Suriye’nin Yeni Dönemi: Ateş Çemberinin Ortasında Yeniden Doğan Bir Ülke
08.12.2025 - 16:46 | Son Güncellenme: 08.12.2025 - 16:54
Suriye, on beş yılı aşkın sarsıcı çatışma döneminin ardından bugün bambaşka bir eşiğe geliyor. Esed’ın sahneden çekilmesi, ülkenin kaderinde küçük bir adım değil; eski dönemin tüm kodlarını geride bırakan büyük bir kırılma oldu. Güvenlikçi kapanmanın, bölgesel izolasyonun ve çöken ekonominin üzerine kurulu bir dönem resmen kapandı.
Aynı zamanda uluslararası yaptırımların önemli bir kısmının kaldırılması, Suriye’ye yıllardır kapalı olan oksijen kapılarını açtı. Bu yeni durum sadece ekonomiyi değil, siyasetin doğasını da değiştirdi.
Bugün Suriye, travma sonrası bir geçiş aşamasında. Eski dönemin ağırlığından, yeni soruların belirsizliğine doğru ilerliyor. Çünkü yaşanan süreç, koltuk değişiminden ibaret değil; devlet modelinin baştan kurulması anlamına geliyor.
Yeni sistemin doğuşu
Esed sonrası siyasetin ortaya çıkışı planlı bir geçiş değildi. İç dinamikler, bölgesel etkenler ve uluslararası baskıların harmanlandığı bir süreç yaşandı. Buna rağmen, uzun yıllardır ilk kez daha esnek ve dönüşüme açık bir siyasi yapı şekilleniyor.
Ülkede iç güç dağılımı değişiyor, yeni aktörler sahneye çıkıyor. Bu aktörler eski sistemin gölgesini aşarak daha geniş toplumsal dengeleri yansıtmayı hedefliyor.
Gözden Kaçmasın
Bugün meşruiyet artık güvenlik aygıtlarının ağırlığıyla değil; devlet yönetimi, hizmet sunumu, toplumsal tansiyonun düşürülmesi, ulusal uzlaşı çabaları ve dış ilişkilerdeki başarı ile ölçülüyor.
Siyasi yapı hala kırılgan; ancak yıllar öncesine kıyasla daha az çalkantılı. Üstelik kontrollü de olsa kamusal alan genişliyor, yeni tartışmalara alan açılıyor. En büyük sınav ise bu kırılgan iklimi yeniden bir kutuplaşmaya sürüklemeden koruyabilmek.
Savaş ekonomisinden kurtulma çabaları
Ekonomi, savaşın ve yaptırımların bıraktığı enkaz nedeniyle en ağır dosya olarak öne çıkıyor. Yıllarca çökmüş altyapı, kitlesel göç ve felç olmuş finans sistemiyle mücadele eden Suriye, yaptırımların gevşemesiyle birlikte nefes almaya başladı.
Yeni hükümet daha açık bir ekonomi modeline yöneliyor. Merkezileşmiş eski ekonomik düzen yerini yatırım, ortaklık ve dış sermayeye dayanan bir yapıya bırakıyor.
Körfez ve Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeyle ortak projeler için adımlar atıldı. Avrupa ve ABD’den bile bazı sektörlerde temkinli temaslar görülmeye başlandı.
Yeniden inşa, ekonominin merkezine oturdu. Bu sadece binaların değil, tüm yaşam ağının yeniden kurulması demek, su ve elektrik hatları, ulaşım yolları, hastaneler, sanayi bölgeleri ve dahası, bölgesel ticaret yeniden canlandı. Transit kamyonlar Ürdün ve Körfez’e geçmeye başladı, Türkiye kara taşımacılığını yeniden devreye soktu ve birçok yabancı şirket Suriye limanları ve enerji sektöründe faaliyet için lisans talep ediyor.
Yine de yol uzun. Suriye’nin ekonomisinin toparlanması, yaptırımlar kalkmış olsa bile, yıllar alacak bir süreç.
Dış politikada kapanan kapılardan açık kapılar dönemine
Belki de en radikal dönüşüm diplomasi alanında yaşandı. Yıllarca izole edilen Suriye, bugün bölgesel masaların yeniden bir parçası. Arap ülkeleri, Suriye’ye kapılarını hızla açtı ve ilişkiler yeniden inşa edildi, Türkiye, Avrupa ve Arap ülkeleriyle diplomatik temaslar sıradanlaştı ve ortak ekonomik komiteler yeniden çalışmaya başladı.
Suriye’nin elektrik bağlantı projeleri, bölgesel gaz hattı ve gıda güvenliği programları yeniden gündemde.
Ürdün, kuzey sınırındaki güvenlik için Suriye ile işbirliğini artırıyor. Sınırlar neredeyse tamamen açıldı. Ticari trafik günlük bir rutine dönüştü.
Lübnan ise Suriye’nin istikrarını kendi varlığının temeli görüyor. Mülteciler, kaçakçılık ve sınır yönetimi gibi başlıklarda görüşmeler hızlandı.
Suriye, Rusya’yla ilişkilerini korusa da eski bağımlı yapının yerine karşılıklı çıkara dayalı bir çerçeve oturmaya başladı.
ABD ise en temkinli aktör. Ağır yaptırımlar kalksa da Washington hala bekle-gör politikasında. Bununla birlikte güvenlik ve insani dosyalarda yeniden temas kurdu; sınır kontrolü, uyuşturucu ve terörle mücadele ve mültecilerin dönüşü gibi başlıklar masada.
Araştırmacı Wael Alwan, Fokus Plus’a yaptığı açıklamada şunları söyledi, “Suriye uzun bir izolasyon döneminden sonra dış ilişkilerini yeniden toparlamayı başardı. Yeni hükümet sayesinde diplomatik yalnızlık kırıldı. Ülke, bölgesel ve uluslararası arenaya ortak çıkarlar üzerinden geri dönüyor. Yaptırımlar da yavaş yavaş kalkıyor; bu da dış politikanın başarısını gösteriyor.”
Suriye bugün blok siyaseti yerine denge siyaseti izliyor. Kimseyle tam bir hizalanmaya girmeden, herkesle çalışmaya açık bir çizgi benimsiyor.
Toplumsal doku yeniden şekilleniyor
Savaş sadece binaları değil, toplumu da derinden sarstı. Ancak çatışma dinince sosyal hayat yeniden görünür olmaya başladı. Büyük şehirlerde kültür, sanat ve sosyal hayat canlandı. Yıllardır uzak kalan gurbetçiler ailelerini ziyaret etmeye başladı. Gençler daha açık, daha dışa dönük bir bakış açısıyla yeni bir yaşam tasavvuru kuruyor.
Bu toplumsal dönüşüm, ülkenin geleceği için en kritik unsur. Çünkü devlet yeniden inşa edilebilir; ancak toplum değişime uyum sağlayamazsa hiçbir reform kalıcı olamaz.
Yıkımın küllerinden kendini arayan bir ülke
Bugünün Suriye’si ne on yıl önceki Suriye, ne iki yıl önceki. Ülke, yeniden doğuş sürecinin tam ortasında.
Evet, hala enkazın gölgesi var. Evet, ekonomik ve siyasi yol uzun. Ama aynı zamanda Suriye’nin elinde gerçek bir fırsat da var, yeni bir kimlik inşa etme, bölgeyle yeniden bütünleşme ve daha dayanıklı bir devlet kurma fırsatı
Suriye için yeni dönem, hem tehlikelerle dolu hem de onlarca yıllık kapanmadan sonra gelen tarihi bir şans.