SDG’nin Feshi Suriye İçin Ne Anlama Geliyor?
26.08.2026 - 16:59 | Son Güncellenme: 26.08.2026 - 17:30
Kuruluşunun üzerinden 10 yılı aşkın süre geçmesinin ardından Mazlum Abdi, Şam’da Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) feshedildiğini ve yapının Suriye devlet kurumlarına entegre edildiğini açıkladı. Bu adım, devlet kurumları dışında faaliyet gösteren en büyük askeri yapılardan birinin tarih sahnesinden çekilmesi anlamına gelirken, Suriye’yi de yeni bir dönemin eşiğine taşıdı.
SDG’nin feshi neden önemli?
1- Suriye’nin mezhepsel veya etnik temeller üzerine kurulu federal bir sisteme dönüştürülmesini hedefleyen iç ve dış girişimlerin zayıflaması.
2- Dış destek yoluyla bazı Suriyeli unsurlar üzerinden ülkenin bölünmesini amaçlayan projelerin büyük ölçüde sona ermesi.
3- Devlet kurumları dışındaki en büyük askeri yapının silahlı varlığının sona ermesi. Mazlum Abdi’nin daha önce yaptığı açıklamalara göre SDG bünyesinde yaklaşık 100 bin savaşçı bulunuyordu.
4- Türkiye açısından önemli bir rahatlama sağlaması. Ankara, PKK ile bağlantıları ve Türkiye ile örgüt arasında geçmişte yaşanan çatışmalar nedeniyle SDG’yi ulusal güvenliğine tehdit oluşturan Kürt silahlı bir yapı olarak görüyor.
5- Silahlı örgütlerle uzlaşmaya varılması ve bu yapıların devlet kurumlarına entegre edilmesi, bölgede onlarca yıldır devam eden çatışmalara rağmen henüz çözüme ulaşılamayan diğer örneklerle kıyaslandığında önemli bir emsal oluşturuyor.
6- Silahlı güçlerin Suriye devletinin çatısı altında birleşmesi, olası dış çatışmalar veya düşmanca tehditler karşısında ülkenin iç cephesindeki bütünlüğü güçlendiriyor.
7- Yaklaşık 15 yıllık savaş ve yıkımın ardından devletin yeniden inşa sürecini daha da karmaşık hale getirebilecek iç çatışmaların önüne geçilmesi açısından önem taşıyor.
8- SDG’nin feshi, ABD’nin Suriye hükümetine yönelik desteğini de yansıtıyor. Zira Washington, SDG’nin kurulmasının ve askeri kapasitesinin geliştirilmesinin başlıca destekçisi konumundaydı.
SDG kimdir?
Kürtlerin öncülük ettiği SDG, 2015 yılında ABD’nin desteğiyle kuruldu. Yapı daha sonra ülkenin kuzeydoğusunda Haseke, Rakka ve Deyrizor olmak üzere üç vilayette geniş bölgelerin kontrolünü ele aldı. Bu bölgeler aynı zamanda petrol ve doğal gaz kaynakları bakımından zengin alanlar arasında yer alıyor.
SDG, terör örgütü DEAŞ’a karşı yürütülen mücadeleye katıldı. Öte yandan Türk Silahlı Kuvvetleri ve Ankara tarafından desteklenen Suriyeli gruplarla da karşı karşıya geldi. Bazı dönemlerde Esad rejimi güçleriyle çatışmalar yaşayan SDG ile rejim arasında daha sonra çatışmaları durduran birtakım uzlaşılara varıldı.
SDG’nin başlıca talepleri şunlardı:
- Kontrol ettiği bölgelerde geniş nüfuzunu korumasına imkân verecek ademimerkeziyetçi veya federal bir yönetim modeli.
- Kürtçenin ikinci dil olarak tanınması ya da Kürtlerin yaşadığı bölgelerde resmi bir statü kazanması.
- Kürtlerin kültürel haklarını güvence altına alacak kültürel ve idari bir özerklik sağlanması.
- Kontrolündeki bölgelerde üretilen petrol ve doğal gaz gelirlerinden, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin sahip olduğu bazı yetkilere benzer şekilde pay alınması.
- Temsilcilerine hükümette, Halk Meclisi’nde, orduda ve diğer devlet kurumlarında görev verilmesi.
Fesihten sonra SDG’nin geleceği ne olacak?
SDG’ye bağlı askeri güçler Suriye Savunma Bakanlığı bünyesine dahil edilirken, yapıya bağlı sivil kurumlar da devlet kurumlarına entegre edildi.
Bunun yanı sıra SDG’den bazı isimlere devlet kurumlarında görev verildi. Bunlar arasında Haseke Valiliği, doğu vilayetlerinden sorumlu Savunma Bakan Yardımcılığı ve Haseke İç Güvenlik Komutan Yardımcılığı gibi görevler bulunuyor.
Öte yandan Mazlum Abdi’nin Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’ya danışman olarak atanabileceği yönünde değerlendirmeler bulunuyor. SDG’nin dış ilişkiler dosyasından sorumlu olan ve Özerk Yönetim’in önde gelen isimlerinden biri olarak bilinen İlham Ahmed’in ise Halk Meclisi üyeliğine veya Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bir göreve getirilebileceği belirtiliyor.
Mazlum Abdi ne dedi?
SDG’nin eski komutanı Mazlum Abdi, başkent Şam’daki Halk Sarayı’nda düzenlediği basın toplantısında güçlerinin feshedildiğini ve tamamen Suriye devlet kurumlarına entegre edildiğini duyurdu.
Abdi, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Kürtçe eğitim hakkının korunacağını açıkladığını ve ana dilde eğitim hakkına açık bir yaklaşım sergilediğini belirtti.
Mazlum Abdi açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bugün Suriye tarihinin önemli bir sayfasını kapattığımız ve başlığı barış, istikrar ve yeniden inşa olan yeni bir sayfa açmaya başladığımız tarihi bir dönüm noktasındayız.”
Abdi ayrıca, “Bugün şartlar değişti ve ülke, barış ile yeni Suriye’nin inşasının ön planda olduğu yeni bir döneme girdi. Bugünün, savaş meydanlarından yeniden inşa alanlarına, silah döneminden barış dönemine gerçek bir geçişin başlangıcı olmasını istiyoruz” dedi.
ABD’nin tutumu ne?
SDG’nin feshedildiğinin açıklanmasının ardından ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, yapının Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunu kelimenin tam anlamıyla tarihi bir gelişme olarak nitelendirdi. Barrack, ABD Başkanı Donald Trump’ın da bu sürecin önünü açtığını belirtti.
Barrack, X platformundaki paylaşımında açıklamanın gerçek entegrasyonun nasıl olması gerektiğini gösterdiğini ifade ederek, “Ne kazananlar ne de kaybedenler var” dedi.
Barrack’a göre daha önce birbirinden uzak duran ve farklı görüşlere sahip taraflar, artık “tek ordu, tek hükümet ve tek devlet” çatısı altında Suriye’nin egemenliğini güçlendirecek diplomatik bir çözüm oluşturmak için birlikte çalışıyor.
ABD’li temsilci ayrıca, SDG’nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunun “geçmişteki bölünmüşlüğü kalıcı bir ortaklığa dönüştürdüğünü” belirtti. Barrack, Kürtçenin eğitimde tanınması ve SDG yöneticilerine Suriye hükümeti içerisinde etkin görevler verilmesinin, söz konusu isimlerin bölgesel istikrara yaptıkları katkının takdir edildiğini gösterdiğini ifade etti.
Hükümet dışında silahlı yapı kaldı mı?
SDG’nin feshedilmesinin ardından Suriye’de hükümetin kontrolü dışında kalan silahlı yapılardan biri, ülkenin güneyindeki Süveyda vilayetinde faaliyet gösteren ve Ulusal Muhafızlar olarak bilinen yapı oldu.
Bu güç, Dürzi toplumunun Şeyhü’l-Akl makamındaki isimlerinden Hikmet el-Hicri’ye bağlı bulunuyor. Çeşitli raporlarda söz konusu yapının İsrail’den finansman aldığı öne sürülüyor.
El-Hicri ayrılıkçı tutumlarıyla öne çıkarken, İsrail’in desteğiyle Süveyda’da bağımsız bir yapı kurulması çağrısında bulunuyor. Bu proje için Tevrat kaynaklı bir isim olan “Başan Devleti” adının kullanılması da gündeme getirildi.
Kaynakça : ultrasawt