ABD Ve İsrail’den Yeni Strateji: İran’a Karşı Kürt Cephesi Mi Açılıyor?
06.03.2026 - 13:41 | Son Güncellenme: 06.03.2026 - 15:03
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın şiddetlenmesiyle birlikte, Washington ve Tel Aviv’in Tahran’ı içeriden zayıflatmayı hedefleyen yeni bir strateji üzerinde çalıştığı yönünde dikkat çekici iddialar ortaya çıktı. Siyasi kulislerde Kürt kartı olarak adlandırılan bu strateji, İran’daki ve Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki silahlı İranlı Kürt grupların harekete geçirilmesini ve İran rejimine karşı içeride yeni bir cephe açılmasını öngörüyor.
Öte yandan sahada gerçekten kara operasyonlarının başlayıp başlamadığı konusunda çelişkili açıklamalar yapılırken, bu senaryoya ilişkin siyasi ve istihbari temasların bugüne kadarki en yoğun seviyeye ulaştığı belirtiliyor.
İranlı Kürt grupları harekete geçiriliyor
ABD medyasında yer alan ve CNN ile Axios gibi kuruluşların yayımladığı haberlere göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi İranlı muhalif Kürt grupların liderleriyle doğrudan temas kurdu. Görüşmelerde, Batı İran’da İran güçlerine karşı harekete geçmeleri halinde bu gruplara askeri destek verilmesi ihtimali ele alındı.
Söz konusu grupların Irak-İran sınırı boyunca konuşlanmış binlerce savaşçıya sahip olduğu ifade ediliyor. Bazı grupların harekete geçmeye hazır olduklarını açıkladıkları, hatta İran ordusundaki askerlere rejimden ayrılmaları yönünde çağrılar yaptıkları da öne sürülüyor.
Öte yandan aynı haberlere göre ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), bu gruplara silah sağlanmasının yöntemlerini inceliyor. Amaç ise İran içinde yeni bir cephe açarak İran güvenlik güçlerini yıpratmak ve güvenlik mekanizmasını zor durumda bırakmak.
Planın temelinde, İran içinde bir tür iç karışıklık ortamı oluşturmak ve bunun da İran’daki muhalif kesimleri ayaklanmaya teşvik etmesi fikri yatıyor. Bu yaklaşım, Trump’ın İran halkına yönelik sık sık dile getirdiği rejimi devirmeleri çağrısıyla da örtüşüyor.
Bu çerçevede Trump’ın bazı Kürt liderlerle telefon görüşmeleri yaptığı da aktarıldı. Görüştüğü isimler arasında İran Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mustafa Hicri, Irak Kürdistanı’ndaki KYB lideri Bafel Talabani ve KDP lideri Mesud Barzani bulunuyor.
ABD’li kaynaklar ise bu temasların, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun aylardır Washington’a İran’a karşı Kürt kartının kullanılması yönünde yaptığı telkinlerin ardından hız kazandığını belirtiyor.
İsrail’in hedefi: İran içinde tampon bölge
Sızan bilgilere göre planın önemli hedeflerinden biri, İran’ın Kürt nüfusunun yoğun olduğu sınır bölgelerinde fiili bir tampon bölge oluşturmak. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde bu bölgenin İran yönetimine karşı stratejik bir baskı noktası haline gelebileceği değerlendiriliyor.
Buna karşılık İsrail açısından da dolaylı bir güvenlik derinliği sağlayabileceği ve Tahran’ı uzun süreli bir iç cepheyle meşgul edebileceği ifade ediliyor.
ABD’de bazı kaynaklar, görüşmelerde farklı senaryoların da gündeme geldiğini aktarıyor. Bu senaryolardan birine göre Kürt güçleri belirli bölgelerde İran güvenlik birimlerini kuşatma altına alarak muhalif sivillerin sokaklara çıkmasını kolaylaştırabilir.
Daha iddialı bir senaryoda ise bu grupların İran’ın kuzeybatısındaki bazı bölgelerin kontrolünü ele geçirmesi ihtimali tartışılıyor. Böyle bir gelişmenin yaşanması halinde bölgede yeni bir siyasi gerçekliğin ortaya çıkabileceği ifade ediliyor.
Ancak planın uygulanmasının son derece karmaşık olduğu da vurgulanıyor. Çünkü Kürt gruplara silah ulaştırılması için Irak Kürdistan Bölgesi yönetiminin örtülü onayı gerekiyor. Bu da bölgenin olası bir askeri operasyonun başlangıç noktası haline gelmesi anlamına geliyor.
Irak’ın ikilemi, Türkiye’nin hassasiyeti
Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Areci, Bağdat’ın topraklarının İran’a karşı saldırı platformu olarak kullanılmasına izin vermeyeceğini açıkladı. Bu açıklama, Irak’ın yeni bir bölgesel çatışmanın sahasına dönüşmesini engelleme çabasının açık bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan Türkiye de gelişmeleri yakından ve temkinle takip ediyor. Ankara, bölgede silahlı Kürt grupların askeri hareketliliğine karşı son derece hassas bir politika izliyor.
Nitekim İranlı Kürt gruplardan bazıları — örneğin Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) — ideolojik olarak PKK ile bağlantılı görülüyor. Bu nedenle Türkiye, bu gruplara verilecek olası desteği doğrudan ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendiriyor.
Bu nedenle İran içinde geniş çaplı bir Kürt hareketliliğinin başlaması, yalnızca İran’ı değil; Irak’tan Türkiye’ye uzanan yeni bir bölgesel gerilim hattını da tetikleyebilir.
İran’dan sert yanıt: Operasyonlar ve uyarılar
Tahran yönetimi ise gelişmelere sert tepki gösterdi. İranlı yetkililer Batı medyasında yer alan Kürt savaşçıların İran topraklarına girdiği yönündeki haberleri kesin bir dille yalanladı. Bu iddiaların, askeri operasyonların hedeflerine ulaşamamasının ardından İran toplumunun moralini bozmayı amaçlayan psikolojik savaşın parçası olduğu savunuldu.
Buna karşılık İran sadece açıklamalarla yetinmedi. Irak Kürdistan Bölgesi’nde bulunan İranlı muhalif Kürt grupların üslerine yönelik bir dizi saldırı düzenlendi. Bu saldırılarda füzeler ve insansız hava araçları kullanıldı.
Söz konusu saldırılardan birinde İranlı Kürt partilerine ait kamplarda ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.
Öte yandan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani, ayrılıkçı grupları mevcut durumu fırsata çevirmemeleri konusunda uyardı. Laricani, İran güçlerinin ülkenin birliğini tehdit eden hiçbir girişime tolerans göstermeyeceğini vurguladı.
Washington’un hesabı: Savaşı İran içine taşımak
Washington’daki bazı analistler, Kürt grupların silahlandırılmasının çatışmayı İran’ın içine taşımak için etkili bir yöntem olabileceğini düşünüyor. Onlara göre İran rejiminin dış müdahaleyle devrilmesi, güvenlik kurumları çökmeden oldukça zor görünüyor.
Bu nedenle Kürt cephesinin açılması, İran içinde başka grupların da harekete geçmesini tetikleyebilir. Örneğin Beluç grupların da benzer şekilde ayaklanması halinde Tahran aynı anda birden fazla iç baskıyla karşı karşıya kalabilir.
Ancak öte yandan ABD’de bazı eski yetkililer bu planın ciddi riskler barındırdığı uyarısında bulunuyor. Böyle bir adımın ayrılıkçı eğilimleri güçlendirebileceği ve kontrol edilmesi zor bölgesel bir kaos yaratabileceği belirtiliyor. Ayrıca Irak’ın istikrarını sarsabileceği ve sınır bölgelerinde yeni çatışmaların kapısını aralayabileceği ifade ediliyor.
Geleneksel savaştan iç cephe stratejisine
Tüm bu gelişmeler, İran çevresinde süren savaşın artık yalnızca hava saldırıları ve doğrudan askeri çatışmalarla sınırlı kalmadığını gösteriyor. Öte yandan mücadele giderek daha karmaşık bir boyut kazanıyor; iç bölünmelerin kullanılması ve etnik azınlıklar üzerinden baskı kurulması gibi yöntemler öne çıkıyor.
Şimdi siyasi çevrelerde en çok tartışılan soru ise şu, İran’ın batısındaki Kürt bölgeleri gerçekten yeni bir savaş cephesine mi dönüşecek, yoksa bu girişimler yalnızca siyasi ve psikolojik baskı aracı olarak mı kalacak?
Bu sorunun yanıtı büyük ölçüde Kürt grupların tutumuna, İran’ın batı sınırlarını kontrol etme kapasitesine ve bölgedeki aktörlerin hesaplarına bağlı olacak. Aksi halde bölgesel dengeler hızla değişebilir ve birçok ülke kendisini İran’ın ötesine taşan yeni bir çatışma denkleminde bulabilir.