Suriye'nin Kuzeydoğusundaki Kürt Çoğunluklu Bölgelerin Haritası
31.01.2026 - 13:25 | Son Güncellenme: 31.01.2026 - 13:40
Suriye’nin kuzeydoğusunda Kürt çoğunluğa sahip bölgeler, Suriye–Türkiye sınırı boyunca uzanan, batıda Resulayn’dan başlayıp doğuda Ayn Divar ve el-Malikiye’ye (Derik) kadar devam eden bitişik bir coğrafi şerit oluşturmaktadır. Bu şerit, güney yönünde 15 ila 20 kilometre derinliğe kadar uzanmakta ve Irak’ı Suriye’ye bağlayan, el-Ya'rubiyah ve Halep üzerinden Şam’a ulaşan uluslararası M4 karayoluna kadar inmektedir.
Haseke Valiliği'ndeki Derbesiye ve Amuda bölgeleri, hem şehir merkezlerinde hem de çevredeki köylerde önemli bir Kürt çoğunluğuna sahip bölgelere örnek olarak gösterilebilir. Buna rağmen, bu bölgeler 1970'lerden bu yana demografik değişikliklere tanık olmuştur; Hafız Esed rejimi, 1974 yılında Fırat Barajı'nın suları altında kalan topraklardan Arap ailelerini Rakka Valiliği'nden sınır şeridinin bazı bölgelerine yerleştirmiştir. Bu, o dönemde Araplaştırma politikaları olarak bilinen ve aslen Kürt toprak sahiplerine ait olan toprakların onlara dağıtılmasını öngören politikaların bir parçasıydı.
Buna karşılık, Resulayn bölgesi, Araplar ve Kürtlerin yanı sıra Çeçen, Çerkes ve Türkmen gruplarının da bulunduğu karma nüfuslu bölgelere bir örnektir. Haseke'den sonra valiliğin en büyük şehri olan Kamışlı ise, çeşitli Hristiyan mezheplerinin yanı sıra Araplar, Kürtler ve Süryanileri de içeren demografik ve dini çeşitliliğiyle karakterize edilir. Bu çeşitlilik, farklı derecelerde de olsa, çevredeki köylere de yayılır. Irak Kürdistan sınırına doğru doğuya gidildikçe, Kürt varlığı, hem ağırlıklı olarak Kürt nüfusunun yaşadığı köylerde hem de Araplarla karışık köylerde, Fişhabur Sınır Kapısına kadar artar. Gözlemciler, bu sınır şeridinin Suriye Kürt nüfusunun demografik ağırlık merkezini temsil ettiğini, ancak Haseke şehrine doğru güneye gidildikçe Kürtlerin oranının azaldığını, burada farklı grupların (Arap, Kürt ve Hristiyan) yaşadığı karma köylerin veya birbirine komşu yerleşimlerin sayısının arttığını belirtiyor.
Gözden Kaçmasın
Haseke ili dışında, Halep iline bağlı Ayn el-Arab (Kobani) kenti Kürt çoğunluklu bir şehir olarak öne çıkmakta olup nüfusu 80 ila 100 bin arasında tahmin edilmektedir. Fırat Nehri’nin batı yakasında yer alan Afrin kenti ise nüfusu yarım milyondan fazla olarak tahmin edilen ve yine Kürt çoğunluğa sahip bölgelerden biri olarak değerlendirilmektedir.
Suriye ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan son ateşkes gelişmeleri ışığında, Al-Araby Al-Jadeed’e konuşan kaynaklara göre Şam yönetimi, bu bölgelerde ağır silahlı ordu birliklerinin konuşlandırılmasından kaçınmaya ve dışarıdan güvenlik güçleri göndermemeye dayalı bir güvenlik yaklaşımı benimsemeye yönelmektedir. Bunun yerine, Şam kırsalındaki Sahnaya ve Ceramana deneyimlerinin kopyalanması gündeme gelmekte; bu çerçevede bölge halkından kişilerin iç güvenlik güçlerine alınarak yerel güvenliğin sağlanmasının hedeflendiği ifade edilmektedir.
Kaynaklar, bu taktiğin sürtüşmeleri azaltmayı ve nüfus yapısının hassasiyeti nedeniyle diğer bileşenlerden güçlerin kışkırtıcı bir şekilde bölgeye girişini önlemeyi amaçladığını belirtmektedir. Bu yaklaşımın, geçmişte benzer bölgesel deneyimlerde, özellikle Türkiye’nin güneydoğusunda PKK ile yaşanan çatışma dönemlerinde uygulandığına dikkat çekilmektedir. Resmi makamlar ağır silah sokulmaması ve bölge dışından güvenlik personeli görevlendirilmemesi konusunda taahhütte bulunsa da, güvenlik ve siyasi zorluklar ateşkesin kalıcılığına ve bu yerel düzenlemelerin, coğrafi ve demografik açıdan Suriye’nin en karmaşık bölgelerinden birinde, gerilimin yeniden tırmanmasını önleyebilme kapasitesine bağlı olmaya devam etmektedir.
Suriye-Irak arasındaki Semalka–Fişhabur Sınır Kapısı
Semalka–Fişhabur Sınır Kapısı, 1990’lı yıllardan bu yana bölgede ileri düzeyde siyasi ve güvenlik rolü oynamış en önemli gayriresmî sınır kapılarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu geçit, son derece hassas bir bölgesel dönemde, 1994 yılında açılmış; başlangıçta esas olarak Irak Kürdistanı’ndaki Kürt hareketi ile Bağdat’taki rejim arasındaki çatışma sürecinde Iraklı Kürt muhalefetinin lider kadrolarının geçişi için kullanılan küçük bir kapı niteliği taşımıştır.

Bu geçidin açılması, özel bir bölgesel ve uluslararası bağlamda gerçekleşmiş; Avrupa tavsiyesi ve dönemin Suriye Devlet Başkanı Hafız Esed’in onayıyla hayata geçirilmiştir. Hafız Esed, o dönemde Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin ile derin bir siyasi düşmanlık içindeydi. Sınır kapısı, Kürtlere dış siyasi hareket alanını genişletmiş, resmi sınırların kapalı veya sıkı kısıtlamalara tabi olduğu bir dönemde Batılı ülkelerle diplomatik temas kanalları açılmasına imkân tanımıştır.
Bu aşamada Semalka–Fişhabur Kapısı, siyasi liderler ve parti temsilcilerinin geçişine açık kalmış; Suriye tarafında askeri istihbarat şubesi tarafından yönetilirken, Irak Kürdistan Bölgesi tarafında ise Şevket Berbahari tarafından yönetilmiştir. Bu durum, kapıya ticari ya da sivil olmaktan ziyade güvenlik–siyasi bir nitelik kazandırmıştır. 2011 yılında Suriye devriminin patlak vermesiyle birlikte kapı yeni bir aşamaya girmiş; zamanla yarı resmi bir sınır kapısına dönüşmüş, geçiş hareketliliği ile siyasi, ekonomik ve insani önemi belirgin biçimde artmıştır. Böylece kapı, kuzey ve doğu Suriye’yi Irak Kürdistan Bölgesi’ne bağlayan en önemli hayati arterlerden biri hâline gelmiştir.
Kaynak: Al-Araby Al-Jadeed