SDG’nin Feshi: En Zorlu Entegrasyon Sınavı Başlıyor

SDG’nin feshiyle birlikte Suriye’de askeri ve siyasi dengeler yeniden şekilleniyor. Şam yönetimi, daha önce SDG kontrolündeki bölgelerde devlet otoritesini tesis etmeye çalışırken; Kürtlerin hakları, entegrasyon sürecinin uygulanması ve bölgesel aktörlerin tutumu yeni dönemin belirleyici başlıkları olarak öne çıkıyor.
 SDG’nin Feshi: En Zorlu Entegrasyon Sınavı Başlıyor

28.08.2026 - 14:59  |  Son Güncellenme:  28.08.2026 - 15:40

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi’nin, güçlerinin bağımsız askeri yapı olarak varlığına son verdiğini ve birliklerin Suriye ordusunun tugaylarına entegrasyonunun tamamlandığını açıklaması, Şam yönetimi ile ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt güçler arasındaki ilişkilerde kritik bir dönüm noktası oldu.

Bu adım yalnızca son yıllarda Suriye sahnesinde önemli bir aktör haline gelen askeri yapının geleceğini ilgilendirmiyor. Aynı zamanda ülkedeki nüfuz ve askeri-idari kontrol haritasının yeniden şekillenmesinin ve çoklu askeri ile kurumsal yapıların en belirgin örneklerinden birinin sona ermesinin önünü açıyor.

Karar, hükümet ile SDG arasında imzalanan ve SDG’ye bağlı askeri ve sivil kurumların devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşma çerçevesinde geldi. Bu dönüşüm Suriye hükümetinin önüne iki yönlü bir sınav koyuyor. Bir yandan devlet kurumlarının daha önce SDG’nin kontrolünde bulunan bölgelerdeki otoritesini yeniden tesis etmesi ve paralel askeri-güvenlik yapılarını ortadan kaldırması gerekiyor. Diğer yandan ise Kürtler ve diğer toplulukların siyasi, sivil, kültürel ve dil haklarının güvence altına alınması önem taşıyor. Böylece onlarca yıldır Suriye meselesini karmaşıklaştıran dışlanma ve bölünme nedenlerinin yeniden ortaya çıkmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

SDG Milisleri

SDG’nin feshedilmesi tek başına entegrasyon sürecinin başarıya ulaşması için yeterli görülmüyor. Sürecin başarısı, siyasi kararın sahada istikrarlı bir gerçekliğe dönüştürülmesine bağlı olacak. SDG içindeki bazı lider veya grupların olası itirazları, bölgesel ve uluslararası aktörlerin çıkar çatışmaları, SDG ile ABD arasındaki geçmiş ilişki ve Türkiye’nin PKK bağlantılı yapılara yönelik güvenlik endişeleri, önümüzdeki dönemi Suriye’de askeri ve güvenlik kurumlarının tek çatı altında birleşmesi açısından gerçek bir sınava dönüştürüyor.

Siyasi sürecin tamamlanması ve sahada uygulama aşaması

Uluslararası ilişkiler araştırmacısı Firas Allavi, Mazlum Abdi’nin açıklamasının, SDG ile Suriye hükümeti arasında SDG’ye bağlı askeri ve sivil kurumların devlet yapısına dahil edilmesini öngören anlaşmanın siyasi açıdan başarıyla tamamlandığını gösterdiğini söyledi. Ancak bunun uygulama ve sahadaki çalışmaların sona erdiği anlamına gelmediğini belirtti.

Allavi, mevcut açıklamanın SDG’nin sahadaki bağımsız etkisinin sona ermesi anlamına geldiğini ve daha önce SDG’nin kontrol ettiği bölgelerin Suriye hükümetine geri dönmesini ifade ettiğini söyledi. Bunun, özellikle bazı SDG liderlerinin söylemlerinin değişerek hükümetin yaklaşımına yakınlaşmasıyla birlikte, Şam ile SDG arasındaki ilişkilerde siyasi bir dönüşüm oluşturduğunu ifade etti.

Araştırmacı, önümüzdeki dönemde bu liderlerin Suriye devlet kurumları içinde eriyebileceğini, ancak belirli alanlarda bazı özel niteliklerin korunabileceğini belirtti. Ona göre açıklama, iki taraf arasındaki ilişkinin karşılıklı tanıma temelinde yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.

Kürtlerin hakları ve devlet otoritesinin geri dönüşü

Allavi’ye göre son gelişmeler, Suriye hükümetinin daha önce kontrolü dışında kalan bölgelere yeniden dönmesi anlamına geliyor. Buna karşılık Kürt toplumu da yıllardır talep ettiği bazı haklara kavuşarak büyük ölçüde yeniden devlet çerçevesine dahil oluyor.

Allavi, Suriye hükümetinin SDG liderleriyle işbirliği içinde hareket ettiğini belirterek, özellikle Baas Partisi yönetimi döneminde Kürtlerin uzun süredir talep ettiği bazı haklara yönelik yasaların ve düzenlemelerin çıkarıldığını ifade etti.

Araştırmacı, bunun SDG kontrolündeki bölgeler için yeni bir dönemin kapısını araladığını söyledi. Bu sürecin, Kürt toplumu ile Suriye hükümeti arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanmasına dayandığını belirten Allavi, devletin Kürtlerin haklarını tanıması karşılığında Kürtlerin de Suriye hükümetinin ülke genelinde egemenliğini tesis etme hakkını kabul etmesi gerektiğini vurguladı.

Uygulama sürecinde hızlanma beklentisi

Uluslararası ilişkiler araştırmacısı, SDG’nin feshedilmesi kararının Şam ile SDG arasındaki anlaşmanın başarıya ulaşmasını büyük ölçüde desteklediğini belirtti. Allavi, temel siyasi dosyaların büyük bölümünün artık çözüme kavuşturulduğunu düşündüğünü söyledi.

Bazı güçlerin ve SDG bünyesindeki kimi liderlerin anlaşmaya itiraz edebileceğini ifade eden Allavi, bu itirazların etkisinin sınırlı kalacağını öngördü. Önümüzdeki dönemde anlaşmanın maddelerinin uygulanmasının hız kazanabileceğini dile getirdi.

Allavi, gelecek dönemin SDG’ye bağlı kurumların ve güçlerin Suriye devlet kurumlarına entegrasyon sürecine sahne olacağını söyledi. Bazı alanlarda belirli özelliklerin korunabileceğini belirten araştırmacı, anlaşmayı reddeden bazı güç veya liderlerden kaynaklanabilecek yan sorunların ortaya çıkabileceğini, ancak bunların entegrasyon sürecinin tamamlanmasının önünde engel oluşturmayacağını ifade etti.

SDG’nin feshi: Yeni bir dönem mi, suriye’nin birlik süreci için sınav mı?

Suriyeli yazar ve gazeteci Kahtan eş-Şarki, Mazlum Abdi’nin SDG’yi bağımsız bir askeri güç olarak feshettiğini ve yapının Suriye devlet kurumlarına geçiş sürecini başlattığını belirtti. Eş-Şarki’ye göre bu adım, ülkede yeni bir dönemin başlamasının önünü açabilecek önemli bir gelişme niteliğinde. Çünkü karar, askeri ve bölgesel bölünmüşlük halinin sona erdirilmesi ve devletin birlik ile merkezi otoritesinin güçlendirilmesi açısından önemli bir fırsat oluşturuyor.

Eş-Şarki, açıklamanın önemine rağmen tüm sorunların sona erdiği anlamına gelmediğini, aksine varılan anlaşmaların ve mutabakatların sahada açık ve gerçek bir uygulama sürecine ihtiyaç duyduğunu söyledi. SDG’nin geçmiş yıllarda bölgesel ve uluslararası etkilerden bağımsız hareket etmediğini belirten eş-Şarki, örgütün PKK ile ilişkisinin de dosyanın karmaşık hale gelmesine neden olan unsurlardan biri olduğunu ifade etti.

Eş-Şarki’ye göre önümüzdeki dönemin başarısı, entegrasyon sürecinin düzenli şekilde yürütülmesine, devlet dışında kalan askeri yapıların tamamen sona erdirilmesine ve tüm Suriyelilerin haklarının korunmasına bağlı olacak. Bölgesel ve uluslararası aktörlerin de sürecin uygulanmasını kolaylaştırması ve Suriye’nin birliği ile egemenliğine saygı göstermesi gerektiğini vurguladı.

Eş-Şarki, SDG’nin feshi ve bünyesindeki unsurlar ile kurumların sahada istikrarlı bir yapıya dönüşmesinin, Suriye’nin yeniden birleşmesi ve ülkedeki askeri bölünmüşlüğün sona ermesi açısından önemli bir dönüm noktası olabileceğini söyledi.

Kürtlerin hakları ve devletin birliği

Kürtler ve diğer Suriyeli toplulukların haklarının güvence altına alınması konusunda eş-Şarki, temel yaklaşımın eşit vatandaşlık ilkesine dayanması gerektiğini belirtti. Buna göre tüm Suriyelilerin ayrım gözetilmeksizin haklarının korunması ve Esed yönetimi döneminde Kürt vatandaşların maruz kaldığı mağduriyetlerin giderilmesi gerekiyor.

Eş-Şarki, Kürtlerin geçmiş yıllarda vatandaşlıktan mahrum bırakılma, Kürtçe diline ve bu dilde eğitime yönelik kısıtlamalar gibi çeşitli ayrımcı uygulamalara maruz kaldığını ifade etti. Bu nedenle söz konusu mağduriyetlerin giderilmesi ve Kürtlerin sivil, kültürel ve dil haklarının güvence altına alınmasının yeni Suriye’nin inşa sürecinin temel unsurlarından biri olması gerektiğini söyledi.

Araştırmacı, yeni Suriye devletinin bu dosyaya yönelik bazı adımlar attığına dair işaretler bulunduğunu belirtti. Kürtçe haber bültenlerinin yayımlanması, Nevruz kutlamalarına katılım ve bazı Kürt vatandaşların Halk Meclisi’nde yer alması bu göstergeler arasında sayıldı.

Bununla birlikte eş-Şarki, önümüzdeki aşamada bu adımların açık bir anayasal ve hukuki çerçeve içinde kalıcı haklara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Kürt vatandaşların da diğer Suriyeliler gibi devletin kendilerini temsil ettiğini ve haklarını koruduğunu hissetmesi gerektiğini ifade etti.

Eş-Şarki, Kürtlerin haklarının güvence altına alınmasının Suriye’nin birliği ve egemenlik anlayışıyla çelişmediğini belirtti. Aksine tüm vatandaşların haklarının devlet çatısı altında korunduğunu hissetmesinin, bölünme nedenlerini azaltacağını ve devlet kurumlarına paralel yapıların oluşmasının önüne geçeceğini ifade etti.

Eş-Şarki, gerekli denklemi şu sözlerle özetledi: “Kürt vatandaşların ve diğer tüm bileşenlerin tam haklara sahip olması karşılığında, egemenliği bulunan, kurumları birleşmiş ve tek bir askeri-güvenlik yapısına sahip bir Suriye devleti.”

ABD ve Türkiye’nin rolü, anlaşmanın geleceği

Şam ile SDG arasındaki anlaşmanın uygulanmasında ABD ve Türkiye’nin tutumlarının etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan eş-Şarki, Washington ve Ankara’nın 10 Mart anlaşmasının uygulanma sürecinde ve sonrasında yapılan mutabakatlarda önemli bir role sahip olduğunu söyledi. 

Mazlum Abdi

Bu süreç, Mazlum Abdi’nin SDG’yi bağımsız askeri güç olarak feshetmesi ve yapının Suriye devlet kurumlarına entegrasyon sürecine geçmesiyle sonuçlandı.

Eş-Şarki, bu dosyanın yalnızca Suriye iç meselesi olmadığını, büyük ölçüde bölgesel ve uluslararası dengelerle bağlantılı olduğunu belirtti. ABD ve Türkiye’nin bu süreçte en etkili aktörler arasında yer aldığını ifade eden eş-Şarki, her iki ülkenin de dosyanın geleceğine ilişkin kendi çıkarları ve güvenlik kaygıları bulunduğunu dile getirdi.

Araştırmacıya göre mevcut bölgesel ve uluslararası gelişmeler, anlaşmanın uzun vadede kalıcı hale gelmesi için bir fırsat oluşturabilir. SDG’nin feshiyle birlikte dosya, bağımsız bir askeri yapının geleceğine ilişkin müzakereler aşamasından çıkarak kurumların birleştirilmesi ve devlet inşası sürecine geçiyor.

Ancak eş-Şarki, bu aşamanın başarılı olması için bölgesel ve uluslararası desteğin sürmesi, çözülmemiş meselelerin diyalog ve uzlaşı yoluyla ele alınması, Kürtler ve diğer Suriyeli toplulukların haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı gösterilmesinin önemine dikkat çekti.

Eş-Şarki, en önemli noktanın anlaşmanın yalnızca geçici bölgesel ve uluslararası şartların ortaya çıkardığı bir mutabakat olarak kalmaması, yeni Suriye devletinin inşa sürecinin bir parçasına dönüşmesi olduğunu söyledi. Uygulama sürecinin başarılı olması halinde Suriye’nin, çoklu askeri güçlerin ve farklı nüfuz merkezlerinin sona erdiği, daha istikrarlı ve bütünlüklü bir döneme geçebileceğini ifade etti.

Çift güvenlik yapısından tek askeri komuta merkezine

Askeri açıdan değerlendirmelerde bulunan askeri uzman Reşid Havrani, SDG’nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyon sürecinde yaşanan bazı zorlukların aşıldığını söyledi. Havrani, bunun göstergeleri arasında bazı tabela ve sembollerin değiştirilmesi sürecinde yaşanan itirazların yanı sıra genel güvenlik merkezlerine yönelik saldırı girişimlerinin devlet tarafından kontrol altına alınmasını gösterdi.

Havrani, entegrasyon sürecinin başarısının üst düzey yöneticilerin tutumuyla da yakından bağlantılı olduğunu belirtti. Devlet düzeyinde alınan emir ve planlara üst kadroların inanmasının, bu kararların daha alt kademelere sorunsuz şekilde aktarılmasını sağlayacağını ifade etti. Bazı itirazların ortaya çıkmasının doğal olduğunu belirten Havrani, bunların büyük bölümünün siyasi nedenlerden çok duygusal tepkilerle bağlantılı olabileceğini söyledi.

Havrani, SDG’nin feshedilmesi kararının, örgütün geçmişte üstlendiği güvenlik ve askeri rollerin sona ermesi anlamına geldiğini belirtti. SDG bünyesindeki unsurlara ve birliklere verilecek görevlerin bundan sonra tamamen değişeceğini ifade eden Havrani, güvenlik ve askeri planlamaların artık belirli bir bölgenin değil, Suriye devletinin tamamı adına yapılacağını söyledi.

Askeri uzman, daha önce SDG’ye bağlı birliklerden kendi kontrol alanlarına giren kişi veya araçların takibi gibi görevler istenebileceğini, ancak bu durumda söz konusu birliklerin devlet kurumlarından gelen emirleri yerine getirmek zorunda olacağını belirtti. Bazı kültürel alanlarda belirli bir özgünlüğün korunabileceğini ifade eden Havrani, bunun güvenlik ve askeri roldeki temel değişimi değiştirmeyeceğini vurguladı.

Havrani, kendisinin değerlendirmesine göre ABD’nin SDG’ye sağladığı desteğin bu yılın sonunda sona ereceğini söyledi. Bunun, bölgedeki güvenlik boşluğundan yararlanan silahlı ve terör yapılanmalarının hareket alanını daraltacağını ifade etti.

ABD’nin Suriye ve bölgedeki önceliklerinin değiştiğini belirten Havrani, Washington’un SDG’nin ana destekçisi olmasına rağmen artık bölge ülkelerini güçlendirmeyi ve istikrarın sağlanması ile terörle mücadelede daha fazla sorumluluk almalarını tercih ettiğini söyledi.

Havrani’ye göre bu politika, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını azaltma sürecine hazırlık niteliği taşıyor. SDG’nin feshi kararının da bu yönelimle uyumlu olduğunu belirten Havrani, güvenlik ve askeri dosyaların yönetiminde bölge ülkelerine daha fazla sorumluluk verilmesine doğru kademeli bir geçiş yaşandığını ifade etti.

İlan sonrası en zorlu sınav

Bu değerlendirmeler ışığında SDG’nin feshi, dosyanın sonu olmaktan çok “entegrasyon olacak mı?” sorusundan “entegrasyon nasıl gerçekleşecek?” sorusuna geçiş anlamı taşıyor. Siyasi karar bağımsız bir askeri yapının varlığına son verebilir; ancak unsurların dağılımı, kurumların yeniden yapılandırılması, yetki alanlarının belirlenmesi, silahların kontrolü ve daha önce SDG’nin yönettiği bölgelerin idaresi gibi konuları tek başına çözmüyor.

Bu süreçte eski yöneticiler ve SDG unsurlarıyla nasıl bir yol izleneceği de önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Entegrasyonun başarılı olması için özel askeri ve güvenlik referanslarına dayalı bir yapıdan, emir ve planların devlet kurumlarından geldiği bir sisteme geçiş gerekiyor. Havrani’nin de belirttiği gibi üst düzey yöneticilerin tutumu, bu sürecin alt kademelere aktarılmasında belirleyici olacak.

Sürecin siyasi boyutu da askeri boyutu kadar önem taşıyor. Kürtlerin siyasi, kültürel ve dil haklarına sahip bir Suriye toplumu olarak ele alınması, anlaşmanın kalıcı hale gelmesinde kritik rol oynayacak. Geçmişte yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi, devlet ile Kürt toplumu arasında vatandaşlık temelinde yeni bir ilişkinin kurulmasına zemin hazırlayabilir.

Bölgesel ve uluslararası açıdan ise önümüzdeki dönem, ABD ve Türkiye’nin yeni geçiş sürecine ne ölçüde destek vereceğine ve Şam yönetiminin terörle mücadele, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve Kürtlerin hakları konusunda farklı aktörlere ne kadar güvence sağlayabileceğine bağlı olacak. Anlaşmanın başarısı yalnızca SDG’nin feshiyle değil, yeni ve istikrarlı bir gerçeklik oluşturabilmesiyle ölçülecek.

SDG’nin feshi bu açıdan hem siyasi hem askeri bir dönüşüm anlamına geliyor. Bir yandan askeri ve kurumsal yapının tek merkezde birleşmesinin önünü açarken, diğer yandan Suriye devletinin Kürtler ve diğer topluluklarla yeni bir ilişki modeli kurma sorumluluğunu artırıyor. İlan ile uygulama arasındaki süreçte geçiş döneminin yönetilmesi, itirazların kontrol altına alınması, hakların güvence altına alınması ve kurumların birleştirilmesi, SDG’nin feshinin Suriye’de gerçekten yeni bir dönemin başlangıcı olup olmayacağını belirleyecek.
 kaynakça : ultrasyria.ultrasawt