JD Vance’ten İsrail ve Epstein Çıkışı

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsrail’de bazı çevrelerin İran müzakerelerini sabote etmeye çalıştığını öne sürdü. Epstein dosyaları sürecinde iletişim hatalarını kabul eden Vance, CIA ve Mossad iddialarını da gündeme getirdi. 
jd-vance-ten-israil-ve-epstein-cikisi.jpg

16.07.2026 - 17:04  |  Son Güncellenme:  13.08.2026 - 14:47

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Joe Rogan’ın “The Joe Rogan Experience” programında yaptığı açıklamalarla hem Washington-Tel Aviv ilişkileri hem de Jeffrey Epstein dosyalarının yönetimi konusunda yeni bir tartışma başlattı. Yaklaşık üç saat süren yayında Vance, İsrail hükümeti içindeki bazı unsurların ABD’nin İran’la yürüttüğü müzakere sürecini engellemeye çalıştığını öne sürerken, Trump yönetiminin Epstein belgelerinin açıklanması konusunda ciddi iletişim hataları yaptığını kabul etti. 


İsrail’in etkisi tartışmanın merkezinde 

Vance’e göre İsrail, Amerikan siyasetini ve kamuoyunu etkileme konusunda birçok ülkeden daha güçlü araçlara sahip. İsrail sistemi içinde İran’la yapılabilecek bir anlaşmaya karşı çıkan bazı çevrelerin bulunduğunu savunan Vance, bu çevrelerin savaşın sürmesi amacıyla Amerikan kamuoyunu yönlendirmeye çalıştığını ileri sürdü. 

Bu iddiasını Time dergisinde yayımlanan bir habere dayandıran Vance, İran’la yürütülen müzakereleri rayından çıkarmayı hedefleyen, iyi finanse edilmiş ve koordineli bir etki kampanyası bulunduğunu söyledi. Trump’ın eski kampanya yöneticisi Brad Parscale’ın da İsrail destekli olduğu öne sürülen bir kamuoyu çalışmasına yardım etmesi karşılığında milyonlarca dolar aldığı iddiası, Vance’in açıklamalarının en dikkat çekici unsurlarından biri oldu. 

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance

Vance, bu kampanyadan yararlanan bazı isimlerin kendisine dürüstlükten uzak biçimde saldırdığını savundu. Buna rağmen İsrail’i ABD’nin bir müttefiki olarak tanımlamayı sürdürdü. Washington ile Tel Aviv’in her konuda aynı çizgide hareket etmek zorunda olmadığını belirten Vance, ortak çıkarların bulunduğu alanlarda iş birliği yapılması, anlaşmazlıkların ise açık biçimde konuşulması gerektiğini söyledi. 


İsrail’in ABD’de güç kaybediyor mu? 

Vance’in açıklamalarında öne çıkan bir diğer başlık, İsrail’in Amerikan kamuoyundaki desteğinin zayıfladığı iddiasıydı. Bu durumun “açık bir gerçek” olduğunu savunan Vance, İsrail’e yönelik eleştirilerin otomatik biçimde antisemitizm veya İsrail karşıtlığı olarak etiketlenmesine karşı çıktı. 

Bu yaklaşım, ABD siyasetinde İsrail’e verilen desteğin niteliğinin yeniden tartışıldığı bir döneme işaret ediyor. Ancak Vance’in sözleri, Washington’ın İsrail’le stratejik ortaklığından vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Daha çok, iki ülke arasındaki ilişkinin koşulsuz destek yerine çıkar farklılıklarının da açıkça konuşulduğu daha tartışmalı bir zemine kayabileceğini gösteriyor. 


Epstein dosyalarında yönetimin başarısızlığı 

Vance, Jeffrey Epstein belgelerinin kamuoyuna açıklanması sürecinde Trump yönetiminin ciddi hatalar yaptığını da kabul etti. Yönetimin bilgi saklama amacı taşımadığını savunan Vance, buna karşın iletişimin “tam anlamıyla berbat edildiğini” söyledi. 

Epstein soruşturmasındaki temel hatanın ise 2007 ve 2008 yıllarında yapıldığını ileri sürdü. Ona göre o dönemde soruşturmanın dar tutulması, daha geniş bir suç veya istihbarat ağının ortaya çıkarılması için en önemli fırsatın kaçırılmasına neden oldu. 

Özellikle dönemin Adalet Bakanı Pam Bondi’nin kamuoyunda büyük beklenti yaratan açıklamalar yapması, ardından dağıtılan belgelerin önemli bölümünün daha önce bilinen bilgilerden oluşması, yönetime duyulan güveni sarstı. Vance’e göre Bondi kötü niyetli davranmadı, ancak yönetimin elinde bulunan belgelerin kapsamı konusunda abartılı konuşarak süreci daha da zorlaştırdı. 

Belgelerin mağdurların kimlikleri korunarak mümkün olan en kısa sürede yayımlanması gerektiğini belirten Vance, gecikmenin ve çelişkili açıklamaların Trump’ın kendi destekçileri arasında bile tepkiye yol açtığını kabul etti. 


Mossad ve CIA iddiaları 

Vance, Epstein’in CIA, Mossad veya başka bir “derin devlet” yapısıyla bağlantılı olabileceğine ilişkin teorileri de gündeme getirdi. Epstein’in Amerikan ve İsrail istihbaratının üst düzey isimleriyle ilişkili olduğunu savunurken bu iddiaları destekleyecek somut bir kanıt sunmadı. 

Jeffrey Epstein ve ABD Başkanı Donald Trump

ABD makamları da Epstein’in herhangi bir istihbarat servisi adına faaliyet gösterdiğine ilişkin resmi bir sonuca ulaşıldığını açıklamadı. Ayrıca belgelerde Donald Trump’ın herhangi bir suça karıştığını gösteren kanıt bulunmadığını savunmasına rağmen Trump’ın dosyaların açıklanmasına yönelik tutumu üzerindeki siyasi tartışmalar bütünüyle sona ermiş değil.  

Açıklamalar ne anlama geliyor? 

Vance’in sözleri, ABD’de iki hassas tartışmayı aynı anda görünür hale getirdi. Birincisi, İsrail’in Amerikan dış politikası üzerindeki etkisinin sınırları, ikincisi ise Epstein dosyalarının neden hala toplumda güçlü bir güvensizlik ürettiği. 

Vance, bir yandan İsrail’i müttefik olarak tanımlarken diğer yandan bazı İsrailli unsurları Amerikan müzakere sürecine müdahale etmekle suçluyor. Epstein konusunda ise yönetimin kötü niyetini reddederken sürecin ağır biçimde yanlış yönetildiğini kabul ediyor. Bu ikili yaklaşım, açıklamaların hem eleştirel hem de siyasi olarak temkinli bir çerçevede kurulduğunu gösteriyor.