Pakistan’ı Savaşa Sürüklenmenin Eşiğinden Döndüren Kritik Anın Perde Arkası
10.04.2026 - 17:59 | Son Güncellenme: 15.04.2026 - 13:02
Fokus Plus’a konuşan özel kaynaklar, Pakistan ile İran arasında son günlerde tırmanan gerilimin perde arkasına dair dikkat çekici ayrıntılar aktardı.
Bu gerilim, Pakistanlı bir güvenlik yetkilisinin birkaç gün önce yerel medya temsilcilerine, Jiwani Hava Üssü’nde,özellikle savaş uçakları için pistin yenilenmesi de dahil olmak üzere hazırlıkların tamamladığını açıklamasıyla ortaya çıktı.
Söz konusu açıklama, İran Devrim Muhafızları’ndan istihbarat başkanı, askeri operasyonlar sorumlusu ve füze gücü komutanı olmak üzere üç üst düzey ismin öldürülmesinin hemen ardından geldi.
Yaşanan bu gelişmenin ardından, Pakistan’ın İran’a yönelik siyasi dilinde belirgin bir değişim gözlendi.
Jiwani üssü, Gwadar Limanı’na yakın küçük bir askeri üs olarak biliniyor ve hava faaliyetleri uzun süredir neredeyse tamamen durmuş durumdaydı.
Üssün yeniden devreye alındığının duyurulması, coğrafi olarak Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi’ne en yakın Pakistan askeri noktası olması nedeniyle, İran’a Hürmüz Boğazı konusunda baskı uygulamak, Pakistan’ın da boğazın geleceği, kontrolü ve yönetimi konusunda söz sahibi olduğuna dair stratejik bir mesaj taşıyor.
Pakistanlı güvenlik yetkilisi gazetecilere, üssün radarının daha önce üsse yönelik terör saldırısında hafif hasar gördüğü yönünde iddiada bulunmuştu.
Aynı gün yaşanan dikkat çekici diplomatik gelişmede, İran’ın İslamabad Büyükelçisi Pakistan Dışişleri Bakanı ile özel bir görüşmeye çağrıldı. Görüşmenin ardından İranlı büyükelçi, Pakistan’a olumlu diplomatik çabaları için teşekkür etti.
Bunun hemen ardından Pakistan, ilk kez resmi ve dikkat çekici bir şekilde, İran’ı Suudi Arabistan’ı hedef aldığı için kınadı.
Hükümet kanadından da, bu yönde adımlar atıldı. Pakistan Enformasyon Bakanı televizyon kanallarına yaptığı açıklamalarda İran’ı açıkça kınadı.
Bu çıkışın ardından, Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı başkanlığında üst düzey askeri komutanların katıldığı uzun ve basına kapalı bir toplantı gerçekleştirildi.
Toplantı sonrası yayımlanan resmi açıklamada, daha önce benzer olaylar yaşanmış olmasına rağmen, ilk kez bu kadar sert bir tonla Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar kınandı.
Tüm bu gelişmeler, Pakistan’ın İran politikasında dikkat çekici bir değişime işaret etti ve akıllara “Peki şimdi ne değişti?” sorusunu getirdi.
Açıkça görülüyor ki, Pakistan iki faktöre göre hareket etti.
Bunlardan ilki, İran rejiminin iç dinamikler açısından zayıfladığına yönelik değerlendirme.
İkinci olarak, Başkan Donald Trump’ın tarzını ve geçmiş eylemlerini bilenlerin tartıştığı bir planına göre Pakistan, müzakerelerin gidişatı veya sonucu konusunda herhangi bir garanti olmaksızın, her fırsatı değerlendirmeye ve İran’ı her türlü yolla ikna etmeye çalışıyor.
Bu çerçevede Pakistan’ın rolünün geçici olduğu ve esas amacın müzakerelerin başlamasını sağlamak olduğu ifade ediliyor.
Halihazırda Pakistan, müzakerelerin nerede yapılacağı, tarafları kimlerin temsil edeceği, güvenlik düzenlemeleri ve heyetlerin konaklaması gibi teknik detaylara odaklanmış durumda.
Karşılıklı mesajların merkezinde yer almalarına rağmen, müzakere edilecek konuların ayrıntılarına girmekten kaçınıyor.
Öte yandan, Pakistanlı bir güvenlik yetkilisi, müzakerelerin başlamasından sonraki iki hafta içinde herhangi bir aşamada aksama ihtimalini dışlamadıklarını, en azından sürecin daha düşük düzeyli ikinci bir aşamaya evrilebileceğini belirtti.
Pakistanlı yetkili, ABD’nin hedefinin, muhtemelen tek bir müzakere turunda değil, aşamalar halinde İran yönetiminin yönelimini değiştirerek, Washington ve bölgeyle uyumlu hale getirmek olduğunu belirtti.
Bu çerçevede, İran devlet yapısının korunmasına ABD onayı verilmesi karşılığında Tahran’a Hürmüz Boğazı’nda -sınırlı ve kısmi de olsa, Körfez ülkeleri aleyhine- bazı ayrıcalıklar tanınması ve uluslararası yaptırımların bir bölümünün hafifletilmesinin planlandığını da ekledi.