İsrail’in Gazze’yi İlhak Planı Ne Anlama Geliyor?

İsrail guvenlik kabinesi, yaklasik 10 saat suren toplanti sonunda gazze'deki askeri harekati genisletme kararini oy cokluguyla kabul etti. Plan, hamas'in silahsizlandirilmasi, rehinelerin iadesi ve bolgenin guvenlik kontrolunun saglanmasini hedefliyor. Kararla ilgili İsrail’de çeşitli siyasi isimler görüş ayrılığı yaşarken, uluslararası alanda da geniş çaplı tepkiler yükseldi.
zeynep-şeflek
İsrail’in Gazze’yi İlhak Planı Ne Anlama Geliyor

08.08.2025 - 16:53  |  Son Güncellenme:  27.08.2025 - 17:44

İsrail Güvenlik Kabinesi 10 saat süren toplantının ardından bu sabah Gazze’deki Askeri Harekatını Genişletme Kararını, oy çokluğuyla onayladığını duyurdu.

Toplantının ayrıntılarına göre, Gazzelilerin alternatif bölgelere tahliyesinin 7 Ekim'e kadar tamamlanması ve daha sonra askeri müdahalenin başlaması planlanıyor.

Netanyahu birkaç gün evvel Fox News’e verdiği bir röportajda, “Tüm şeridi askeri olarak kontrol altına almayı amaçlıyoruz, ancak orayı yönetmek istemiyoruz. Bir güvenlik kontrol noktası oluşturarak bölgeyi yönetecek sivil bir kuruluşa devretmek asıl hedefimiz.” diyerek kararın sınırlarını çizmişti.

meclis

Alınan karara göre, Gazze’ye genişletilmiş bir kara harekatı başlatılarak şu beş maddenin hayata geçirilmesi hedefleniyor:

  • Hamas’ın silahsızlaştırılması
  • Rehinelerin iadesi
  • Gazze’nin silahsızlaştırılması
  • İsrail’in güvenlik kontrolünün teminatı
  • Hamas veya El-Fetih dışında Gazze’de alternatif bir sivil hükümet

İsrail açısından alınan bu karar, uzun süredir savaşan bir ordu için durumu daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor. Netanyahu'nun tek çözümü, bataklığı daha da derine indirmekten ibaret. Netanyahu destekçileri, İran, Lübnan, Suriye ve Hamas’la yaşanan çatışmalarda büyük başarılar elde edildiğini iddia etse de, bu süreçler İsrail’i ciddi zorluklarla karşı karşıya bıraktı.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, bu harekatın bir felakete yol açacağını düşünüyor. Zamir-Netanyahu arasında süregelen bu anlaşmazlık nedeniyle istifaya zorlanması veya görevden alınması ihtimali hiç de ihtimal dışı değil. Tırmanan bu gerilim ilerleyen dönemlerde İsrail Savunma Kuvvetleri'nde pek çok gerginliğe yol açacak gibi gözüküyor.

Gazze’deki insanı yardım dağıtımlarının Birleşmiş Milletler’e bağlı UNICEF’ten alınmasının ardından Gazze’deki dağıtımı üstlenen ABD merkezli Gazze İnsani Yardım Vakfı(Gaza Humanitarian Foundation), Gazzelilere yardım dağıtımı konusunda öne sürdüğü iddialı hedeflerine ulaşamadı. Zaten kötü şartlarda olan insani yardım dağıtımlarının fiyaskoyla ve ciddi ölümlerle sonuçlandığını gördük. Tüm bunlar İsrail’in uluslararası arenadaki itibarını daha da zedelemiş durumda.

Öte yandan AA’da yayınlanan bir haberde Birleşmiş Milletler (BM) raportörleri, Gazze'de insani yardım adı altında kurulan ABD-İsrail güdümlü "Gazze İnsani Yardım Vakfı"nın acilen kapatılması çağrısında bulunulmuştu.

Açıklamada, "İsrail tarafından Şubat 2025'te ABD desteğiyle Gazze'ye yardım dağıtmak amacıyla kurulan bir sivil toplum kuruluşu olan Gazze İnsani Yardım Vakfı(GHF), uluslararası hukuku ciddi şekilde ihlal ederek insani yardımların gizli askeri ve jeopolitik gündemler için nasıl istismar edilebileceğinin son derece rahatsız edici bir örneğidir. Gazze İnsani Yardım Vakfı'nın derhal kapatılması çağrısında bulunuyoruz" ifadelerine yer verildi.

Kabine

Kabineden kimler karşı çıkıyor

Tüm bu sebep ve olasılıklar dikkate alındığında, harekata pek çok İsrailli siyasetçinin de karşı çıktığı görülmekte. Karara açıkça itiraz eden isimlerden bazıları ise şu şekilde:

  • Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar
  • Muhalefet Lideri Yair Lapid
  • Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir
  • Şas Partisi( ש״ס) Lideri Aryeh Deri
  • Yisrael Beiteinu Parti Lideri Avigdor Lieberman

Muhalefet lideri Yair Lapid karara ilişkin açıklamalarda bulunarak şu ifadeleri kullandı:

"Kabinenin bu geceki kararı, daha birçok felakete yol açacak bir felakettir. Ordu ve güvenlik güçlerinin görüşünün tam aksine, savaşan güçlerin yıpranmasını ve bitkinliğini hesaba katmadan, Ben Gvir ve Smotrich, Netanyahu'yu aylar sürecek, rehinelerin ölümüne, çok sayıda askerin ölümüne yol açacak, İsrailli vergi mükelleflerine on milyarlarca dolara mal olacak ve siyasi bir çöküşe yol açacak bir hamleye sürüklediler. Hamas'ın istediği de tam olarak buydu: İsrail'in, bir hedefi olmadan, ertesi günün resmini çizmeden, nereye varacağını kimsenin anlamadığı faydasız bir işgalin ortasında, yere çakılıp kalması.’’

Yisrael Beiteinu Parti Lideri Avigdor Lieberman’dan da hükümete sert eleştiri geldi: 

"Böyle bir hamlenin beraberinde getireceği birçok tehlike konusunda uyarıda bulunan Genelkurmay Başkanı Zamir’in profesyonel duruşuna aykırı olarak kabinenin aldığı karar, ölüm kalım kararlarının güvenlik kaygılarına ve savaşın hedeflerine aykırı olduğunu kanıtlıyor. Ekim ayında göreve gelen yedi kişinin başbakanı, İsrail vatandaşlarının güvenliğini bir kez daha başkan uğruna feda ediyor."

israil

Bireysel Çıkar: Hükümranlığını Sürdürmek

İsrail Güvenlik Kabinesi tarafından alınan kararın birçok olumsuz yönü bulunuyor ancak, sürekli savaş hali Netanyahu’nun ikinci hedefine ulaşmasına da zemin hazırlayabilir. Tüm seçim anketleri yenilgisini işaret etse de, bir sonraki seçimde zaferini garantilemek onun için makul bir hedef haline geldi.

Son dönemde pek çok savaş suçu ile birlikte usulsüzlük ve yolsuzluk davalarından da yargılanan Netanyahu için bu durum, açık bir çıkış kapısı olarak değerlendiriliyor. Çünkü savaş, hükümetin başarısızlıklarına karşı kamuoyunun dikkatini dağıtıyor. Amaçsızca uzatılan çatışma, İsrailli esir ailelerinin protestoları, ultra-Ortodoksların asker kaçağını yasallaştıran tartışmalı yasa tasarısı, bakanların yetersiz performansı ve daha birçok sorunla birlikte hükümetin zorlukları artıyor.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen zaman ilerliyor ve Netanyahu hükümeti varlığını sürdürmeye devam ediyor.

Dünya ülkeleri, kabine kararını kınıyor

İngiltere hükümeti Gazze'yi işgal kararını "yeniden değerlendirmeye" çağırdı.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "İsrail hükümetinin Gazze'ye yönelik saldırısını artırma kararı yanlıştır ve derhal yeniden değerlendirilmesini talep ediyoruz" dedi.

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong yaptığı açıklamada, "Avustralya, İsrail'i Gazze'deki insani felaketi daha da kötüleştirecek bir yolu izlemeye çağırıyor" dedi. 

"Kalıcı barışı sağlamanın tek yolu iki devletli çözümdür," dedi ve ekledi: "Filistin devleti ve İsrail Devleti, uluslararası alanda tanınan sınırlar içinde barış ve güvenlik içinde yan yana yaşamalıdır.

İsrailli esirlerin aileleri ise durumu "Kaçırılanların terk edildiğine dair resmi açıklama" olarak nitelendirdi.

Dışişleri Bakanlığı

İlk kınamalardan biri de Türkiye’den

Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili bir açıklama yayımlayarak, Gazze için alınan kararın "işgal ve soykırım politikasında yeni bir aşama" olduğu belirtti ve açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"İsrail’in bölgedeki yayılmacı ve soykırımcı politikasının yeni bir aşamasını teşkil eden, Gazze’deki askeri harekatını genişletme yönündeki kararını en güçlü biçimde kınıyoruz.

Fundamentalist Netanyahu hükümetinin Filistinlilere karşı uyguladığı soykırımı sürdürmek ve işgali genişletmek için attığı her adım, uluslararası barış ve güvenliğe ağır darbe vurmakta; bölgesel istikrarsızlığı artırmakta ve insani krizi daha da derinleştirmektedir.

Bölgemizde kalıcı barışın tesisi ancak uluslararası hukukun üstünlüğü, diplomasinin önceliği ve temel insan haklarının korunmasıyla mümkün olacaktır. İşgalci İsrail, savaş planlarını derhal durdurmalı, Gazze’de ateşkesi kabul etmeli ve iki devletli çözüm doğrultusunda müzakerelere başlamalıdır.

Gazze’yi yaşanmaz hale getirmek suretiyle Filistinlileri kendi topraklarından zorla göç ettirmeyi amaçlayan bu kararın uygulanmasını önlemek üzere uluslararası toplumu sorumluluklarını yerine getirmeye ve BM Güvenlik Konseyi’ni İsrail’in uluslararası hukuka ve insani değerlere aykırı eylemlerini önleyecek bağlayıcı kararlar almaya çağırıyoruz.’’

Sonuç Olarak

İsrail’in Gazze’de askeri harekâtı genişletme kararı, yalnızca sahadaki çatışmaları değil, iç siyaset ve diplomatik dengeleri de köklü şekilde etkileyebilecek bir dönüm noktası niteliği taşıyor.

Uzayan savaş, siyasi baskılar ve rehinelere çözüm bulunamaması gibi pek çok sebep İsrail’i sıkıştıran nedenler arasında yer alıyor.

Uluslararası kamuoyu ise giderek daha sert bir söylemle İsrail’i uyarıyor. Özellikle müttefik ülkelerden gelen diplomatik çağrılar, Gazze’deki mevcut krizin yalnızca askeri yollarla çözülemeyeceğini ortaya koyuyor.

Kısacası uzun vadede bu stratejinin İsrail’e ne kazandıracağı belirsizliğini koruyor.

 

Kaynak:

-Haaretz

-Channel 13