Doha'dan Kritik Hamle: Kongo'da 30 Yıllık Savaşı Bitecek mi?

Doha’daki anlaşma savaşın bittiği anlamına gelmiyor; ancak yıllardır ilk kez bu kadar büyük bir siyasi kırılma yaşanıyor. Taraflar taahhütlerine sadık kalırsa, Doğu Kongo’da bambaşka bir dönem başlayabilir. Belki de silahların yerini siyaset, cephelerin yerini bölgesel ekonomik işbirliği alacak. İşte detaylar...

Redhwan Al-khutabi
Doha'dan Kritik Hamle: Kongo'da 30 Yıllık Savaşı Bitecek mi?

17.11.2025 - 16:53  |  Son Güncellenme:  17.11.2025 - 17:00

Doğu Afrika’da hem bölgesel hem de uluslararası çıkarların kesiştiği son derece hassas bir dönemde, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ile Ruanda’nın destek verdiği M23 hareketi, üç yıldır süren yeni şiddet dalgasından bu yana ilk kapsamlı barış anlaşmasına hiç olmadığı kadar yaklaşmış durumda.

Bu yakınlaşmayı mümkün kılan en kritik unsur ise, Katar’ın hem ABD’yi hem Afrika Birliği’ni hem de Ruanda ile Togo’yu aynı masada topladığı etkili ve yoğun diplomatik arabuluculuk oldu. Böylece Doha, Afrika’nın en uzun ve karmaşık çatışmalarından birini bitirme çabalarının yeni merkezi haline geldi.

Taraflar, “Kongo Demokratik Cumhuriyeti ile M23 Hareketi Arasında Kapsamlı Barış İçin Doha Çerçevesi” adı verilen belgeyi başkent Doha’da düzenlenen resmi törende, ABD ve Katar temsilcilerinin katılımıyla imzaladı.
Bu tablo, otuz yıldır kimlikler, etnik gerilimler ve yer altı kaynaklarıyla iç içe geçmiş dev bir çatışmanın ilk kez gerçek bir çözüme bu kadar yaklaştığı izlenimini veriyor. Yine de yol, ciddi sınavlarla dolu.

Kilit açan diplomatik hamle

Yaklaşık bir hafta önce başlayan Doha müzakereleri, aylarca süren tıkanıklığın ve bozulan ateşkeslerin ardından masaya dönen taraflar için yeni bir başlangıç oldu. Çünkü Doğu Kongo’daki insani felaket büyüyor, M23 stratejik şehirler olan Goma ve Bukavu çevresinde ilerleyişini sürdürüyordu.

Katar ise süreci yeniden canlandırmak için çok yönlü bir yol haritası izledi: Kongo hükümeti ile M23’ü ilk kez doğrudan aynı masaya oturttu, Kongo–Ruanda arasında Washington’da imzalanan ve ilk kez “isyancı desteğinin kesilmesi” taahhüdü içeren çerçeveyi yeniden devreye soktu, 5 Kasım’da Doha’da, ateşkesin uygulanmasını takip eden ortak izleme mekanizmasını aktif hale getirdi.
Tüm bu adımlar, karşılıklı güveni kısmen de olsa tazeledi ve “Doha Çerçevesi”nin oluşturulmasının önünü açtı. Katarlı müzakereciler, bu belgeyi “tarihi bir başarı” olarak nitelendiriyor.

Doha’nın arabuluculuğu neden farklı?

Aynı masada yıllardır bir araya gelemeyenler oturdu. Doha sadece Kongo hükümeti ile M23’ü buluşturmadı; asıl çatışmanın tarafı olan Ruanda ile Kongo’yu da diyalog zeminine çekti. Bu, uzun yıllardır mümkün olmamıştı. ABD ve Afrika Birliği’nin varlığı anlaşmayı koruyan bir kalkan oluşturdu. Böylece bölgesel rekabetin anlaşmayı bozma ihtimali bir nebze azaldı. Barış metni, bugüne kadar görülmemiş derecede detay içeriyor. Anlaşma sekiz ayrı uygulama protokolünden oluşuyor. Bunlar: Silahlı grupların silahsızlandırılması, Geçiş dönemi güvenlik düzenlemeleri, Devlet otoritesinin yeniden tesisi, Eski isyancılar için hukuki koruma, Kimlik ve vatandaşlık sorunlarının çözümü, Yerinden edilenlerin dönüşü ve Sosyo-ekonomik bir yeniden inşa planı.

ABD–Katar liderleri.

Bu maddeler, krizin başlangıcından bu yana ortaya konmuş en kapsamlı siyasi çerçeve olarak değerlendiriliyor.  Bunun yanı sıra ABD–Katar çıkar dengesi sağlandı. Washington, Rusya’nın bölgedeki etkisinin artmasından endişe ediyor; Doha ise küresel arabuluculuk rolünü güçlendirmek istiyor. Bu ortak motivasyon, süreci hızlandırdı.

Peki, neden şimdi geri adım mümkün oldu?

Kongo Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, savaşın ekonomik maliyetinin sürdürülemez hale geldiğini, mülteci akını ve insani çöküşün siyasi konumunu tehdit ettiğini görüyor. Bu nedenle M23’e bazı siyasi ve güvenlik garantileri vermeye hazır hale geldi.

Öte yandan M23, askeri olarak ilerlese de siyasi meşruiyet kazanamadı. Kontrol ettiği bölgeleri yönetemedi, insani krizi hafifletemedi. Bu nedenle müzakere onlar için de kaçınılmaz oldu.

M23 en büyük destekçisi Ruanda ise uluslararası baskının arttığı bir dönemde, Kongo ile imzaladığı bölgesel ekonomik entegrasyon anlaşmasının devamı için barış sürecini desteklemek zorunda kaldı.

Bu gerçek bir barışın başlangıcı mı?

Bütün bu gelişmelere  rağmen önemli riskler hala masada: Taraflar arasında hala derin bir güvensizlik var, Ateşkes ihlallerine dair karşılıklı suçlamalar sürüyor, Doğu Kongo’da onlarca silahlı grup bulunuyor; Bölgenin yer altı zenginlikleri (Koltan, altın, nadir madenler) büyük güçlerin çıkar çatışmasını körüklüyor, M23 içindeki saha komutanlarının ya da Kongo ordusunun, anlaşmaya itiraz edip bozma ihtimali de mevcut.

Buna rağmen, Doha’da kurulan saha izleme mekanizması ve uluslararası siyasi destek, son yılların en güçlü barış ihtimaline işaret ediyor.

Doha Afrika’da yeni bir barış merkezi mi  oluyor?

Katar, Sudan, Çad ve Etiyopya dosyalarında da aktif rol oynayarak Afrika’da etkinliğini giderek artırıyor.
Bugün geldiğimiz noktada Doha, taraflarla kurduğu sakin ilişkiler ve göreli tarafsızlığı sayesinde, karmaşık çatışmaların çözümünde öne çıkan yeni bir diplomasi başkentine dönüşüyor.

Kongo ile M23 arasındaki kapsamlı barışa giden yol hala uzun ama yıllardır ilk kez bölgede gerçek bir umut penceresi açılmış durumda.