Rabia Katliamının 13. Yılı: Adalet Arayışı Sürüyor, Mısır’da Ulusal Uzlaşı Çağrıları Yükseliyor

Rabia ve Nahda meydanlarının dağıtılmasının üzerinden 13 yıl geçerken, hayatını kaybedenlerin aileleri ve siyasi tutukluların yakınları adalet talebini sürdürüyor. Mısır’da bir yandan olaylara ilişkin bağımsız soruşturma beklentisi devam ederken, diğer yandan ulusal uzlaşı ve geçiş dönemi adaleti çağrıları yeniden gündeme geliyor. 
ozetle-ozetle-rabia-katliaminin-13-yili-adalet-arayisi-suruyor-misir-da-ulusal-uzlasi-cagrilari-yukseliyor-ali-zalat

14.08.2026 - 17:44  |  Son Güncellenme:  14.08.2026 - 17:51

Bugün, 14 Ağustos 2026, Kahire’deki Rabia el-Adeviyye ve Nahda meydanlarındaki oturma eylemlerinin dağıtılmasının 13. yıl dönümü. Uluslararası insan hakları örgütü İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch-HRW), söz konusu müdahaleyi modern tarihte tek bir günde gerçekleştirilen en büyük gösterici öldürme operasyonlarından biri olarak nitelendirmişti. Olayın üzerinden on yılı aşkın süre geçmesine rağmen hayatını kaybedenlerin aileleri ile siyasi tutukluların yakınları hâlâ adaletin sağlanmasını bekliyor. Bugüne kadar olaylarla ilgili ciddi bir yargısal hesap verme sürecinin işletilmemesi de bu beklentiyi sürdürüyor.

HRW’nin sahada yürüttüğü ve “Her şey plana göre” başlıklı raporunda belgelediği araştırmaya göre, müdahalenin gerçekleştirildiği gün en az 904 kişi hayatını kaybetti. Bunların 817’si Rabia el-Adeviyye Meydanı’nda, 87’si ise Nahda Meydanı’ndaydı. Örgüt, kayıp kişilerin ve kimliği tespit edilemeyen cenazelerin sayısını dikkate alarak gerçek can kaybının bini aşmış olabileceğini belirtti ve yaşananları insanlığa karşı işlenmiş olası bir suç olarak tanımladı.

Bu rakamlar Mısır’ın resmî verileriyle farklılık gösteriyor. Dönemin Sağlık Bakanlığı 638 kişinin hayatını kaybettiğini açıklarken, Ulusal İnsan Hakları Konseyi ise can kaybını yaklaşık 632 olarak bildirdi. HRW, olayların 10. yıl dönümü dolayısıyla 2023’te yayımladığı açıklamada da Mısır makamlarının o tarihe kadar ölümlerden sorumlu herhangi bir yetkili hakkında soruşturma açmadığını veya dava yürütmediğini vurguladı.


Aradan 13 yıl geçti, yargısal hesap verme süreci başlamadı

Uluslararası Af Örgütü ise katliamın 10. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı değerlendirmede, olayların ardından geçen yılları utanç dolu bir on yıl olarak nitelendirdi. Örgüt, baskı kampanyasının ilerleyen dönemde yalnızca Müslüman Kardeşler destekçilerini değil, farklı siyasi görüşlerden muhalifleri de kapsayacak şekilde genişlediğine dikkat çekti. Aynı süreçte adil yargılanma güvencelerinin sürekli gerilediği ve cezaevlerindeki koşulların kötüleştiği belirtildi. İnsan hakları örgütlerinin tahminlerine göre, 2026 yazı itibarıyla Mısır’da 60 binden fazla düşünce mahkûmu hâlâ cezaevinde bulunuyor ve bunların binden fazlasını kadınlar oluşturuyor.

Eski geçici Mısır Cumhurbaşkanı Adli Mansur

Mısır makamları bugüne kadar meydanların dağıtılması sırasında yaşananlara ilişkin bağımsız bir soruşturma başlatmadı. Eski geçici Cumhurbaşkanı Adli Mansur tarafından kurulan araştırma komisyonu ise 2014’ün sonlarında yayımladığı raporda sorumluluğun önemli bir bölümünü göstericilerin kendilerine yüklemekle yetindi.

Yargı sürecindeki bu durgunluğun ortasında, hayatını kaybedenlerin ve tutukluların aileleri, insan hakları örgütlerinin uzun süredir geciken bir adalet yükümlülüğü olarak tanımladığı sürecin hayata geçirilmesini bekliyor. O dönem oturma eylemlerine katılan çok sayıda kişi de adil olmadığı yönünde eleştirilen toplu yargılamalarda verilen kararlar nedeniyle hâlâ cezaevinde bulunuyor.

Mısır’da bu dosyanın güvenlik yöntemleri yerine siyasi bir süreçle kapatılması gerektiğini savunan çevrelerin genişlediğine işaret eden bir gelişme de bugün yaşandı. Müslüman Kardeşler, yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı açıklamada, “Toplumlar yaralarını görmezden gelerek iyileşmez” ifadelerini kullandı.

Grup, siyasi ve toplumsal yapıların yanı sıra devlet kurumlarının da dâhil olduğu ciddi bir diyaloğa dayalı kapsamlı bir ulusal uzlaşı çağrısında bulundu. Ayrıca mağdurların haklarını teslim edecek, tutukluların ve hayatını kaybedenlerin ailelerinin yaşadığı sıkıntılara son verecek bir geçiş dönemi adaleti projesinin hayata geçirilmesini istedi.

Bu çağrılar yalnızca Müslüman Kardeşler ile sınırlı değil. Mısır’ın eski cumhurbaşkanı adayı ve Nasırcı muhalefetin önde gelen isimlerinden Hamdin Sabbahi de Rabia olaylarına ilişkin geçmişteki tutumunu kamuoyu önünde yeniden değerlendirdi. Sabbahi, daha önce televizyon programlarında yaptığı açıklamalarda o gün dökülen kanı, diğer Mısırlıların kanı gibi dökülmesi haram olan kan şeklinde nitelendirmişti.

Sabbahi ise 2025’in başında, Rabia ve Nahda meydanlarının dağıtılmasına o dönem karşı çıkmadığı için kamuoyu önünde özür diledi. Bu tutum, laik ve Nasırcı muhalefetin bir bölümünde yaşananları katliam olarak tanıma ve bu dosyanın kapatılması yönündeki çağrılara katılma konusunda kademeli bir değişim yaşandığının işareti olarak değerlendiriliyor.


Siyasi tutuklular için yeni girişim, ulusal uzlaşı için artan çağrılar

Katliamın yıl dönümü, tutukluların haklarının savunulması açısından somut bir adımla da aynı döneme denk geldi. Mısırlı siyasi tutukluların aileleri, geçen perşembe Londra’da Mısırlı Tutukluların Aileleri Birliği (FEDA) adıyla yeni bir kuruluş oluşturduklarını duyurdu. Middle East Eye’ın ulaştığı açıklamaya göre birlik, bu acı dolu dönemin kapanmasına katkı sağlayabilecek her tarafla birlikte çalışacağını bildirdi.

FEDA, bu kapsamda Mısır içindeki ve dışındaki kurum ve kuruluşlarla iletişim kurmayı, uluslararası platformlarda baskı oluşturmayı ve tutuklular ile zorla kaybedilen kişilerin durumlarıyla ilgilenen Birleşmiş Milletler birimleriyle koordinasyon sağlamayı planlıyor. Birlik ayrıca yetkili mahkemeler nezdinde hukuki yolları takip ederek, aileleri dünyanın neresinde bulunursa bulunsun Mısır’daki siyasi tutukluların serbest bırakılması için çalışacağını açıkladı.

Mısır’daki siyasi tutukluların sayısına ilişkin tahminler ise kaynağa ve verilerin açıklandığı döneme göre değişiklik gösteriyor. Güncel insan hakları tahminlerinde 60 binden fazla düşünce mahkûmundan söz edilirken, Arap İnsan Hakları Bilgi Ağı, Mart 2021’de yayımladığı daha eski bir tahminde Mısır cezaevlerindeki toplam mahkûm ve tutuklu sayısının yaklaşık 120 bin olduğunu belirtmişti.

Eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi

Aynı tahmine göre bunların yaklaşık 65 binini siyasi tutuklular oluşturuyordu. En az 26 bin kişinin ise yargılanmadan tutuklu bulunduğu ifade edilmişti. Birçok insan hakları örgütü, Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ile diğer muhalif isimlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda tutuklu ve siyasi mahkûmun Mısır cezaevlerinde hayatını kaybettiğini belgeliyor. Örgütler, bu ölümlerin tıbbi ihmal ve insanlık dışı olarak nitelendirdikleri cezaevi koşulları sonucunda gerçekleştiğini belirtiyor.