Beyaz Saray’ın Kampüs Savaşı: 6 Binden Fazla Öğrencinin Vizesi İptal Edildi!
20.08.2025 - 17:12 | Son Güncellenme: 27.08.2025 - 11:12
Trump yönetimi, ikinci döneminde yalnızca göç ve güvenlik dosyalarını sertleştirmekle kalmadı. Aynı zamanda üniversitelerle ve öğrencilerle de açık bir kavga yürütmeye başladı. Beyaz Saray’ın çizdiği çerçeve, kampüslerdeki Filistin yanlısı protestoları kamu düzeni ve ulusal güvenlik başlıklarıyla ilişkilendiriyor. Bu yaklaşım doğrudan vize rejimine yansıyor. Böylece tartışma, ifade özgürlüğü ve güvenlik dengesinden çıkıp, öğrenci vizelerinin idari tasarruflarla iptal edilebildiği daha sert bir zemine kaydı.
Rubio açıkladı: 6 binden fazla öğrencinin vizesi iptal edildi
ABD Dışişleri Bakanlığı, 2025 içinde 6 binden fazla uluslararası öğrencinin vizesinin iptal edildiğini doğruladı. Bu iptaller, büyük ölçüde siyasi nedenlerden kaynaklanan toplu bir uygulama olarak karşımıza çıkmıyor. Konuya ilişkin Rubio’nun kamuoyuna sunduğu gerekçeler arasında saldırı, alkollü araç kullanma, hırsızlık ve “teröre destek” suçlamaları yer alıyor. Kaynaklara göre 200–300 civarında dosya “terörizm” bağlantısı iddiasıyla sonuçlandı.
Yetkililer, Filistin yanlısı eylemlere katılan öğrencilerin dosyalarında artırılmış inceleme uygulandığını belirtiyor. Bu durum, dış politikanın vize rejimi üzerinden icra edilmesi anlamına geliyor. Barışçıl bir Filistin yanlısı eyleme katılmak bile potansiyel olarak “terörizme destek” sayılıyor. Bu yaklaşım kolluk güçlerinin öğrencilerin açıklarını arayıp işlem yapmasına zemin hazırlıyor.
Kampüs protestoları ve Biden dönemiyle karşılaştırma
7 Ekim’den sonra ülke genelinde yoğunlaşan kampüs protestoları, Biden döneminde güvenlik önlemleri alınsa da daha çok ifade özgürlüğü kapsamında görülmüştü. Kolluk ve istihbarat birimleri bu eylemleri yoğun bir hedef haline getirmemişti. Trump ise seçim kampanyası döneminden beri üniversiteleri “teröristler ve çeteler tarafından ele geçirilmiş alanlar” olarak tanımlıyordu.
Yönetim göreve geldikten sonra öğrenci eylemleri, ICE protestolarında olduğu gibi daha agresif bir idari gözetim ve müdahaleyle karşılaştı. Rubio, konuyla ilgili konuşmalarında “Hamas destekçisi” ve “İsrail karşıtı” ifadelerini öne çıkardı. Vize iptallerinin meşruiyetini güvenlik hukuku üzerinden kurmaya çalıştı.
Eleştirmenler ise bu uygulamanın ifade özgürlüğünü kısıtladığını ve öğrencilerin siyasi görüşleri nedeniyle cezalandırıldığını savundu. Biden döneminde sosyal medya taramaları sürmüş olsa da bu ölçekte siyasi gerekçelerle vize iptalleri yaygın değildi. Kampüs yönetimleri ve kolluk protestoları daha çok ifade özgürlüğü sınırları içinde değerlendirmişti.
Türk öğrenci de hedef olmuştu
Tufts Üniversitesi’nde doktora yapan Fulbright bursiyeri Rümeysa Öztürk’ün dosyası bu tartışmanın simge vakalarından biri haline geldi. 25 Mart 2025’te Boston’da gözaltına alınan Öztürk’ün vizesi, bir yıl önce Tufts Daily’de yayımlanan ve İsrail’in Filistin politikasını eleştiren makalesinden sonra iptal edildi.
İç Güvenlik yetkilileri dosyayı “Hamas’ı destekleyen faaliyet” iddiasıyla gerekçelendirdi. Avukatı ise bu suçlamaların asılsız olduğunu ve müvekkilinin yalnızca ifade özgürlüğünü kullandığını söyledi. Federal yargıç Denise Casper, sınır dışı işlemini geçici olarak durdurdu. Ancak dava süreci devam ediyor. Bu olay, akademik özgürlük ve idari yaptırımların sınırları konusunda tartışmayı keskinleştirdi.
Çinli öğrencilerin durumu farklı
Vize iptallerinin bir bölümü Çin’den gelen öğrencilerle ilgiliydi. Gerekçe, araştırma güvenliği ve teknoloji sızıntısı riskleri olarak açıklandı. ABD istihbarat birimleri son yıllarda bazı Çinli öğrenciler hakkında casusluk soruşturmaları yürüttü. Bir kısmı yargılandı, ancak tehditlerin üniversiteler düzeyinde devam ettiği değerlendiriliyor.
FBI uzun süredir üniversitelere yönelik uyarılarında entelektüel mülkiyet hırsızlığı, devlet bağlantılarının gizlenmesi, laboratuvar erişimi suiistimalleri ve ihracat kontrolü ihlallerine dikkat çekiyor. Yetkililer, bazı iptallerin yalan beyan, ilişkilerin saklanması veya çifte kullanım teknolojilerine erişim riski nedeniyle verildiğini belirtiyor. Yönetim bu denetimlerin etnik kökene değil güvenliğe dayalı olduğunu savunuyor. Ancak sivil özgürlük grupları, bu politikaların ayrımcılık riski taşıdığını vurguluyor.
Sonuç ve etkiler
Geniş ölçekli iptaller dış politika, iç güvenlik ve yükseköğretim eksenlerinde eşzamanlı bir sınama yaratıyor. Uluslararası öğrenciler ABD ekonomisine yılda yaklaşık 44 milyar dolar katkı sağlıyor. Ancak belirsizlik ve siyasileşme ülkenin akademik cazibesini zayıflatacağından endişe ediliyor ve Amerikan kamuoyunda Trump yönetimi bu konuda eleştiriliyor. Ayrıca şimdiden ABD’den göç eden akademisyenlerin ve araştırmacıların olması, sadece öğrencilerin değil, ülkenin bilimsel ve entelektüel sermayesinin de doğrudan etkilendiğinin en önemli göstergelerinden biri.
Avrupa ülkelerinin burs ve teşvikleri artırması, üstün yetenekli öğrencilerin alternatif rotalara yönelmesine kapı aralıyor. Kısa vadede yönetim sert çizgiyi sürdürürken, orta vadede üniversitelerin finansmanı, araştırma ekosistemi ve ABD’nin yumuşak gücü bu politikanın gerçek bedelini belirleyecek.