Suriye’nin Yeni Yargı Projesinde Arabuluculuk, Tahkim ve Geçiş Dönemi Adaleti

Suriye Adalet Bakanlığı’nın başlattığı yargısal arabuluculuk projesi, uyuşmazlıkların daha hızlı çözülmesini hedeflerken arabulucunun yetkileri, tahkimle arasındaki sınırlar ve geçiş dönemi adaletinde nasıl uygulanacağı konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. 
suriye-nin-yeni-yargi-projesinde-arabuluculuk-tahkim-ve-gecis-donemi-adaleti.jpg

31.08.2026 - 11:20  |  Son Güncellenme:  31.08.2026 - 11:32

Yargısal arabuluculuk, uyuşmazlıkların çözümünde öne çıkan alternatif yöntemlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu yöntem, taraflara uzun ve karmaşık yargılama süreçlerine girmeden dostane ve etkili çözümlere ulaşma imkânı sunuyor. Arabuluculuğun temelinde, uyuşmazlığın taraflarına bağımsız ve tarafsız bir arabulucunun yardımıyla diyalog ve müzakere etme fırsatı verilmesi bulunuyor. Böylece tarafların çıkarlarını gözeten ve haklarını koruyan bir anlaşmaya ulaşılması amaçlanıyor. Arabuluculuk, anlaşmazlıkların çözümünde en hızlı ve esnek yöntemlerden biri olarak görülürken, tarafların yargıya başvurma hakkı da korunuyor.

Suriye Adalet Bakanlığı

Bu kapsamda Suriye Adalet Bakanlığı, uyuşmazlıkların dostane yollarla çözülmesi kültürünü güçlendirmek ve arabuluculuğu adalet sisteminin araçlarından biri haline getirmek amacıyla Yargısal Arabuluculuk Projesi’ni başlattı. Ultra Syria ise projenin kapsamı ve geçiş dönemi adaleti sürecine olası etkileri konusunda bir dizi hukukçunun görüşlerini derledi.

Yargısal arabuluculuk nedir?

Adalet Bakanlığı tarafından başlatılan yargısal arabuluculuk projesini değerlendiren hukukçu Ali el-Müleyci, Ultra Syria’ya yaptığı açıklamada, “Suriye Arabuluculuk Kanunu taslağı, uyuşmazlıkların çözümünde bu alternatif yönteme özel bir yasal çerçeve oluşturması bakımından önemli olsa da arabuluculuk ile tahkim arasındaki sınırları tam anlamıyla belirleme konusunda yeterince başarılı görünmüyor. Bu durum özellikle arabulucunun rolünün niteliği ile arabuluculuk sürecinin ve sonuçlarının doğuracağı hukuki etkilerin belirlenmesinde ortaya çıkıyor” dedi.

Müleyci, arabuluculuğun temelinde bağımsız ve tarafsız üçüncü bir kişinin devreye girmesinin bulunduğunu belirterek, bu kişinin görevinin diyaloğu kolaylaştırmak, tarafların görüşlerini birbirine yakınlaştırmak ve kabul edilebilir bir uzlaşmaya ulaşmalarına yardımcı olmakla sınırlı olduğunu söyledi.

Arabulucunun taraflara herhangi bir çözümü dayatma ya da onları bağlayıcı bir karar alma yetkisinin bulunmadığını vurgulayan Müleyci, “Arabulucunun ortaya koyduğu herhangi bir kararın uygulanması tarafların iradesine bağlıdır. Resmi bir müdahale söz konusu değildir ve taraflar bu karardan istedikleri anda vazgeçebilir” ifadelerini kullandı.

Müleyci’ye göre, kanun veya taraflar arasındaki anlaşma gereği arabuluculuğa başvurmanın zorunlu tutulması, tarafların belirli bir sonucu kabul etmek zorunda olduğu anlamına gelmiyor. Uzlaşma anlaşmasının bağlayıcılığı da arabulucunun iradesinden değil, tarafların bu anlaşmayı kabul etmesinden ve kanunun söz konusu anlaşmaya bağladığı hukuki sonuçlardan kaynaklanıyor.

Arabuluculuk ile tahkimin birbirine karıştırılmasının iki sistem arasında kalan yeni ve belirsiz bir kavram ortaya çıkarabileceğine dikkat çeken Müleyci, “Tahkimde hakeme uyuşmazlık konusunda karar verme ve tarafları bağlayan bir hüküm oluşturma yetkisi verilir. Arabuluculukta ise tarafların çözümü kendilerinin bulmasına yardımcı olunur ve arabulucu onların iradesinin yerine geçmez” diye konuştu.

Müleyci, Suriye’deki mevzuat geliştirilirken arabuluculukla ilgili kavramların yeniden ve daha net biçimde tanımlanmasının yararlı olacağını belirtti. Arabuluculuk sürecine katılmanın zorunlu hale getirilmesi durumunda bile uzlaşmayı kabul etmenin zorunlu olmadığının açıkça ortaya konulması gerektiğini kaydeden Müleyci, anlaşmanın icra edilebilirliğinin de arabulucunun yetkisinden değil, tarafların yaptığı anlaşmadan ve bunun uygulanması için belirlenen hukuki mekanizmadan kaynaklanması gerektiğini ifade etti.

Arabulucunun yetkileri

Arabulucunun rolü ve yetkilerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Müleyci, “Arabulucu bağımsız ve gerekli yeterliliğe sahip bir kişi olmalı. Temel görevi ise tarafları ikna etmek ve uyuşmazlığın tarafları arasında uzlaşı sağlamaktır” dedi.

Müleyci, arabulucunun karar alma veya uyuşmazlık içindeki taraflara herhangi bir çözümü dayatma yetkisinin bulunmadığını, yalnızca diyalog ve müzakereyi kolaylaştıran bir rol üstlendiğini vurguladı.

Bununla birlikte arabulucunun uyuşmazlığın bütün unsurlarını anlayabilmesini sağlayacak bazı yetkilere sahip olmasının önünde bir engel bulunmadığını belirten Müleyci, arabulucunun tarafları aynı ortamda ya da ayrı ayrı dinleyebileceğini söyledi. Arabuluculuk sürecinin başarıya ulaşması için yararlı olacağını düşündüğü uzmanlar ve tanıklar gibi kişilerden de destek alabileceğini belirten Müleyci, bunun arabuluculuğu düzenleyen kuralların ve taraflar arasındaki anlaşmanın izin verdiği ölçüde mümkün olacağını ifade etti.

Arabulucunun sürecin merkezinde yer aldığına dikkat çeken Müleyci, arabuluculuğun başarıya ulaşması ya da başarısız olmasının çoğu zaman arabulucunun taraflar arasında yürüttüğü süreci ne ölçüde yetkin biçimde yönettiğine bağlı olduğunu belirtti.

Müleyci’ye göre arabulucunun görevleri arasında, tarafların görüşlerini birbirlerine aktararak aralarındaki gerilimi azaltmak, ortak noktaların bulunmasını sağlamak, uzlaşılan ve anlaşmazlık yaşanan konuları belirlemek ve bunların kapsamını netleştirmek bulunuyor. Ayrıca taraflar tarafından gündeme getirilmemiş olsa bile, uyuşmazlıkla bağlantılı ve uzlaşmaya ulaşılması açısından önem taşıyan konuları gündeme getirmek de arabulucunun görevleri arasında yer alıyor.

Arabulucunun bir diğer görevinin görüş ve önerileri sade ve gerekçeli bir şekilde aktarmak olduğunu söyleyen Müleyci, bunun tarafların güvenini ve tarafsızlık ilkesini koruyarak yapılması gerektiğini belirtti. Arabulucu ayrıca tarafların çıkarlarına ve hedeflerine uygun olası çözümler ile alternatifler önerebilir ve uyuşmazlığa kapsamlı bir çözüm geliştirilmesine yardımcı olabilir.

Bu çözümün yalnızca mevcut sorunun ortadan kaldırılmasıyla sınırlı kalmaması, tarafların ihtiyaçlarını da dikkate alması gerektiğini ifade eden Müleyci, “Uzlaşma taslağı ancak taraflar bunu kabul eder ve onaylarsa bağlayıcı hale gelir. Arabulucunun bunu taraflara dayatma veya tek taraflı iradesiyle bağlayıcı bir karara dönüştürme yetkisi bulunmuyor” dedi.

Öte yandan arabulucunun girişimlerinin sonuç vermeyeceği anlaşılırsa arabuluculuk sürecini sona erdirebileceğini belirten Müleyci, duruma göre uyuşmazlığın çözümü için başka bir yönteme geçilebileceğini söyledi. Aynı şekilde taraflar da arabuluculuğun sonuç vermediğini düşündüklerinde süreci sona erdirebilir.

Müleyci, yargısal arabuluculuk türlerini ise şöyle sıraladı:

  • Basit arabuluculuk: Bağımsız üçüncü bir taraf, uyuşmazlık yaşayan kişilerin farklı görüşlerini birbirine yaklaştırmak ve karşılıklı kabul edilen bir uzlaşmaya ulaşmalarına yardımcı olmak amacıyla sürece dahil olur.
  • Danışmanlık temelli arabuluculuk: Taraflardan biri uyuşmazlık konusu hakkında hukuki görüş almak amacıyla bir avukata veya uzmana başvurur. Daha sonra tarafsızlık ve bağımsızlık için gerekli koşulların bulunması halinde, aynı kişinin uyuşmazlığın çözümüne yardımcı olmak üzere arabulucu olarak devreye girmesi talep edilir.
  • Arabuluculuk-tahkim yöntemi: Tarafların, ilk aşamada uyuşmazlığın çözümü için bir arabulucunun devreye girmesi konusunda anlaşmasını ifade eder. Arabuluculuk başarısız olursa aynı kişi, hukuken mümkün olması ve tarafların usulüne uygun biçimde kabul etmesi halinde, uyuşmazlık hakkında karar vermek üzere hakem rolünü üstlenebilir.

Müleyci, Ultra Syria’ya yaptığı açıklamanın sonunda, arabuluculuk ve hakemlik görevlerinin aynı kişide birleşmesinin son derece dikkatli biçimde düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Müleyci, aksi halde arabulucunun müzakere sırasında edindiği gizli bilgilerin, daha sonra hakemlik görevine geçmesi durumunda vereceği kararı etkileyen bir unsura dönüşebileceği uyarısında bulundu.

Arabuluculuğun başarılı olması için gerekli koşullar

Avukat İbrahim eş-Şeyyah ise Ultra Syria’ya yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığı tarafından kabul edilen Arabuluculuk Kanunu’nun, ne ölçüde yararlı olduğundan bağımsız olarak, Suriye’de yargılama yöntemlerini geliştirmeye ve modernleştirmeye yönelik bir girişim olduğunu söyledi. Bununla birlikte eş-Şeyyah, kanunun içeriğinin hakkında oluşturulan bu ölçüde büyük tartışmaları ve düzenlenen konferansları hak etmediğini savundu.

Arabuluculuğun avukatların çalışmalarını nasıl etkileyeceğinin şimdiden belirlenemeyeceğini kaydeden eş-Şeyyah, arabuluculuk ile tahkim karşılaştırıldığında yeni sistemin avukatların iş yükünü artırabileceğinin görüldüğünü ifade etti.

Mevzuatta, asıl tarafın hazır bulunmasına gerek olmadan yasal temsilcinin arabuluculuk işlemlerini yürütebilmesine imkân tanındığını belirten eş-Şeyyah, uyuşmazlık yaşayan tarafların çoğunlukla anlaşmazlıkların çözümünde kendilerine yardımcı olması için hukuk bilgisine sahip kişileri tercih ettiğini söyledi.

Arabulucunun avukat olmaması halinde ise yaklaşımının ve arabulucu olarak vereceği sonuçların güvence altına alınamayacağını savunan eş-Şeyyah, Arabuluculuk Kanunu’ndaki tek güvencenin, arabulucunun herhangi bir alanda üniversite diplomasına sahip olması olduğunu belirtti.

Arabuluculuk sonucunda ortaya çıkan anlaşmaya icra edilebilirlik kazandırılması konusuna da değinen eş-Şeyyah, “Burada icra edilebilirlik, hakkın kime ait olduğunun doğrulanması ve tespit edilmesinin ardından yargılama sürecinin sona ermesi anlamına geliyor. Yeterli inceleme yapılmadan herhangi bir konuda icra gücü verilmesi haksızlığa yol açar ve hakların kaybedilmesi riskini beraberinde getirir” dedi.

Eş-Şeyyah, türü veya niteliği ne olursa olsun herhangi bir belgeye, adil olup olmadığı doğrulanmadan icra edilebilirlik kazandırılmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Avukat eş-Şeyyah, Arabuluculuk Kanunu’nda birtakım değişiklikler yapılmasını da talep etti. Arabuluculuğun, mesleğini aktif olarak sürdüren bir avukat aracılığıyla yürütülebilecek basit bir yargılama aşaması haline getirilmesini öneren eş-Şeyyah, bunun hem yargı sistemi hem de vatandaşlar üzerindeki yükü azaltabileceğini ifade etti.

Eş-Şeyyah, açıklamasının sonunda, arabuluculuğun açık hukuki ve mesleki kurallar ile denetim mekanizmaları olmadan uygulanmasının yargı sistemine olan güvenin kaybedilmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Özellikle yargılamaların uzun sürmesi ve hakların kaybedilmesi halinde insanların haklarını kendi imkanlarıyla almaya yönelme riski bulunduğunu belirtti.

Geçiş dönemi adaletinde arabuluculuğun rolü

Suriye Ulusal Geçiş Dönemi Adaleti Kurumu Medya Dairesi Direktörü İbrahim Burhan ise Ultra Syria’ya yaptığı açıklamada, kurumun adalet mekanizmalarının geliştirilmesine ve uyuşmazlıkların yasal yollarla çözülmesine olumlu yaklaştığını belirtti.

Yargısal arabuluculuğun da bu yöntemlerden biri olduğunu söyleyen Burhan, sistemin bazı uyuşmazlıkların daha hızlı ve esnek biçimde ele alınmasına imkân sağlayabileceğini, aynı zamanda yargının üzerindeki yükü hafifletebileceğini ifade etti.

Burhan, geçiş dönemi adaleti çerçevesinde yargısal arabuluculuğun adalet sistemini destekleyen bir araç olarak kullanılabileceğini ancak önceki dönemin bıraktığı mirasla bağlantılı suçların farklı niteliklerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Suriye adalet bakanı 

Arabuluculuğun ağır suçlarda hesap vermenin alternatifi haline gelmemesi ve sorumluluktan kaçış aracı olarak kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Burhan, “Geçiş dönemi adaleti bağlamında bu yol, adalet sistemini destekleyen bir araç olabilir. Ancak önceki dönemin mirasıyla bağlantılı suçların farklı niteliği mutlaka gözetilmeli” dedi.

Kurumun yargısal arabuluculuktan nasıl yararlanabileceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Burhan, hukuki niteliği buna uygun olan bazı dosyalarda arabuluculuk yönteminden yararlanılabileceğini söyledi.

Burhan, özellikle önceki dönemin etkileri sonucunda ortaya çıkan veya ağırlaşan hukuki ve toplumsal uyuşmazlıklar ile hakların iadesine ya da kişiler ve gruplar arasındaki anlaşmazlıkların çözümüne ilişkin bazı konularda, gerekli hukuki şartların bulunması halinde arabuluculuğun kullanılabileceğini belirtti.

Bununla birlikte uzlaşmayla çözülebilecek uyuşmazlıklarla hesap vermeyi gerektiren suçlar arasında açık bir ayrım yapılması gerektiğini vurgulayan Burhan, “Ağır suçlar, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar, iki taraf arasındaki ve arabuluculuk yoluyla çözülebilecek bir anlaşmazlığa indirgenemez. Çünkü bu suçlar mağdurların ve toplumun haklarını ilgilendiriyor ve cezai sorumluluk doğuruyor” ifadelerini kullandı.

Burhan, arabuluculuğun dosyanın niteliğinin uygun olması halinde zararın giderilmesi ve bazı hakların iadesi konusunda destekleyici bir rol oynayabileceğini de söyledi.

Özellikle varılan sonucun bir hakkın iadesini, tazminatı veya uyuşmazlığın yol açtığı sonuçlardan birinin giderilmesini kapsaması halinde bu yöntemin kullanılabileceğini belirten Burhan, mağdurun sürece katılımının gönüllü ve özgür iradesine dayanması, yapılan anlaşmanın ise açık ve uygulanabilir olması gerektiğinin altını çizdi.

Burhan, geçiş dönemi adaletinde zararın giderilmesi kavramının yalnızca maddi tazminat ödenmesi veya bir uyuşmazlığın çözülmesinden çok daha geniş olduğunu söyledi. Bu kapsamda zararın tanınması, hakların iadesi, mağdurların itibarının geri kazandırılması, sembolik ve kurumsal tedbirler ile mevcut hukuki çerçeve ve benimsenen politikaların öngördüğü diğer telafi yöntemlerinin de yer aldığını ifade etti.

Yargısal arabuluculuğun önceki dönemin geride bıraktığı bazı uyuşmazlıkların azaltılmasına katkı sağlayabileceğini belirten Burhan, bu yöntemin diyalog alanları açabileceğini, hakların geri alınmasına yardımcı olabileceğini ve toplumun farklı kesimleri arasında güvenin yeniden inşa edilmesini destekleyebileceğini söyledi. Burhan’a göre bütün bunlar, ulusal uzlaşmanın ihtiyaç duyduğu toplumsal zeminin güçlendirilmesine katkı sağlayabilir.

Ancak Burhan, “Uzlaşma adaletin göz ardı edilmesi anlamına gelmediği gibi, bir uyuşmazlığın çözülmesi de ağır suçları işleyen kişilerin sorumluluğunun ortadan kalkması anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.

Suriye Ulusal Geçiş Dönemi Adaleti Kurumu Medya Dairesi Direktörü İbrahim Burhan, açıklamasının sonunda, gerçeğin ortaya çıkarılması, sorumluların hesap vermesi ve yargılanması, zararın giderilmesi, toplumsal hafızanın korunması ve ihlallerin tekrarlanmamasının güvence altına alınması gibi unsurların birbirini tamamladığı bir sürece acil ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.

Burhan, bunların yanı sıra hukuken uygun olduğu durumlarda uyuşmazlık çözümü ve uzlaşma mekanizmalarının da devreye alınması gerektiğini belirterek, böylece haklara ve hukukun üstünlüğüne dayalı kalıcı barış hedefine ulaşılabileceğini ifade etti.

Kaynakça : ultrasyria.ultrasawt