İsrail Batı Şeria’da Büyük Operasyona Başladı

İsrail ordusu, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Tubas ve çevresinde yolların kapatıldığı, evlerin askeri noktalara dönüştürüldüğü ve altyapının hedef alındığı geniş çaplı bir operasyon başlattı. Kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda Filistinli gözaltına alınırken, bölgedeki Filistin nüfusunun baskı altına alınmasının hedeflendiği belirtiliyor.
Redhwan Al-khutabi
İsrail Batı Şeria’da Büyük Operasyona Başladı

27.11.2025 - 14:44  |  Son Güncellenme:  27.11.2025 - 15:03

Batı Şeria, özellikle Tubas ve çevresindeki köyler,en geniş İsrail operasyonlarından birine sahne oluyor. İsrail’in terörle mücadele adı altında sunduğu bu operasyon, Filistin sahasındaki tüm tanıklıklara göre, aslında kuzey Batı Şeria’daki demografik ve coğrafi yapıyı yeniden şekillendirmeyi amaçlayan planlı bir stratejinin parçası gibi görünüyor. Operasyon, ileride olası ilhak ve nüfus boşaltma sürecine de zemin hazırlıyor olabilir.Batı Şeriayı gösteren harita

Salı’dan Çarşamba’ya geçen gece itibarıyla İsrail güçleri, adeta düşman bir şehri işgal eder gibi hareket ediyor, yollar kapatılıyor, bölgeler kuşatma altına alınıyor, altyapılar tahrip ediliyor, evler askeri üsse çevriliyor, helikopterlerle ateş açılıyor ve kadınlar, çocuklar, şehit ve tutuklu aileleri dahil geniş çaplı gözaltılar yapılıyor.

Böylece Batı Şeria’daki yılların büyük işgal sahneleri yeniden gündeme geliyor; ancak bu kez farklı bir siyasi bağlamda, Gazze’de süren yok etme savaşı, işgal yönetimindeki değişimler ve uluslararası tepkilerin zayıflaması.

Neden Tubas?

Operasyon, İsrail ordusunun “beş köy” olarak adlandırdığı bölgeyi hedef alıyor, Tubas, Tamun, Teyasir, Aqaba ve Far’a Mülteci Kampı.

Burası, Cenin ve Nablus’a kadar uzanan, Ürdün Vadisi ile bağlantılı bir coğrafya ve İsrail açısından endişe verici özelliklere sahip, zorlu tarım alanlarının iç içe geçmesi ve stratejik önemdeki Ürdün Vadisi’ne yakınlığı. İsrail, özellikle son iki yılda Tubas ve Tamun’daki İslami Cihad birimlerinin aktif hale gelmesiyle bu bölgede bir güvenlik boşluğu görüyor. Ancak bu güvenlik gerekçesi, aslında çok daha derin bir hedefi gizliyor.

İsrail’in güvenlik anlatısı

Arananlar yakalanıyor iddiası, Tubas Valisi Ahmed El-Asaad’ın açıklamalarına göre gerçek değil; Filistin güvenlik birimleri bölgede herhangi bir kaçak hücre bilgisinin olmadığını belirtiyor.

Yani operasyonun güvenlik gerekçesi sadece bir perde; esas amaç uzun vadeli siyasi ve demografik hedefler.

İsrail medyası da operasyonu, Gazze’deki kamp operasyonlarına benzer bir süreç olarak tanımlıyor. Bu, tehlikeli bir mesaj, Gazze’de denenen tam yıkım stratejisini Batı Şeria’ya, adım adım ve tam kontrol altında taşımak hedefleniyor.

Tubas bir savaş alanı gibi

70 binden fazla Filistinli, şehir ve köylerinde hareket edemez hale geldi. Okullar ve kurumlar kapatıldı. Tüm yollar beton bloklar ve toprak setlerle kapatıldı. Bazı bölgelerde sağlık ve su hizmetleri durdu, ambulanslar engellendi.

Tubas ve Tamun’da 12–20 ev askeri noktalara çevrildi, halk sokaklara çıkarıldı. Bu, 2023’ten beri Batı Şeria’da sıkça görülen bir taktik. 48 saatte en az 100 kişi gözaltına alındı; çocuklar, şehit yakınları, eski tutuklular ve siyasi geçmişi olmayan gençler bile dahil. Bir kısmı daha sonra serbest bırakıldı, ancak süreç sert saha sorgulamalarıyla geçti. Gözaltılar güvenlik amacı taşımıyor; toplumsal bir korku aracına dönüştü.

Altyapı da hedefte, Tamun–Atuf yolunu, su ve elektrik şebekelerini, araçları, dükkanları ve ev eşyalarını yok eden iş makineleri, 2002 işgalini hatırlatıyor.

İsrail’in mesajları

İsrail, Ürdün Vadisi’ni kontrol etmeye çalışıyor ve Tubas’ı kuzey Ürdün Vadisi’nin kapısı olarak görüyor.

Netanyahu

Vadinin ilhakı, Netanyahu’nun yıllardır önerdiği güvenlik kuşağı planının bir parçası. Ayrıca İsrail, Filistin nüfusunu zayıflatmak istiyor, altyapının yıkılması, yolların kapanması ve köylerin izole adacıklara bölünmesi, halkı yavaş yavaş göç etmeye zorlayacak planlı bir ortam yaratıyor.

Batı Şeria şehirlerinin parçalanması Gazze’deki durumla benzer, İsrail, direnişe veya birleşik Filistin siyasal yapısına destek sağlayamayacak parçalı şehirler istiyor.

Direniş ve operasyon

Son aylarda Batı Şeria’daki silahlı faaliyetler azalmasına rağmen, İsrail bölgeyi stratejik bir tehdit olarak görüyor.

Geçtiğimiz iki yılda Tubas ve Tamun’dan çıkan operasyonlar, silahlı saldırılar, patlayıcılar, askeri noktalara sızmalar. İsrail, Ocak, Şubat ve Eylül’de bedel ödedi. Ancak bugünkü tepki sadece hücreleri değil, tüm ortamı hedef alıyor.

Yerleşimciler: işgalin paralel kolu

Tubas’a odaklanılırken, Yatta ve Halil’de yerleşimciler saldırılarda bulundu, dört Filistinli dövüldü, yapılar yıkıldı, dükkanlar hedef alındı, bir anaokulu basıldı, çocuklar ve çalışanlara gaz sıkıldı.

Ordu ve yerleşimciler arasındaki bu koordinasyon, sinsi ilhak denkleminin parçası, ordu şehirden şehre girerken, yerleşimciler korunmayan bölgelerde kendi alanlarını genişletiyor.

Tubas’taki durum yeni bir safha

İsrail operasyonu güvenlik amaçlı değil; kuzey Batı Şeria’da yeni bir gerçekliği şekillendiriyor, Ürdün Vadisi’ni kontrol, köyleri coğrafi olarak parçalama, nüfus üzerinde demografik baskı, güvenlik örtüsü altında yerleşim genişlemesi ve kademeli göç denemesi.

Bu, siyasi, coğrafi ve güvenlik temelli karma bir saldırı; dünyanın dikkati Gazze’deyken, uluslararası baskı azalırken ve Filistin içi bölünme sürerken uygulanıyor. Bugün Batı Şeria yavaş yavaş yeniden şekillendiriliyor; ve dünya sessizce izliyor.