Suriye’de DEAŞ Alarmı: Saldırılar ve Mesajlar Neyi Hedefliyor?
24.02.2026 - 14:22 | Son Güncellenme: 04.03.2026 - 11:54
Bölgesel ve yerel açıdan son derece hassas bir dönemde, DEAŞ bir kez daha Suriye sahnesinde varlık göstermeye çalıştı.
Örgütün medya kolu El-Furkan tarafından yayımlanan bir ses kaydında, Rakka ve Deyrizor’da gerçekleştirilen bir dizi saldırı üstlenildi ve yeni bir operasyon aşaması çağrısı yapıldı.
Bu gelişme, Suriye’de yaşanan önemli siyasi ve güvenlik dönüşümleriyle aynı döneme denk geldi. Bu kapsamda uluslararası koalisyonun yeniden konuşlanması, ABD’nin bölgeden çekilme süreci ve Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın ABD ziyareti sırasında Başkan Donald Trump ile görüşerek DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyona katılım anlaşmasını imzalaması, sahadaki dengelerin yeniden şekillendiğine işaret ediyor.
Eski söylem, yeni bağlam
Örgüt sözcüsü Ebu Huzeyfe el-Ensari tarafından seslendirilen kayıt, ideolojik açıdan yeni bir unsur içermiyor. Kayıtta, örgütün geçmişte kullandığı tekfir söylemi ve mürted rejimlere karşı savaş vurgusu tekrarlanırken, yeni Suriye yönetimi sert dini ifadelerle hedef alındı.
Ancak asıl dikkat çeken nokta, bu söylemin dile getirildiği zamanlama oldu. Örgüt, Suriye’nin geçiş sürecinden geçtiği bir dönemi fırsat olarak göstermeye çalışıyor. Özellikle ABD’nin Suriye’nin doğusundaki askeri varlığını azaltması ya da çekmesi yönündeki tartışmalar ve bölgesel nüfuz haritasındaki değişimler, örgüt tarafından bir boşluk olarak sunuluyor.
Gözden Kaçmasın
Bu mesajla DEAŞ, sahadaki gelişmelerin bir istikrar değil, aksine kendi yeniden hareketlenmesi için uygun bir ortam oluşturduğu algısını vermeye çalışıyor.
Öte yandan örgüt, 2014-2019 yılları arasında sahip olduğu coğrafi kontrolü kaybetmiş olmasına rağmen hala operasyon yapabilecek kapasitede olduğunu göstermeyi hedefliyor.
Devlet’ten yıpratma hücrelerine
Örgüt, eski lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’nin 2019’da öldürülmesinin ardından yapısal bir gerileme sürecine girdi. Bağdadi’nin ardından Ebu İbrahim el-Haşimi, Ebu Hasan el-Kureyşi ve son olarak mevcut lider Ebu Hafs el-Kureyşi gibi kamuoyunda fazla tanınmayan isimler örgütün başına geçti.
Bu liderlik belirsizliği, örgütün devlet modeli’nden gizli ve dağınık hücre yapılanmasına geçtiğini gösteriyor.
Rakka ve Deyrizor’da son dönemde gerçekleştirilen saldırılar, güvenlik noktaları ve askeri unsurları hedef aldı. Ancak bu saldırılar, şehirleri ele geçirme amacından ziyade, çöl ve kırsal bölgelerde gerçekleştirilen ani ve sınırlı operasyonlar şeklinde gerçekleşti.
Bu durum, örgütün klasik savaş yerine yıpratma ve tüketme stratejisi benimsediğini ortaya koyuyor. DEAŞ, mevcut şartlarda hilafet modelini coğrafi olarak yeniden kurmanın mümkün olmadığının farkında. Buna karşın güvenlik ortamını istikrarsızlaştırmayı ve devletin zayıf olduğu algısını oluşturmayı hedefliyor.
Rakka ve Deyrizor: Zayıf halka
Saldırıların yoğunlaştığı Rakka ve Deyrizor, coğrafi yapıları nedeniyle örgüt için elverişli alanlar olmaya devam ediyor. Geniş çöl alanları ve açık arazi yapısı, küçük hücrelerin hareketini kolaylaştırıyor.
Öte yandan bu bölgeler geçmişte örgütün güçlü olduğu alanlar arasında yer alıyordu. Bu durum, her ne kadar örgütün toplumsal desteği son on yıla kıyasla ciddi ölçüde azalmış olsa da, sınırlı da olsa lojistik destek ağlarının hala var olabileceğine işaret ediyor.
Rakka’da 24 saatten kısa süre içinde art arda yaşanan saldırılar ve iç güvenlik güçlerinden can kayıpları yaşanması, iki yönlü bir mesaj içeriyor:
Birincisi, örgütün hala sahada var olduğunu göstermek.
İkincisi ise, devlet kurumlarının yeniden yapılandırıldığı bir dönemde Suriye güvenlik birimlerinin hazırlık seviyesini test etmek.
Bölgesel gelişmeleri fırsata çevirme çabası
DEAŞ’ın bu hamleleri, bölgedeki daha geniş çaplı gelişmelerden bağımsız değil. Örgüt, Suriye ve Irak’taki siyasi ve güvenlik değişimlerine açıkça atıfta bulunarak, bunları yeniden toparlanmak için bir fırsat olarak gördüğünü belirtti.
Ayrıca Afrika ve Asya’daki diğer cephelere de değinerek, kendisini hala sınır ötesi faaliyet gösterebilen küresel bir örgüt olarak sunmaya çalıştı.
Ancak sahadaki veriler, örgütün insan kaynağı ve finansman açısından ciddi sınırlamalar yaşadığını gösteriyor. DEAŞ’ın günümüzde büyük ölçüde gasp, kaçırma ve kaçakçılık gibi ilkel finans kaynaklarına dayandığı belirtiliyor. Bunun yanı sıra merkezi bir liderliğin açık şekilde ortaya çıkmaması ve hücreler arasındaki iletişim eksikliği, örgütün büyük ve karmaşık operasyonlar gerçekleştirme kapasitesini önemli ölçüde sınırlandırıyor.
Gerçek tehdit mi, propaganda mı?
Bugün DEAŞ’ın oluşturduğu tehdit, geçmişte olduğu gibi geniş toprakları kontrol eden bir devlet modeli değil. Örgüt daha çok dağınık saldırılar düzenleyebilen silahlı hücreler şeklinde faaliyet gösteriyor.
Bu tehdit, askeri olmaktan çok güvenlik ve psikolojik boyut taşıyor. Amaç, doğrudan askeri zafer kazanmak değil, istikrarsızlık hissi oluşturmak.
Son ses kaydı, toprak kontrolünü, karizmatik liderliğini ve toplumsal desteğini kaybetmiş bir örgütün varlığını sürdürdüğü imajını yeniden üretme çabası olarak değerlendiriliyor. Ancak buna rağmen, örgütün kalıntılarının güvenlik boşluklarından yararlanma potansiyelini koruduğu da göz ardı edilmiyor.
Şam ve Bağdat için büyük sınav
Bu tablo, Suriye ve Irak yönetimleri için iki yönlü bir meydan okumayı beraberinde getiriyor.
Bir yandan sınırlı saldırıların sürekli bir yıpratma stratejisine dönüşmesini engellemek gerekiyor. Öte yandan sınır ötesi istihbarat işbirliğinin güçlendirilmesi önem taşıyor.
DEAŞ, yapısal olarak zayıflamış olsa da, geçmişte baskılara uyum sağlama ve farklı yöntemlerle yeniden ortaya çıkma konusunda dikkat çekici bir esneklik sergiledi.
Bugün örgüt, eski gücüne sahip bir yapı olarak değil, tamamen ortadan kalkmadığını kanıtlamaya çalışan bir gölge gibi hareket ediyor. Abartılı söylemler ile zayıflamış kapasite arasındaki bu çelişki, sahadaki mücadelenin klasik bir savaş değil, uzun soluklu bir güvenlik ve istihbarat mücadelesi olacağını gösteriyor.