İsrail, Suriye’ye Yönelik Saldırılarla Hangi Mesajı Veriyor?
29.08.2025 - 15:05 | Son Güncellenme: 20.04.2026 - 09:35
İsrail, son günlerde Suriye’de gerilimi arttıracak adımlar attı.
İsrail, Şam kırsalındaki el-Kisve beldesinde bulunan askeri hedeflere hava saldırıları düzenledi ve ardından Şam’ın güneybatısındaki Manea Dağı yakınlarına helikopterlerle asker indirip, daha sonra çekildi.
Suriye’de Beşşar Esed rejiminin 2024 sonlarında devrilmesinden bu yana ilk kez gerçekleştirilen, helikopterler ve özel kuvvetlerin de katıldığı iki saatlik operasyon, siyasi ve askeri boyutlar da taşıyor.
İsrail çıkarmasının boyutları
Operasyonel mesaj: Askeri kaynaklara göre İsrail’in hava saldırısı, Esed rejimi döneminde İran destekli grupların geride bıraktığına inanılan dinleme ve gözetleme cihazlarının bulunduğu bir noktayı hedef aldı.
İsrail’in, Suriye tarafından kullanılabileceği endişesiyle bu cihazlara el koymaya veya onları imha etmeye çalıştığı anlaşılıyor.
Caydırıcı mesaj: Şam çevresindeki en stratejik askeri noktalardan ikisi olan Manea Dağı ve el-Kisve’nin seçilmesi, yeni Suriye güçleri veya müttefiklerinin yeniden konumlandırılmasının gözetim ve önleyici saldırılar olmadan gerçekleşmeyeceğini vurgulamayı amaçlıyor.
Müzakere ve gerilim arasında zamanlama
Bu operasyonlar, İsrail ve Suriye’nin güvenlik ve siyaset konularında görüşmeleri sürdürdüğü bir dönemde düzenlendi.
Gerginliği azaltacak bir güvenlik anlaşması hakkındaki görüşmelerden sonuncusu, ABD’nin arabuluculuğunda Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile İsrailli mevkidaşı Ron Dermer arasında Paris’te yapıldı.

Ancak İsrail’in hava saldırılarının devam etmesi, Tel Aviv’in sahadaki gücü bir müzakere baskı aracı olarak kullanmaya çalıştığını, belki de Suriye’nin güney bölgesinin silahsızlandırılması gibi kendi şartlarını dayatmaya çalıştığını düşündürüyor.
Sahadaki yankıları
İsrail’in 48 saat süren bombardımanında en az altı Suriye askeri hayatını kaybetti ve teçhizat kayıpları yaşandı.
Öte yandan, İsrail’in Kuneytra kırsalına yönelik saldırıları devam etti ve bu da 1990’larda Lübnan’ın güneyindeki “güvenlik kuşağı” deneyimini anımsatan 15 kilometre derinliğinde bir güvenlik bölgesinin işgaline yol açtı.
İsrail’in yoğun hava trafiği izleniyor ve bu durum, bölgenin şu anda bir tür zorunlu “hava ablukası” altında olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve uluslararası tutumlar
Şam, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırısını kınadı ve saldırıları uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak nitelendirdi.
Suudi Arabistan ve Katar, Esed rejiminin devrilmesinden sonra Körfez ülkelerinin Suriye’nin egemenliğini destekleme konusunda vardığı mutabakatı yansıtarak, İsrail’in saldırılarını kınadı.
Türkiye de, İsrail’in saldırılarını kınayarak, Suriye’nin güvenliğinin Türkiye’nin güvenliği anlamına geldiğini vurguladı ve Suriye’nin yanında olmaya devam edeceğini belirtti.
İsrail’in bu tırmanışla, Suriye’nin güneyinde yeni bir denklem kurmayı, aynı zamanda Suriye’de gelecekte kendisine yönelecek herhangi bir tehdidi önlemeyi hedeflediği ileri sürülebilir.
Bu operasyonların kara harekatları ve Hermon Dağı’nın korunmasıyla paralel olarak sürdürülmesi, Suriye’nin siyasi geçiş sürecindeki kritik anında egemenliğini koruması açısından önemli bir zorluk teşkil ediyor.