Mısır-Suudi Hattında Husi Gerilimine Karşı Yeni Koordinasyon

Kahire ile Riyad, Husi saldırıları karşısında istihbarat ve güvenlik koordinasyonunu artırırken İran’la doğrudan çatışmayı önlemek için diplomatik seçenekleri değerlendiriyor.
Mısır-Suudi Hattında Husi Gerilimine Karşı Yeni Koordinasyon

30.09.2026 - 10:17  |  Son Güncellenme:  30.09.2026 - 10:27

Mısırlı diplomatik kaynaklar, Kahire ile Riyad arasında istihbarat koordinasyonunun arttığını ve daha derin bir güvenlik iş birliğinin ilk işaretlerinin ortaya çıktığını belirtti. Kaynaklara göre bu hareketlilik, Mısır ve Suudi Arabistan’ın Husi saldırılarını sınırlamak ve gerilimin İran ile doğrudan bölgesel bir çatışmaya dönüşmesini önlemek için alternatif arayışına girdiği bir dönemde yaşanıyor.

Kaynaklar, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın 15 Eylül’de Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin yalnızca ikili ilişkiler üzerine görüşmelerle sınırlı kalmadığını, Suudi Arabistan’ın karşı karşıya olduğu tehditler ile Kızıldeniz ve deniz yollarındaki güvenlik sorunları çerçevesinde önümüzdeki döneme ilişkin olası senaryoların da ele alındığını aktardı.

Mısırlı bir diplomatik kaynağa göre görüşmelerde, caydırıcılığı güçlendirmeye, güvenlik ve askerî koordinasyon düzeyini yükseltmeye ve olası yeni bir Husi saldırısına karşı hazırlıklı olmaya dayanan askerî bir senaryo da gündeme geldi. Kaynak, bu seçeneğin gündemde bulunmasının topyekûn savaş kararı alındığı anlamına gelmediğini vurguladı.

Diplomatik seçeneğin ise Mısır-Suudi hareketliliğinin temel unsurlarından birini oluşturduğu belirtildi. Bu hattın, gerilimi kontrol altında tutmayı ve çatışmanın Husiler ile sınırlı kalmayarak İran’la doğrudan bölgesel bir karşı karşıya gelişe dönüşmesini engelleyecek siyasi kanallar açmayı hedeflediği ifade edildi.

İstihbarat koordinasyonu ve caydırıcılık senaryosu

Mısırlı diplomatik kaynak, Muhammed bin Selman’ın ziyaretinin önemli mesajlar taşıdığını ve bunların başında Mısır’ın Körfez ülkelerinin, özellikle de Suudi Arabistan’ın güvenliğine yönelik destekleyici tutumunun geldiğini söyledi.

Kaynak, bu yaklaşımın Kahire’nin Körfez güvenliğini Mısır’ın ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak görmesinden kaynaklandığını belirtti.

Kahire ile Riyad arasında bölgesel tehditler ve sorunlarla nasıl mücadele edileceği konusunda görüş birliği bulunduğunu savunan kaynak, Mısır-Suudi ilişkilerinin mevcut bölgesel gelişmeler nedeniyle özel bir önem kazandığını ifade etti.

Kaynağa göre ziyaret, Suudi Arabistan’ın güvenliğine ve istikrarına yönelik doğrudan tehditlerle karşı karşıya olduğu, Yemen ve Kızıldeniz’deki çatışmaların daha geniş bir bölgesel mücadeleye dönüşebileceğine ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde gerçekleşti.

Gündemdeki askerî senaryonun caydırıcılığı güçlendirmeye, güvenlik ve askerî koordinasyon seviyesini yükseltmeye ve olası yeni bir Husi saldırısına karşı hazırlıklı olmaya dayandığını yineleyen kaynak, bunun topyekûn savaşa girme kararı anlamına gelmediğinin altını çizdi.

Kaynak, söz konusu yaklaşımın Suudi Arabistan’ın caydırıcılık kapasitesini güçlendirme, güvenliğini ve stratejik çıkarlarını koruma isteğini yansıttığını belirtirken, ziyaretin iki ülke arasındaki istihbarat koordinasyonunun arttığına ve daha derin bir güvenlik iş birliğinin ilk işaretlerine de işaret ettiğini savundu.

İran’la doğrudan çatışmayı önleme arayışı

Aynı diplomatik kaynak, diplomatik seçeneğin de en az askerî senaryo kadar önemli olduğunu ve Mısır-Suudi hareketliliğinin daha derin hedefini oluşturabileceğini belirtti.

Buna göre Kahire ve Riyad, gerilimi kontrol altına almayı ve Husilerle yaşanan çatışmanın İran’la doğrudan bölgesel bir karşı karşıya gelişe dönüşmesini engelleyecek siyasi kanallar açmayı hedefliyor.

Kaynak, Mısır’ın Kızıldeniz, deniz ulaşımı ve Süveyş Kanalı denklemindeki siyasi ve güvenlik ağırlığı ile farklı taraflarla sahip olduğu iletişim kanalları nedeniyle bu süreçte özel bir konuma sahip olduğunu ifade etti.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi’nin 13 Eylül’de Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile gerçekleştirdiği görüşmenin de bu açıdan önem taşıdığı belirtildi.

Diplomatik kaynak, Muhammed bin Selman’ın Kahire ziyaretinin güç ile diplomasiyi bir arada tutan dengeli bir tutum oluşturma girişimi olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Kaynağa göre caydırıcılık, güç yoluyla yeni fiilî durumların oluşturulmasını engellemeyi; diplomasi ise kapsamlı bir bölgesel çatışmanın önüne geçmeyi amaçlıyor.

Kaynak, Mısır-Suudi hareketliliğinin temel mesajının Körfez güvenliği, Kızıldeniz güvenliği ve Arap ülkelerinin güvenliğinin birbirine bağlı olduğu yönünde olduğunu belirtti.

Riyad ve Kahire’nin önündeki temel sınavın, caydırıcılık kapasitesini korurken gerilimin açık savaşa dönüşmesini önleyebilmek olduğunu ifade eden kaynak, askerî seçeneğin bir caydırıcılık kartı olarak masada kalacağını, diplomasinin ise gerilimi sınırlamak için temel yol olmaya devam edeceğini savundu.

Sisi ve Bin Selman deniz güvenliğini görüştü

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Sisi, görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişiminden duyduğu memnuniyeti dile getirerek farklı alanlarda koordinasyon ve iş birliğini sürdürme iradesini vurguladı.

Sisi ile Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin güvenliğinin Mısır’ın ulusal güvenliğinin bir parçası olduğu konusunda mutabık kaldı. Mısır ayrıca Suudi Arabistan’ın egemenliğine, istikrarına, toprak bütünlüğüne veya uluslararası deniz yollarındaki seyrüsefer özgürlüğüne yönelik saldırı ve tehditleri reddettiğini bildirdi.

Taraflar, mevcut koşulların iki ülke arasında daha fazla dayanışma ve koordinasyon gerektirdiğini ve bölgesel gelişmeler karşısında istişarenin sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

Sisi, Mısır’ın Suudi Arabistan’ın güvenliği ve istikrarını korumak amacıyla aldığı önlemlere desteğini yinelerken, Yemen krizine kapsamlı ve sürdürülebilir siyasi çözüm bulunması gerektiğini vurguladı.

Görüşmede Hürmüz ve Babülmendep boğazları ile Kızıldeniz’de deniz seyrüseferinin özgürlüğünün ve güvenliğinin korunmasına yönelik ortak tutum da teyit edildi.

Kızıldeniz’de güvenlik ve ekonomi iç içe

Bir başka Mısırlı diplomatik kaynak, Muhammed bin Selman’ın Kahire ziyaretinin Körfez ve Kızıldeniz’de hızla değişen gelişmelerin Mısır ve Suudi Arabistan’a yüklediği ortak güvenlik ve ekonomik sorunlar nedeniyle önem taşıdığını söyledi.

Kaynak, son dönemde Hürmüz ve Babülmendep boğazları çevresinde yaşanan gelişmelerin yanı sıra Husilerin fırlattığı füzelerle Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların askerî tesisler, üsler ve petrol sektörüyle bağlantılı tesislerde hasara yol açtığını belirtti.

Görüşmelerde, krizin uluslararası deniz taşımacılığı ile bölge ve dünya ekonomilerine etkileri çerçevesinde önümüzdeki döneme ilişkin olası senaryoların ele alındığı aktarıldı.

Kaynak, Kızıldeniz’in güvenliği, deniz yolları ve boğazların emniyeti ile iki ülkenin stratejik ve ekonomik çıkarlarının ortak hareket gerektiren bir alan hâline geldiğini ifade etti.

Deniz taşımacılığında veya enerji akışında uzun süreli bir kesintinin etkilerinin güvenlik alanının ötesine geçeceğini belirten kaynak, bunun Süveyş Kanalı’ndaki gemi trafiğine büyük ölçüde bağımlı olan Mısır ile petrol ihracatı ve uluslararası ticarete bağlı Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri açısından ekonomik sonuçlar doğuracağını kaydetti.

İstişarelerde bölgenin kapsamlı bir çatışmaya sürüklenmesini önleme yollarının da görüşüldüğü ve bunun gerilimi sınırlamak amacıyla daha geniş bir Arap diplomatik hareketliliğine zemin hazırlayabileceği belirtildi.

Tırmanışa alternatifler aranıyor

Diplomatik kaynak, ziyaret sonrasında yapılan Mısır açıklamasında iki ülke arasındaki artan koordinasyona dikkat çekilmesinin, Suudi Arabistan’ın Husi saldırılarına karşı tek başına askerî harekete yönelmediğine işaret ettiğini değerlendirdi.

Şehirleri, tesisleri, enerji altyapısını ve deniz ulaşımını korumanın ciddi bir maliyet oluşturduğunu belirten kaynak, devam eden çatışmaya alternatifler veya gerilimi düşürecek seçenekler üzerinde çalışılabileceğini söyledi.

Bununla birlikte kaynak, Mısır ile Suudi Arabistan arasındaki görüşmelerin Husilerle doğrudan bir Mısır arabuluculuğu arayışı anlamına gelmediğini, bölgedeki diğer aktörlerle koordinasyon içinde gerilimi sınırlayabilecek seçeneklerin araştırıldığını vurguladı.

Muhammed bin Selman, Kahire’den ayrılmasının ardından Sisi’ye gönderdiği teşekkür mesajında, ziyaret ve görüşmelerin Riyad ile Kahire arasındaki ilişkilerin sağlamlığını ve tüm alanlarda iş birliğini güçlendirme yönündeki ortak iradeyi ortaya koyduğunu belirtti.

Sisi’den İran’a gerilimi düşürme çağrısı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, 13 Eylül’de Yeni Delhi’de düzenlenen 18. BRICS Zirvesi kapsamında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya geldi.

Sisi görüşmede İran’a gerilimi düşürme çağrısında bulunarak Arap ülkelerine yönelik saldırıların durdurulması gerektiğini ifade etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığına göre Sisi, bu yaklaşımın iyi komşuluk ilkelerinin korunması ve bölge halkları arasındaki tarihî ve kültürel bağların güçlendirilmesi açısından gerekli olduğunu söyledi.

Sisi ayrıca İran’ın gerilimi azaltmak ve krize kapsamlı, sürdürülebilir ve barışçıl bir çözüm bulunmasını sağlamak için mümkün olan çabayı göstermesi yönündeki beklentisini dile getirdi.

Sisi, Mayıs 2026’da Pezeşkiyan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde de İran’a esneklik gösterme, yanlış hesaplamalardan kaçınma ve diplomatik sürece yeterli fırsat tanıma çağrısı yapmıştı.

Kahire-Tahran hattında temaslar arttı

Mısır ile İran arasındaki diplomatik ilişkiler 1979’da kesildi. İki ülke, 11 yıl sonra maslahatgüzar seviyesinde diplomatik temsili yeniden başlattı.

Son üç yılda Mısırlı ve İranlı yetkililer, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla çeşitli temaslarda bulundu. İran yönetimi de Mayıs 2023’te Dışişleri Bakanlığına Mısır ile ilişkileri geliştirmek için gerekli adımların atılması talimatını verdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de birden fazla kez Kahire’yi ziyaret ederek Sisi ve üst düzey Mısırlı yetkililerle görüştü. Erakçi ayrıca Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati ile temaslarını sürdürdü.

Bölgesel gerilime karşı ortak tutum arayışı

Mısırlı bir siyasi analiste göre Husi saldırılarının artmasının ve Sisi-Pezeşkiyan görüşmesinin ardından yaşanan Mısır-Suudi hareketliliği, mevcut gerilimin genişlemesine karşı çıkan ortak bir Arap tutumunun ortaya çıkmasına işaret ediyor.

Analist, verilen mesajın öncelikle Husilere ve onları destekleyen taraflara yönelik olduğunu belirterek Babülmendep Boğazı’nın askerî baskı aracı olarak kullanılmasının ve deniz ulaşımının tehdit edilmesinin etkilerinin Yemen ve Suudi Arabistan sınırlarını aşarak bölge ülkelerinin çıkarlarına ve küresel ekonomiye uzanacağını ifade etti.

Aynı zamanda İran ile Yemenli ve bölgesel aktörlerle dolaylı temaslara ve gerilimi düşürmeye alan açılmasının beklendiğini belirten analist, bunun Babülmendep Boğazı’nın açık bir bölgesel cepheye dönüşmesini önlemeyi amaçladığını söyledi.

Eski Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa da Muhammed bin Selman’ın Mısır ziyaretini memnuniyetle karşıladı.

Musa, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Mısır ile Suudi Arabistan arasındaki yakınlaşma ve koordinasyonun bölgedeki koşullar nedeniyle giderek daha önemli hâle geldiğini belirtti.

Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik saldırıların yanı sıra Lübnan, Suriye, Batı Şeria, Gazze ve Kudüs’te yaşanan gelişmeler ile Kızıldeniz ve bölgedeki deniz ulaşımına yönelik artan tehditlerin açık ve etkili bir Arap tutumunu gerekli kıldığını ifade eden Musa, Mısır ile Suudi Arabistan’ı Arap sisteminin iki temel ülkesi olarak nitelendirdi.

Musa, iki ülke arasındaki yakın koordinasyonun Arap güvenliğini ve çıkarlarını koruyacak kapsamlı bir siyasi hareketlilik açısından gerekli olduğunu savundu.

 

Kaynak: ArabicPost