Suriye’nin Nükleer Dosyasında Güvenceler ve Barışçıl Kullanım Hakkı
01.09.2026 - 11:04 | Son Güncellenme: 01.09.2026 - 11:24
Suriye'nin nükleer dosyası, yeni hükümet döneminde dikkat çekici gelişmelere sahne oluyor. Güvenlik ve siyasi kaygılar, nükleer teknolojilerden barışçıl amaçlarla yararlanma isteğiyle iç içe geçiyor. Son dönemde yapılan resmi açıklamalar ve siyasi analizler, bu dosyanın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İsrail ve Batılı ülkeler başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası aktörler için ne denli önem taşıdığını gözler önüne seriyor.
Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, ülkede keşfedilen nükleer maddelerin Suriye'nin ulusal gözetiminde kalacağını ve UAEA güvenceler rejimine tabi olmayı sürdüreceğini açıkladı. Şeybani, teknik değerlendirmelerin söz konusu maddelerin herhangi bir tehlike oluşturmadığına işaret ettiğini belirterek Suriye'nin nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkına sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurguladı.
Bu resmi açıklamalar, ulusal egemenliği ön plana çıkaran ve aynı zamanda uluslararası güvenceler çerçevesine bağlılığı pekiştiren bir Suriye tutumunu yansıtıyor. Maddelerin ulusal gözetimde tutulması ile UAEA denetimine tabi kılınması bir arada yürütüldüğünde, devletin sorumluluk üstlenmesi ile teknik denetim ve doğrulama süreçlerinin kesintisiz sürdürülmesi mümkün oluyor. Bu yol haritasının, keşfedilen maddelerle ilgili uluslararası kaygıları hafifletirken Şam'ın barışçıl nükleer kullanım hakkını korumasına zemin hazırlaması bekleniyor. Suriye nükleer dosyasının Batı ve İsrail'in yakın ilgisini çektiği bu konjonktürde şeffaflık ve UAEA ile işbirliği, dosyanın yönetiminde belirleyici iki unsur olarak öne çıkıyor.
Yazar ve siyasi analist Ahmed Mazhar Saadu, Ultra Suriye'ye yaptığı açıklamada Suriye ile UAEA arasındaki işbirliğinin "kelimenin tam anlamıyla teknik bir işbirliği dosyasına" dönüşme potansiyeli taşıdığını söyledi. Saadu'ya göre bu süreç, Şam ile uluslararası toplum arasında yeni bir işbirliği düzeyine işaret ediyor.
Saadu, güvenlik ve siyasi boyutun dosyada varlığını koruyacağını, ancak belirleyici etken olmaktan çıkacağını değerlendirdi. UAEA ile işbirliğinin "gerekli ve zorunlu" olduğunu vurgulayan Saadu, ajans yetkililerinin Suriye'ye yaptığı ziyaretlerin Şam açısından özel bir anlam taşıdığını belirtti; bu ziyaretlerin, yeni Suriye yönetimine duyulan güvenin arttığına işaret ettiğini savundu.
Saadu, gelecekteki her türlü işbirliğinin bir dizi hukuki mesele ve uluslararası yükümlülük çerçevesinde şekilleneceğini de sözlerine ekledi; bu hukuki çerçevelerin, devletler ile uluslararası toplum arasındaki nükleer işbirliğini düzenleyen temel zemin oluşturduğunu ifade etti.
Suriye'de keşfedilen nükleer maddeler konusundaki İsrail tutumuna gelince Saadu, İsrail'in bu dosyaya ilgi duymasının yeni Suriye hükümetine güvenmemesinden ve nükleer dosyanın kendisi ile bölge güvenliği için tehdit oluşturabilecek biçimde yeniden şekillendirilebileceği kaygısından kaynaklandığını belirtti. İsrail'in, askeri nitelikte bir nükleer programın yeniden üretilmesi ihtimalini stratejik bir tehlike olarak gördüğünü, özellikle bölgedeki çatışmaların yapısı göz önünde bulundurulduğunda bu algının güçlendiğini vurguladı. Batılı ülkelere gelince Saadu, bu ülkelerin bölgeyi ileride genişleyebilecek çok katmanlı çatışmaların alanı olarak değerlendirdiğini ve bu nedenle bölge ya da uluslararası toplum için tehdit oluşturabilecek herhangi bir nükleer programın yeniden hayata geçirilmesine izin vermek istemediklerini aktardı.
Öte yandan Saadu, Batı'nın Suriye'deki değişimin özgünlüğünün farkında olduğunu ve Şam'ın bölgeyi tehdit eden bir nükleer program geliştirme peşinde olmadığına dair belirli bir güvenilirliğe sahip bulunduğunu düşündüğünü de vurguladı. Buna göre Suriye, nükleer enerjiyi ileride geliştirmesi halinde bunu barışçıl, hizmet odaklı ve teknolojik amaçlarla kullanmayı hedefliyor. Saadu, bu çerçevede Suriye'de kurulacak olası bir nükleer reaktörün barışçıl kullanımlara yönelik olacağını ve Suriye toplumuna hizmet ederek teknoloji ile hizmet alanlarının gelişimine katkı sağlayacağını belirtti.
Uluslararası denetim meselesinde ise Saadu, nükleer dosyanın ilgili anlaşmalar ve düzenleyici kurallar çerçevesinde uluslararası takip altında kalmayı sürdüreceğini, Suriye'nin bölgede kilit bir ülke konumunda olması ve çeşitli uluslararası aktörler için taşıdığı önem nedeniyle uluslararası ilginin devam edeceğini vurguladı. Saadu, Suriye'nin barışçıl amaçlarla nükleer teknolojiye sahip olma hakkının "doğal ve meşru" bir hak olduğunu, diğer ülkelerden farklı olmadığını belirterek nükleer enerjinin barışçıl kullanımının teknoloji, teknik kapasite ve kalkınma açısından olumlu yansımaları olabileceğine dikkat çekti.
Saadu, uygun siyasi ve hukuki koşulların sağlanması halinde Suriye'nin nükleer enerjinin barışçıl kullanımına ilişkin uluslararası bir işbirliği formülüne ulaşmasının, Şam ile ABD ve Batılı ülkeler dahil uluslararası ortakları arasında uzlaşı zemini bulabileceği öngörüsüyle sözlerini noktaladı.
Aynı bağlamda Suriyeli yazar ve araştırmacı Dr. Basil Marawi, Ultra Suriye'ye yaptığı açıklamada UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi'nin Suriye'ye yaptığı ziyaret ve Suriye cumhurbaşkanıyla gerçekleştirdiği görüşmenin, Şam'ın nükleer enerjiyi barışçıl ve bilimsel alanlarda kullanmaya yönelik artan ilgisini yansıttığını söyledi.
Marawi, Grossi'nin cumhurbaşkanıyla görüşmesinin ardından Suriye'nin ileride nükleer enerjiden yararlanma olasılığını keşfetmeye ilgi duyduğunu açıkladığını aktardı. Grossi'nin cumhurbaşkanının UAEA ile işbirliğine ve ajansın ihtiyaç duyduğu faaliyetleri yürütmesine "son derece olumlu bir eğilim" sergilediğini belirttiğini de ekledi. Marawi, UAEA Genel Direktörü'nün ajansın Suriye'ye tıp, tarım ve diğer bilimsel alanlarda nükleer teknolojilerden yararlanma konusunda yardım etmeye hazır olduğunu ifade ettiğini, Suriye Dışişleri Bakanı ile gıda güvenliği ve kanserle mücadele alanlarında bir mutabakat muhtırası imzalandığını da vurguladı.
Marawi'ye göre Suriye'nin nükleer enerjiye ilgisi, pek çok ülkede olduğu gibi bu alandaki bilgi ve teknolojilere sahip olma ve bunları barışçıl amaçlarla, özellikle bilimsel, tıbbi ve tarımsal sektörlerde kullanma isteğinin bir yansıması. Marawi, Suriye'de keşfedilen nükleer maddelerin ulusal gözetim altına alınmasının, UAEA müfettişlerinin erişiminin ve doğrulama süreçlerinin sürdürülmesiyle birlikte siyasi bir mesaj da içerdiğini vurguladı. Bu mesajın özü şu: Suriye, nükleer enerjiyi bilimsel ve sivil amaçlarla kullanmaya yönelik bir plan oluşturma çabası içinde ve elindeki maddelerden vazgeçmeyecek.
Marawi, Suriye ile UAEA arasında imzalanan mutabakat muhtırasının iki taraf arasındaki işbirliği konusunda net bir çerçeve çizdiğini belirterek Suriye'nin sivil bir nükleer proje yolunda ilerlemeye karar vermesi halinde ajansın sağlayacağı teknik uzmanlığa ihtiyaç duyacağını vurguladı. Bu dosyanın siyasi bir meseleye dönüştürülmemesi ya da siyasi araç olarak kullanılmaması gerektiğini savunan Marawi, konunun UAEA'nın belirlediği standart ve denetimleri karşılayan bilimsel ve teknik bir program çerçevesinde ele alınması gerektiğini, bunun nükleer enerjinin barışçıl ve sivil amaçlarla kullanılmasını güvence altına alacağını ifade etti.
Analitik açıdan değerlendirildiğinde Suriye'nin tutumu, keşfedilen maddelerden kaynaklanan anlık bir tehdidin bulunmadığını vurgulama ile barışçıl kullanım hakkına sahip çıkma arasında bir denge kuruyor. Barışçıl kullanım hakkı, ilke olarak Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması ve Suriye'nin UAEA ile akdettiği güvenceler anlaşmasıyla örtüşüyor. Uluslararası kaygıların ne ölçüde giderileceği ise doğrulama süreçlerinin sonuçlarına, UAEA ile işbirliğinin sürekliliğine ve askıda kalan güvenceler meselelerinin çözüme kavuşturulmasına bağlı olmaya devam ediyor.
Sonuç olarak Suriye nükleer dosyası, geçmiş faaliyetler ve keşfedilen maddelerle ilgili sorunların ele alınmasını sürdürürken UAEA ile sivil ve barışçıl kullanımlar alanında işbirliği için kapı aralıyor. Bu işbirliğinin seyri; doğrulama süreçlerinin sonuçlarına, hukuki yükümlülüklere ve önümüzdeki dönemde Şam ile UAEA arasındaki ilişkinin niteliğine bağlı olmayı sürdürecek.
Kaynakça : ultrasyria.ultrasawt