Keşmir’de 26 Kişi Öldü: Hindistan-Pakistan Gerilimi Artıyor

Hindistan’ın Keşmir bölgesinde düzenlenen silahlı saldırı sonucu 26 kişi hayatını kaybetti. Saldırıyı “Keşmir Direnişi” adlı bir grup üstlenirken, Hindistan-Pakistan ilişkileri yeni bir krizle karşı karşıya kaldı. Peki detaylar ne?
Keşmir’de 26 Kişi Öldü: Hindistan-Pakistan Gerilimi Artıyor

24.04.2025 - 15:44  |  Son Güncellenme:  20.05.2025 - 10:11

Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilim, iki ülkenin tarihindeki karmaşık politik, dini ve bölgesel faktörlere dayanıyor. 1947’de Hindistan’ın bağımsızlığını almasından sonraki süreçte iki ülke arasındaki ilişkilerin tansiyonu hep yüksek oldu. Dün yaşanan çatışmaların ardından ise gerilim iyice alevlendi.

Keşmir’deki sürekli çatışmalar

Keşmir, günümüzde de Hindistan ve Pakistan arasında en büyük gerilim kaynağı. Hindistan’ın 2019 yılında Keşmir’in özel statüsünü iptal etmesi, Pakistan tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı. Keşmir’deki devam eden çatışmalar, Hindistan’ın bölgeyi kontrol etme çabaları ile Pakistan’ın Keşmir’in özgürlüğünü talep etmesi arasındaki temel çatışmayı besliyor. Bu, her iki ülkenin askeri gücünü sürekli olarak karşı karşıya getiren bir durum.

Hindistan ve Pakistan, 1947’de, 1965’te ve 1999’da savaşlara girdi. 1965’teki savaş Keşmir üzerinde yoğunlaşırken, 1999’daki Kargil Savaşı, Keşmir’deki askeri çatışmaların bir başka örneğidir. Bu savaşlar, nükleer silahların varlığı ile daha tehlikeli bir hale gelmiştir. Her iki ülke de birbirini "bölgeyi istikrarsızlaştırmak" ve "terörizm desteklemek" ile suçlamaktadır.

Güncel durum

Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilim günümüzde de devam etmektedir. Keşmir, nükleer silahlar, sınır çatışmaları ve siyasi karşıtlıklar, bu iki ülke arasında tedirginliği artıran faktörlerdir. Ancak, her iki taraf da büyük bir savaş istememekte, bunun yerine sürekli gerilim ve küçük çaplı çatışmalarla bu durumu sürdürüyorlar.

Dün, yani 23 Nisan 2025'te Hindistan'ın Cammu Keşmir bölgesinde büyük bir terör saldırısı gerçekleşti. Pahalgam kasabasının yakınlarındaki Baisaran çayırında düzenlenen bu saldırıda, çoğunluğu Hintli turistlerden oluşan 26 kişi hayatını kaybetti ve 17 kişi yaralandı. Saldırıyı "Kashmir Resistance" adlı daha önce duyulmamış bir militan grup üstlendi; grup, kurbanların Hint güvenlik güçleriyle bağlantılı olduğunu iddia etti.  

Hindistan, bu saldırıyı Pakistan'ın desteklediğini öne sürerek, diplomatik ilişkilerini bekletme kararı aldı. İndus Suları Anlaşması'nı askıya aldı, kara sınırını kapattı, ulaşım bağlantılarını kesti ve Pakistanlı savunma danışmanlarını sınır dışı etti. Ayrıca, Pakistan vatandaşlarının Hindistan'da 48 saat içinde ülkeden ayrılmasını istedi.  

Pakistan, Hindistan'ın suçlamalarını reddederek, saldırının Hindistan içi bir eylem olduğunu ve Hindutva hükümetinin azınlıklara yönelik baskılarının bir sonucu olarak gerçekleştiğini belirtti.

Pakistan Milli Güvenli Konseyi toplanıyor

Hindistan’ın Pakistanlı askeri müsteşarları sınır dışı ederek İnduş Suları Anlaşması’ndan çekilmesinin ardından Pakistan Milli Güvenlik Konseyi olağanüstü toplantı düzenleme kararı aldı. Toplantıdan çıkacak kararlar merak edilirken Keşmir Sorunu üzerinden iki ülkenin karşı karşıya gelmesinden ve sıcak çatışma ihtimalinden endişe ediliyor. 

Bölgedeki endişeler sürerken gerilimi artıran bir gelişme daha yaşandı ve Keşmir’de görev yapan bir Hindistan askeri öldürüldü. Saldırılar sonrası açıklama yapan Hindistan Başbakanı Narendra Modi, “Hindistan, tüm teröristleri cezalandıracak” dedi.

Uluslararası tepkiler

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, saldırıyı "derinden rahatsız edici" olarak nitelendirerek Hindistan'a terörizme karşı birlikte mücadele çağrısında bulundu. Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, saldırıyı şiddetle kınayarak Hindistan’a başsağlığı diledi ve terörizme karşı uluslararası dayanışmanın önemini vurguladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Hindistan’a taziye mesajı gönderdi ve saldırıyı şiddetle kınadı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman da Hindistan’a dayanışma mesajı gönderdi. Çin ise Hindistan’a taziye mesajı göndererek terörizme karşı uluslararası iş birliğinin önemini yineledi.

Bağımsızlık ve bölünme

Hindistan 1947’de İngiltere’den bağımsızlığını kazanırken, aynı yıl Pakistan kuruldu. Bu durum Hindistan’daki Hindu çoğunluğu ile Pakistan’daki Müslüman nüfus arasında bir ayrıma neden oldu. Hindistan, büyük oranda Hindu nüfusuna sahipken, Pakistan’da Müslümanlar çoğunluktaydı. Bu iki ülke arasında dini ayrım, bölgede büyük bir bölünmeye yol açtı. Bağımsızlık sürecinde, özellikle Punjab ve Bengal bölgelerinde Hindular ve Müslümanlar arasında büyük bir nüfus mübadelesi ve şiddetli çatışmalar yaşandı.

Keşmir sorunu

Keşmir, Hindistan ile Pakistan arasındaki en önemli gerilim kaynağıdır. 1947’deki bağımsızlık sonrası Keşmir, Hindu Maharajah Hari Singh tarafından yönetiliyordu, ancak büyük kısmı Müslümandı. Keşmir’in hangi ülkeye katılacağı sorunu, Hindistan ve Pakistan arasında hemen savaşlara yol açtı. Maharajah, Hindistan’a katılmayı kabul etti, bu da Pakistan’ın itirazına ve ilk Keşmir Savaşı’na neden oldu. Sonuçta, Keşmir’in bir kısmı Hindistan, bir kısmı ise Pakistan tarafından kontrol edilmeye başlandı. Ancak, Keşmir’in tam statüsü hâlâ belirsiz.

Nükleer silahlanma (1998)

Hindistan ve Pakistan, 1998’de birbirlerini nükleer silahlarla tehdit edebilecek seviyeye geldiler. Her iki ülke de nükleer testler gerçekleştirdi ve bu durum bölgedeki gerilimi daha da artırdı. Hindistan’ın nükleer kapasitesi ve Pakistan’ın buna karşı koyma çabası, karşılıklı güvenin daha da azalmasına neden oldu.

Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kurumlar, Hindistan-Pakistan ilişkilerindeki gerilimin daha da tırmanmasını önlemek için arabuluculuk yapma çağrıları yapabilir. Ancak bu, her iki ülkenin de nükleer silah sahipleri olması nedeniyle karmaşık bir durum.