İsrail Neden 60 Bin Tahkimat Delici Bombanın Peşinde?
22.09.2026 - 16:31 | Son Güncellenme: 22.09.2026 - 16:31
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin aldığı karar, her biri bir ton ağırlığında olan 60 bin adet ağır bombanın İsrail'e gönderilmesine izin verecek. Şimdiye kadar yapılmış en büyük silah anlaşmalarından biri sayılan ve 2,8 milyar dolar değerindeki bu anlaşma, Tel Aviv'in hayati gördüğü mühimmat stokunu yeniden dolduracak. Söz konusu bombalar, işgal ordusunun bunları Gazze Şeridi'nde yoğun nüfuslu bölgelerde geniş çapta kullanması, hatta sivilleri "güvenli" olduğunu iddia ederek bu bölgelere yönlendirmesi nedeniyle, eski Başkan Joe Biden yönetimi ile İsrail arasında ciddi bir gerilim kaynağı olmuştu.
Washington'da İsrail'e verilen askeri yardımlara yönelik muhalefetin giderek büyüdüğü bu dönemde, analistler ABD hükümetinin finanse ettiği bu büyüklükte ağır bomba anlaşmasının, gelecekteki siyasi değişimlerin bu tür sevkiyatları imkânsız hale getirmesinden önce yönetimin İsrail'in stoklarını güçlendirme girişimini yansıtabileceğini değerlendiriyor.
İsrail, 20 bin adet "MK-84" tipi bomba ile 20 bin adet "BLU-117" tipi bombayı teslim alacak. Her biri yaklaşık bir ton ağırlığındaki bu iki bomba türü neredeyse birbirinin aynısı. Uzmanlara göre bu bombalar kullanımda büyük esneklik sunuyor; yer üstünde patlayarak her yönde bin fite kadar uzanan bir alana şarapnel saçacak şekilde ayarlanabildikleri gibi, yer altında patlamaları için gecikmeli tapa da takılabiliyor. Ayrıca üzerlerine güdüm kitleri monte edilerek uzak mesafelerden hedefleri hassas biçimde vurabiliyorlar. Bir tonluk bu bombaların açtığı kraterlerin derinliği 50 fite, yani 15 metreden fazlasına ulaşabiliyor.
"MK-84" ve "BLU-117" tipi 40 bin bombaya ek olarak İsrail, toprak, kaya veya beton gibi yüzeyleri deldikten sonra gecikmeli olarak patlayan "I-2000" tipi 20 bin adet delici savaş başlığı da alacak. Bir Amerikalı yetkiliye göre bu başlıklar da birer ton ağırlığında; ancak kabukları daha kalın ve ağır olduğundan, "MK-84" ve "BLU-117" bombalarına kıyasla çok daha az miktarda patlayıcı madde taşıyor.
Büyük silah anlaşmaları genellikle dış politikadan sorumlu dört kıdemli Kongre üyesi tarafından gayriresmi bir incelemeden geçirilir: Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı, komitedeki azınlık partisinin kıdemli üyesi ve Senato Dış İlişkiler Komitesi'ndeki en üst düzey iki üye.
New York'tan Demokrat Temsilci Gregory Meeks, Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi'nde Demokratların kıdemli üyesi olarak, Çarşamba günü önerilen anlaşmaya bir "blok" koyduğunu açıkladı ve bombaların Gazze Şeridi ile Lübnan'da yoğun nüfuslu bölgelerde kullanılma ihtimaline dair endişelerine dikkat çekti. Bu tür adımlar, Kongre'nin yürüttüğü gayriresmi inceleme sürecinin bir parçası olup mutlaka bağlayıcı değil. Meeks'in koyduğu bu engel, ABD yönetiminden açıklama istenmesine ya da anlaşmada değişiklik yapılmasının talep edilmesine imkân tanıyor; ancak anlaşmanın geçmesini kesin olarak engelleme yetkisi vermiyor.
Trump yönetiminin Meeks'in itirazını aşarak Kongre'ye anlaşmayı resmen bildirmesi halinde, yasa koyucuların bunu yasal yollarla engellemeye çalışmak için 15 günü olacak. Bu da hem Temsilciler Meclisi hem de Senato'nun desteğini alan ortak bir kararın kabul edilmesini gerektirecek. Senato'daki bazı Demokrat üyeler, anlaşma ilerlerse bu yönde harekete geçeceklerini açıkladı.
Biden ve Trump yönetimleri daha önce de acil durum yetkilerine başvurarak İsrail'le yapılan silah anlaşmalarında Kongre incelemesini atlatmıştı. Biden yönetimi bu yetkileri Aralık 2023'te iki kez kullanmış, Trump yönetimi ise 2025'te İsrail'e ek silah sevkiyatlarını hızlandırmak için bu yola başvurmuştu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da benzer anlaşmaları ilerletmek için defalarca acil durum yetkilerini kullandı. Mart ayında Kongre, aralarında aynı türden bir ton ağırlığındaki 35 binden fazla bombanın da bulunduğu, İsrail'e 4 milyar dolar değerinde silah gönderilmesi konusunda atlatılmıştı.
İsrail'e 2,8 milyar dolarlık ABD silahları, oldukça yıkıcı bombaları da içeriyor
ABD iç siyaseti açısından bakıldığında, 2,8 milyar dolar değerindeki bu satın alma anlaşması, Pentagon'un dış askeri satışlara ayrılan bütçesinden finanse ediliyor. Bu da paranın pratikte Amerikan vergi mükelleflerinden işgal ordusuna, oradan da Amerikan mühimmat üreticisi şirketlere aktığı anlamına geliyor.
Bu bombaların kullanımına yönelik eleştiriler ise, soykırım savaşı sırasında İsrail'in "güvenli" ilan ettiği yoğun nüfuslu bölgeleri bu bombalarla hedef almasıyla ilgili. Durum öyle bir noktaya vardı ki bu uygulama neredeyse kalıcı hale geldi; "New York Times" gazetesinin Aralık 2023'te yayımladığı bir araştırma, işgal ordusunun sivilleri güvenliklerini korumak iddiasıyla yönlendirdiği Gazze'nin güneyindeki bir bölgede, her biri en az 40 fit genişliğinde 208 krater tespit etti.
Mühimmat uzmanları, ABD kuvvetlerinin bu büyüklükteki bombaları yoğun nüfuslu bölgelerde neredeyse hiç kullanmadığını belirtiyor; Amerikalı subaylar da bu bombaların şehir içi çatışmalar için uygun olmadığını doğruluyor. Vietnam Savaşı'ndan bu yana ABD kuvvetleri bir tonluk bombaları yalnızca sınırlı ölçüde kullandı; İsrail ise bunları çok daha yoğun bir şekilde kullanıyor.
Bir tonluk bombalar, Mayıs 2024'te Biden ile işgal hükümeti başkanı Binyamin Netanyahu arasında bir anlaşmazlık konusu haline gelmişti; eski ABD Başkanı, İsrail'i çok sayıda yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Refah kentine saldırmaktan caydırmak amacıyla 1.800 bombayı içeren bir sevkiyatı askıya almıştı. Ancak İsrail buna rağmen Refah'a saldırdı ve kentin büyük bölümünü yerle bir etti. Beyaz Saray, Trump döneminde, 2025'te görevi devraldıktan birkaç gün sonra bu bomba sevkiyatını serbest bıraktı.
Vance: Dış politikamızın İsrail'in hizmetinde olmasına izin vermeyeceğiz
Demokrat Senatör Chris Van Hollen, "Trump, Amerikan vergi mükelleflerinin ödediği 2,8 milyar dolarlık bombaları, aranan bir savaş suçlusunun başında bulunduğu bir hükümete gönderiyor" diye yazdı ve şunu ekledi: "Bu, Netanyahu Gazze'yi bombalamayı sürdürürken ve kendi döneminde öldürülen Amerikalılara adalet sağlanmasını engellerken gerçekleşiyor. Bu, 'Önce Amerika' sloganıyla nasıl bağdaşıyor? Bu anlaşmayı durdurmak için çalışacağız." Demokrat Senatör Jeff Merkley de eleştirilere katılarak anlaşmaya yanıt olarak "Kesinlikle hayır" ifadesini kullandı.
Demokrat Temsilci Betty McCollum, silah transferini "utanç verici" olarak nitelendirerek Kongre'yi anlaşmayı durdurmaya çağırdı. "Bombaları Durdur Yasası"nı sunan Temsilci Delia Ramirez ise, "ABD'de üretilen ve tedarik edilen bombalar Filistin'de çocukları öldürmeye devam ediyor" dedi ve şunu ekledi: "Ne bir dolar daha, ne bir bahane daha, ne de bir bomba daha." "J Street" örgütünün başkanı Jeremy Ben-Ami de anlaşmayı eleştirerek, "Gazze, iki bin librelik bombalarla yeniden inşa edilemez" dedi.
Eleştiriler Demokratlarla sınırlı kalmadı; Cumhuriyetçi Parti'nin izolasyonist kanadına yakın olan gazeteci Tucker Carlson, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile yardımcısı David Milstein'ı anlaşmanın ilerletilmesinden sorumlu tutarak "X" platformunda "Bunu ancak halk öfkesi durdurabilir" diye yazdı.
Anlaşma ABD-İsrail ilişkileri hakkında neyi ortaya koyuyor?
Trump ile Netanyahu arasındaki ilişkinin sürekli iniş çıkışlar yaşadığı bir dönemde, bu büyüklükte bir ağır bomba anlaşmasının ilerletilmesinin siyasi boyutları göz ardı edilemez. İşgal ordusunun eski istihbarat şefi Amos Yadlin, bu silah anlaşmasının İsrail'in düşmanlarına önemli bir mesaj verdiğini; ABD'nin hâlâ İsrail'in yanında durduğunu gösterdiğini savunuyor ve şöyle ekliyor: "Bu, bazı anlaşmazlıklar olsa bile ABD'nin İsrail'in temel güvenliği söz konusu olduğunda hâlâ çok güçlü bir müttefik olduğunu gösterme yolu."
Kaynak: Al-Araby Al-Jadeed