Abbas’tan Filistin’de Siyasi Halefliği Yeniden Dizayn Eden Adım
28.10.2025 - 15:56 | Son Güncellenme: 28.10.2025 - 16:03
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, pazar günü yayımladığı yeni anayasal bildiriyle büyük tartışma yarattı.
Söz konusu karar, Abbas’ın yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh’in, makamın boşalması durumunda geçici olarak Filistin Yönetimi Başkanlığı görevini üstleneceğini öngörüyor.
Bu adım, “2025 yılı 2 No’lu Anayasal Bildiri” olarak duyuruldu ve 2024’te yayımlanan, yetkiyi Filistin Ulusal Konseyi Başkanı Ruhi Fattuh’a veren önceki düzenlemeyi iptal etti.
Siyasi haleflik tablosu yeniden çizildi
Bu karar, Abbas sonrası döneme dair süregelen tartışmalara fiilen noktayı koydu.
Abbas, en yakın isimlerinden biri olan Hüseyin eş-Şeyh’e, mevcut görevleri olan Filistin Devlet Başkan Yardımcılığı ve Filistin Kurtuluş Örgütü “FKÖ” Yürütme Komitesi Başkan Yardımcılığı’na ek olarak, geçici başkanlık yetkisini de verdi.
Uzmanlara göre bu adım, Filistin siyasetinde haleflik zincirini tamamen değiştirdi ve tüm yürütme yetkilerini tek bir kişide topladı.
Böylece eş-Şeyh, Abbas sonrası dönemin kilit figürü haline gelirken, çevresindeki dar yönetim halkasının da güçlendiği yorumları yapılıyor.
Hukuki açıdan tartışmalı bir adım
Anayasa uzmanları, kararın Filistin Temel Yasası’nı ihlal ettiğini savunuyor.
Zira bu yasaya göre, makamın boşalması halinde Filistin Yasama Konseyi Başkanı geçici başkanlığı üstlenmeli. Ancak konsey 2007’den bu yana işlevsiz olduğu için Abbas’ın anayasal düzeni aşan bir bildiriyle yetkilerini genişlettiği belirtiliyor.
Bazı akademisyenler başkanın Temel Yasa maddelerini değiştiren bir anayasal bildiri yayınlama yetkisine sahip olmadığını vurguluyor. Ancak Abbas'ın, mevcut anayasal çerçeveleri aşmak için siyasi bir kılıf olarak "anayasal bildiri" terimini kullandığına dikkat çekiyorlar.
Siyaset analistleri ise kararı, “siyasi miras devri” olarak tanımlıyor; yani Hüseyin eş-Şeyh’i, Abbas’ın üç ana koltuğunun – Filistin Yönetimi Başkanlığı, Filistin Devlet Başkanlığı ve FKÖ Başkanlığı – doğal varisi haline getiriyor.
Bu durum, bazı yorumculara göre “monarşik sistemlerdeki veliaht tayinine” benziyor.
Seçimlerin önünü kesen bir strateji mi?
Siyasi çevrelerde karar, Abbas’ın yıllardır izlediği kararname ve başkanlık yönetimi anlayışının bir devamı olarak görülüyor.
Ulusal Filistin Konferansı İzleme Komitesi üyesi Avni Meşni, bunun mevcut düzeni demokratik olmayan bir biçimde yeniden üretme girişimi olduğunu, dolayısıyla gelecekteki seçimlerin önünü kesmeyi amaçladığını söylüyor.
14 Milyon Halk Konferansı Koordinatörü Ömer Assaf da aynı görüşte: Ona göre karar, tek adam yönetiminin somutlaşmış hali.
Assaf, Abbas’ın bu yolla hem gücü tek elde topladığını hem de demokratik geçiş olasılığını ortadan kaldırdığını vurguluyor.
Üstelik bu hamle, son dönemde adı sıkça anılan ve olası bir seçimde Abbas’a fark atacağı söylenen Fetih lideri Mervan Barguti’nin serbest bırakılma ihtimalinin konuşulduğu bir döneme denk geldi.
Olası siyasi boşluğa karşı önlem mi?
Abbas’ın yeni adımı, uzun süredir seçim yapılmayan, meşruiyeti zayıflayan Filistin siyasetinde derin bir tıkanıklığın ortasında geldi.
89 yaşındaki Abbas, Ocak 2005’te seçilmesinden bu yana 20 yılı aşkın süredir iktidarda. Bu nedenle, Abbas sonrası dönem tartışmaları hem Filistin içinde hem de bölgesel düzeyde sıkça gündeme geliyor.
Yeni bildiri, bir yönüyle olası bir otorite boşluğunu önleme hamlesi olarak yorumlanıyor.
Öte yandan, karar kurumların değil, bireyin yönetimini pekiştiren bir adım olarak görülüyor. Bu da, Filistin siyasi sisteminde yıllardır süregelen yapısal krizin derinleştiğini gösteriyor.
Endişeler artıyor
Şimdilik Filistinli gruplardan ya da sivil toplum kuruluşlarından resmi bir açıklama gelmiş değil. Ancak ilk tepkiler, özellikle Fetih hareketinin içinde bile rahatsızlık yarattığı yönünde.
Bazı Filistinli kaynaklara göre karar, Fetihteki mevcut yönetim kanadı ile tarihi liderlik çevresi arasında yeni çatlaklar oluşturabilir.
Siyasi gözlemciler, böylesi tek taraflı kararların ulusal uzlaşı olmadan alınmasının, kurumsal bölünmeyi derinleştireceği uyarısında bulunuyor. Bu da, zaten kırılgan durumda olan Filistin siyasi yapısının birliğini tehdit edebilir.