Suriye Hava Kuvvetlerinin Geleceği
02.09.2026 - 12:07 | Son Güncellenme: 02.09.2026 - 12:29
Son dönemde gerçekleştirilen askeri geçit törenlerinde sergilenen savaş uçakları ve helikopterler, Suriye devletinin devrik Esed rejiminden devraldığı hava kuvvetlerinin ne denli perişan bir hâlde olduğunu gözler önüne serdi. Şam'ın yakın vadede hava filosunu yeniden inşa edebilecek durumda görünmediği bu süreçte, Suriye hava kuvvetlerinin geleceği ve akıbeti ciddi soru işaretleri doğuruyor. Özellikle mevcut durumun, büyük çoğunluğu Sovyet yapımı teçhizattan oluşan kurtuluş öncesi rejim hava kuvvetlerinin bile gerisinde kaldığı anlaşıldıkça bu sorular daha da ağırlaşıyor. Tüm bu tablo, Suriye hava kuvvetlerinin bugün itibarıyla etkinliğini neredeyse tamamen yitirme noktasına yaklaşan derin bir çöküş sürecine girdiğine işaret ediyor.
Forbes dergisinin yayımladığı bir raporda, Suriye ordusuna ait helikopterlerin geçen Ağustos ayında Şam Kalesi'nde düzenlenen Suriye Yaz Festivali etkinliklerine katılan kalabalıkların üzerinde uçuş gerçekleştirdiği aktarıldı. Helikopterler, Beşaşr Esed döneminde sivillerin üzerine rastgele bırakılan tahripkâr varillerin aksine bu kez halka çiçek yağdırdı. Ardından Ulusal Geçiş Adaleti Kurumu Hesap Verebilirlik ve Soruşturma Dairesi Başkanı Redif Mustafa, Suriyeli yetkililerin savaş döneminde Beşar'ın emirleriyle sivilleri bombalayan pilotların yüzde 70'ini gözaltına aldığını açıkladı.
Esed'in Aralık 2024'te devrimcilerin Şam'a ilerlemesiyle birlikte kaçmasının ardından pek çok şey değişti. Bu gelişme, 14 yıl süren savaşı ve yarım asrı aşkın Esed hanedanı iktidarını fiilen sona erdirdi. Hava kuvvetleri, Esed rejiminin onlarca yıl önce kurulan iktidarının pekiştirilmesinde her zaman belirleyici bir unsur olmuştu. Nitekim Hafız Esed, 1970'te Suriye'nin yönetimini ele geçirmeden önce bir hava kuvvetleri subayı, ardından savunma bakanıydı. Savaş yıllarında Suriyeli sivillerin üzerine patlayıcı dolu varil bombası ve sinir gazı bırakmanın yanı sıra Hava Kuvvetleri İstihbarat Teşkilatı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na yakın Mezze Askeri Havalimanı'nda en korkunç hapishanelerden birini işletiyordu.
Gözden Kaçmasın
Devrik rejim, kendisinden sonrakilere yalnızca birkaç hâlâ hizmette olan savaş uçağı bıraktı. Savaş, Sovyet yapımı savaş uçakları ve helikopterlerden oluşan zaten yıpranmış filoya ağır kayıplar verdirmişti. Esed, devrimcilerin ilerleyişi karşısında geriye kalan savaş uçaklarını gömmedi; oysa Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin 2003 işgali öncesinde bunu yapmıştı. Bununla birlikte İsrail, kısa sürede hava saldırıları düzenleyerek Suriye hava kuvvetlerinin geri kalanının büyük bölümünü imha etti. Bu saldırılarda, Şam'ın 1980'lerde satın aldığı ve bugün hâlâ Suriye hava kuvvetlerinin en gelişmiş uçakları arasında yer alan dördüncü nesil MiG-29 Fulcrum tipi savaş uçakları da yerle bir edildi.
Ancak İsrail hava saldırıları her şeyi yok etmedi. Suriye'nin hizmette olan helikopterleri Ağustos ayındaki Şam geçit töreninde görücüye çıktı. Ülkenin bugün sınırlı sayıda hizmetteki savaş uçağı da bulunuyor. Nitekim 24 Temmuz'da, Esed'ın düşüşünün ardından düzenlenen ilk Hava Harp Okulu mezuniyet töreninde iki jet eğitim uçağı ile Çek yapımı iki Aero L-39 Albatros taarruz uçağı birlikte uçuş yaptı; her iki uçak tipi de ses hızını aşamıyor. Törende ayrıca iki Mi-24 Hind taarruz helikopteri de havalandı. Geçen Ağustos ayında yayımlanan bir video görüntüsünde ise iki Su-22 Fitter'ın kuzey Suriye'deki İdlib vilayeti semalarında uçuş yaptığı görüldü.
Söz konusu uçakların tamamı, Suriye'nin Ağustos ayındaki alımlarının zirve noktasını oluşturan 1980'lerde satın alınanlardan ibaret. Bu nedenle bu uçaklar artık son derece eskimiş durumda ve hizmet ömürlerinin sonuna yaklaşmış bulunuyor.
Ne var ki bu savaş uçaklarının varlığı, Suriye'nin geçmişte savaş uçağı ve helikopter tedarikinde Sovyetler Birliği'ne ve ardından Sovyet bloğu ülkelerine ne ölçüde bağımlı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Suriye'nin 1970'lerin sonları ile 1980'lerin başında Fransız yapımı SA-342 Gazelle hafif helikopterlerine verdiği bazı büyük siparişler dışında, askeri uçaklar söz konusu olduğunda Şam neredeyse tamamen Sovyetler Birliği'ne yaslandı. Oysa Baas Partisi yönetimindeki Irak bile filosunu çeşitlendirme yoluna giderek hem Sovyetler'den hem de Fransa'dan uçak sipariş etti. Şam ise bunu hiçbir zaman yapmadı; zira petrol zengini komşusunun karşılayabildiği maliyetleri karşılayacak mali gücü yoktu.
Suriye bugün Rusya ile daha dengeli bir ortaklık kurmaya özen gösteriyor. Bununla birlikte Moskova'nın Şam'ın tahrip olmuş hava kuvvetlerini yeniden inşa etmesine destek vermesi pek olası görünmüyor.
Ağustos ayındaki geçit töreni ile L-39 ve Su-22'lerin görüntülendiği videodan önce, Mayıs ayında bir gazetenin yayımladığı başka bir videoda Suriyeli MiG-29'ların 2024'ten bu yana ilk kez ülke semalarında uçuş yaptığı iddia edilmişti; ancak sonradan bu görüntülerin yapay zekâ tarafından üretildiği ortaya çıktı. Rusya, 2020'de Suriye'ye modern MiG-29'lar teslim ettiğini öne sürmüştü; oysa bu, tanımlama işaretleri olmayan MiG-29'ları doğu Libya'ya transfer etmek için kullanılan bir bahaneden ibaretti ve söz konusu uçaklar Suriye'deki Hmeimim Hava Üssü üzerinden geçirilmişti.
2025'te ise bir İranlı milletvekili, Tahran'ın uzun süredir beklenen Sukhoi Su-35 Flanker teslimatından önce Rusya'dan MiG-29 aldığını ileri sürdü; ancak bu teslimatı doğrulayan herhangi bir kanıt gün yüzüne çıkmadı.
Üstelik Rusya, bu aşamada Suriye hava kuvvetlerini sıfırdan MiG-29'larla yeniden kurmak ya da İran'ın eskimiş Fulcrum filosunu takviye etmek istese bile elinde doksandan az savaş uçağı kalmış durumda.
Bazı uzmanlar Rusya'nın Suriye'nin eski Sovyet teçhizatının bakım ve onarımına destek verebileceğini öngörse de Rus silahlarının, en azından Rus uçaklarının, gelecekteki Suriye hava kuvvetlerinin omurgasını oluşturması pek ihtimal dahilinde görünmüyor. Suriye'ye hava kuvvetleri teçhizatının büyük bölümünü kimin sağlayacağı ise henüz belirsizliğini koruyor.
Irak, 2003 sonrasında ülkeyi önceki savaşlarda bombalayan F-16'ları satın almaya başladı. Irak'ın savaş uçağı tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesiyle tanındığı biliniyor ve bu yaklaşımını sürdürdüğü anlaşılıyor; Fransa'dan Dassault Rafale alımı için yürütülen müzakereler ile Çin-Pakistan ortak yapımı JF-17'lerin olası alımı bunu açıkça ortaya koyuyor.
İsrail'in yeni Suriye hükümetine derin kuşkuyla yaklaşması ve Suriye'deki Türk askeri güçlenmesine karşı önleyici adım atmaya hazır olması bir yana, Suriye'nin öngörülebilir gelecekte modern savaş uçağı satın alacak mali kaynaktan yoksun olduğu açık.
Dolayısıyla Suriye'nin önümüzdeki ay ya da yıllarda güney komşusuyla belirli bir güven ilişkisi kurabilmesi hâlinde, ileride inşa etmek istediği hava kuvvetleri ile büyük hasar görmüş Sovyet yapımı mevcut envanteri arasındaki uçurumu kapatacak geçici bir çözüme ulaşması mümkün olabilir.
Bu boşluğu doldurmaya en güçlü aday olarak Türkiye öne çıkıyor. Libya'nın hava kuvvetleri 2011'den bu yana yaşanan art arda savaşlarda büyük ölçüde tahrip olmuştu; Ankara, Trablus hükümetinin belirli bir hava kapasitesini korumasına yardımcı olmak amacıyla başta Bayraktar TB2 olmak üzere görece ucuz insansız hava araçları tedarik etti. Bu araçlar 2020 savaşında etkinliğini kanıtladı. Ankara'nın benzer çözümleri ilerleyen dönemde Şam'a da sunması kuvvetle muhtemel.
İnsansız hava araçları kısmi ve geçici bir çözüm olsa da devlete ait Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), yerli yapım çeşitli uçaklar geliştirdi. Bu uçaklar, geriye kalan L-39 ve Su-22'lerin son uçuşlarını tamamlamasının ardından Suriye'nin bir miktar uçak kapasitesini korumasına katkı sağlayabilir; ta ki bu uçakların ve hasar görmüş MiG-29'ların yerini yenileri alana dek.
Türbopervanlı motoruyla eğitim ve kara taarruz görevleri icra eden Hürkuş uçağı, yeni pilotların yetiştirilmesinde ve mevcut pilotların uçuş yeterliliğinin sürdürülmesinde geçici bir çözüm olarak değerlendirilebilir. Daha gelişmiş bir platform olan Hürjet ise hem jet eğitim uçağı hem de hafif muharip uçak özelliği taşıdığından L-39'ların yerini alabilecek uygun bir alternatif niteliği taşıyor.
Suriye hava kuvvetlerinin geleceğini saran belirsizlik ortamında, önümüzdeki yıllarda Bayraktar insansız hava araçları ile TUSAŞ yapımı uçaklardan oluşan mütevazı ve geçiş niteliğinde bir Türk filounun sahneye çıkması artık ihtimal dışı sayılmıyor. Tüm bunlar, Esed sonrası dönemde tamamen yeni bir Suriye hava kuvvetlerinin adım adım şekillenmesiyle eş zamanlı olarak yaşanabilir.
Kaynakça : Syria TV