Fransa ve Suudi Arabistan Liderliğinde Tarihi Adım

BM’de Fransa ve Suudi Arabistan’ın liderliğinde toplanan uluslararası konferans, Filistin’in tanınması ve kalıcı barış için yol haritası çiziyor.
Redhwan Al-khutabi
Konferansa katılan farklı ülkeler ve uluslararası kuruluşlar temsilcileri

29.07.2025 - 16:29  |  Son Güncellenme:  29.07.2025 - 16:37

Pazartesi (28/07/2025) tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bugün başlayan “Filistin Meselesine Barışçıl Çözüm ve İki Devletli Çözümün Hayata Geçirilmesi” başlıklı uluslararası konferans, Suudi Arabistan ve Fransa’nın ortak başkanlığında toplandı. 

30 Temmuz’a kadar sürecek olan zirvede, Filistin’in tanınması yönünde bağlayıcı bir yol haritası oluşturulması hedefleniyor.


Konferansa farklı ülkeler ve uluslararası kuruluşlar katılıyor. Ancak dikkat çeken en önemli detaylardan biri, toplantının İsrail ve ABD’nin yokluğunda gerçekleşmesi.

Konferans için daha önceden oluşturulan sekiz komite, Haziran ayından bu yana Filistin devleti için ekonomik, siyasi ve güvenlik temelli öneriler üzerinde çalışıyor. 

Bu komitelerde yer alan ülkeler arasında İspanya, Ürdün, Endonezya, İtalya, Japonya, Norveç, Mısır, İngiltere, Türkiye, Meksika, Brezilya, Senegal, Arap Birliği ve Avrupa Birliği bulunuyor.

Komitelerin gündeminde; bağımsız ve egemen Filistin devleti modeli, bölgesel güvenliğin sağlanması, barış dili, ekonomik sürdürülebilirlik, yeniden inşa süreci, diğer taraftan iki devletli çözümün korunması ve uluslararası hukuka saygı gibi başlıklar var.

Hedef: barış sürecini canlandırmak ve Filistin’i tanımak


Konferansın ana hedefi, İsrail’in Filistin’deki ihlallerine karşı somut adımlar atmak ve iki devletli çözümü hayata geçirmek. 

Avrupa Birliği ülkeleri ise toplantıyı yalnızca Ortadoğu için değil, küresel barış açısından da "kritik bir dönemeç" olarak değerlendiriyor.

Zirveye, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Filistin Başbakanı Dr. Muhammed Mustafa, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman ile çok sayıda ülkenin dışişleri bakanları ve BM temsilcileri katıldı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de konferansta bir konuşma yaptı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise konferansın amacını “silahsızlandırılmış, İsrail’in varlığını ve güvenliğini tanıyan bir Filistin devleti kurmak” olarak tanımladı. 

Konferansın düzenlenmesi, Filistin devletinin tanınması yönündeki ivmeyi güçlendiriyor ve iki devletli çözüme doğru yönelimi destekliyor. Bu durum kınama söyleminden Filistin'in tanınması ve iki devletli çözümün gerçekleştirilmesine geçişi sağlayacak.

Konferans, yıllarca süren durgunluktan sonra tıkanan barış sürecini canlandırmayı ve iki devletli çözüm için gerçekçi temeller atmayı hedefliyor. 

BM Filistin Temsilcisi Riyad Mansur, zirveyi “uluslararası hukukun ve uzlaşıların somut bir plana dönüşmesi için eşsiz bir fırsat” sözleriyle değerlendirdi.

Beklentiler yüksek ama...


Büyük umutlara rağmen diplomatlar, konferansın fiilen neyi başaracağına dair beklentilerin tavanını düşürdü. Bazı taraflar toplantı sırasında Filistin devletinin tanınması için toplu uluslararası açıklama umut ederken, bu hedef zamanla yerini “aşamalı tanıma süreci”ne bıraktı.

Gözlemciler, yeni tanımaların gerçekleşmesinin Gazze’de kalıcı bir ateşkesin sağlanması, insani koşulların iyileştirilmesi ve Filistin tarafının güvenlik konularında İsrail’e taahhüt vermesi gibi adımlara bağlı olduğuna dikkat çekiyor.

Buna rağmen konferansın en somut hedeflerinden biri, Filistin’i resmen tanıyan ülke sayısını artırmak. Şu anda BM’ye üye 193 ülkenin 140’ı Filistin’i tanıyor. Öte yandan İngiltere, Almanya ve ABD gibi bazı Batılı ülkeler hâlâ bu adımdan uzak duruyor.

Avrupa’dan beklenen  tanımalar: Gözler Fransa’da


Konferansa ivme kazandıran gelişmelerden biri de Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamaydı.

Fransa cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Filistin devlet başkanı Mahmud Abbas.

Macron, Eylül ayında yapılacak BM Genel Kurulu oturumlarında Filistin’i resmen tanıyacaklarını duyurdu. Bu adımla Macron, G7 ülkeleri arasında bu yönde resmi adım atan ilk lider olacak.

Bu açıklama, 2024 yılı içinde İrlanda, Norveç ve İspanya’nın Filistin’i tanımasının ardından Avrupa’da yükselen bir trendin devamı niteliğinde. Uzmanlara göre, Gazze’de tırmanan şiddet, ağırlaşan insani kriz ve İsrail’in yerleşim politikaları, Avrupa kamuoyunun “İsrail barışı istemiyor” kanaatini güçlendirmiş durumda. Bu da Filistin’i tanımanın Tel Aviv’e karşı bir baskı aracı olarak kullanılabileceği görüşünü yaygınlaştırıyor.

Filistin yönetimi ise bu gelişmeleri “haklı davanın uluslararası alanda tescili” olarak yorumluyor. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Macron’un kararını “adil barışın temelini güçlendiren cesur bir adım” olarak nitelendirdi.

ABD ve İsrail'den sert tepki: “barışı sabote ediyor”

Konferans, ABD ve İsrail tarafından ise sert şekilde reddedildi. ABD yönetimi, toplantıya hiçbir temsilci göndermeyeceğini açıklayarak zirveyi boykot etti. 

Washington ayrıca birçok ülkeye gizli diplomatik uyarılar göndererek toplantıya katılmamalarını istedi. Hatta bazı ülkeler için olası “diplomatik sonuçlar” ima edildi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Fransa’nın Filistin’i tanıma kararını “sorumsuzca bir adım” olarak değerlendirdi ve bu girişimin barış sürecini baltaladığını iddia etti. 

Sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada “ABD, bu karara kesinlikle karşıdır” dedi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, “Filistin devleti kurmak artık Amerikan dış politikasının bir hedefi değil” diyerek Trump yönetiminin ikinci döneminde İsrail yanlısı çizginin iyice pekiştiğine işaret etti.

Öte yandan İsrail de konferansı resmen boykot etti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Avrupa’nın tanıma girişimlerini “terörü ödüllendirmek” olarak nitelendirdi. 

Netanyahu, bu adımların “İsrail’in yok edilmesine giden yolu açacağını” savundu.