bir çatlağa dönüşecek. Bu ikinci senaryo ise hiç şüphesiz Husilere, güç dengelerinde konumlarını pekiştirmek için yeni bir fırsat sunacak.
Her halükarda Riyad’ın açıklamasıyla vermek istediği mesaj açık: Yemen’in birliğini ve meşru hükümetin bölgelerinin istikrarını korumak pazarlık konusu değil ve tek taraflı adımlara göz yumulduğu dönem sona yaklaşmış durumda.