Amman’daki Üçlü Zirve: Süveyda Krizini Yatıştırma ve Suriye’de Kalıcı İstikrar Sağlama Çabası
14.08.2025 - 10:25 | Son Güncellenme: 14.08.2025 - 11:05
Ürdün’ün başkenti Amman, 12 Ağustos 2025 Salı günü Suriye dosyasında yoğun diplomasi trafiğine sahne oldu.
Üçlü formatta gerçekleşen toplantıda, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Washington’un Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack bir araya geldi.
Bu görüşme, 19 Temmuz’daki buluşmadan sonra bir ay bile geçmeden yapılan ikinci kritik temas oldu.
Zirve, son haftalarda hem iç hem de bölgesel dengeleri sarsan Süveyda olaylarının yarattığı endişe ortamında gerçekleşti. Zira kent, artık sadece Suriye’nin gündemde değil, uluslararası gündemde de sıcak başlıklardan biri haline gelmiş durumda.
Süveyda krizinin arka planı
Süveyda’daki gerginlik 13 Temmuz 2025’te, yerel Dürzi gruplar ile Bedevi aşiretleri arasında başlayan çatışmalarla patlak verdi.

Kısa sürede şiddetli çatışmalara dönüşen olaylara hükümet güçleri de müdahil oldu. Çatışmalarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti ya da yaralandı, kritik bölgeler tahrip oldu, temel hizmetler kesildi.
Üstelik dış aktörlerin, özellikle de İsrail’in “Dürzileri koruma” gerekçesiyle sürece müdahale ettiği yönünde suçlamalar da gündemde.
Bu durum, özellikle şiddetin diğer bölgelere yayılması ya da uzun vadeli mezhepsel bir çatışmaya dönüşmesi endişeleri ortaya çıktıktan sonra bölgesel ve uluslararası ilginin odağı haline getirdi.
Amman toplantısının hedefleri
Görüşmede yalnızca ateşkes değil, Suriye’nin yeniden inşası da masaya yatırıldı. Üstelik bu yeniden inşa, ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğü temelinde ele alındı.
Bu yaklaşım, hem Ürdün’ün hem de ABD’nin Şam’a bakışında yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlanıyor. Zira Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından göreve gelen yeni Suriye hükümetiyle temaslar artmış durumda.
Taraflar, Süveyda’nın Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizdi ve Dürziler, Bedeviler, Hristiyanlar dahil tüm kesimlerin korunmasını siyasi ve güvenlik önceliği olarak ilan etti. Ayrıca Şam yönetimi, suç işleyen ya da ihlallerde bulunan herkesten hesap sorulacağını taahhüt etti.
Somut adımlar
Amman’daki zirve, diğer pek çok diplomatik toplantının aksine, sadece genel açıklamalarla yetinmedi.
Taraflar, üçlü (Suriye–Ürdün–ABD) bir çalışma grubu kurulması konusunda anlaştı. Bu grubun görevi, ateşkesi kalıcı hale getirmek ve Süveyda’da toplumsal uzlaşı süreçlerini başlatmak olacak.
Şam yönetimi ayrıca, uluslararası toplumla koordineli olarak olaylarla ilgili kapsamlı soruşturma başlatacağını, insani yardımların girişini kolaylaştıracağını, temel hizmetleri yeniden sağlayacağını ve tahrip olan bölgeleri onaracağını duyurdu.
ABD ve Ürdün’ün tutumu
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, adaletin sağlanması ve cezasızlık kültürünün sona ermesinin kalıcı barış için şart olduğunu vurguladı. Washington, Güneybatı Suriye’ye insani yardım akışını artırma sözü verirken, Şam’a karşı sert söylemlerden kaçındı ve ülkenin birliğine saygı mesajı verdi.
Ürdün ise, güney Suriye’nin istikrarını kendi ulusal güvenliği için hayati görüyor. Bu nedenle Amman, arabuluculuk rolünü aktif şekilde sürdürüyor.

ABD ve Ürdün’ün, Şam’la birlikte aynı masada bulunması, “Esad sonrası dönemde” diplomatik temas hatlarının yeniden çizildiğini gösteriyor.
Amman zirvesi sadece diplomatik bir formalite değil, Suriye krizine yaklaşımda yeni bir yol haritasının ilk testi olarak değerlendiriliyor. Başarılı olursa, bu model ülke genelinde daha geniş bir istikrarın kapısını aralayabilir. Ancak başarısızlık, Süveyda’yı yeniden şiddet sarmalına sokabilir ve Suriye’nin yeniden inşasına yönelik tüm çabaları sekteye uğratabilir.