Lübnan: Kırılgan Ateşkesin Sonunda Ufukta Görünen İsrail ile Savaş
11.01.2025 - 12:58 | Son Güncellenme: 20.05.2025 - 13:21
Lübnan’daki Hizbullah ile İsrail arasında 27 Kasım’da ateşkes anlaşması yürürlüğe girmesine rağmen, İsrail işgal ordusu yaklaşık 44 gündür ateşkesi ihlal etmeye devam ediyor.
Söz konusu ateşkes anlaşması, Lübnan’ın güneyinde yalnızca Lübnan ordusunun silah taşıma veya güç konuşlandırma yetkisine sahip olmasını, silah ve silahla ilgili malzeme üreten yetkisiz tüm tesisler kaldırılmasını ve izinsiz silahlara el konulmasını öngörüyor.
Anlaşma ayrıca Hizbullah ve Lübnan topraklarındaki diğer silahlı grupların İsrail’e karşı herhangi bir saldırı gerçekleştirmemesini, buna karşılık İsrail’in de Lübnan’daki kara, hava ve deniz hedeflerine karşı herhangi bir saldırıda bulunmamasını içeriyor.
Aynı zamanda, İsrail’in Lübnan’daki güçlerini kademeli olarak 60 güne kadar bir süre içinde çekmesi de gerekiyor.
Bu maddelerin açıklığına rağmen, İsrail’in devam eden ihlalleri ve tarafların tüm maddeleri uygulama konusunda ne kadar kararlı oldukları konusundaki soru işaretleri ışığında, anlaşmanın pratikte uygulanabilirliği hala şüpheli olarak görülüyor.
Lübnan’daki durum
İsrail merkezli Kanal 12’nin haberine göre politikacı ve gazeteci Ofer Shelah, kapsamlı bir bölgesel eylemin olmaması nedeniyle Lübnan’daki çözümü kırılgan hale geldiğini söyledi.
Shelah, İsrail ordusunun sınırın kuzeyinde uzun vadeli bir “güvenlik bölgesinde” kalmaktan bahsettiğine de dikkat çekti.
Diğer taraftan İsrail medyası, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun bazı birlikleri Lübnan’ın güneyindeki bölgelere konuşlandırma niyetinde olduğunu bildirdi.
Kanal 12’de yer haberde, İsrail işgal ordusunun kararlaştırılan sürenin ötesinde de Lübnan’da kalabileceği iddia edildi.
Buna gerekçe olarak da, Lübnan ordusunun kendisinden beklenen hızda çalışmaması ve İsrail’in de kontrolü tam olarak sağlayamadığı bir bölgeyi terk etmeye hazır olmaması gösterildi.
Güvenlik ve siyasi gerilimler
Lübnanlı uluslararası ilişkiler uzmanı ve siyasi analist Amine Kammourieh konuya ilişkin Fokus Plus’a yaptığı açıklamada, Lübnan’ın güneyinde 27 Kasım’dan bu yana yaşananların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1701 sayılı kararının açık bir ihlali olduğunu söyledi.
Kammourieh, bu ihlallerin İsrail’in yeni bir saldırganlığını ve Lübnan topraklarının bir nevi işgalini temsil ettiğini vurguladı.
Siyasi analist, İsrail’in operasyonlarının yıkım ve yerinden etmelerin yanı sıra “yakılmış toprak” politikasını ve sürekli hava ihlallerini içerdiğini belirtti.
Kammourieh, 1701 sayılı kararın uygulanmasını izlemekle görevli uluslararası komitenin bu ihlallere karşı kararlı bir tavır alması gerektiğini vurguladı.
İsrail’in, Lübnan’dan çekilme söylemlerine rağmen, kuzeydeki evlerine dönemeyen Yahudi yerleşimcilere güvence vermek ya da sınır belirleme müzakerelerinde Lübnan topraklarını baskı kartı olarak kullanmak için bazı sınır bölgelerini elinde tutarak yeni bir sınır şeridi oluşturmayı amaçladığını ekledi.
Kammourieh, İsrail’in çekilmesinin dönem sonuna kadar tamamlanmaması halinde Lübnan’ın yeni bir güvenlik ve siyasi gerilim dönemine tanık olacağını da söyledi.
İşgalin devam etmesinin sonuçları
İsrail işgalinin devam etmesi halinde, bunun siyasi eğilimleri ne olursa olsun tüm Lübnanlılar tarafından reddedileceğini vurgulayan Kammourieh, Lübnan anayasası ve uluslararası yasaların işgale karşı direniş hakkı tanıdığını ifade etti.
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın partinin destekçileri üzerindeki baskılara ilişkin yaptığı açıklamalara dikkat çeken Kammourieh, “Bu durum, mevcut durumun nedenleri ve İsrail işgaline karşı sessizliğin ne ölçüde kabul edilebilir olduğuna dair soruları gündeme getirmektedir” dedi.
Bölgesel etkiler
Lübnan krizinin, ülkenin istikrarına gölge düşüren Suriye’deki karmaşıklıklarla iç içe geçtiğini söyleyen Kammourieh şunları ekledi:
“İsrail’in Lübnan’ın güneyi, Golan Tepeleri ve Hermon Dağı’nı işgalinin devam etmesi Lübnan’ın güvenliğini tehdit ediyor ve ülkenin geleceği konusunda endişelere yol açıyor.”
Kammourieh, Lübnan’da yeni bir cumhurbaşkanı seçilmesinin istikrarı sağlamak için yeterli olmayacağını söyledi.
Ülkede istikrarın sağlanması için anayasal kurumları yeniden inşa edebilecek bir hükümetin kurulması, İsrail’in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesi, Suriye’de istikrarın sağlanması ve Lübnan ile Arap komşuları arasında güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Gelecek senaryoları
Lübnanlı askeri uzman Hişam Cabir ise, İsrail’in ihlallerinin ateşkes süresinin sonuna kadar devam edeceğini ve bunun da üç senaryoya kapı açtığını söyledi.
Fokus Plus’a konuşan Cabir, “İlk senaryo, İsrail’in sürenin dolmasının ardından ihlallerini durdurması ve işgal ettiği köyler, özellikle de sınır köyleri üzerindeki kontrolünü sürdürmesidir” dedi.
İkinci senaryonun, düşük bir olasılık olan kısmi ve eksik bir geri çekilme olduğunu dile getiren Cabir, açıklamasını şöyle sürdürdü;
“Üçüncü ve en tehlikeli senaryo ise İsrail’in ihlallerine ve Lübnan topraklarını işgal etmeye devam etmesi ve Hizbullah’ın bu ihlallere pusu ve baskın gibi askeri operasyonlar yoluyla bir direniş stratejisi benimseyerek karşılık vermesidir.”
Bu durum, İsrail’in özellikle Litani’nin kuzeyindeki Hizbullah unsurlarını hedef almaya devam etmesi halinde bölgede yeni bir çatışmanın fitilini ateşleyecek.
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırısı, aralarında çok sayıda çocuk ve kadının da bulunduğu 4 bin 63 kişinin ölümüne, 16 bin 663 kişinin yaralanmasına ve yaklaşık 1.4 milyon kişinin yerinden edilmesine neden oldu.
On yıllardır Lübnan, Filistin ve Suriye topraklarını işgal altında tutan İsrail, bu topraklardan çekilmeyi ve 1967 öncesi sınırlar üzerinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulmasını reddediyor.