Cezayir-Fransa Gerilimi: İlişkiler Köklü Bir Değişime Mi Gidiyor?
26.03.2025 - 11:50 | Son Güncellenme: 05.09.2025 - 10:02
Fransa ile Cezayir ilişkileri, iki ülke arasındaki tarihi meseleler ve olası ekonomik yaptırımlar nedeniyle tırmanan diplomatik gerginlikle daha da kötüye gidiyor.
İki ülke arasında son aylarda gerginlik artarken, bu durum sorunlu ilişkilerinin geleceğine dair soru işaretlerini akıllara getiriyor.
Tek referans noktası
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, geçtiğimiz cumartesi akşamı devlet televizyonunda yayınlanan bir röportajında, Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron’un iki ülke arasında ilişkileri bağları onarmak için “tek referans noktası” olduğunu söyledi.
Cezayir ile Fransa arasında “bir anlık yanlış anlaşılma” yaşandığını söyleyen Tebbun, “Tüm sorunlar Macron’la veya onun yetkilendirdiği kişiyle çözülmeli” dedi.
Tebbun bu açıklamaları, art arda yaşanan siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle Cezayir ve Fransa arasında tansiyonun yükseldiği hassas bir dönemde yaptı.
Daha önceki dönemlerde, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Batı Sahra’da Fas’ın egemenliğini desteklemesi Cezayir’i öfkelendirmiş ve resmi protestosuna yol açmıştı.
Diğer yandan, özellikle Cezayir’in Fransa’dan sınır dışı edilen bazı vatandaşlarını kabul etmeyi reddetmesi ışığında, iki ülke arasında göç ve ekonomik yaptırımlarla ilgili gerginlik de tırmanıyor.

Çözülmemiş meseleler yüzünden yaşanan gerilim
İki ülke arasındaki ilişkileri etkileyen en önemli konular arasında gayrimenkul ve göç yer alıyor.
Bu bağlamda, Le Monde gazetesinde birkaç gün önce yer alan bir haberde, Cezayir’deki Fransız gayrimenkulleriyle ilgili anlaşmazlıklara, özellikle de bu anlaşmazlıkların sembolü olan Villa des Oliviers’e dikkat çekildi.
Le Figaro gazetesi ise Fransız hapishanelerindeki Cezayirlilerin sayısındaki artışa değinerek, Cezayirlilerin yabancı mahkumların yüzde 43’ünden fazlasını oluşturduğunu vurguladı.
Haberde, bu rakamların, göçmen sorununu ele almakta giderek daha fazla güçlükle karşılaşan Fransız hükümeti üzerindeki baskıyı arttırdığının da altı çizildi.
Diğer yandan Fransız yetkililer, Cezayirlilerin Fransa’ya yerleşmesini kolaylaştıran 1968 Tercihli Göç Anlaşması’nın, Cezayir’in Fransa’dan sınır dışı edilen bazı vatandaşlarını kabul etme konusunda işbirliğine devam etmemesi halinde iptal edilebileceği konusunda uyardı.
Cumhurbaşkanı Tebbun ise yaptığı açıklamada, göç ve insan haklarıyla ilgili konularda son dönemde yaşanan yüksek tansiyona rağmen, Fransa ile gerginliklerin üstesinden gelineceğine dair işaretler olduğunu vurguladı.
1968 Tercihli Göç Anlaşması
İki ülke arasındaki göç hareketlerini düzenlemek amacıyla Cezayir ve Fransa arasında imzalanan bu anlaşma, Fransa’nın birçok ekonomik sektörde işgücüne ihtiyaç duyduğu bir dönemde, yılda 35 bin Cezayirli işçinin ülkeye geliş, gidiş, istihdam ve ikamet şartlarını düzenliyordu.
Anlaşma ayrıca Cezayirlilere oturma ve çalışma izinlerine diğer ülkelerin vatandaşlarına göre daha hızlı erişim imkanı sağlama, uzun süreli ikamet, iş yapma ve aile birleşimi gibi birçok ayrıcalık tanıdı. Bu da anlaşmayı Cezayirli göçmenler için çok önemli kıldı.
Ancak yıllar içinde, özellikle 1985, 1994 ve 2001 yıllarında, vize uygulaması ve bazı göçmenlik ve ikamet haklarının kısıtlanması gibi bu ayrıcalıklardan bazılarının azaltılması için anlaşmada değişiklikler yapıldı.
Bu değişiklikler, diğer ülkelerdeki vatandaşlara kıyasla anlaşmanın kendilerine sağladığı ayrıcalıklı sisteme alışkın olan Cezayirlileri büyük ölçüde etkiledi.
1968 Tercihli Göç Anlaşması, bugün Cezayir ve Fransa arasında önemli bir ihtilaf konusu haline geldi.
Fransa, anlaşmanın artık geçerli olmadığını ve Cezayirliler ile Fransa’daki diğer yabancılar arasında eşitsizlik yarattığını savunarak, anlaşmanın gözden geçirilmesini ve hatta iptal edilmesini talep ediyor.
Bu tutum, özellikle anlaşmayı diğer milletlere karşı haksız bir ayrımcılık olarak gören aşırı sağın yükselişinin ardından Fransa’da büyüyen siyasi eğilimleri yansıtıyor.
Öte yandan Cezayir, bu anlaşmanın artık geçmişte olduğu gibi çıkarlarını karşılamadığına inanarak, siyasi ve ekonomik değişimler ışığında geçerliliğini yitirdiğini belirtiyor.
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, söz konusu anlaşmanın “aşırılık yanlılarını bir araya getirmek için kullanılan boş bir gerekçeden ibaret” olduğunu söyleyerek, Cezayirlilerin haklarını garanti altına alması halinde anlaşmayı değiştirmeyi düşünmeye hazır olduklarını vurguladı.
1968 Tercihli Göç Anlaşması konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, iki ülke arasında göç, sömürge hafızası ve ilişkileri etkileyen diğer olaylar da dahil olmak üzere yaşanan krizleri derinleştirdi.
Fransa siyasi ve diplomatik baskı yoluyla anlaşmayı revize etmeye çalışırken, Cezayir’in haklarını garanti altına almadan bu revizyonu reddetmesi, iki ülke arasında uzun vadede siyasi ve ekonomik yansımalara yol açabilecek kalıcı bir gerilim durumunu yansıtıyor.

Gerilime rağmen ekonomik çıkarlar
Artan siyasi ihtilaflara rağmen, iki ülke arasındaki ekonomik çıkarlar sağlam bir şekilde yerinde duruyor.
Bu kapsamda, Fransa ve Cezayir arasındaki ticaret, 2023 yılında yüzde 5,3 oranında büyüme kaydetti.
Cezayir’in, Fransa’nın Afrika’daki ikinci en büyük ticaret ortağı olması, siyasi gerilimlere rağmen ticari işbirliğinin devam ettiğini gösteriyor.
Kriz sadece siyasi bir söylem mi?
Bu krizin Cezayir ile Fransa arasındaki ilişkilerde radikal bir değişime yol açıp açmayacağı ya da sadece kriz kisvesi altında siyasi bir söylem olup olmadığı konusunda birçok soru bulunuyor.
Gazeteci Muhammed Iwanoghan, krizin Macron’un görev süresinin sonuna kadar sürebilecek boyutlara evrilmesini beklerken, durum karmaşık ve öngörülemez olmaya devam ediyor.
Bazıları, Cezayir’e Batı Sahra ve sömürge hafızası gibi konularda baskı yapmanın, Fransa’nın Cezayir ile müzakere pozisyonunu güçlendirme stratejisinin bir parçası olabileceğini, ancak iki ülke arasındaki hayati ekonomik çıkarları tehlikeye atmayacağını düşünüyor.
Müzakereye giden yol: Tebbun’un Fransa ziyareti
Tüm dikkatler şu anda, iki ülke arasındaki ilişkilerin seyrini önemli ölçüde etkileyebilecek olan Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’un Fransa ziyaretine çevrilmiş durumda.
İlişkiler düzelirse iki ülke arasında siyasi ve ekonomik düzeyde işbirliği artabilir, ancak işler ters giderse ilişkiler daha gergin bir aşamaya girebilir.