İsrail ve ABD’nin İran Hesabında Beklenmedik İsim: Ahmedinejad 

New York Times’ın aktardığına göre ABD ve İsrail, İran’da savaş sonrası dönem için eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ı alternatif bir figür olarak değerlendirdi. Rapor, Tahran’da rejimi içeriden dönüştürmeye yönelik tartışmalı planın perde arkasına ışık tutuyor. 
ozetle-israil-ve-abd-nin-iran-hesabinda-beklenmedik-isim-ahmedinejad-redhwan-al-khutabi.jpg

20.05.2026 - 16:27  |  Son Güncellenme:  22.05.2026 - 11:08

New York Times gazetesinin yayımladığı rapor, İsrail ile İran arasındaki savaşın başlamasından bu yana en tartışmalı anlatılardan birinin kapısını araladı. Raporda, ABD ve İsrail’in, İran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ı Tahran’da yönetimin önüne çıkarmayı hedefleyen bir plan üzerinde durduğu belirtildi.

 Ali Hamaney

Bu planın, başta İran lideri Ali Hamaney olmak üzere önde gelen bazı isimlerin suikastla öldürülmesinin ardından İran’daki siyasi sistemi yeniden şekillendirmeyi amaçlayan daha geniş bir projenin parçası olduğu aktarıldı.

Rapor yalnızca Ahmedinejad’ın evini hedef alan saldırıya ilişkin güvenlik detayları sunmuyor. Aynı zamanda İran sistemini içeriden çözmeye dönük eşi görülmemiş bir beklentiyi de ortaya koyuyor. Çünkü söz konusu isim, aslında İran devlet yapısının merkezinden gelen, ancak son yıllarda İslam Cumhuriyeti içindeki geleneksel güç odaklarıyla da çatışma yaşayan bir figür.


Neden özellikle Ahmedinejad?

Anlatının en dikkat çekici çelişkisi, Ahmedinejad’ın geçmişte ABD ve İsrail karşıtı sert söylemleriyle öne çıkmasına rağmen, rapora göre bazı Amerikan ve İsrailli çevreler tarafından savaş sonrası dönemde yönetimi devralabilecek bir seçenek olarak görülmesi.

Bu tercih, bazı planlayıcıların İran rejiminin yurt dışında yaşayan muhalif isimler veya ülke içinde etkisi sınırlı liberal akımlar üzerinden devrilemeyeceği kanaatine dayandığını gösteriyor. Bunun yerine, halk tabanı bulunan, devlet kurumlarını tanıyan, aynı anda hem milliyetçi hem de dini kesimlere hitap edebilecek bir figürün öne çıkarılması hedeflenmiş görünüyor.

Öte yandan Ahmedinejad, son yıllarda kendisini geçmişteki sertlik yanlısı cumhurbaşkanı imajından farklı bir noktada konumlandırmaya çalıştı. Güvenlik ve yargı kurumlarıyla anlaşmazlıklar yaşadı, zaman zaman yönetici elitleri eleştiren popülist bir söylemle öne çıktı. Bu durum, bazı aktörlerin gözünde onu içeriden kullanılabilecek bir siyasi karta dönüştürdü.


Hesapları değiştiren saldırı

Gazetenin aktardığına göre, İsrail’in Ahmedinejad’ın evine düzenlediği saldırının amacı onu öldürmek değildi. Planın hedefi, Ahmedinejad’ı gözetim altında tutan muhafızları öldürerek eski cumhurbaşkanını ev hapsinden kurtarmaktı. Ancak Ahmedinejad’ın da yaralandığı operasyon, beklenenin tam tersine bir sonuç doğurdu.

Bu saldırı, onu rejim değişikliği planına dahil olmaya itmek yerine, bütün plana duyduğu güveni sarstı. Çünkü saldırı neredeyse hayatına mal olacaktı. Bu noktada dışarıdan tasarlanan siyasi mühendislik projelerinin en büyük sorunlarından biri de ortaya çıkıyor: Üzerine hesap yapılan yerel aktörlerin nasıl tepki vereceğini kontrol etmek her zaman mümkün olmuyor.

Dikkat çeken bir diğer nokta ise Ahmedinejad’ın o tarihten bu yana ortadan kaybolması. Bu durum, hem İran içinde hem de ülke dışında sağlık durumuna ve ABD-İsrail planıyla gerçek ilişkisinin ne olduğuna dair çok sayıda spekülasyona yol açtı.


İran rejimi sanıldığı kadar kırılgan mıydı? 

Rapor, Amerikan ve İsrailli çevrelerin İran’a dair hesapları ile sahadaki gerçeklik arasında ciddi bir fark olduğuna işaret ediyor. Üst düzey lider kadronun öldürülmesiyle eş zamanlı olarak sistem içinden bir ismin iktidara taşınması halinde İslam Cumhuriyeti’nin hızla çökeceği fikri, bazı Amerikalı yetkililer için bile yüksek riskli bir senaryoya benziyordu.

Mahmud Ahmedinejad

İran, iç krizlerine ve siyasi bölünmelerine rağmen karmaşık bir güvenlik ve ideolojik yapıya sahip. Bu nedenle rejimin çökmesi, yalnızca bazı liderlerin tasfiye edilmesi ya da dışarıdan alternatif bir ismin öne çıkarılmasıyla açıklanabilecek kadar basit değil. Bununla birlikte, özellikle Ahmedinejad üzerine kurulan hesap temel bir çelişki de taşıyordu. Çünkü Ahmedinejad, planın devirmeyi hedeflediği sistemin bir parçasıydı. Aynı zamanda ne İran’daki güç merkezlerinin ne de sistem karşıtlarının tam güvenini kazanmış bir isimdi.


Tahran’da iktidarı yeniden şekillendirme hesabı 

Bu sızıntıların ortaya koyduğu tabloya göre savaş, yalnızca İran’ın nükleer programını veya askeri kapasitesini hedef alma sınırını aşmış görünüyor. Süreç, Tahran’daki iktidar yapısını yeniden şekillendirme arayışına kadar uzanmış durumda.

Bu dönüşüm, İsrail içinde ve bazı Amerikan çevrelerinde İran’ı geleneksel caydırıcılık yöntemleriyle kontrol altında tutmanın artık yeterli görülmediğini gösteriyor. Bunun yerine Batı ile daha az çatışmacı ve müzakereye daha açık yeni bir yönetim modeli üretme fikri öne çıkıyor.

Ancak Irak’tan Libya’ya, Afganistan’dan diğer örneklere kadar geçmiş deneyimler, dışarıdan rejim devirmeye veya iktidar yapısını yeniden tasarlamaya dönük girişimlerin çoğu zaman ters sonuçlar doğurduğunu gösterdi. Bu durum, özellikle görece güçlü güvenlik kurumlarına ve ideolojik yapılara sahip ülkelerde daha da belirgin hale geliyor.


Ahmedinejad dosyasında belirsizlik sürüyor 

Şu ana kadar raporda yer alan bilgilerin tamamını bağımsız biçimde doğrulayan resmi bir teyit bulunmuyor. Washington ve Tel Aviv de Ahmedinejad planının ayrıntılarına doğrudan girmekten kaçındı. Ancak bu anlatının sızdırılmış olması bile savaş sırasında perde arkasında yürütülen hesapların boyutunu gösteriyor.

Bu tablo, İran’la yaşanan mücadelenin yalnızca askeri bir çatışmadan ibaret olmadığını, aynı zamanda iktidarın biçimi ve İran devletinin geleceği üzerine verilen bir mücadele olduğunu da ortaya koyuyor.

Eğer bu bilgiler doğruysa, söz konusu girişim modern bölgesel çatışmalar tarihinin en sıra dışı ve en dikkat çekici hamlelerinden biri olarak kayda geçebilir: İran rejimini, geçmişte o rejimin en önemli yüzlerinden biri olan Ahmedinejad üzerinden devirmeye çalışmak.