Suriye’nin Yeniden İnşası: Karşılaşılan Zorluklar ve Kritik Engeller

Esed rejiminin çöküşüyle Suriye'de tarihi bir dönüşüm yaşanıyor. Heyetu Tahriru'ş-Şam lideri Ahmed eş-Şara'nın öncülüğündeki yeni yönetim, halkın güvenini kazanmak ve ülkeyi yeniden inşa etmek için hızlı adımlar atıyor. Ancak savaşın etkileri, ulusal birliği sağlama ve ekonomik istikrar yaratma gibi büyük zorluklarla karşı karşıya.
Suriye’nin Yeniden İnşası Karşılaşılan Zorluklar ve Kritik Engeller

16.12.2024 - 16:34  |  Son Güncellenme:  16.12.2024 - 16:35

Suriye’de 27 Kasım-8 Aralık tarihleri arasındaki 12 gün içinde, çoğu Suriyelinin beklemediği şaşırtıcı gelişmeler oldu ve Beşşar Esed rejimi bir kumdan kale gibi yıkıldı. 

Baba Hafız Esed’in 1971’de darbeyle iktidara gelmesiyle başlayan ve 2000 yılında iktidarı oğlu Beşşar’a devretmesiyle süren 53 yıllık rejim, şaşırtıcı bir hızla çökerek derin kırılganlığını gözler önüne serdi. 

Suriye konusunda uzman olan Harmoon Araştırmalar Merkezi tarafından yayımlanan kapsamlı bir analitik çalışmada, rejimin ani çöküşünün, hayat damarları olan Rusya ve İran’dan gelen desteğin şaşırtıcı bir hızla kesilmesinin doğrudan bir sonucu olduğuna vurgu yapıldı. 

Söz konusu analizde rejim güçlerinin, Suriye’nin kuzeybatısından Halep, Hama, Humus ve Şam’a ilerleyerek kontrolü ele geçiren muhalif güçlere karşı koyamadığına ve savaş alanını terk ettiğine dikkat çekildi. 

Öte yandan, ülkedeki siyasi sahnede yaşanan dikkate değer bir dönüşümle, Ebu Muhammed El Colani olarak bilinen Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ) lideri Ahmed Eş-Şara ülkenin yeni lideri olarak ortaya çıktı. 

Ahmed eş-Şara, rejimin yıkıldığı gün (8 Aralık) Şam’daki Emevi Camii’nde yaptığı ilk konuşmasında Suriyelilere ve uluslararası topluma güven vermeye çalıştı. 

11 Aralık’ta yaptığı bir diğer konuşmada ise, Suriye halkının çeşitli yetkinliklerini içerecek teknokrat bir hükümet kurma sözü verdi. 

Rejimin düşmesinin ardından ülkedeki yeni yönetim hızla pratik adımlar atmaya başladı.  

Hapishanelerdeki on binlerce tutuklu serbest bırakıldı. Silahlı grupların şehirlerden uzaklaştırılmasına yönelik prosedürler duyuruldu. 

Buna ek olarak, polisin şehir ve kasabalarda güvenliği kontrol edeceği açıklandı.  Yıllarca süren savaştan bitkin düşmüş Suriyelilerin güvenini kazanmak amacıyla yolsuzlukla mücadeleye vurgu yapıldı ve elektrik sorununun bir ay içinde çözüleceğine dair söz verildi. 

Ancak yeni Suriye’yi çok sayıda zorluk bekliyor. Sorunlarla yüzleşmek, üstesinden gelmek ve ülkeyi yeniden inşa etmek için tüm Suriyeliler arasında işbirliği yapılması gerekiyor. 

Uzmanların tahmini ise ülkenin yeniden inşası için gerekli finansmanın 100 milyar doları aşacağı yönünde.

Diğer önemli zorluklar arasında, Suriye topraklarının birliğinin yanı sıra güvenlik ve istikrarın yeniden tesis edilmesi yer alıyor. 

Bu bağlamda, özellikle Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) hala ülkenin kuzeydoğusundaki bölgeleri kontrol etmesi ve ABD güçlerinin buradaki varlığı, ülke topraklarının yeniden birleştirilmesi konusunda büyük bir engel teşkil ediyor. 

İnsani açıdan bakıldığında yeni yönetim, yarım milyondan fazla kişinin ölümüne, yaklaşık iki milyon kişinin yaralanmasına ve yaklaşık 13 milyon Suriyelinin yerinden edilmesine ya da mülteci durumuna düşmesine neden olan 13 yıllık savaşın etkilerini gidermek gibi devasa bir görevle de karşı karşıya kaldı. 

Parçalanmış sosyal dokunun yeniden inşası, en az fiziksel olarak ülkenin yeniden inşası kadar zorlu bir süreç. 

Öte yandan, devlet kurumlarının yeniden inşası ve Suriye toplumunun günlük yaşamının yeniden tesis edilmesi de en büyük zorlukların başında geliyor.  

Zira bu, su, gıda, ilaç ve elektriğin güvence altına alınması, ulaşım ve iletişim araçlarının sağlanması ile okullar ve üniversitelerin hızlı bir şekilde eğitime geri dönüşünü gerektiriyor.   

Yeni yönetimin önündeki kritik sınav   

Yeni yönetimi, yumuşak bir siyasi geçiş sağlama becerisi açısından önemli bir sınav da bekliyor. 

Söz konusu analize göre HTŞ lideri Ahmed eş-Şara’nın açıklamaları ve konuşmaları güven verici görülse de, bu konuda ihtiyatlı davranılıyor. 

Çünkü HTŞ, daha önce “Nusra Cephesi” olarak adlandırılıyordu ve bu örgüt geçmişte El Kaide’ye biat etmişti.   

Ahmet eş-Şara, 2016’da El Kaide ile saflarını açıkça ayırdı, Nusra Cephesi’ni feshetti ve bir yıl sonra benzer birkaç grupla birleşerek HTŞ adını alan yeni bir örgüt kurdu. 

Bu nedenle, Ahmed eş-Şara’nın geldiği İslami ideolojiden uzak yeni bir söylem formüle etme becerisi, yeni yönetimin önündeki sınavlardan biri olarak görülüyor. 

Geçiş dönemi yetkilileri ayrıca, Irak’ta olduğu gibi ulusal orduyu dağıtmak yerine yeniden yapılandırma sorunuyla karşı karşıya. 

Rejim güçleri, HTŞ’nin Saldırganlığı Caydırma Odası, Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) Özgürlük Şafağı Operasyon Odası, SDG unsurları ve diğer yerlerdeki muhalif gruplarının üyeleri olsun, sayıları giderek artan savaşçılar da önemli bir zorluk yaratıyor. 

Analize göre bu gruplar, fazla olan unsurları kendilerine gelir sağlayacak iş ve vazifelere yerleştirmeden silahlarını teslim etmeyeceklerdir. 

Ayrıca, yeni yönetimin kendisine uluslararası meşruiyet kazandıracak uluslararası hukuki bir temeli var ki, bu da rejimin fiilen kabul etmeyi reddettiği Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararıdır. 

Bu karar, özellikle mezhepçi olmayan ve güvenilir bir geçici yönetim yapısı ve yeni bir anayasa taslağı hazırlanması konusunda Suriyelilerin hak ve özgürlüklerini garanti altına alıyor. 

Bu bağlamda Suriye’nin yeni yönetiminin, halkın tüm kesimlerini temsil eden bir ulusal konferans düzenlemesini, Suriye’nin birliğine, bağımsızlığına, kültürel, etnik ve dini çeşitliliğine bağlılığı şart koşan geçici bir Anayasal deklarasyon yayınlanmasını ve muhalif grupları entegre eden, rejimin ordusundan kaçan ve ellerini kana bulamayan subayların da dahil olduğu bir askeri konseyin oluşturulmasını içeren net bir program açıklaması gerekir. 

Ekonomik açıdan ise, Suriye lirasına istikrar kazandıracak, devlet bankalarını yeniden faaliyete geçirecek ve çalışanların maaşlarının ödenmesini sağlayacak yeni bir para politikasına acil ihtiyaç var. 

Geçtiğimiz yıllarda ülkeyi terk eden Suriyeli yatırımcılara, sanayicilere ve tüccarlara geri dönmeleri ve ülkenin yeniden inşasına katkıda bulunmalarının teşvik edilmesi de önemli öncelikler arasında yer alıyor. 

Suriye’deki değişimlerin sadece ülkede değil, bölgesel dengeleri de yeniden şekillendireceğine dikkat çekilen analizde ayrıca şu ifadelere yer verildi: 

“İstikrara ve uluslararası tanınırlığa ulaşmadaki başarı, yeni liderliğin ulusal çabaları birleştirme ve Suriye halkının özgürlük, adalet ve kalkınma isteklerini gerçekleştirecek başarılı bir geçiş aşamasını sağlamak için bölgesel ve uluslararası taraflarla işbirliği yapma becerisine bağlıdır.” 

Analizde asıl güvencenin, sivil toplumun etkinliği, demokratik kültür ve bilincin bağlantıları ve yaygınlaşmasında yattığına da dikkat çekildi. 

Söz konusu analizde vurgulandığı gibi 13 yılı aşkın bir süredir her türlü sıkıntıya maruz kalan Suriyeliler, hangi slogan ve isim altında olursa olsun zulmün her türlüsünün geri dönülemez bir biçimde ortadan kaldırılmasını istiyor. 

Suriyeliler, yeni yönetimin halkı temsil etmesini, kamu hak ve özgürlüklerine bağlı olmasını da talep ediyor.