Lübnan'da Genel Af: Krizleri Sıfırlamak ve Şam ile Güven İnşa Etmek İçin Yeni Bir Kapı
18.08.2026 - 16:55 | Son Güncellenme: 18.08.2026 - 17:27
"Genel Af Kanunu" dosyası, Lübnan'da onlarca yıl boyunca mezhepsel dengeler ve hassas güvenlik kaygılarıyla iç içe geçmesi nedeniyle karmaşık bir siyasi ve hukuki sorun olmaya devam etti.
Ne var ki bu kanuna daha geniş bir perspektiften bakıldığında, onun yalnızca cezaevlerindeki aşırı kalabalığı gidermekten ibaret bir düzenleme olmadığı görülmektedir. Özellikle Esed rejiminin çöküşünün ve Ahmed Şara'nın iktidara gelişinin ardından, söz konusu kanun Lübnan-Suriye ilişkilerinde yeni bir sayfa açmak için stratejik bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Lübnan cezaevleri, aralarında yüzlerce Suriyeli ve Lübnanlının da bulunduğu binlerce tutukluya ait dosyaları barındırmaktadır. Bu kişiler, Suriye Devrimi'nin yarattığı olaylar ve çatışmalar ile bunların Lübnan iç siyasetine yansımaları bağlamında çeşitli suçlamalarla yargılanmaktadır. Adil ve hızlı yargılamalar yapılmaksızın bu dosyaların askıda bırakılması, iki taraf arasında öfke ve güvensizlik duygularını körüklemeye devam etmiştir. Öte yandan devrik Suriye rejiminin, Lübnan'daki bazı müttefikleri aracılığıyla yargıyı Suriye Devrimi yanlılarını bastırmak amacıyla araçsallaştırması, bugün artık görmezden gelinmesi mümkün olmayan derin mağduriyetler doğurmuştur. İki ülke arasında yeni bir ilişki döneminin kapıları aralandığı şu günlerde, meclisin yakın zamanda kabul ettiği kanun gibi iyi düşünülmüş bir genel af, uzun süredir kapanmayan dosyaları kapatmaya ve geçmiş yılların güvenlik ile siyasi artıklarını tasfiye etmeye önemli katkı sunacaktır.
Bu bağlamda Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın olağanüstü cesareti öne çıkmaktadır. Avn, bu tür adımları kararlılıkla destekleyerek ülkenin çıkarlarını ve toplumsal barışı dar hesapların önünde tutan bir devlet adamı olduğunu kanıtlamıştır. Cumhurbaşkanı Avn'ın "Genel Af Kanunu"nu sahiplenmesi ve siyasi ile insani mayınları temizleme kararlılığı, yalnızca Lübnan'ın iç bütünleşmesini değil, dürüstlük ve basiretli diplomasi temelinde dengeli bölgesel ilişkiler kurulmasını da hedefleyen ileri görüşlü bir vizyonun yansımasıdır.
Tutuklu dosyası, başta Kuzey Lübnan, Bekaa ve komşu Suriye bölgelerindeki tutuklu aileleri olmak üzere sınırları aşan halk ve insani gerilimlere sıkı sıkıya bağlıdır. Bu sorunların yasal düzenlemeler yoluyla ele alınması, toplumsal güvenin yeniden inşası için bir kapı aralamakta ve mezhepsel ile siyasi kutuplaşmanın fitilini söndürmektedir; zira bu kutuplaşma, uzun yıllar boyunca çıkar çatışmalarında ve tırmandırma politikalarında bir araç olarak kullanılmıştır.
Gözden Kaçmasın
Genel affın kabulü, Beyrut ile Şam arasındaki resmi ve güvenlik ilişkilerinin siyasi şantaj dosyalarından ve baskı unsurlarından uzak, "devletten devlete" bir zemine oturtulmasının önünü açmaktadır. Bu düzenleme, Lübnan'da yıllarca yargılanmayı bekleyen yüzlerce Suriyeli tutuklu için somut bir çözüm sunmakta; iki ülke arasında imzalanan Suriyeli mahkûmların nakline ilişkin anlaşma çerçevesinde yakın zamanda Suriye'ye iade edilen ve hâlâ çeşitli Suriye cezaevlerinde tutulmaya devam eden Suriye Devrimi kaynaklı mahkûmiyetlerin mağdurları için de kabul edilebilir bir çıkış yolu oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra yargı anlaşmalarının canlandırılmasını ve mahkûmların yerleşik resmi çerçeveler dahilinde iadesini de güçlendirmektedir.
Sonuç olarak Genel Af Kanunu'nun kabulü, cezaevlerindeki ağır gerçekliği gidermek için yapılmış bir iç uzlaşıdan ibaret değildir. Bu adım, gerilimin bir sayfasını kapatmak ve ortak çıkar ile sürdürülebilir bölgesel iş birliği temelinde, coğrafya, tarih ve karşılıklı çıkarlarla birbirine bağlı iki komşu ülke arasında dengeli ve istikrarlı ilişkiler kurmak için atılmış cesur bir adımdır.
Kaynakça : Syria TV