İsrail "Yeni Suriye"den Ne İstiyor?

İran ve Hizbullah ile bağlarını koparan Suriye'deki yeni dönemi fırsat olarak gören İsrail çevreleri, ABD'nin yaptırımları kaldırmasını desteklerken Tel Aviv'i uyarıyor: Somut güvenlik garantileri alınmadan stratejik mevzilerden çekilmemeli ve İran'ın boşalttığı alanın Türkiye tarafından doldurulmasına izin verilmemeli.
israil-22yeni-suriye-22den-ne-istiyor.png

02.09.2026 - 10:09  |  Son Güncellenme:  02.09.2026 - 10:20

İsrail'in yarı resmî çevrelerindeki tutumların büyük çoğunluğu ve araştırma merkezleri ile uzmanlardan çıkan analizlerin neredeyse tamamı, Suriye'nin tarihinin yeni bir sayfasını açtığı konusunda hemfikir. Bu değerlendirme, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Suriye'yi "terörü destekleyen ülkeler" listesinden resmen çıkardığını açıklamasını da meşrulaştırıyor. Söz konusu adım; daha iyi ekonomik koşulların oluşturulması, Suriye'nin küresel ekonomiye entegrasyonu ve ülkede güvenlik, istikrar ile refahın pekiştirilmesi açısından olumlu ve zorunlu bir hamle olarak değerlendiriliyor. ABD, Suriye'yi 1979'da Lübnan iç savaşına müdahalesi ve Filistinli silahlı gruplara verdiği destek gerekçesiyle bu listeye almıştı. Bu süreçte, aralarında İsrail'e yakın ortakların da bulunduğu pek çok ülkenin Suriye'nin yeniden yapılanmasına ve hedeflerine ulaşmasına destek vermesinin beklendiği de vurgulanıyor. Suriye'nin hâlâ güvenlik sorunlarını çözmesi, devlet kurumlarını yeniden inşa etmesi ve Dürziler ile Kürtlerle yaşadığı krizleri aşması gerekiyor. Bazı analistler, yakında gelmesi beklenen ekonomik can simidinin bu zorlukların hafifletilmesine de katkı sağlayabileceğini öne sürüyor; nitekim bir araştırmacı, "Şam'ın dağıtabileceği daha fazla havucu olacak" diye yazdı.

İsrail'deki bu yaklaşımlara göre Suriye, yeni bir sayfa açıyor olarak görülmeyi "hak etti"; zira ülke, İran'dan Irak üzerinden Lübnan sınırına uzanan "kara köprüsü" boyunca taşınan İran silah sevkiyatlarını engelledi ve Suriye topraklarındaki Hizbullah lojistik ağını aktif biçimde çökertmek için çalıştı. Ayrıntılara bakıldığında, Suriye güvenlik güçlerinin Irak sınırındaki Tenef kapısında büyük çaplı bir İran silah sevkiyatını ele geçirdiği görülüyor: Söz konusu silahlar, Banyas rafinerisine giden bir petrol tankerinin içine gizlenmişti ve nihai hedefleri Lübnan'daki Hizbullah'tı. Bunun yanı sıra, aynı Irak güzergâhı üzerinden İran destekli milislerin kontrolündeki silah depolarından kaçakçılıkla geçirilen Grad roketleri, uzun menzilli füzeler ve gelişmiş insansız hava araçlarından oluşan ayrı bir sevkiyat da müsadere edildi.

İsrail'in perspektifinden bakıldığında, İran'a ve dolayısıyla Hizbullah'a karşı bu tutum; Tel Aviv'in değerlendirmesine göre bölgesel gerginliklerin tırmanmasıyla birlikte giderek sertleşen bir Suriye eğilimini yansıtıyor. Bir İsrail araştırma merkezinin durum değerlendirme belgesine göre Şam'daki geçiş hükûmeti, ilk günlerinden itibaren Tahran'dan bilinçli olarak uzaklaşma politikası izledi; bu durum ise İran'ın Suriye'ye yönelik tehditler savurmasına yol açtı. Tüm bu tablo, İsrail'in Şam ile köklü biçimde farklı bir ilişki kurması gerektiği sonucunu doğuruyor.

Ne var ki bu sonuç, şu hususa da özellikle dikkat çekiyor: İsrail, yalnızca vaatler karşılığında Suriye toprakları içinde işgal ettiği stratejik değer taşıyan mevzilerden çekilmemeli. Bunun yerine, bu bölgelerden her türlü çekilme; silahsızlandırma, düşman kuvvetlerin konuşlanmasının önlenmesi ve yabancı askerî varlığa ilişkin güvenilir güvenceler gibi uygulanabilir güvenlik düzenlemelerine bağlı olmalı. Öte yandan İsrail, yaşananları iki ülke arasında istikrarlı ve uzun soluklu bir stratejik ittifakın habercisi olarak da yorumlamamalı. Suriye'deki yeni yönetim iç açıdan hâlâ kırılgan, ordusu birbiriyle rekabet eden silahlı oluşumlardan meydana geliyor, mezhepsel gerilimler çözüme kavuşturulamamış durumda; üstelik Türkiye askerî ve siyasi varlığını hızla genişletiyor. Bu nedenle İsrail, gelişmeleri yakından izlemeli ve yalnızca ılımlı açıklamalar karşılığında Şam'a taviz vermekten kaçınmalı. Her İsrail tavizinin, somut ve doğrulanabilir Suriye taahhütleriyle eşleşmesi şart.

Bunlara ek olarak, İsrail'in şunu açıkça ortaya koyması gerektiği de vurgulanıyor: İran'ın askerî nüfuzunun yerini Türk askerî varlığının alması, kabul edilemez bir stratejik sonuçtur. Yeni politika belgelerinden birinde ifade edildiği üzere İsrail'in hedefi, "İran ile Hizbullah'ın topraklarını kullanmasını engelleyen, azınlık topluluklarına saygı gösteren ve başka bir bölgesel gücün ileri askerî üssüne dönüşmeyen istikrarlı bir Suriye"nin varlığı olmalı.

Kaynak: Al-Araby Al-Jadeed