Fetih’in 8. Kongresi: Yenilenme Arayışı mı Güç Savaşı mı? 

Gazze savaşı ve derinleşen iç bölünmelerin gölgesinde Fetih’in yıllar sonra düzenlenen 8. Kongresi, hareket içindeki liderlik yarışı ve Filistin ulusal projesinin geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. 
ozetle-fetih-in-8-kongresi-yenilenme-arayisi-mi-guc-savasi-mi.jpg

15.05.2026 - 15:49  |  Son Güncellenme:  15.05.2026 - 16:04

Fetih Hareketi’nin 8. Genel Kongresi, hareketin ve Filistin siyasi sisteminin tarihindeki en karmaşık dönemlerden birinde düzenleniyor. Yıllarca ertelenen kongre, örgütsel takvimin çok ötesine geçen bir gecikmenin ardından toplanıyor.

Yeniden Doğuş, Özgürlük, Direniş ve Bağımsızlık sloganıyla gerçekleştirilen kongre, yalnızca Fetih içindeki sıradan bir örgütsel toplantı olarak görülmüyor. Aynı zamanda Filistin yönetiminin geleceği, yeni liderlik yapısının şekillenmesi ve Filistin ulusal projesinin kaderi açısından kritik bir siyasi dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Kongre; Gazze Şeridi’nde süren yıkıcı savaşın, Batı Şeria’da artan İsrail operasyonlarının ve Filistin kurumlarının meşruiyetine yönelik tartışmaların gölgesinde yapılıyor. 

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas

Öte yandan 90 yaşına gelen Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas sonrası döneme ilişkin senaryolar da giderek daha yüksek sesle konuşuluyor. Bu nedenle kongre, yalnızca Fetih içindeki dengelerin yeniden kurulması değil, aynı zamanda Filistin siyasi karar mekanizmasının geleceği için erken başlayan bir güç mücadelesi olarak görülüyor.


Devrim hareketinden ulusal proje krizine

1965’te kurulan Fetih Hareketi, uzun yıllar boyunca Filistin ulusal hareketinin ana omurgasını oluşturdu. Silahlı mücadeleye öncülük eden hareket, özellikle Oslo Anlaşmaları ve Filistin Yönetimi’nin kurulmasının ardından kademeli olarak siyasi çözüm ve müzakere çizgisine yöneldi.

Ancak yıllarca Filistin ulusal projesinin sembolü olarak görülen hareket, bugün ciddi bir kimlik ve rol kriziyle karşı karşıya. Mevcut yönetime yönelik eleştirilerde, Fetih’in bir ulusal kurtuluş hareketinden çıkarak daha çok kurum yönetimine odaklanan bir iktidar yapısına dönüştüğü görüşü öne çıkıyor.

Bu kriz, kongre öncesindeki tartışmalarda da açık biçimde hissediliyor. Tartışmaların büyük bölümü Devrim Konseyi ve Merkez Komite adayları etrafında şekillenirken siyasi program, İsrail’le ilişkilerin geleceği, direniş stratejisi ya da Gazze savaşı ve 2007’den beri süren Filistin iç bölünmesine ilişkin ciddi bir vizyonun yeterince gündeme gelmediği belirtiliyor.

Bazı Filistinli analistlere göre 8. Kongre, hareket içindeki yapısal krizi gözler önüne seriyor. Bu kriz; iki devletli çözüm seçeneğinin zayıflaması, İsrail sağının güç kazanması ve bölgesel ile uluslararası dengelerde yaşanan değişimlere karşı ortak bir ulusal proje üretilememesinden kaynaklanıyor.

Fetih içinde güç mücadelesi


Kongre aynı zamanda hareket içindeki nüfuz alanlarının yeniden dağıtıldığı açık bir mücadele sahası olarak görülüyor. Özellikle Abbas sonrası döneme hazırlanan isimler arasındaki rekabet dikkat çekiyor.

Hüseyin eş-Şeyh, Cibril er-Recub ve Macid Ferac gibi isimler, hareket içindeki etkilerini artırmaya çalışan, öne çıkan figürler arasında yer alıyor.

Ancak en tartışmalı isim olarak Yaser Mahmud Abbas öne çıkıyor. Merkez Komite üyeliği için güçlü adaylardan biri olarak gösterilen Yaser Abbas hakkında, Filistin siyasi sistemi içinde siyasi miras hazırlığı yapıldığı yönündeki eleştiriler giderek artıyor.

Yaser Abbas

Yaser Abbas’ın yükselişi, Fetih tabanında da ciddi görüş ayrılıklarına yol açmış durumda. Pek çok kişi, onun hareket içindeki örgütsel geçmişini ve deneyimini sorgularken destekçileri ise gerekli yasal şartları taşıdığı sürece aday olmasının doğal olduğunu savunuyor.

Bu tartışma, hareket içindeki gerilimin boyutunu ortaya koyarken kongrenin gerçek bir yenilenmeden ziyade mevcut liderliği yeniden üretme aracına dönüşebileceği yönündeki kaygıları da artırıyor.


Dikkat çeken yok olan isimler ve derinleşen bölünme

Her ne kadar Fetih yönetimi birlik mesajları verse de kongre, önemli ve etkili isimlerin yokluğunda gerçekleştiriliyor.

Bunların başında, eski Filistin lideri Yaser Arafat’ın yeğeni Nasır el-Kudva geliyor. El-Kudva, kongreyi açık şekilde reddettiğini ve meşru görmediğini duyurdu.

Öte yandan Muhammed Dahlan ve Demokratik Reform Akımı olarak bilinen grubu da kongrede yer almıyor. Buna rağmen özellikle Gazze’de hareket üzerindeki etkilerini sürdürdükleri ifade ediliyor.

Bu ayrışmalar yalnızca kişisel anlaşmazlıklarla açıklanmıyor. Tartışmalar, hareketin geleceği, Filistin liderliğinin nasıl şekilleneceği ve resmî kurumlarda karar alma mekanizmalarının nasıl işleyeceği konusunda derin bir görüş ayrılığına işaret ediyor.

Hatta Fetih içindeki bazı isimler, tarihî kadroların, eski tutukluların ve mevcut siyasi çizgiye muhalif figürlerin sistematik şekilde dışlandığını; buna karşılık karar merkezlerine yakın isimlerin ön plana çıkarıldığını savunuyor.


Kongrenin gölgesindeki Gazze

Yüzlerce Gazze temsilcisi, kongreye El-Ezher Üniversitesi bünyesinde oluşturulan özel salon üzerinden katılsa da İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları kongrenin ana gündemlerinden biri olmaya devam ediyor.

2023 savaşından bu yana büyük yıkım yaşayan Gazze, Filistin siyasi sisteminin geleceği, savaş sonrası Filistin Yönetimi’nin rolü ve Hamas ile ilişkilerin nasıl şekilleneceği konusunda temel soruları yeniden gündeme taşıyor.

Ancak birçok gözlemciye göre kongre, bu zorluklara ilişkin henüz net bir yol haritası ortaya koymuş değil. Özellikle Filistin iç bölünmesinin sürmesi ve uzlaşı girişimlerinin sonuçsuz kalması, belirsizliği daha da artırıyor.

Öte yandan Gazze ve Batı Şeria’daki hızlı değişimlere rağmen Filistin ulusal projesinin yeniden inşasına dair tartışmaların sınırlı kaldığı yorumları yapılıyor.


Reform mu, evcut düzeni koruma çabası mı?

Fetih yönetimi kongreyi; meşruiyeti yenilemek, iç demokrasiyi güçlendirmek, yeni bir Merkez Komite ile Devrim Konseyi seçmek ve kadınlar, gençler ile eski tutukluların temsilini artırmak için önemli bir fırsat olarak sunuyor.

Ancak muhalif isimler, kongrenin asıl amacının hareket içindeki güç dengelerini yeniden düzenlemek ve mevcut siyasi yapının devamını sağlamak olduğunu öne sürüyor.

Bu tartışmanın merkezinde ise Fetih ile Filistin Yönetimi arasındaki ilişki yer alıyor. Pek çok kişiye göre Fetih artık bağımsız bir ulusal kurtuluş hareketi gibi değil; güvenlik ve idari kurumlarla iç içe geçmiş bir yönetim yapısı gibi hareket ediyor.

Bu nedenle hareket içindeki herhangi bir reform girişimi de daha büyük bir soruya takılıyor: İşgalin, iç bölünmenin ve uzun yıllardır yapılamayan seçimlerin gölgesinde Fetih kendisini siyasi ve örgütsel olarak yeniden tanımlayabilecek mi?


İç ve dış baskı altındaki kongre

Kongre’nin toplanması, özellikle Gazze savaşının ardından Filistin Yönetimi üzerinde artan uluslararası ve bölgesel reform baskılarından bağımsız değerlendirilmiyor.

ABD ve Avrupa birliği bayrakları

Başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri olmak üzere uluslararası çevreler, Gazze’nin geleceği ve olası siyasi süreçler kapsamında Filistin kurumlarının yeniden yapılandırılmasını ve daha etkin hâle getirilmesini istiyor.

Buna karşılık Fetih yönetimi ise iç reform talepleriyle siyasi varlığını koruma çabası arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Ancak halk desteğinin azalması, kurumların meşruiyetinin sorgulanması ve yaklaşık yirmi yıldır cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin yapılmaması bu dengeyi giderek kırılgan hâle getiriyor.


Fetih kendini yenileyebilecek mi?

Kongre ile birlikte en çok sorulan soru şu: Fetih gerçekten kendisini yenileyip tarihî rolünü yeniden üstlenebilecek mi, yoksa kongre mevcut güç dengelerinin yeniden üretildiği bir platform olarak mı kalacak?

Şimdilik işaretler ikinci ihtimali daha güçlü gösteriyor. Çünkü kişisel ve örgütsel çekişmeler, siyasi tartışmaların önüne geçmiş durumda. 

Kongredeki temel hesapların da Filistin ulusal projesinin yeniden inşasından çok, gelecekteki liderliğin kimlerden oluşacağı üzerine yoğunlaştığı belirtiliyor.

Buna rağmen kongre, Filistin siyasetinin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olmayı sürdürüyor. Zira alınacak kararlar yalnızca Fetih’in yeni lider kadrosunu değil, aynı zamanda derin bölgesel ve uluslararası dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde Filistin’in önümüzdeki sürecini de şekillendirecek.