Suriye Petrolünde 28 Milyon Dolarlık Kamu Zararı: 9 Yetkili Yargıya Sevk Edildi

Suriye’de Deyrizor’daki petrol sahalarında yürütülen soruşturmada kamu zararının 28 milyon doları aştığı belirlendi. 9 yetkili yargıya sevk edilirken sözleşme, bakım ve nakliye süreçlerindeki denetim açıkları gündeme geldi. 
suriye-petrolunde-28-milyon-dolarlik-kamu-zarari.jpg

26.08.2026 - 12:06  |  Son Güncellenme:  26.08.2026 - 12:25

Suriye Merkezi Denetim ve Teftiş Kurumu, Deyrizor’daki bazı petrol sahalarında kamu zararının ilk belirlemelere göre 28 milyon doları aştığını açıkladı. Sözleşmelerden bakım ve nakliye işlemlerine, yönetim süreçlerinden fiyat farklarına kadar uzanan soruşturma kapsamında şu ana kadar 9 yetkili görevden uzaklaştırılarak yargıya sevk edildi. Bazı sözleşmelerin feshedilmesi ve olaya karışan kişilerin mal varlıklarına ihtiyati tedbir konulması yönünde de adımlar atıldı. Açıklanan verilere göre bu sonuçlara, 22 müfettişin katıldığı ve üç ay süren inceleme ile soruşturmaların ardından ulaşıldı.

Kurumun verilerine göre zararın 8 milyon dolardan fazla olan bölümü sözleşmeler, bakım çalışmaları ve kötü yönetimle bağlantılı. Ham petrol taşıma sözleşmelerindeki fiyat farklarının ise yaklaşık 20 milyon dolara ulaştığı belirtiliyor. Söz konusu rakamların ilk tespitlere dayandığı, ayrıntılı inceleme ve adli soruşturma sonucunda değişebileceği ifade ediliyor.

Suriye Televizyonu’nda yayımlanan “Suriye Bugün” programında ekonomi araştırmacısı Ammar Jallo, yönetişim uzmanı Mazhar Şerbeci ile petrol mühendisi ve Banyas Rafinerisi eski bölüm başkanı Muhammed Nedim Bilal, olayın farklı boyutlarını değerlendirdi. Programda idari ve denetleyici kurumların sorumlulukları, petrol sektöründe yapılan sözleşmelerin niteliği ve benzer usulsüzlüklerin tekrarlanmaması için atılması gereken adımlar ele alındı.

28 Milyon dolarlık zarar nasıl ortaya çıktı?

Dosya tek bir usulsüzlükten ya da tek bir sözleşmeden ibaret değil. Deyrizor’daki bazı petrol sahalarında üretim, nakliye, ölçüm ve kalibrasyon, bakım ile sözleşme süreçlerini kapsayan bir dizi dosya soruşturmanın merkezinde yer alıyor.

Merkezi Denetim ve Teftiş Kurumu’na göre incelemelerde sözleşmeler, bakım çalışmaları ve kötü yönetimle bağlantılı 8 milyon doları aşan zarara ilişkin bulgular elde edildi. Ham petrol taşıma sözleşmelerinin incelenmesi sonucunda ise yaklaşık 20 milyon dolarlık fiyat farkı tespit edildi.

İlk soruşturma sonuçlarının ardından kurum, 9 yetkilinin görevden uzaklaştırılmasına ve haklarındaki soruşturma ile hukuki işlemlerin tamamlanması amacıyla yargıya sevk edilmelerine karar verdi. Ayrıca bazı şirket ve yüklenicilerle yapılan sözleşmelerin feshedilmesi yönünde talimat verilirken, olayla bağlantılı kişilerin mal varlıklarına ihtiyati tedbir konulması tavsiye edildi.

Kurum, usulsüzlüklerin belirli kişilerle bağlantılı olduğunu, bu durumun petrol sektöründeki kurumların ya da sektörde çalışanların tamamının performansını yansıttığı şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Denetimler sırasında ortaya çıkarılan başka dosyalara ilişkin soruşturmaların da sürdüğü kaydedildi.

Suriye Petrol Şirketi de Merkezi Denetim ve Teftiş Kurumu’nun çalışmalarına tam destek verdiğini açıkladı. Şirket, denetim ve yargı makamlarıyla işbirliği yaptığını, talep edilen veri ve belgeleri sağladığını bildirdi. Bunun yanı sıra iç denetimin güçlendirilmesi ile sözleşme, bakım, nakliye ve kalibrasyon süreçlerinin yeniden gözden geçirilmesi için çalışma yürütüldüğü belirtildi.

Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir

Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir ise Deyrizor’daki şirkete ait tesis ve sahalarda denetim ile soruşturmaların devam ettiğini söyledi. Takip edilen başka dosyaların da bulunduğunu belirten Beşir, gerekli tüm veri ve belgelerin denetim ve yargı makamlarına sunulacağını, sorumluluğu kanıtlanan herkesin yasalar çerçevesinde hesap vereceğini vurguladı.

Sözleşmeler olağanüstü koşullarda yapıldı

Ekonomi araştırmacısı Ammar Jallo, programdaki değerlendirmesinde petrol taşıma sözleşmelerini Suriye’nin kuzeydoğusunda yaşanan koşullar üzerinden ele aldı. Jallo özellikle hükümetin bazı bölgeler ve petrol sahalarında yeniden kontrol sağlamasının ardından ortaya çıkan şartlara dikkat çekti.

Jallo’ya göre Suriye Petrol Şirketi, daha önce güvenlik ve lojistik sorunların yaşandığı bir bölgede petrol sahalarını yeniden işletme ve yönetme zorunluluğuyla karşı karşıya kaldı. Aynı dönemde petrol taşımacılığı yapabilecek yeterli sayıda şirket de bulunmuyordu. Bu nedenle sözleşmelerin hızlı biçimde yapılması, taşımacılık faaliyetlerinin karşı karşıya olduğu yol, kontrol noktaları ve güvenlik gibi risklerle bağlantılı olabilir.

Jallo, söz konusu şartlarda yapılan ilk sözleşmenin daha sonra imzalanan diğer sözleşmeler için referans haline geldiğini belirtti. Bu nedenle fiyatların, o dönem petrol taşımacılığını çevreleyen şartlardan bağımsız biçimde değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

Ekonomi araştırmacısına göre tartışma yalnızca fiyat farkının kamu zararı sayılıp sayılmaması üzerinden yürütülmemeli. O dönemde yönetimin önünde hangi alternatiflerin bulunduğuna ve hızlı karar alınmasının, bazı kuyuların yağmalanma riski taşıdığı bir dönemde petrol gelirlerinin yeniden devlet hazinesine aktarılmasına katkı sağlayıp sağlamadığına da bakılması gerekiyor.

Bu değerlendirme, sözleşmelerin yasal kurallara ve kamu alımlarını düzenleyen prosedürlere uygun olup olmadığının araştırılması gerekliliğini ortadan kaldırmıyor. Söz konusu başlık da denetim ve yargı makamlarının yürüttüğü soruşturmanın bir parçası haline gelmiş durumda.

Jallo ayrıca hızlı alınan kararların her zaman kötü yönetim anlamına gelmediğini söyledi. Bir yöneticinin kimi zaman acil karar almak ve bunun sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalabileceğini belirten Jallo, hesap verme korkusunun bazı durumlarda idari karar süreçlerini aksatabileceğine dikkat çekti.

Sorun sözleşmelerde mi, yönetişim sisteminde mi?

Programdaki tartışma yalnızca ortaya çıkan zararın büyüklüğüyle sınırlı kalmadı. Asıl sorulardan biri, bu ölçekteki sözleşmelerde fiyat farklarının ve aksaklıkların neden daha erken tespit edilemediği oldu.

Yönetişim uzmanı Mazhar Şerbeci, olayın yönetişim ve denetim sistemindeki bir sorunu ortaya çıkardığını düşünüyor. Şerbeci’ye göre sorumluluk yalnızca tek bir kuruma yüklenemez; bakanlık, idari yönetim ve denetim kurumlarının farklı düzeylerde sorumluluğu bulunuyor. Bu nedenle planlama, uygulama ve denetim görevlerinin birbirinden açık biçimde ayrılması gerekiyor.

Şerbeci, yeterince açık veya şeffaf olmayan sözleşmelerin, kötü yönetim ve yanlış kararlarla birleştiğinde kamu kaynaklarının kaybına zemin hazırlayabileceğini belirtti. Bu nedenle kamu kaynaklarının korunmasının usulsüzlük ortaya çıktıktan sonra değil, sözleşmenin hazırlanması, ihale şartlarının belirlenmesi ve işi yapacak şirketin seçilmesi aşamasında başlaması gerektiğini vurguladı.

İhalelerin ve sözleşmelerin açık biçimde duyurulmasının önemine dikkat çeken Şerbeci, bunun devlet kurumları, medya ve toplumun denetim sürecine dahil olmasına imkan sağlayacağını ifade etti. Bilgilerin gizlenmesi ya da yeterince yayımlanmaması ise sorunların erken aşamada tespit edilmesini zorlaştırıyor.

Şerbeci’ye göre kurumların kendi bünyelerindeki iç denetim tek başına yeterli değil. Dış denetimin de zarar ortaya çıktıktan sonra devreye girmemesi, iç ve dış denetim mekanizmalarının eş zamanlı çalışması gerekiyor.

Bu noktada Enerji Bakanlığı ile Suriye Petrol Şirketi arasındaki yetki dağılımı da öne çıkıyor. Şerbeci’nin programda ortaya koyduğu çerçeveye göre bakanlık plan ve politikaları belirlerken şirket uygulamadan sorumlu olmalı. Bunun yanında uygulama süreçleri ve sözleşmeler üzerinde açık ve etkili bir denetim mekanizması bulunmalı.

Doğrudan sözleşmeler ve yerel uzmanlık

Petrol mühendisi Muhammed Nedim Bilal ise konunun teknik boyutu ile sözleşmelerin yapılma yöntemlerine odaklandı. Bilal, sözleşmelerin hızla imzalanmasının ve yeterli inceleme yapılmamasının kısa sürede büyük fiyat farklarının ortaya çıkmasına yol açabileceğini söyledi.

Bilal, karşılıklı anlaşmaya dayalı doğrudan sözleşmelere mümkün olduğunca az başvurulması gerektiğini belirtti. Şirketlerin açık ihaleler yoluyla rekabet etmesinin önünün açılmasını ve en uygun teklifin belirlenmiş teknik ve mali kriterler doğrultusunda seçilmesini önerdi.

Sözleşmenin hazırlanması ve uygulanması sırasında bir denetim kurumunun sürece dahil olmasının bu ölçekteki usulsüzlüklerin önüne geçebileceğini ifade eden Bilal, petrol, nakliye ve bakım sözleşmelerinin yüksek meblağlar içerdiğini ve uzmanlaşmış teknik bilgi gerektirdiğini hatırlattı.

Bilal ayrıca petrol sektöründe halihazırda görev yapan Suriyeli uzman ve teknik personelden daha fazla yararlanılması çağrısında bulundu. Bu kadroların birçok durumda onarım ve rehabilitasyon çalışmalarını gerçekleştirebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirten Bilal, her durumda otomatik olarak başka şirketlerle yeni sözleşmeler yapılmasının gerekli olmadığını söyledi.

Bu değerlendirme, kamu kurumlarının bünyesinde bulunan uzmanlıklardan ne ölçüde yararlanıldığı ve çalışmaların kurum içinde mi yoksa dışarıdan yüklenici ve şirketler aracılığıyla mı yapılacağına hangi kriterlere göre karar verildiği sorusunu da gündeme getiriyor.

Programdaki katılımcılar, sözleşmeler yasasının ihale ve sözleşmelerin hangi yasal çerçevede yapılacağını belirlediğine dikkat çekti. Buna göre hukuki sorumluluk; ihalenin duyurulması, sözleşme işlemleri, sözleşme şartları veya seçim yöntemlerinde yasaya aykırı davrandığı kanıtlanan kişilere ait olacak.

Katılımcılar ayrıca uzmanlık ve liyakat yerine kişisel ilişkiler ile kayırmacılığa dayanılmasının yönetimi zayıflatabileceği ve yolsuzluk riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Karar alma süreçlerine teknik ve mali komisyonlarla alanında uzman kişilerin dahil edilmesi çağrısı yapıldı.

Hesap vermeden sistemin yeniden düzenlenmesine

Olayın önemi yalnızca Merkezi Denetim ve Teftiş Kurumu’nun tespit ettiği zarardan sorumlu kişilerin belirlenmesiyle sınırlı değil. Dosya aynı zamanda 

Suriye petrolleri

Suriye petrol sektörünün benzer usulsüzlüklerin tekrarlanmasını önleyecek bir sistem kurup kuramayacağının da sınavı niteliğinde.

Mazhar Şerbeci bu kapsamda petrol sektöründeki yönetim ve kurumların yönetişim yapısının yeniden gözden geçirilmesini istedi. Şerbeci, Suriye Petrol Şirketi’ne idari açıdan açık biçimde tanımlanmış bir hareket alanı verilmesini, buna karşılık bakanlık ve ilgili kurumlar tarafından etkili biçimde denetlenmesini önerdi.

Şerbeci ayrıca sözleşmelerin bağımsız bir kurum ya da üçüncü tarafça denetlenmesi, kurumların kendi bünyelerinde denetim birimlerinin bulunması ve bunların bakanlık ile dış denetim mekanizmalarıyla birlikte çalışması gerektiğini belirtti.

Gündeme getirilen başlıca öneriler arasında sözleşmeler için açık şartnamelerin hazırlanması, ihalelerin şeffaf biçimde ilan edilmesi ve şirketlerin seçiminde belirli kriterlerin uygulanması da bulunuyor. Böylece sözleşme sürecinin daha ilk aşamasından itibaren incelenebilir ve hesap verilebilir hale getirilmesi hedefleniyor.

Muhammed Nedim Bilal ise şirket yönetimlerinin sunduğu raporlarla yetinilmemesi gerektiğini vurguladı. Bilal, yetkililerin sözleşmeler uygulanırken sahada incelemeler yaparak gerçekleştirilen çalışmaların kararlaştırılan şartlara gerçekten uyup uymadığını denetlemesi gerektiğini söyledi.

Bilal’e göre sözleşme denetimi imzayla sona ermemeli, uygulama süreci boyunca devam etmeli. Şirket, bakanlık ve denetim kurumları arasında sözleşmeler ile değerlendirmelerin hızlı biçimde paylaşılabilmesi için modern iletişim araçlarından da yararlanılması gerekiyor.

Bu öneriler, Suriye Petrol Şirketi’nin iç denetimi güçlendirme ve sözleşme, bakım, nakliye ile kalibrasyon prosedürlerini yeniden gözden geçirme yönünde açıkladığı adımlarla da örtüşüyor. Şirket bu düzenlemelerle, ileride benzer usulsüzlüklere zemin hazırlayabilecek boşlukların giderilmesini hedefliyor.

 Kaynakça : Syria TV