Netanyahu'nun Katar Suçlamalarına Doha'dan Gazze Yanıtı

Binyamin Netanyahu, 24 Eylül'deki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu konuşmasında Katar'ı küresel kamuoyunu İsrail aleyhine etkilemeye çalışmakla suçladı. Doha ise suçlamaları reddederek İsrail'in Katar'a yönelik söyleminin, işgal altındaki Filistin topraklarındaki politikaları ve ihlallerinden dikkati başka yöne çekme girişimi olduğunu belirtti.
Netanyahu'nun Katar Suçlamalarına Doha'dan Gazze Yanıtı

02.10.2026 - 15:56  |  Son Güncellenme:  02.10.2026 - 16:01

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül'de New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'ndaki konuşmasının bir bölümünü Katar'a ayırarak Doha yönetimine yönelik bir dizi suçlamada bulundu.

Netanyahu, Katar'ın üniversitelere, medya kuruluşlarına ve çeşitli kurumlara sağladığı finansman yoluyla dünya kamuoyunu İsrail aleyhine etkilemeye çalıştığını öne sürdü. Katar'ın gençlerin zihinlerini İsrail, ABD ve Batı'ya karşı yönlendirmek için milyarlarca dolar harcadığını iddia etti.

Netanyahu'nun konuşması sırasında onlarca ülkenin temsilcisi salonu terk etti.

Katar'a yönelik benzer suçlamalar, ülkede Katar'ın ''düşman devlet'' olarak sınıflandırılmasını isteyen İsrail'deki aşırı sağ çevreler tarafından da dile getiriliyor.

Netanyahu'nun son açıklamaları, İsrail'in Eylül 2025'te Doha'ya düzenlediği saldırının ardından iki taraf arasında yaşanan gerilimin sürdüğü bir dönemde geldi. Katar, söz konusu saldırıyı egemenliğinin ihlali olarak nitelendirmiş ve saldırının Gazze'de ateşkes sağlanmasına yönelik arabuluculuk çabalarının sürdüğü sırada gerçekleştirildiğini belirtmişti.

Katar: Dikkati Filistin'deki ihlallerden uzaklaştırma girişimi

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, 25 Eylül'de yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun Katar'ın İsrail aleyhine küresel kamuoyunu etkilemeye yönelik bir kampanya yürüttüğü yönündeki suçlamasını kesin bir dille reddetti.

Ensari, Katar'a yönelik söylemin, İsrail hükümetinin işgal altındaki Filistin topraklarındaki ihlallerinden ve bunların insani sonuçlarından dikkati başka yöne çekme girişimi olduğunu söyledi.

Dünya kamuoyunda, özellikle gençler arasında İsrail'e yönelik yaklaşımda görülen değişimin ''etki kampanyalarıyla'' açıklanamayacağını belirten Ensari, insanların sahada yaşanan gelişmeleri doğrudan gördüklerini ve tutumlarını buna göre şekillendirdiklerini ifade etti.

Ensari, kamuoyundaki değişimin sorumluluğunu Katar'a veya başka ülkelere yükleme girişimlerinin ikna edici olmadığını savunarak, Katar'a yönelik tekrarlanan suçlamaların İsrail'in sahadaki politika ve uygulamalarının siyasi sorumluluğundan dikkati uzaklaştırmayı ve konuyu iç siyasi hesaplarda kullanmayı amaçladığını belirtti.

Ensari ayrıca, Netanyahu ve diğer İsrailli siyasetçilerin dünyanın İsrail'e farklı bakmasını istiyorsa politikalarını değiştirmeleri, ihlallerine son vermeleri, uluslararası hukuka saygı göstermeleri ve kendi halklarına karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğini söyledi.

Netanyahu ise BM kürsüsünden hükümetinin politikalarını savunurken Gazze'deki savaş, İran'la çatışma ve İsrail'e yönelik uluslararası eleştiriler hakkında çeşitli açıklamalarda bulundu.

AlArabyAlJadeed, Netanyahu'nun dünya kamuoyunun İsrail'e yönelik değişen tutumunu Katar'ın faaliyetlerine bağlamaya çalıştığını; söz konusu değişimin ise Gazze'den yayılan görüntüler, sahadaki gelişmeler, uluslararası kuruluşların, insan hakları örgütlerinin ve medya kuruluşlarının tutumlarıyla ilişkili olduğunu değerlendirdi.

Katar'ın arabuluculuk rolü

Katar, son yıllarda birbirleriyle doğrudan iletişim kuramayan taraflarla temas kanallarını açık tutmaya dayalı bir arabuluculuk politikası izliyor.

Doha yönetimine göre bir anlaşmazlığın taraflarından biriyle iletişim kurmak, o tarafın politikalarını veya tutumlarını benimsemek anlamına gelmiyor; bu temaslar arabuluculuğun araçlarından biri olarak görülüyor.

Bu yaklaşım Filistin dosyasında da uygulanıyor. Katar'ın rolü, Gazze'de ateşkes sağlanması, esir takası ve bölgeye insani yardım ulaştırılması amacıyla yürütülen temas ve müzakerelerle bağlantılı bulunuyor.

Katar'ın Washington Büyükelçiliği Misyon Şef Yardımcısı Hamed el-Muftah da Netanyahu'nun açıklamalarına yanıt vererek, siyasi başarısızlıkların sorumluluğunu Katar'a yüklemenin gerçekleri değiştirmeyeceğini belirtti.

El-Muftah, Katar'ın Amerikan üniversitelerine açıkladığı finansmanın büyük bölümünün, Doha'daki Eğitim Şehri'nde faaliyet gösteren Amerikan üniversitelerinin şubelerinin işletilmesine ayrıldığını ifade etti.

Söz konusu üniversitelerin akademik programları üzerindeki sorumluluğu kendilerinin taşıdığını belirten El-Muftah, Katar'ın ABD'deki üniversite kampüslerinde yürütülen faaliyetlere müdahale etmediğini söyledi.

Netanyahu'nun Hamas temsilcilerinin Doha'daki varlığına yönelik eleştirilerine de yanıt veren El-Muftah, bu varlığın Katar'ın İsrail, Hamas, ABD ve Mısır'ın dahil olduğu müzakerelerde iletişim kanalı ve arabulucu olarak üstlendiği rolle bağlantılı olduğunu kaydetti.

El-Muftah, ABD'li yetkililerin Katar'ın arabuluculuk rolünü daha önce birçok kez ''kritik'' ve ''vazgeçilmez'' olarak nitelendirdiğini belirtti.

Katarlı isimlerden Netanyahu'ya tepki

Katar merkezli eş-Şark gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Cabir el-Harami, AlArabyAlJadeed'e yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun Katar'ın Filistin meselesine ilişkin tutumunu bildiğini söyledi.

El-Harami, Katar'a yönelik tehditlerin yeni olmadığını belirterek ülkesinin Filistin meselesini savunmayı, Filistin halkının meşru haklarını desteklemeyi ve bölgedeki ortaklarıyla Gazze'deki savaşın sona erdirilmesi için çalışmayı sürdüreceğini ifade etti.

Netanyahu'nun BM konuşması sırasında çok sayıda heyetin salonu terk etmesini de değerlendiren El-Harami, bunun İsrail'in uluslararası alandaki yalnızlaşmasını gösterdiğini savundu.

Katarlı yazar ve gazeteci İsa Al İshak ise Netanyahu'nun Katar'a yönelik suçlamalarının, İsrail Başbakanı'nın üzerindeki siyasi baskının arttığı bir dönemde geldiğini belirtti.

Al İshak, Netanyahu'nun Katar'ı zayıf halka olarak gördüğünü ancak Doha'nın uluslararası konumunu ve krizlerde üstlendiği diplomatik rolü göz ardı ettiğini savundu. Katar'ın Filistin halkına yönelik desteğinden vazgeçmeyeceğini söyledi.

Katarlı gazeteci ve yazar Şeyha el-Hatır da Katar'ın Amerikan yükseköğretimine finansman sağladığını ancak bu finansmanın Georgetown, Carnegie Mellon, Texas A&M, Northwestern ve Weill Cornell gibi Amerikan üniversitelerinin Doha'daki Eğitim Şehri'nde bulunan şubelerinin faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu belirtti.

El-Hatır'a göre bu finansman tek başına ABD'deki üniversitelerde siyasi veya ideolojik faaliyetlerin Katar tarafından finanse edildiğinin kanıtı değil.

El-Hatır ayrıca Hamas'ın siyasi bürosunun 2012'den itibaren Doha'daki varlığının, çeşitli raporlara göre örgütle dolaylı iletişim kanalı kurulmasıyla bağlantılı olduğunu ve Katar'ın daha sonra İsrail, ABD ve Mısır'ın taraf olduğu görüşmelerde arabulucu rolü üstlendiğini hatırlattı.

Katar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Abdullah Bender el-Uteybi ise Netanyahu'nun Katar'a yönelik suçlamalarının, İsrail'in uluslararası alandaki imajında yaşanan gerilemenin sorumluluğunu başka taraflara yükleme girişimi olduğunu savundu.

El-Uteybi, İsrail'e yönelik uluslararası tutumlardaki değişimin Gazze'deki savaşın dünya kamuoyu tarafından doğrudan takip edilmesi ve İsrail'in bölgenin diğer noktalarındaki politikalarıyla bağlantılı olduğunu belirtti.

El-Uteybi'ye göre Katar, İsrail'den gelen baskı veya suçlamaların Filistin meselesine yönelik politikasını değiştirmesine ya da arabuluculuk rolünden vazgeçmesine yol açacağını düşünmüyor.

 

Kaynak: AlArabyAlJadeed