Bayrou Hükümetinin Düşüşü Fransa’yı Siyasi Krize Sürükler mi?

Fransa yeni bir siyasi boşluğun eşiğinde mi? Bölünmüş bir parlamento, çoğunluğunu kaybetmiş bir cumhurbaşkanı, öfkeli sokak ve kırılgan bir ekonomi… Tüm işaretler ülkenin önümüzdeki dönemde çalkantılı günlere gireceğini gösteriyor.
Redhwan Al-khutabi
https://www.fokusplus.com/gundem/katarda-pes-pese-patlama-sesleri-duyuldu

09.09.2025 - 17:06  |  Son Güncellenme:  09.09.2025 - 17:22

Fransa’da Başbakan François Bayrou’nun hükümeti, göreve başlamasından henüz dokuz ay geçmeden düştü.

08 Eylül 2025’te Ulusal Meclis’te yapılan güven oylamasında hükümete karşı 364 “ret” oyuna karşılık 194 “evet” çıktı. Bu tablo, yürütmenin parlamentoda destek bulamadığını ve ülkenin yeni bir siyasi krize sürüklendiğini ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron şimdi çok zor bir sınavla karşı karşıya.

Mali krizin sonu siyasi çöküş


Bayrou’nun bütçe açığını kapatma planı; 44 milyar euroluk harcama kısıntısı, kamu sektöründe istihdamın dondurulması, sosyal yardımların azaltılması ve iki resmi tatil gününü iptali gibi sert adımlar içeriyordu. 

Muhalefet bu programı adaletsiz ve orta ile alt sınıflara ağır bir darbe olarak nitelendirdi. Bayrou ise bunun “tarihi bir zorunluluk” olduğunu savundu.
Ancak plan siyaseten intihara dönüştü. Marine Le Pen’in liderliğindeki aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi,  Jean-Luc Mélenchon’un liderliğindeki radikal solu ve sosyalistler aynı cephede birleşerek hükümeti düşürdü.

Macron’un en zor dönemi


Bayrou’nun istifasıyla birlikte Macron, 2024’te parlamentoyu feshetme kararından bu yana ikinci başbakanını kaybetmiş oldu. O günden bu yana parlamentoda istikrarlı bir çoğunluk kurmayı başaramadı. Ulusal Birlik 125 sandalye ile öne çıkarken, sol ittifak 192 sandalyeye ulaştı. Macron’un 2022’de 250 olan sandalye sayısı ise 166’ya geriledi.

Böylece her hükümet girişimi, daha baştan patlamaya hazır bir bomba haline geliyor. Macron bir yanda giderek güçlenen aşırı sağ, diğer yanda tavizsiz radikal sol arasında sıkışırken, sosyalistlerin olası yeni hükümette rol alma ihtimali için denge kurmaya çalıştıkları gündeme geliyor.

Fransa Ulusal Meclisi.

Sokakta öfke büyüyor


Bayrou’nun meclis kürsüsünden “Fransa her yıl fakirleşiyor, borçların bedelini gelecek nesiller ödeyecek” sözleri kamuoyunda yankı bulmadı. Aksine, hükümetin faturayı en zayıf kesimlere kestiği algısını pekiştirdi.
Siyasi gerilim sürerken sokaklar da yeniden hareketleniyor. Sosyal medyada örgütlenen “Her Yeri Durduralım” hareketi, çarşamba günü ülkeyi felç etmeye çağırdı. Sendikalar da 18 Eylül’de büyük bir grev ve protesto hazırlığında. Katılım sınırlı kalsa bile öfkenin biriktiği açıkça görülüyor.

Avrupa diken üstünde, ekonomi alarmda


Fransa’daki kriz sadece Paris’in sorunu değil. Avrupa Birliği, euro bölgesinin ikinci büyük ekonomisindeki gelişmeleri yakından izliyor. Ukrayna savaşı ve ABD ile gerilim derinleşirken, Fransa’nın borçlanma maliyetleri artıyor.
Ülkenin Almanya tahvilleriyle arasındaki faiz farkı son dört ayın zirvesine çıkarken, Fitch kredi notunu AA- seviyesine çekti. Moody’s ve S&P’nin de sonbaharda değerlendirme yapması bekleniyor. Olası yeni bir not indirimi, Fransa’nın borç yükünü daha da ağırlaştırabilir.

Siyasi boşluğa doğru mu?


Bayrou’nun düşüşü yalnızca kısa ömürlü bir hükümetin sonu değil; aynı zamanda Macron’un 2017’den bu yana sürdürdüğü “reformcu” projenin sınırlarını da gözler önüne seriyor.

Cumhurbaşkanı, ülkeyi sağ-sol kutuplaşmasından çıkarma iddiasıyla iktidara gelmişti. Fakat bugün tam da bu kutuplaşmayı yönetemeyen, hatta derinleştiren bir lider olarak eleştiriliyor.

Macron'un karşılaştığı temel sorun, her Fransız partisinin kalıcı koalisyon oluşmasını engelleyen kırmızı çizgiler koyması. Aşırı sağ sol ile herhangi bir ortaklığı reddediyor, sol Macroncullarla ittifakı reddediyor, Sosyalistler ise saf sol hükümet talep ediyor. Bu tıkanıklık gelecekteki herhangi bir hükümeti kırılgan ve belki de öncekiler gibi kısa ömürlü kılıyor.