İsrail Knesset’inin Feshi Netanyahu’nun Siyasi Geleceğini Tehdit Ediyor
21.05.2026 - 15:04 | Son Güncellenme: 22.05.2026 - 11:34
İsrail, Knesset’in kendisini feshetme teklifini ön okumada kabul etmesinin ardından son derece hassas bir siyasi sürece girdi. Bu adım, Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar koalisyonunda yaşanan çatlağın boyutunu ortaya koyarken, siyasi haritayı tamamen yeniden şekillendirebilecek erken seçim ihtimalinin de kapısını araladı.
Oylama, hükûmetin hemen düşeceği anlamına gelmiyor. Çünkü yasa tasarısının yürürlüğe girebilmesi için üç ayrı okumadan daha geçmesi gerekiyor. Ancak yaşananlar, siyasi açıdan derin mesajlar taşıyor. Zira koalisyon ve muhalefetin birlikte parlamentonun feshi yönünde oy kullanması, krizin artık koalisyon içindeki geçici anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını, Netanyahu’nun siyasi geleceğini tehdit eden gerçek bir güven krizine dönüştüğünü gösteriyor.
Dikkat çeken noktalardan biri de Netanyahu’nun oylama oturumuna katılmaması oldu.
Netanyahu’nun güvenlik toplantısına katıldığı gerekçesiyle oturumda yer almaması, parlamentonun 2022 sonlarında yeniden iktidara gelişinden bu yana hükümeti için en kritik siyasi sınavlardan birine sahne olduğu sırada gerçekleşti.
Koalisyonu sarsan kriz: Haredilerin askerlik meselesi
Krizin doğrudan nedeni, İsrail toplumunun en hassas ve karmaşık dosyalarından biri olan Haredilerin askere alınması meselesi. Uzun yıllardır ultra-Ortodoks partiler, askerlik hizmetinden geniş muafiyetlerden yararlanıyor. Ancak İsrail’in 7 Ekim 2023 saldırısından bu yana yürüttüğü uzun savaş, ülke içindeki toplumsal havayı değiştirdi.
Büyük can kayıpları, Gazze ve Lübnan’da devam eden askerî yıpranma, İsraillilerin geniş kesimlerinde Haredilerin askerlikten muaf tutulmasına yönelik tepkiyi artırdı. Bu kesimler, askerî yükün artık daha fazla istisnayı kaldırmadığını savunuyor.
Netanyahu bu noktada karmaşık bir çıkmazın içine girdi. Parlamento çoğunluğunu korumak için Haredi partilere ihtiyaç duyuyor. Ancak aynı zamanda Likud içinden, ordu çevrelerinden ve güvenlik kurumlarından Haredilere yeni muafiyetler tanıyacak herhangi bir yasaya karşı geniş bir itirazla karşı karşıya.
Hükûmetin muafiyet yasasını geçirmekte başarısız olmasıyla birlikte Haredi partiler, artık Netanyahu’yu savunmak zorunda olmadıkları düşüncesiyle hareket etmeye başladı. Hatta bazı liderleri, Netanyahu’ya duydukları güveni kaybettiklerini açıkça ilan etti. Bu, iki taraf arasındaki geleneksel ilişkide benzeri görülmemiş bir kırılma anlamına geliyor.
Netanyahu için siyasi varlık mücadelesi
Bugün yaşananlar yalnızca askerlik yasasına ilişkin bir anlaşmazlıktan ibaret değil. Bu aynı zamanda İsrail tarihinde en uzun süre görev yapan siyasetçi olan Netanyahu için bir siyasi varlık mücadelesi.
Netanyahu, 7 Ekim 2023 saldırısından bu yana ağır bir siyasi ve güvenlik darbesi aldı. İsrail’de güvenliğin adamı olarak inşa ettiği imajı ciddi şekilde sarsıldı. Popülaritesi belirgin biçimde geriledi. Arka arkaya yayımlanan kamuoyu yoklamaları da koalisyonunun artık rahat bir çoğunluğa sahip olmadığını gösterdi.
Buna rağmen Netanyahu manevra yapmaya devam ediyor. Erken seçimin kendisi için tehlikeli olabileceğini biliyor. Ancak seçime kendi şartlarıyla gitmenin, Haredilerin ve muhalefetin birlikte yürüttüğü iç isyanla düşmekten daha iyi olduğunu da görüyor.
Bu nedenle hükûmet koalisyonu, Knesset’in feshi için yasa teklifini bizzat sunarak seçimlerin zamanlamasını ve şeklini kontrol etmeye çalıştı. Böylece seçimlerin muhalefet tarafından dayatıldığı ve hükûmetin baskı altında çöktüğü görüntüsünün önüne geçmek istedi.
Netanyahu’yu devirmek için tarihî fırsat
İsrail muhalefeti, mevcut tabloyu Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmak için yıllardır yakaladığı en güçlü fırsatlardan biri olarak görüyor.
Bu kampın öne çıkan isimleri arasında, bir süre siyasetten uzak kaldıktan sonra yeniden güçlü biçimde sahneye dönen Naftali Bennett, Yair Lapid ve son dönemde etkisi artan, güvenlik ve askerî geçmişe sahip figürlerden Gadi Eisenkot yer alıyor.
Dikkat çekici olan ise Netanyahu’nun rakiplerinin büyük bölümünün de aynı siyonist akım içinden gelmesi ve güvenlik ile strateji başlıklarında birbirine yakın görüşler savunması. Ancak kampanyalarının merkezine, Netanyahu’nun artık İsrail için bir yük hâline geldiği fikrini yerleştiriyorlar. Muhalefete göre Netanyahu’nun iktidarda kalması; iç bölünmeleri derinleştiriyor, uluslararası yalnızlığı artırıyor ve kurumlara duyulan güvenin yeniden tesis edilmesini engelliyor.
Bu nedenle İsrail’de yaklaşan siyasi mücadele, ideolojik bir çatışmadan çok, savaşın yarattığı sarsıntıdan sonra devletin nasıl yönetileceği ve liderliğin nasıl şekilleneceği üzerine bir mücadele gibi görünüyor.
Açık savaşlar tabloyu daha da karmaşık hâle getiriyor
Mevcut siyasi kriz, son derece çalkantılı bir güvenlik ortamıyla da kesişiyor. İsrail hâlâ Gazze Şeridi’nde açık bir savaş yürütüyor. Lübnan ve İran cepheleri ise her an alevlenebilecek başlıklar olarak masada duruyor.
Bu durum Netanyahu’ya kullanmaya çalıştığı bir koz veriyor. Netanyahu, kendisini savaşları ve güvenlik krizlerini yönetebilecek lider olarak sunuyor. Buna karşılık muhalefeti, bölgesel açıdan son derece hassas bir dönemde daha az deneyimli bir seçenek gibi göstermeye çalışıyor.
Ancak bu kozun başka bir yüzü de var: Savaşın sürmesi, ekonomik ve askerî kayıpların artması, İsrail toplumunun geniş kesimlerinde mevcut hükûmete duyulan güveni zayıflattı. Özellikle savaşın hedeflerine açık biçimde ulaşılamaması, bu güvensizliği daha da büyüttü.
İsrail içindeki bazı değerlendirmelere göre İran veya Lübnan’la yaşanabilecek büyük bir askerî tırmanış, seçim tartışmalarını geçici olarak dondurabilir ya da siyasi hesapları tamamen yeniden şekillendirebilir.
Yolsuzluk davaları ve sağlık dosyası Netanyahu’nun peşini bırakmıyor
Netanyahu üzerindeki baskı yalnızca siyaset ve savaşla sınırlı değil. Hakkındaki yolsuzluk davalarında uzun süredir devam eden yargı süreci hâlâ gündemde. Öte yandan siyasi hayatını sona erdirebilecek bir suç kabulü anlaşmasına varılabileceği yönündeki tartışmalar da yeniden gündeme geliyor.
Netanyahu’nun sağlık durumu da İsrail iç siyasetinde güçlü biçimde tartışılan başlıklardan biri hâline geldi. Daha önce kalp ritmini düzenleyen cihaz takılması için operasyon geçirmişti. Kısa süre önce ise prostat kanserinden iyileştiğini açıklamıştı.
Netanyahu her ne kadar güçlü ve yoluna devam edebilecek bir lider görüntüsü vermeye çalışsa da rakipleri, siyasi, hukuki ve sağlıkla ilgili dosyaların birikmesinin onun alıştığı güçle uzun bir seçim mücadelesi yürütmesini zorlaştırabileceğini düşünüyor.
İsrail belirsizlik dönemine giriyor
Şu ana kadar seçimler için kesin bir tarih belirlenmiş değil. Ancak ihtimaller, önümüzdeki eylül ya da ekim aylarına işaret ediyor. Her durumda İsrail, geçmişte dört yıldan kısa sürede beş seçime gitmesine yol açan siyasi tıkanıklığı yeniden üretebilecek çalkantılı bir döneme doğru ilerliyor.
Netanyahu’nun rakipleri kamuoyu yoklamalarında önde görünse de bu, mutlaka istikrarlı bir hükûmet kurabilecekleri anlamına gelmiyor. İsrail’deki sert parti ayrışmaları, aynı çıkmazı yeniden doğurabilir. Hatta Netanyahu çoğunluğu kaybetse bile geçici hükûmetin başında kalmayı sürdürebilir.
Ancak kesin olan bir şey var: Knesset’in feshi için yapılan oylama, temel bir gerçeği açığa çıkardı. Yaklaşık yirmi yıldır İsrail siyasetini domine eden Netanyahu, artık yalnızca geleneksel bir muhalefetle karşı karşıya değil. İç ittifaklarını sarsan yapısal bir krizle mücadele ediyor ve siyasi geleceği iktidara gelişinden bu yana en tehlikeli sınavlardan biriyle karşı karşıya bulunuyor.