Türkiye’de Suriyelilerin Dosyası Yeniden Düzenleniyor: Kimlik ve Aile Birleşiminin Geleceği Ne Olacak?
25.08.2026 - 12:01 | Son Güncellenme: 25.08.2026 - 12:17
Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin durumu, Ankara’nın geçici koruma sistemini yeniden değerlendirmeye başladığını açıklamasıyla yeni bir sürece giriyor. Suriye’deki gelişmelerle eş zamanlı ilerleyen bu süreçte, aile birleşimi konusu da en çok merak edilen başlıklardan biri haline geldi. Suriye’den yapılabilen vize başvuruları kapsamına yeni bir kategorinin eklenmesi, ailelerini Türkiye’ye getirmek isteyenlerin sorularını artırdı.
Bu gelişmeler, Türkiye İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin 16 Ağustos’ta Türk gazetesi Yeni Şafak’a yaptığı açıklamaların ardından gündeme geldi. Çiftçi, Suriyelilere uygulanan geçici koruma statüsünün yeniden değerlendirildiğini belirterek bunun kalıcı bir oturum olmadığını ifade etti. Bununla birlikte Bakan, ani adımlar atılmayacağını ve insanların güvenli olmayan bölgelere geri gönderilmeyeceğini vurguladı.
Geçici korumadan yeni bir hukuki statüye
Suriye TV ekranlarında yayınlanan “El-Muhacir” programında konuşan hukuk danışmanı Dr. Ömer Bekur, geçici korumanın temel olarak insani bir durumla bağlantılı geçici bir sistem olduğunu ve devamlılığının Suriye’deki şartlarla doğrudan ilişkili bulunduğunu söyledi.
Bekur, mevcut dönüşümlerin Türkiye’yi zamanla insani bir krizi ve sığınmacı dosyasını yönetme aşamasından, ülkede yaşamını sürdürmek isteyen Suriyelilerin hukuki durumunu yeniden düzenleme aşamasına taşıyabileceğini belirtti.
Türkiye’den gelen açıklamaların toplu geri gönderme hazırlığı olarak yorumlanmaması gerektiğini ifade eden Bekur, buna karşılık geçici korumanın sona ermesinin de tüm Suriyelilere vatandaşlık veya kalıcı oturum verileceği anlamına gelmediğini söyledi.
Bekur, devletin her kişinin durumuna, yaptığı işe, şartlarına ve yasal gereklilikleri karşılayıp karşılamadığına göre farklı hukuki yollar belirleyebileceğini kaydetti.
Türk hukuku uzmanı Mahir Abbasi ise yeni yönelimi anlamak için İçişleri Bakanlığı’nın son dönemde attığı adımların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Abbasi, bu adımlar arasında seyahat izinleri, Suriye’ye ziyaretler ve çalışma düzenlemeleriyle ilgili değişikliklerin de bulunduğunu belirtti.
Son açıklamalarla birlikte bu uygulamaların Suriyelilerin durumunu yeniden düzenlemeye yönelik bir sürece işaret ettiğini ifade eden Abbasi, geçici koruma sisteminin bir aşamada sona erebileceğini ve bunun yerine farklı oturum türlerinin gündeme gelebileceğini dile getirdi.
Kimler oturum alabilir?
Abbasi, yeni hukuki statülere geçişte ilk sırada iş sahiplerinin yer alabileceğini, bunun yanında öğrenci oturumu şartlarını karşılayan öğrencilerin de bu kapsamda değerlendirilebileceğini söyledi.
İnsani durumlara yönelik çözümler de olabileceğini belirten Abbasi, 18 yaşından küçük olup bakacak kimsesi olmayan çocuklar, kendilerine destek olacak bir yakını bulunmayan kadınlar ve yaşlıların bu kapsamda değerlendirilebileceğini ifade etti. Bu kişiler için insani ikametin seçeneklerden biri olabileceğini aktardı.
Abbasi, Türkiye’deki bazı Iraklıların durumuna da değinerek, geçmişte bazı gruplara ülkelerindeki koruma statülerini kapatıp Irak’a dönüş ve ardından yasal yollarla yeniden giriş yapma imkanı sağlandığını hatırlattı.
Ancak Abbasi, bu örneğin yalnızca olası bir yöntem olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Türkiye’nin Suriyeliler için aynı uygulamayı hayata geçireceği anlamına gelmediğini vurguladı.
Geçici korumanın sona ermesi için tarih var mı?
Bekur, son dönemde ilgili çevrelere yakın kişilerle yaptığı görüşmelerden edindiği bilgilere göre, geçici koruma başvurularının yıl sonuna kadar durdurulması ihtimalinin bulunduğunu söyledi.
Bekur, önceki yönetim döneminde, düzenli geliri veya yasal giriş kaydı bulunmayan bazı kimlik sahiplerine insani ikamet verilmesi, şartları uygun olanlara ise farklı oturum türlerinin sağlanmasının senaryolar arasında değerlendirildiğini aktardı.
Ancak bu bilgilerin resmi olarak açıklanmış bir karar olmadığının altını çizen Bekur, yeni sistemin nasıl şekilleneceğinin ve ne zaman uygulanacağının Türkiye makamlarının açıklamalarına bağlı olduğunu ifade etti.
Bekur, geçici koruma sahibi Suriyelilerin toplu ve iradeleri dışında geri gönderilmesine yönelik bir yaklaşım görmediğini söyledi.
Abbasi ise toplu geri gönderme ile, suç işleyen veya kanun kapsamında koruma statüsünün iptal edilmesini gerektiren kayıt ve ihlalleri bulunan kişiler hakkında uygulanabilecek bireysel işlemler arasında ayrım yapılması gerektiğini belirtti.
Tüm Suriyelileri kapsayan bir operasyon başlatılmasını beklemediğini ifade eden Abbasi, Türkiye’nin hukuki yükümlülüklerine ve ülkedeki çok sayıda Suriyelinin iş gücü piyasasında yer almasına dikkat çekti. Abbasi, bu durumun dosyanın yeniden düzenlenmesi sürecinde dikkate alınacağını söyledi.
Türkiye’de hayat kuran Suriyelilerin durumu ne olacak?
Programda, Türkiye’de uzun yıllardır yaşayan ailelerin durumu da ele alındı. Bu aileler arasında Türkiye’de doğan, burada eğitim alan çocuklar bulunurken, ailelerinin büyük bölümü hala geçici koruma kapsamında bulunuyor.
Abbasi, dosyanın büyüklüğü ve siyasi-sosyal hassasiyeti nedeniyle kapsamlı ve hızlı bir karar alınmasının zor olduğunu belirtti. Suriyelilerin durumlarının farklı kategorilere ayrılarak aşamalı şekilde ele alınabileceğini söyledi.
Türkiye’nin karmaşık dosyaları çözmek için genellikle zamana ihtiyaç duyduğunu ifade eden Abbasi, seyahat izinleri konusunda yıllar süren tartışmaların ardından yapılan değişiklikleri buna örnek gösterdi.
Vatandaşlık dosyalarının geleceği ne olacak?
Bekur, geçici koruma kapsamındaki tüm Suriyelilere vatandaşlık verilmesi ihtimalini reddetti. Vatandaşlık dosyasının da belirsizlikten çıkarılması gerektiğini söyledi.
Mevcut başvuruların devletin belirlediği şartlara göre sonuçlandırılacağını belirten Bekur, “Vatandaşlık alacak olan alacak, reddedilecek olan da devletin ortaya koyduğu şartlara göre reddedilecek” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de yaşamını sürdürmek isteyen Suriyelilerin, yeni düzenlemeler izin verdiği takdirde, mülteci statüsünden çalışma, üretim ve topluma uyum temelli daha istikrarlı bir hukuki konuma geçmeye çalışması gerektiğini söyledi.
“El-Muhacir” programının İçişleri Bakanı’ndan aktardığı verilere göre, 2016’dan bu yana yaklaşık 1 milyon 462 bin Suriyeli gönüllü olarak ülkesine döndü. Bu kişilerin 722 binden fazlasının ise 8 Aralık 2024’ten sonra geri döndüğü belirtildi.
Suriye’den aile birleşimi: Yeni uygulama kimleri kapsıyor?
Programın önemli başlıklarından biri de Suriye ile Türkiye arasındaki aile birleşimi konusu oldu. Suriye’den yapılabilen vize başvuruları sistemine aile birleşimi kategorisinin eklenmesi değerlendirildi.
Hukuk uzmanı Ala el-Hüseyin, ilk açıklamanın birçok kişide hizmetin Türkiye’de yaşayan tüm Suriyeliler için ailelerini Suriye’den getirme imkanı sağladığı yönünde bir algı oluşturduğunu söyledi.
Bu durumun, Türkiye’nin Lübnan ve Ürdün’deki konsolosluk merkezleri üzerinden yürüttüğü uygulamalara benzetildiğini belirten Hüseyin, ancak daha sonra yapılan açıklamayla mevcut aşamanın Suriye’de bulunan aile üyelerini yanına almak isteyen Türk vatandaşlarıyla sınırlandırıldığını ifade etti.
Buna göre uygulama, Türk vatandaşlığı alan Suriyelileri ve şartları karşılayan eş veya çocuklarını yanına almak isteyen kişileri kapsıyor. Ayrıca Suriye’de evlilik yapan ve eşini Türkiye’ye getirmek isteyen Türk vatandaşları da evliliği kanıtlamaları ve gerekli onay süreçlerini tamamlamaları halinde bu kapsamda değerlendiriliyor.
Kimlik sahiplerini kapsıyor mu?
Hüseyin, Türk vatandaşlığı alan Suriyeliler ile Türkiye’de geçici koruma kapsamında bulunan kimlik sahipleri arasında ayrım yapılması gerektiğini söyledi.
Suriye’den aile birleşimi başvurularının açılmasının, geçici koruma kartı bulunan kişilerin otomatik olarak ailelerini getirme hakkı kazandığı anlamına gelmediğini vurguladı.
Hüseyin, Suriye’den başvuru yapılmasına ilişkin yeni sürecin şu aşamada yalnızca Türk vatandaşlarını kapsadığını belirterek, geçici koruma kartına sahip olmanın tek başına bu haktan yararlanma imkanı sağlamadığını ifade etti.
Programda çalışma izni bulunan keklik sahiplerinin durumu da ele alındı. Hüseyin, geçici korumaya bağlı çalışma izninin çalışma ikametinden farklı olduğunu ve bu kişileri otomatik olarak yeni aile birleşimi kapsamına dahil etmediğini söyledi.
Çalışma ikameti sahiplerinin durumu ne olacak?
Hüseyin, buna karşılık çalışma ikameti bulunan kişilerin belirli şartlar çerçevesinde ailelerini yanlarına getirmek için hukuki yollarının bulunduğunu söyledi. Daha önce bazı kişilerin Lübnan ve Ürdün’deki Türkiye konsolosluk merkezleri aracılığıyla bu süreci başarıyla tamamladığını belirtti.
Bu kapsamda en önemli şartlardan birinin geçerli bir çalışma ikametine sahip olmak ve ailenin Türkiye’ye gelmesinin ardından masraflarını karşılayabilecek yeterli gelire sahip olduğunu kanıtlamak olduğunu ifade etti.
Hüseyin, burada mevcut bazı oturum sahipleri için zaten var olan süreçlerle, belirli kategorilerin Suriye’den başvuru yapabilmesini sağlayan yeni uygulamanın birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’de eğitim gören bazı Suriyeliler için de aile birleşimi imkanlarının bulunduğunu belirten Hüseyin, Suriye’de eşi veya çocukları bulunan üniversite, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin durumlarının şartlara göre değerlendirilebildiğini söyledi.
Öğrenci ikameti şartlarını karşılayan kişilerin, Suriye dışındaki Türkiye konsolosluk merkezleri üzerinden başvuru yapmak da dahil olmak üzere mevcut hukuki yolları kullanabildiğini aktardı.
Bu nedenle mevcut gelişmenin, Türkiye’de yaşayan tüm Suriyeliler için yeni bir hak oluşturulması değil, belirli grupların Suriye’den başvuru yapabilmesinin önünün açılması anlamına geldiğini ifade etti.
Uygulama neden Türk vatandaşlarıyla sınırlandırıldı?
Hüseyin, ilk açıklamada mevcut sürecin yalnızca Türk vatandaşlarını kapsadığının yeterince açık belirtilmediğini, bu nedenle birçok kişinin Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin de artık Lübnan veya Ürdün’e gitmeden işlemlerini Şam ya da Halep’te yapabileceğini düşündüğünü söyledi.
Daha sonra yapılan açıklamanın ilk aşamayı Türk vatandaşlarıyla sınırlandırdığını belirten Hüseyin, bunun Suriye’deki vize başvuru merkezlerine yönelik yoğunlukla bağlantılı olabileceğini değerlendirdi.
Ailelerini yanına almak isteyen kişilerin sayısının oldukça yüksek olabileceğine dikkat çeken Hüseyin, bu nedenle ilk aşamada Türk vatandaşlarına öncelik verilmiş olabileceğini ifade etti.
Gelecekte uygulamanın genişletilerek Suriye’den yapılabilen işlemlerin Beyrut ve Ürdün’deki Türkiye konsolosluk merkezlerinde yürütülen sisteme daha yakın hale gelebileceğini öngördü.
Böyle bir gelişmenin yaşanması halinde bunun Suriyelilerin seyahat, ulaşım ve belge onay süreçleri için yaptığı masrafları azaltacağını belirten Hüseyin, özellikle yıllardır Türkiye ve Suriye arasında bölünmüş şekilde yaşayan aileler açısından bunun önemli bir kolaylık sağlayacağını söyledi.
Ancak Hüseyin, bunun geleceğe ilişkin bir beklenti olduğunu ve şu anda yürürlükte olan bir karar olmadığını vurguladı.
Türkiye’den hangi belgeler gerekiyor?
Hüseyin, aile birleşimi başvurularında gerekli belgeleri de anlattı. İlk şartın Türkiye’de bulunan kişi ile yanına getirilmek istenen aile bireyi arasındaki akrabalık bağının kanıtlanması olduğunu söyledi.
Gerekli belgeler arasında aile bağlarını ve ikamet durumunu gösteren nüfus kayıt belgeleri, adli sicil kaydı ve kişinin Türkiye’deki hukuki durumuna ilişkin belgelerin bulunduğunu belirtti.
Ayrıca talep edilmesi halinde çalışma belgeleri veya banka hesap dökümleri aracılığıyla gelir kaynağının kanıtlanması gerektiğini ifade etti.
Bunlara ek olarak noter onaylı taahhütname veya davet belgesinin de dosyada yer alabileceğini aktardı.
Suriye’den hangi belgeler gerekiyor?
Suriye’de bulunan aile üyelerinin ise Hüseyin’e göre, Türkçeye çevrilmiş ve usulüne uygun şekilde onaylanmış aile kayıt belgesi, çocukların doğum belgeleri, pasaport ve biyometrik fotoğraflar hazırlaması gerekiyor.
Başvuru sırasında pasaportun geçerlilik süresinin en az 6 ay olması gerektiğini belirten Hüseyin, dosyanın durumuna ve konsolosluk makamlarının taleplerine göre ek belgeler istenebileceğini söyledi.
Hüseyin, başvuru tarihlerinde de farklılıklar olduğunu belirterek, Şam’da yoğunluğun daha fazla olduğunu, Halep’te ise programda konuştuğu dönemde daha kısa sürede randevu alınabildiğini ifade etti.
Bu durumun, başvuru sayısının günlük işlem kapasitesine kıyasla yüksek olmasından kaynaklanabileceğini belirten Hüseyin, yeni uygulamaların aşamalı şekilde hayata geçirilmesinin nedenlerinden birinin bu olabileceğini söyledi.
Yeni bir dönem başlıyor ancak nihai kararlar henüz açıklanmadı
Programda konuşan uzmanların değerlendirmeleri, Türkiye’deki Suriyeliler dosyasının geçici koruma, oturum izinleri, çalışma, vatandaşlık ve aile birleşimi başlıklarını kapsayacak şekilde yeniden düzenlenme sürecine girdiğini gösteriyor.
Ancak şu ana kadar geçici korumanın tamamen ve hemen kaldırılacağına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Aynı şekilde tüm keklik sahipleri için geçerli olacak tek bir alternatif hukuki sistem de henüz duyurulmuş değil.
Özellikle aile birleşimi konusunda ise Suriye’den başvuru imkanının açılması, Türkiye’de bulunan tüm Suriyelilerin bu haktan yararlanabileceği anlamına gelmiyor.
Ala el-Hüseyin’in aktardığı bilgilere göre mevcut aşamada süreç, Türk vatandaşlarına ve bunlar arasında vatandaşlık alan Suriyelilere odaklanıyor. Bunun yanında bazı çalışma ve öğrenci ikameti sahipleri için de mevcut hukuki yollar üzerinden ayrı başvuru imkanları bulunuyor.
Kaynakça : Syria TV